12 yaşında ayrıldığı Malatya’ya 46 yaşında babasının vefatının ardından ona verdiği sözü yerine getirmek amacıyla dönen ve organize sanayide Drijanlı bir iş insanı olarak tekstil fabrikası kuran Vahap Tanrıverdi, Bülent Yalvaç'ın genel yayın yönetmenliğini yaptığı Bİ'KENT Dergisi'ne konuştu.
Artık tekstilden vazgeçtiğini, organik paketleme işine yöneldiğini vurgulayan İş İnsanı Tanrıverdi, Malatya’nın 10 yıl daha tekstile ağırlık vermesi gerektiğini hatırlatarak, “Malatya benim gibi acele davranmaz ise tekrar tekstil şehre çok şey kazandırır. Malatya tekstilde ısrarcı olmalı.” dedi.
Malatya’nın bir planlama ve strateji doğrultusunda ilerlemediğini ifade eden İş İnsanı Tanrıverdi, şehrin yöneticilerinin önlem almadıkları takdirde Malatya’yı zor günlerin beklediğini söyledi.
Kısa adı MİAD olan Malatyalı İş İnsanları Derneği’nin Genel Başkan Yardımcılığı görevini de sürdüren Vahap Tanrıverdi, Bi’Kent Dergisi’nin sorularını cevaplarken Malatya’nın sanayisinde, turizminde ve futbolunda yaşanan çelişkilere dikkat çekti. Malatya’nın 6 Şubat felaketinden sonra güçlü bir şekilde ayağa kalkması gerektiğini belirten İş İnsanı Tanrıverdi, şehrin yöneticilerinin şehre yatırımcı çekmeleri gerektiğini vurguladı.
• Öncelikle İş İnsanı Vahap Tanrıverdi’yi tanıyabilir miyiz?
Vahap Tanrıverdi: “Aslen Malatya Yazıhanlıyım. 12 yaşında Yazıhan’dan çıktım, 46 yaşına kadar Malatya’ya neredeyse hiç gitmedim. 46 yaşından sonra rahmetli babamın vefatı ile birlikte, ona vefatından bir hafta önce verdiğim söz dolayısıyla, o da şuydu: Bana dedi ki, ‘Bütün Malatya ilçelerinden birilerinin organize bölgesinde fabrikaları var, neden bir Drijanlının yok?’ Babam ani bir aort damarı yırtılması sonucu vefat edince Malatya’ya duygusal bağlılığım doğdu. Ertesi hafta birinci Milmay’ın fabrikasının yerini satın aldım, kısa sürede faaliyete geçirdim. Daha sonra 1. Organize’de bir fabrikanın yerini aldım, oraya konfeksiyon fabrikası kurdum. Malatya’da mevcut bir nakış firmasına büyük hissedar olarak ortak oldum. Yetmedi, Yazıhan’da Yazıhan’ın en büyük tarlasını aldım. Babamın yine hayalleri olsun diye bir çiftlik yaptım.

Ben aslında 42 yıllık tekstilciyim. Ancak 2025 yılında tekstili, Türkiye’nin tekstilde geldiği durum neticesinde tamamen hayatımdan çıkarma kararı aldım. Birinci fabrikayı kiraya verdik. İkinci fabrikamız duruyor, nisan ayında son siparişlerimizi yükledik, kapattık. Bu dönem Malatya’da bir organik gıda paketleme tesisi kuruyoruz. Yeri İzmir’deki bir firmayı satın aldık, taşıdık. Şu anda orada ihracata başladık ufak ufak. Bu dönemde de daha büyük bakliyat, kayısı gibi Türkiye’nin en büyük dört organik firmasından biri olarak, organik gıda paketleyeceğiz.”
• Tanıdığımız Vahap Tanrıverdi kararlarını hızlı alıyor ve hızlı uyguluyor. Tekstilde yaşananlar karşısında çok hızlı bir şekilde sektör değişikliğine gitmiş durumdasınız. Peki uzun yıllardır tekstil odaklı ilerleyen Malatya, yol ayrımında gibi. Bir şehrin sanayisinin sadece tekstil ağırlıklı gitmesi sakıncalı mı? Sizce Malatya süreci nasıl devam ettirmeli?
