Hangisi Malatya Kayısısı?!

Orhan ALKAYA
Oalkaya44@hotmail.com

Malatya yine bir kayısı sezonuna giriyor. Heyecanla ve telaşla turfanda çıkan kayısılar toplanarak satışa sunulmaya çalışılıyor. Özellikle hediyelik kayısı denince ilk akla gelen Hasanbey kayısı çeşidimiz akla geliyor. Son yıllarda bu çeşidimizin üretimi azaldığı için kaba aşı çeşidimiz sofralık veya hediyelik olarak yoğun bir şekilde satılıyor. Bu çeşit gösterişli ve oylumlu olmasına rağmen hasat sonrası çabuk renk ve doku değişimine uğradığı için aslında yurtiçi ve yurtdışı ulaşıma çok fazla uygun değil. 

Şu günlerde ülkemizin özellikle batı bölgelerinde başta İstanbul, İzmir Ankara olmak üzere pazarlarda ve manavlarda Malatya Kayısısı adı altında İzmir Menemen, Afyon, Eskişehir, Isparta Senirkent, Maraş, Iğdır da üretilen birçok kayısı türü satılıyor. Öyle ki ilimizde henüz kayısı sararmamışken bile buralarda Malatya Kayısısı denerek satılıyor. Tat ve aroma açısından Malatya Kayısısı ile hiçbir benzerliği olmayan kayısılar ne yazık ki tüketicinin damak tadında yanlış bir algı yaratıyor. Aynı zamanda haksız kazanç sağlanıyor. 

Yüzyıllar boyu bu coğrafyanın güneşinin ve toprağının imbiğinden süzülüp gelen Malatya Kayısısının lezzet ve aroması çoğu yabancı patentli tatsız, tuzsuz kayısılar karşısında haksız ve hileli bir rekabete maruz kalıyor. Coğrafi işaret belgesi almış olmasına rağmen bu marka değerinin ulusal ve uluslararası pazarlarda korunması için gerekli yasal kurumsal ve fiziki kontrol mekanizmalarının olmaması nedeni ile ortalık tam bir çıfıt çarşısını andırmaktadır (bakınız İstanbul pazarları.) 

İşin acı tarafı herhangi bir şekilde Malatya’ya getirilip yetiştirilmiş Iğdır veya ne idüğü belirsiz ancak bu topraklarda yetiştiği için Malatya kaysısı adıyla sezon başlamadan kısa bir süre de olsa Malatya ve civarında bile “bizim kayısımız” diye satılmasıdır.

Malatya kayısısının bu hileli satış ve haksız rekabete karşı korunması için harekete geçmesi gereken yerel kamu ve meslek kuruluşları, yani Ticaret Borsası, Ticaret ve Sanayi Odası, Ziraat Odası ile Tarım, Maliye ve Ticaret Bakanlıklarının ilgili birimleri olayı seyretmekle yetiniyorlar.

Ne bir sevk belgesi ne bir hal belgesi ne bir fatura olmadan satışa sunulan bu ürünleri, bu belgeler sorulmadığı için, isteyen istediği isimle satabilmektedir. Bu usulsüzlüğe karşı durması gereken kamu kurumlarının, siyasi ve sivil toplum kuruluşlarının “mırıldanmadan” öteye gitmeyen bir tavır sergilediğini görebiliyoruz. 

Ne yazık ki bu ilgisiz ve duyarsızlığın yarattığı başıboşluk, ileride acısını ve zararını daha çok hissedeceğimiz sonuçlara yol açacaktır. Malatya Kayısının tat ve aroma değeri ve marka değeri örselenecek, yaralanacak ve tüketici nezdinde düşük ve değersiz bir damak tadı oluşacaktır. Bu durum ileride bizim pazarlama ve satış olanaklarını oldukça kısıtlayacaktır. 

Kaldı ki bu hileli satış ilk defa bu yıl yapılmıyor. Yıllardan beri yapılan bu haksız satış var idi. Ancak yıllar içerisinde ilgili kurum ve kuruluşların ilgisiz ve vurdumduymaz tavırları, giderek haksız satışları cesaretlendirdi ve yaygınlaştırdı. Diğer yandan ülkemizin birçok yerinde gittikçe artan kayısı üretimi de bu alanın daha da genişlemesine yol açtı. 

Burada söylenenlerden “diğer bölgelerde kayısı üretimi ve satışları yapılmasın” anlamı çıkarılmamalıdır. Aksine birçok bölgede çeşitli kayısı türleri yetiştirilmeli; yurt içi ve yurt dışı pazarlara sunulmalıdır. Çeşitlilik ve rekabet ülkemiz tarımı açısından bir zenginlik demektir. Ancak bu yapılırken Malatya kayısısı marka değeri, tadı ve aroması titizlikle korunmalı ve tüketicinin yanıltılması engellenmelidir. İşte ancak böyle dürüst ve açık bir rekabet ortamında Malatya kayısısının gerçek değeri daha çok ortaya çıkacaktır.

Bu noktada Malatya kayısısının geleneksel lezzet ve aromasının bilimsel ve gastronomik açıdan bir tanımlanması yapılması zorunluluğu ortaya çıkmaktadır. Öyle ya öve öve bitiremediğimiz kayısımızın fiziki kimyasal ve genetik açıdan temel özelliklerini somutlaştıracak tanımlar ve belirlemeler yapılmalı, asgari düzeyde de olsa bir Malatya kayısısı kavramının içi doldurulmalıdır. 

Öyle ya Malatya kaysısı nedir? 

Bunun bir tarifi olmalıdır.  Tabiî ki bu konu ilimiz üniversitelerinin gıda, ziraat, kimya fakültelerinin ve araştırma enstitülerinin öncülüğünde yapılmalıdır. Malatya Kayısısı tanımına girecek türler ve isimleri belirlenmeli ve bu türlerin dışındaki kayısıların kaysımızın marka değerini düşürmesine izin verilmemelidir.

Sonuç olarak bu topraklarda yüzlerce yılın emeği ile oluşan ürünümüze daha fazla zarar verilmemesi için yaş kayısı alanındaki bu başıboşluğa ve karmaşaya son verilmelidir. Sosyal ve siyasi reyting uğruna her daim kayısıyı dilinden düşürmeyen çevreler, kurumlar, meslek kuruluşları, odalar ve dernekler bu alanda yapılması gerekenleri ivedilikle yapmalıdırlar. 

Aslında bunu yapmanın vakti çoktan gelmiş ve geçmektedir. Aksi halde kayısısı “coğrafi işareti aldıktan sonra değeri düşen”  nadir ürünlerden biri olarak dünya mizah literatürüne giren Malatya’nın başına daha neler gelecektir, düşünmek bile istemeyiz. Umarız ki coğrafyasının ve güneşinin bize sunduğu altın yumurtaya bile sahip çıkamayanların memleketi olarak yeni bir alaya konu olmayız.

FOTOĞRAFLAR: Orhan ALKAYA