Mustafa Bahadır Altaş
Yeminli Mali Müşavir
mba@mbaymm.com
Bugün susma vakti!
Günlerden Pazartesi… 6 Şubat 2023… Üşüyoruz, dışarısı çok soğuk ve karanlık, her yanımız acı dolu! Malatya’da deprem…
Bugün 6 Şubat
Vicdanlar suskun!
Yıkılmadık! İmar affı kaçak yapı ile Yıkıldık…
Saat 04.17
Gecenin sessizliğini feryatlar bozdu…
Sabah oldu gün ağardı, yürekler dağlandı.
Bugün; susma vakti!
Geçen yıl bugün 6 Şubat 2023 Pazartesi Malatya’da depremle yaşadıklarımız bizim için kavuşamadığımız, özlediğimiz, anlatamadıklarımızın ifadesi, kaybettiğimiz sevdiklerimiz, çektiğimiz acıların şeceresi ne varsa hepsinin özeti oldu hayatımız. Dayanmak çok zor!
Bugün susma vakti!
Neyi konuşalım, 6 Şubat 2023 Pazartesi günü Malatya’da yaşadıklarımız bizim için depremden daha çok yıkım oldu!
Çadır sattılar!
Ekmek ve suyu parayla sattılar!
Toplu taşımayı para ile yaptılar!
Musluklardan su yerine akan çamuru faturalandırdılar!
Yasal düzenlemeye rağmen yıkılan binalardan emlak ve çevre temizlik vergisi aldılar.
Ve hala meydanlarda onlar konuşuyorlar...
Bugün susma vakti!
Tarih 6 Şubat 2024 biz hala üşüyoruz dışarısı çok soğuk ve her yanımız acı dolu! Birileri sarayda keyif sürerken Malatya depremin enkazı altında yaşam mücadelesi veriyor.
Ve günün yıl dönümünde ekranlara yansıyan şu birkaç cümle aslında her şeyi özetliyor.
"Konteyner dan çıkartılırım endişesi ile konuşmadı" Merve Görgün FoxHaber
"Biz bunu mu hak ettik! Ölenler bizden daha şanslı..." Vatandaş
Bir sağlıkçının “Bütün canlara yetiştik ama kendi canımıza yetişemedim.” Feryadında olduğu gibi acılar tarifsiz.
6 Şubat 2024 sabaha karşı saat 04.30 da ER TV canlı yayınında Hülya Kaya ve Burak Altun’un birlikte gerçekleştirdiği yayında geceydi ve soğuktu. Burak Altun’un Ahmet’i anlatırken gözyaşları içimizi titretti.
Nesimi’nin dizelerinde dediği gibi ‘ruhumuzu sızlattı’.
Malatya olarak 6 Şubat 2023 günü bir kez daha anladık ki; hiçbir dönemde bu kadar düşük bir yönetici profili ile yönetilmedi. Çünkü depremin yaşamımızda yaratmış olduğu tahribatın büyüklüğü her geçen gün daha da belirginleşiyor! Yöneticilerin Yetersizliğinin Kader Değil Tercih olduğunu görüyoruz.
132 bin bina 23 bin işyeri yıkıldı buna rağmen şehri terk etmediler. Bu insanlar geçmişlerini, geleceklerini, planlarını, ailelerini ve çocuklarını kaybettiler yine de yıkılmadılar ayakta kalmak için canla başla çalıştılar.
Bunlar yetmezmiş gibi birde;’ bu ihracat Malatya’ya yakışmıyor ‘diye azar işittiler!
120 bin kişi hala konteynerde yaşarken, binlerce esnaf ailesinin rızkı için konteyner sırası bekliyor. Eğitimin durumu içler acısı, kimse bunlardan bahsetmiyor.
Malatya masum, Malatya üzgün, Malatya kırgın…
Aslında cevabını aradığımız tek bir soru var! Bizler Depremzede mi? Yoksa ihmalzede miyiz?
Evet felaketin yaşandığı o günü unutmadık, unutmayacağız. Birde o günden bu yana, attıkları her adımı siyasi şova çevirenleri de unutmadık ve unutmayacağız.
Her 6 Şubat da yitirdiğimiz canları hatırlamak için ülke gündeminde konuşulması gereken konu;
Çürük yapılan binalar için ölüme davetiye çıkaran “İmar Affı” olmalı.
Bugün 6 Şubat
Oy kaygısı ile siyaset suskun,
Belediyeler suskun,
STK temsilcileri suskun,
Vicdanlar suskun,
Ölüm sessizliği var…
Unutmayalım vergi afları ekonomiyi; İmar afları insanları öldürür.
Her ölüm acıdır, hüzündür.
Peki, bu ülkede bu ölümler yaşanırken bu konuda yetkili ve sorumlular ile bizler ne yapıyoruz?
Yaşayarak gördüğümüz gerçek ise cehaletin siyaseti esir aldığı bir zamanda ölüm ve zulüm kaçınılmaz oldu. Hata tekrarlanıyorsa bu hata olmaktan çıkar burada ihmal vardır sorumsuzluk vardır. Bu yaşanan ölümler normal bir ölüm değil bir cinayettir.
6 Şubat depremi ile başlayan süreç ve acılarla geçen bir yılın ardından Malatya da her geçen gün şartlar ağırlaşıyor. Yönetimde yaşanan yetkisizlik karmaşası ve yetersizlik sorunların çözümden çok var olan sorunların artarak devam etmesine neden oluyor.
Yarın susmayalım artık gerçekleri ve doğruları konuşmanın zamanı gelmedi mi?
Günler geçse de acılar dinmiyor, göz yaşlarımız bitmiyor. Depremde vefat edenlerin hepsine Allahtan rahmet dilerim ruhları şad mekanları cennet olsun. Allah bizlere bir daha böyle bir acı yaşatmasın inşallah.
“Ne derya da susuzluktan ciğeri yanan balığın yandığını. Ne de deryada gözyaşı döken balığın ağladığını kimseler bilmez.” mba