Vahap Tanrıverdi: “Hayatta bazı şeyler hayırla, bazı şeyler şerle anılır. Malatya depremini büyük bir şer olarak düşündük. Fakat şehrimizin yapısı nedeniyle diğer illere göre az vefat, çok yıkım ile süreci yaşadık. Eğer o deprem olmasaydı, tekstilin bu durumuna adapte olmuş şehirde şu anda binlerce işsiz olacaktı. Bugün deprem yıkımı dolayısıyla inşaatlar olduğu için tekstilden ayrılan erkeklerin çoğu şu anda o inşaatlarda iş bulup çalışıyor. İşsizlik çok yüksek noktada değilmiş gibi görülüyor. Ancak benim tahminim 6-7 ay sonra, şu an görüyoruz, birçok TOKİ çalışmaları bitti, sadece yerinde dönüşüm gibi inşaat faaliyetleri sürüyor. Sayın Bakanımız Murat Kurum diyor ki, 6-7 ay sonra inşaatlar bitecek. Hadi biz 1 yıl diyelim. Sonuç olarak bu insanlar 1 yıl sonra tekrar işsiz kalacak ve iş arayacak.
Malatya bence bu açıdan şanslı, benim gibi bırakan ve Mısır’a taşınan insanlar oldu. Bunun dışındakiler tekrar tekstile devam etmek zorundalar. Ben Malatya’da tekstilin, Türkiye’de tekstilin tekrar devam edeceğine inanıyorum. Malatya’da da yine benim hızım dediğimiz şekilde tekrar tekstil fabrikaları devreye girince, Malatya’nın bir tekstil kenti olacağına ve bunun 10 yıl daha böyle süreceğine inanıyorum. Neden Mısır’a gitti insanlar? Ben bundan 20 yıl önce LC Waikiki ile birlikte Mısır’a giden ilk iş adamlarından biriyim. Oradaki savaşa rağmen devam eden İsmail Bey, Waikiki gibi üç beş firma kaldı. Onlar sabırla işlerini devam ettirdiler. Şimdi Mısır’da başarılılar. Bunun dışında Mısır’a giden hiç kimsenin başarılı olma şansı yok. Arap çalışmaz, tembeldir. Malatya’da çok çalışkan bir şehir değil. Yani bir İstanbul gibi değil. İstanbul’da verimlilik yüzde 80’lerde iken Malatya’da yüzde 56’lardadır. Ama yine de Malatya bir tekstil şehri olmuştur. İnşallah da insanlar devam edecektir buna. O konuda çok karamsar bakmak istemiyorum.”
•Malatya’nın sanayileşmede sizce bir stratejisi, yol haritası var mı?
Vahap Tanrıverdi: “Malatya’da tekstil bile LC Waikiki sayesinde bir stratejiymiş gibi görülüyor. Onların gidip şehirleri olduğu için fabrika kurmaları ve Ahmet Çalık ile başlayan, blucinde Ahmet Çalık, örme konfeksiyonda bu. Malatya’nın hiçbir konuda stratejisi yok ki. Malatyalı şuna bakmıyor. ‘Şehrimde bu eksik, onun fabrikasını kurayım.’ diye bakmıyor. Malatya’da bugün kurulu fabrikayı parmakla sayarsınız. İşte belki Mimsan’ı sayarsınız, bir de keyifle sunabileceğimiz Baştürk’lerin cam fabrikasıdır. O da şehrin stratejisi değil, ailenin stratejisi. Ailenin, özellikle Faruk Bey’in ufku geniş, şehrine, Malatya’ya yatırım yapmak istemiş ve çuval yaparken cama dönüşmüş. Şehirde strateji yok. Şehirde bir strateji olsa idi, o dönemlerde bu kadar çok tekstil fabrikası kurulmazdı. Çeşitlenirdi, şehirde 10 bin kişinin tekstile ihtiyacı var iken, 100 bin kişilik fabrika kuruldu. Ne oldu? İşçiyi birbirinden çalmalar oldu. İşçi kendisinin değerli olduğunu hissetti. Sendikalar girdi ve şehirde verimlilik değil, işçiye esaret doğmaya başladı. Ondan sonra deprem oldu, tekstil bitti.
Şimdi erkekler iş bulma konusunda bu dönem sıkıntı çekmedi, peki kadınlar ne yapacak? Tekstil, genç kızlarımızın çeyizleri için para biriktirdiği, ekonomilerine katkı sağladıkları para kazanç odağıydı. Onlar ne yapacak? O yüzden Malatya acele etmezse, benim gibi acele davranmaz ise tekrar tekstil şehre çok şey kazandırır.
