Kayısıda İlaç Kalıntısı (Pestisit) Sorunu- Ne Yapmalı, Nasıl Yapmalı?

Orhan ALKAYA
Oalkaya44@hotmail.com

Genel olarak tarım ürünlerinde, özelde ise kayısı üretiminde kimyasal ilaç kalıntısı veya zararlı maddeler tartışması gittikçe artıyor. İhracat aşamasında alıcı ülkeler, özellikle Avrupa ve komşumuz Rusya’da kabul edilmeyen veya geri dönen sebze ve meyveler sorunu kamuoyuna gittikçe artan bir şekilde yansıyor Kayısı da bu tartışmalardan etkilenmeye başladı. Özellikle yaş kayısı ihracatımız açısından ciddi bir sorun olma potansiyeli taşıyor.

Geçtiğimiz yıl Avrupa ülkelerine ihraç edilen Ege Bölgesi çıkışlı fakat Malatya menşeili kayısılarda okratoksin çıktığı ve iade edildiği iddiası üzerine ortalık çalkalandı. Sosyal medya ortamında ve internet haberlerinde birçok gıdacı, sağlık uzmanı, doktor ve akademisyen bu kayısıları tüketmenin ne kadar tehlikeli olduğu konusunda ortalığı inlettiler. Tabii ki bu paylaşım ve söylentiler milyonlarca insana ulaştı ve ister istemez kayısı tüketicilerinin kafalarında soru işaretleri oluşmaya başladı. Ne yazık ki kamuoyu ve biz Malatya halkı bu iddiaların ne kadarının gerçek ne kadarının söylenti olduğu konusunda açık bir bilgiye sahip olamadık. 

Çünkü bölgemizdeki yetkili ve sorumlu hiçbir zirai, teknik ve akademik kurum bu konu özelinde bir çalışma, analiz veya araştırma yapıp kamuoyuna herhangi bir açıklama yapmadı. Sektörün temsilcisi sivil toplum kuruluşları da tam bir sessizliğe büründüler.  Şimdilerde buna “ölü numarasına yatmak” diyorlar. (Burada 2014 yılında Kayısı Araştırma Enstitisü uzmanları Belgin Çelik ve Kadir Öztürk tarafından  yapılan  kayısıda aflatoksin , otratoksin sorununu içeren çalışmayı anmadan geçemeyiz. Bu  çalışmada özellikle  gün kurusu kayısıda oluşan bu tür sorunların neden  ve nasıl oluştuğu konusunda  önemli saptamalar  yapılmış ancak bu çalışma her zaman olduğu gibi görmezden gelinmiş ve bu konuda  sahada hiçbir  önlem alınmamış ve çalışma yapılmamıştır.)

Kısacası artık toplumun tüm katmanlarında tarım ürünlerinde ve tabii ki kayısıda insan sağlığına son derece zararlı ilaç kalıntılarına  karşı son derece yüksek bir hassasiyet oluşmuş durumdadır. Gün geçmiyor ki TV haberlerinde kimyasal ilaç kalıntısından dolayı iade edilen tarım ürünleri haberleri yer almasın. Hele bunların iç tüketim için pazarlara sunulduğu söylentileri tüketiciyi daha da tedirgin ediyor.

Bu sorunu bölgemizdeki kayısı üretimi açısından değerlendirecek olursak, konunun muhatapları olan ya da olması gereken kamu kurumları ve sektör kuruluşlarının sessiz oluşu, belirsizliği ve bilgi kirliliğini daha da artırıyor ve ortamı spekülasyonlara açık hâle getiriyor. Acaba söylenenler doğru mudur? Tüm tarım ürünleri zehirli midir? Sebze ve meyve tüketirken kanserojen maddeleri de mi tüketmiş oluyoruz? Yoksa bu söylenenler gerçek dışımıdır ? Kafamız karışıyor. Çünkü konunun tarafları farklı açıklamalar getiriyor. Kimyasal ilaç üretenler masum olduklarını söylerken, tüketici kuruluşlar ve çevreler hemen tüm ürünlerde zehir soluduğumuzu söylüyorlar. Bu ürünleri üreten ve bu ilaçları kullanan biz çiftçiler ise ya yeteri kadar bilgi sahibi değiliz ya da işimize nasıl gelirse öyle tavır almaya çalışıyoruz. Aslında neler olduğunu, ne yaptığımızı bilememenin şaşkınlığını yaşıyoruz.

