Hep Birlikte Bu Şehre Yazık Ettiniz!.

Mustafa Bahadır ALTAŞ
Yeminli Mali Müşavir
mbaltas444@gmail.com

Malatya, bir haftadır şehir merkezindeki bir alana yapılan bir binanın kot farkını tartışıyor.

Önce Mimarlar Odası Malatya Şubesi, "Söğütlü Camii Meydanı Çukurda Bırakılmamalı, Kentimizin Doğal Mirası Korunmalıdır!" başlıklı bir açıklama yaptı. Daha sonra Malatya Şehir Plancıları Odası Yönetim Kurulu tarafından yapılan açıklamada, rant peşindeki başta bir kısmı kuyumcu olan mülk sahiplerinin sözde  plancılar ile işbirliği yapmalarrıyla esas yerinden zorlamayla eski belediye binasının önüne kaydırıp şehrin bir meydanını yok ettikleri ‘yeni’ Söğütlü Camii önündeki alanın kamusal alan olarak kullanılmasının engellenmemesi istendi.

6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen depremler sonrasında, yıkım bakımından depremden en fazla etkilenen ikinci il olan Malatya'nın yeniden inşası konusunda hiçbir sorumluluk üstlenmeyen sivil toplum kuruluşlarının, her şey olup bittikten sonra bugün ‘zevahiri kurtarma’ çabasıyla sahneye çıkmaları anlaşılır ve izah edilebilir bir durum değildir.

Evet, her iki kurumun açıklamalarında dile getirdikleri hususlar son derece önemli ve doğru tespitlerdir. Ancak zamanlamaları bir o kadar yanlıştır. Çünkü her iki kurum da bilir ki imar çalışmaları plan ve proje aşamasında şekillenir; inşaatın bitim aşamasında yapılan değişiklikler hiçbir zaman gerçek amacına hizmet etmez.

Özellikle Mimarlar Odası tarafından yapılan açıklamada yer alan "Söğütlü Camii Meydanı Çukurda Bırakılmamalı, Kentimizin Doğal Mirası Korunmalıdır." ifadesi, kendi içinde çelişkinin en açık göstergesidir. Gerçekten bu şehirde "Söğütlü Camii Meydanı" diye bir yer vardı da biz mi bilmiyorduk?

Hangi doğal miras?

Şehir merkezindeki Emekliler Parkı ve Soykan Parkı ortadan kalktı. Vilayet Parkı, burasının 6 Şubat depremlerinden hemen sonra görüldüğü gibi aynı zamanda kentin merkezindeki bir ‘deprem toplanma yeri’  olduğu ili yönetenler tarafından hiç kaale bile alınmadan, üstelik kapısız duvarlarla çevrilerek yok edildi. Afet ve acil durumlarda şehir merkezinin toplanma alanı olan Vilayet Parkı otoparka dönüştürüldü. Seksen yıldır halkın kullanımına sunulan şehir merkezindeki tek yeşil alan olan Vilayet Parkı'nın yok edilmesine ve etrafının beton duvarlarla çevrilmesine sessiz kaldık.

Dünyada benzeri olmayan Kapalı Çarşı'nın üzerindeki meydanın, sözde kenti deprem sonrasında dizayn eden yetkililerce yine ‘deprem toplanma yeri’ olma işlevi hiç düşünülmeden demir parmaklıklarla çevrilmesini ise nedense görmezden geldik. Hiçbir ressam, "Demir Parmaklıklar Sessizliği İçinde Cezaevinin Görülmeyen Yüzü" temasını bu proje kadar çarpıcı biçimde resmedemezdi.

Rezerv alanı kapsamında yürütülen hiçbir çalışma hakkında kamuoyu oluşturularak görüş beyan edilmedi.

Özellikle şehir merkezindeki yerleşim alanlarının bir bütün olarak ele alınması ve birlikte projelendirilmesi gerekirken, aynı ada içerisinde birbiriyle uyumsuz projelerin uygulanmasına itiraz edilmedi.

Şehrin önemli ulaşım akslarından olan Cengiz Topel ve Zapçıoğlu caddeleri başta olmak üzere, bu caddelerde iyileştirici düzenlemelerin yapılması yönünde hiçbir talepte bulunulmadı.

Aksine İkizce den Orduzu Pınarbaşı uzanan yaklaşık 30 km’lik bir güzergah üzerinde hallaç pamuğu gibi boş bulunan alanlara ileriden ciddi ulaşım sorunlarına neden olacak betondan yığınları hangi şehir planı ve mimarisi bilgimiz ile kabullendik?

Bu konu Söğütlü Caminin 1,5 metrelik kot farkından daha mı önemsizdi.

Gerçekleşmesi mümkün olmayan ve hayata geçirilmesi hâlinde bölgedeki ticari ve sosyal yaşamı olumsuz etkileyecek İnönü Caddesi tramvay projesine de itiraz edilmedi.

Hepsinden de önemlisi, "Modern Çarşı Projesi" diye sunulan; Alcatraz Hapishanesi'ni andıran, eğri ve düzensiz binaların arasında kalan binlerce metrekarelik boş ve atıl alanların kullanım dışı bırakılmasına nasıl razı olundu, nasıl sessiz kalındı?

TOKİ ve Emlak Konut tarafından rezerv alanlarında projelendirilen, Sovyet döneminden kalan "Kruşçevka" tipi tekdüze yapılaşmayı andıran binaların; şehrin estetiğini ve kültürel çeşitliliğini yok edeceği, şehre olan aidiyet duygusunu zayıflatacağı neden hiç tartışılmadı?

Depremin yaralarını sarmak adına yapılan haksızlıklar ve hukuksuzluklar görmezden gelindi. İhale dosyaları arasında şekillenen bir imar planı, şehrimizin kaderi hâline geldi.

Özetle, A'dan Z'ye sivil toplum kuruluşları olarak hep birlikte bu şehre yazık ettiniz.

Hiç olmazsa bugünden sonra yapılan yanlışlara karşı onurlu bir duruş gösterin.

Dün söyledik, bugün de bir kez daha söylüyorum:

"Depremin izlerini değil, şehrin hafızasını sildiler."

Unutmayalım; yöneticilerin yetersizliği kader değil, tercihtir.

Günün sözü "Biz cahil dediğimiz zaman, mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz. Kastettiğimiz ilim, hakikati bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de hakikati gören gerçek alimler çıkabilir" Mustafa Kemal Atatürk

________

FOTOĞRAFLAR: ÖZEL