Ben tekstili çok seviyorum. Ancak benim çocuklarım şartlar gereği yüzlerini Avrupa’ya döndü. Onlar tekstilden vazgeçince ben de devam etmedim. Benim gibi sabırsız bir adam 42 yıl tekstil yaptı.”
• Malatya ile ilgili genelde yatırımcılar kendilerine gerekli imkânlar sağlanmadığı konusunda şikâyetlerde bulunurlar idi. Siz Malatya’ya yatırımı düşündüğünüzde şehrin bu konudaki yöneticileri ile ilgili sorun yaşadınız mı? Malatya’nın yeni yatırımcılara yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Vahap Tanrıverdi: “Bürokrasi kucaklaması güzel, kim ne derse desin. Ancak şehirde bazıları hasut, seni istemez. Sen bir yer almak istiyorsun, isimlerini söylemeye gerek yok, şehrin 3-5 zengini senden önce duyuyor ve orayı alıyor. Oysa sen orada yatırım yapacak, insan çalıştıracaksın. O aileler şehirde kaç kişiyi çalıştırıyor? Birilerinin o şehirde gelip uzamasını istemiyorlar. Bakın, şehrin ekonomi seviyesi çok düştü. Bana göre depremden sonra Malatya’da iyi varlıklı yüzde 25 civarında insan yok oldu. Yine kalanlar Malatya’nın gelecekte tamamına sahip olmak isteyen bir grup. Benim gözlemim bu. Malatya çok da yatırım yapılacak şehir özelliğinde değil, bunu yitirdi. Malatya bu gidişle Adana gibi, Mersin gibi olacak.”
• Bunun önüne geçmek için sizce şehrin yöneticileri ne yapılmalı?
Vahap Tanrıverdi: “Şehre yatırımcı getirecek. Bunun basit bir örneğini vereyim. Ben bundan 10 yıl önce Özbekistan’a gitmiştim. O gün Özbekistan’ın bizden 30 yıl geride olduğunu gördüm. 2 ay önce biz MİAD olarak Özbekistan’ın Andican Eyaleti’nin Valisi’nin daveti üzerine Özbekistan’a gittiğimizde Malatya tarzında ama yaklaşık 3 milyon nüfusu olan bir şehir gördük. O şehir, o ülke maksimum 5 yıl sonra Türkiye’nin 50 yıl önüne geçecek, Malatya’nın da. Neden biliyor musunuz? Şehrin bir planı var. Şehrin valisi diyor ki, ‘Sen ne yatırım yapacaksın?’, ‘Ben alüminyum fabrikası kuracağım.’ Diyorum, ‘Yok kardeşim, benim şehrimde yeterince var. Şunu şunu yaparsan ben de sana teşvik vereceğim.’ diyor. İşte Faruk Baştürk’e dediler ki, ‘Üstüne para verelim ama un fabrikası kur. İhtiyacımız bu. Biz Kazakistan’dan un getiriyoruz.’ Plan çıkarmışlar, şehrin neye ihtiyacı var. Hedefler doğrultusunda ilerliyorlar. Gelişigüzel gitmiyor işler. Toplamda şehri 60 kişi yönetiyor, 6 bin kişi değil.”
• Sizin turizm sektöründe de önemli yatırımlarınız var. Malatya önümüzdeki dönemde turizm konusuna ağırlık vermeyi hedefliyor. Malatya bu açıdan baktığınızda kendi potansiyelini bilen ve değerlendirebilen bir şehir mi?
Vahap Tanrıverdi: “Bizim bugünkü milletvekillerimizden Sayın Mehmet Fendoğlu. Ben 90’lı yıllarda Malatya’ya bir özel uçakla Fransa’dan misafir topluluğu getirdim. O gün Mehmet Bey bize harika bir Malatya turu yaptırdı. Nemrut, Darende... Harika bir Malatya gezisi yaptırdı. Hâlen bugün olmuş Fransızlar bunu anlatıyor. 1995 yılında Fendoğlu’nun turizm acentesi gibi bir turizm acentesi bugün yok.”
• O yıllarda Malatya yılda 50-60 bin civarında yabancı turist ağırlıyordu, imkânsızlıklara rağmen. Bugün yılda bin, bin beş yüz civarında turist ağırlayabiliyoruz.