Ancak konunun asıl belirleyicisi olan devlet kurumları ise yaptıkları denetim, analiz ve soruşturmalar ile ilgili düzenli ve hızlı açıklamalar yapmadığı için karmaşanın ve belirsizliğin artmasına neden oluyor. Ayrıca konuya müdahil olması gereken ticaret odası, ticaret ve sanayi odası, ziraat odası gibi meslek örgütlerinin ilgisiz ve kayıtsızlığı bu sorunun tuzu biberi oluyor.

Hâlbuki bu sorunun yurt genelinde ve bölgemiz özelinde çözümü açık, şeffaf bir şekilde bilimsel analizlerin yapılması, sonuçların tüm açıklığı ile kamuoyuna sunulması ve yapılan kontrol ve uygulamaların sonuçlarının kamuoyu ile paylaşılması gerekir.

Ancak bu konuda asıl yapılması gereken ilimiz merkezli, uluslararası kabul görecek nitelikte bilimsel analiz laboratuvarının acil olarak kurulmasıdır. Bu laboratuvar üretilen kayısılarda pestisit kalınıtıları var mıdır ? kullanılan ilaçların etkileri nelerdir ?  gibi sorulara ,  üretici, tüketici ve alıcı ülkeleri aydınlatacak analizleri yapmalıdır.   Oluşturulacak analiz laboratuvarları sayesinde yurt içi tüketimde gerekli olan birçok analiz gerek üreticiler gerek alıcı firma veya şahıslar tarafından ucuz, hızlı ve güvenilir bir şekilde yaptırılabilmeli, toplumdaki endişe ve soru işaretleri açık  bir şekilde giderilmelidir.

Bu sürecin en önemli yanı da sonuçlar olumlu ya da olumsuz da olsa eğilmeden, bükülmeden, saklanmadan paylaşılmalıdır. Ancak bu sayede sorunların kaynağı belirlenip çözümleri geliştirilecek ve tarafların katılımı ile gerekli uygulamalar hayata geçirilebilecektir. Eğer sorun kullanılan ilaçlardan kaynaklanıyor ise ilaç firmaları ve satıcıları teknik olarak denetlenecektir. Yok eğer sorun çiftçinin yanlış uygulamasından kaynaklanıyorsa üretici eğitilip denetlenecektir. Böylelikle daha iyi tarım uygulamaları gerçekleştirilecektir.

Bu sayede gerek yurt içi gerek dış ülkelerdeki tüketici nezdinde Malatya kayısısı marka değeri daha güvenilir bir imaja kavuşabilir. Ancak yukarıda belirttiğimiz gibi sonuçlar açık yüreklilikle ve cesurca paylaşılmalıdır. “Şunu açıklayalım, bunu açıklamayalım” kurnazlığına kaçılmamalıdır. Yani önce çuvaldızı kendimize batırmaktan başlamalıyız.

Ucuz, kolay ve şeffaf çalışacak bu analiz laboratuvarlarının kuruluşu halkın sağlıklı, güvenilir bilgiye erişimini sağlayacaktır. En önemlisi de kayısı sektörünün tüm bileşenleri; üreticisi, alıcısı, satıcısı yalan, dolan söylentilere maruz kalmadan ürettiği, tüketeceği veya satacağı ürün hakkında şüphe ve endişeye kapılmayacaktır.

Diğer yandan bu çalışmalar sayesinde üretimde kimyasal mücadelede ortaya çıkan sorunlar ve uygulamaların da değerlendirilmesi ve sorgulanması sağlanacak ve ortaya çıkan sorunların çözüm yolları aranacaktır.

Bilindiği gibi birçok tarım ürününde olduğu gibi kayısı üretiminde de gittikçe artan oranlarda kimyasal ilaç kullanıyoruz. Bu durum insan sağlığına olduğu gibi diğer canlı türleri için de risk taşımaktadır. Tıpkı beşerî ilaçlarda olduğu gibi birçok kimyasal ilaç az ya da çok zararlı (halk tabiri ile zehirli) içerikler barındırır. Ancak bunlar teknik talimatlara uyularak zamanında ve dozunda kullanılır ve hasat için gerekli bekleme sürelerine uyulursa zarar eşiği minimuma düşürülebilir.

Ancak bu uygulamaların ne kadar doğru yapıldığı tam bir belirsizlik ve denetimsizlik içindedir; yani üreticinin bilgisine, dikkatine ve vicdanına kalmıştır (bu bilgi ve vicdan konusu çok su götürür, bu nedenle başka bir yazıya bırakalım). İşin kötüsü zararlılar ve hastalıklar kullandığımız ilaçlara bağışıklık kazanmakta ve biz bu yüzden gittikçe daha artan sayıda insektisit ve fungisit denilen tarım ilaçlarını  kullanmak zorunda kalıyoruz.ancak bu kullandığımız ilaçların kayısılar üzerinde  ne gib etkiler oluşturduğunu  ya da zararlı kalıntılar bırakıp  bırakmadığı konusunda araştırma ve analizler öteden beri yapılmamaktadır .İşte bu durum  daha önce  söylediğimiz gibi  söylentilere yol açmakta, her türlü spekülasyona açık  bir  ortam yaratmaktadır 

Ne yazık ki bu memlekette  iki adet üniversite, ziraat, gıda ve kimya fakülteleri ve birçok unvanlı akademisyenler  var. Ayrıca devletin tarım ve tarımsal araştırma kuruluşları bulunmaktadır. Bunları izleyip sivil denetim yapması gereken meslek odalarımız var. 

Sonuç olarak yukarıda tartıştığımız kayısıda pestisit kalıntısı veya aflatoksin ve otratoksin oluşumunun   yol açtığı sorunları çözmenin en etkili ve bilimsel yolu hiç vakit kaybetmeden analiz laboratuvarlarını oluşturmak ve herkesin kolayca analiz yaptırabilmesinin yolunu açmaktır. Bununla kalmayıp aynı zamanda açık yüreklilik ve kararlılıkla sonuçları açıklamak ve ortaya çıkan sorunların üzerine yürümektir.tarım ilaçlarını uygulamada  bir yanlışımız var ise nelerdir  neler yapmalıyız. Eğer kayısıda otratoksin  oluşuyorsa bunun nedeneleri  nedir ve bu sorunun oluşmaması için başta üretici olarak bizler neler yapmalıyız.     Yoksa bu sorunları  halının altına süpürerek  bir  yere varamayacağımız çok açıktır. 

Sanırım bu tavır, yurt ve memleket sevgisinin en akılcı ve en samimi göstergesi olmalıdır. Siyasi kurumlardan yönetici kurumlara ve tüm sivil toplum kuruluşlarına ve yediden yetmişe herkesin bu konudaki duruşu memlekete hizmet sevdasının gerçekliğini de gösterecektir.

Çünkü uzun yıllardır gerek satış ve pazarlama gerekse üretim aşamasındaki tutarsız ve istikrarsız davranışlarımız sonucunda yıpranan Malatya kayısısı imajını düzeltmenin en samimi yöntemlerinden biri bu çalışma olacaktır. Artık kayısıda afra tafra dönemi geride kalmıştır. Özellikle son yıllarda fındığın başına gelenlerin benzeri durumların bize de bulaşmayacağını söyleyemeyiz.

“Biz birinciyiz, biz en büyüğüz” tavrı içinde olanlar son yıllarda karşımızda oluşan rekabeti ve giderek Malatya kayısısının daralan pazarlarını göz önüne almalıdırlar. İşte bu nedenle   kamuoyunda  etkili çıkışlar yapabilmek için  önce  kendi evimizin içini temizleyip düzene sokmamız ondan sonra yola çıkmamız gerekmez mi. ?

Kısacası Malatya kayısısının marka değerini korumak ve yükseltmek için yeni ve cesur adımlar atmak zorunda değil miyiz?

https://www.facebook.com/share/v/1KRWJvvGi4/ 

https://www.youtube.com/watch?v=3Ecy-cs2Aus 

https://www.instagram.com/reel/DCTgR0pKigh/?utm_source=ig_web_copy_link 

_____________

1-Bir takım küflerin gıdalarda ürettiği, özellikle böbrek ve karaciğer için toksik, kanserojen etkisi olan bir maddedir.

2-Böceklere karşı kullanılan bir çeşit pestisittir

3-Mantar ilacı