Vahap Tanrıverdi: “Bugün şehir olarak sizin Arslantepe’niz var, Nemrut Dağı var. Darende’yi ekleyin, Arapgir’e götürün, Ermeni evlerini gösterin, çaya götürüp bir reyhan içirin. Yani destinasyon oluşturmak çok kolay. İnsanlar gezmeye hevesli. Bakın, ben Malatya’yı bugüne kadar dünya turizm fuarlarında hiç görmedim. Buralarda bir Malatya turizm standı görmedim. Avrupa Birliği fonları bunu destekliyor. Birileri de bunu alıp Sayın Fendoğlu’nun 90’lı yıllarda yaptığını yapamıyor.”

• 80’li, 90’lı yıllara göre Malatya konaklama tesisleri açısından iyi durumda.
Vahap Tanrıverdi: “Malatya’da kelimenin tam anlamıyla bir 5 yıldızlı otel hizmeti yok bence. Mevcutların eksikleri var. Malatya’da insanların bir gece oturup Malatya müziğini dinleyeceği mekânları yok. Bunları organize edebilecek bir yapı yok. Bugün Elazığ sadece Harput ile önemli turist ağırlıyor. Bir Şanlıurfa medeniyetler şehri, Balıklıgöl’ü var ama sıra geceleri ile insanları topluyor. Şehrin yöneticileri bu konuda bir çaba sarf ediyor mu? Bu konuları iyileştirebilmek için kimlerle görüşüyor, kimlere danışıyor? Malatya’yı 40 yıldır aynı kafalar yönetiyor. Bir bakın.”
• İsimler değişiyor, zihniyet değişmiyor.
Vahap Tanrıverdi: “Hayır, isimlerde üç aşağı beş yukarı aynı. Siz Malatya’da yöneticilerin Malatya’nın geleceği için kiminle, kaç kişiyle görüşüp akıl aldığını gördünüz? Dünya ile entegre olmalısınız.”
• Futbola olan ilginiz biliniyor. Galatasaray’da yönetimde yer aldınız. Malatya geçtiğimiz sezon Yeşilyurt ile futbolda bir heyecan yaşadı. Malatyaspor ve Yeni Malatyaspor süreçlerini de biliyorsunuz. Malatya depremin izlerini silip ayağa kalkarken moral ve motivasyon açısından futbola sarılmak istiyor. Süreci takip ediyorsunuz, tablo nasıl sizce?
Vahap Tanrıverdi: “Ben 86’lı yıllarda sabah 9’da stada gidip, maç saatine kadar o güneşin alnında veya soğukta maç izlemeye giden bir adamım. Ben Malatyalıyım çünkü. Fakat Malatya’da son 20 yılı ele alalım. Kimler başkan oldu, kimler yönetici oldu? Sayın Tanrıverdi, takımı ligde tuttu, önemli başarılara imza attı. Avrupa hedefi ortaya koydu ama Malatya o başarıları yaşatanlara bile teneke bağlayıp yok edebiliyor. Buna rağmen sonuçta Belediyespor geldi, Yeni Malatyaspor oldu. Kulüp yönetemeyecekler, kulüp yönetti. Malatya bürokrasisi buna göz yumdu. Servetine servet katanlar oldu, takım başarısız olurken. Birileri yatlarda geziyor ama Yeni Malatyaspor yerlerde sürünüyor.
Yeni Malatyaspor’un 17 milyon liraya ihtiyacı varken, Selahattin Başkan zamanında çıktı, bir ekip dedik ki, ‘Biz size 25 milyon lirayı bulalım. 17 milyon lira borcunuz var, borcunuzu ödeyelim. Diğer parayı da kullanalım. Şartımız şu: Kim Malatyaspor’a başkanlık yapacak ise bırakacağı gün, aldığı gün gibi borçsuz teslim edecek. Var ise borç, kendisi cebinden ödeyecek.’ Bu lafımız bile Malatya’da para etmedi. Neden biliyor musunuz? Siyasi görüşler... İşte Vahap şu taraftan bakıyor, Cengiz bu taraftan bakıyor. Ahmet şöyle bu taraftan bakıyor. Sonuç, döndüler geri aynı duruma. Malatya siyasetçileri Malatyaspor’u siyasetten çıkarmak istemiyor.
Oysa Malatyaspor Malatya’nın, Malatyalı gençlerin geleceği olmalı. Bu dönem önemli yatırımlar alınıyor. Şehirde spor tesisleri kurup gençleri kahve köşelerinden kurtarmalı. Malatyaspor’un altyapıları oluşturulmalı.
Sen getirdiğin yönetici ile bir anlaşma yapıp, ‘Bak, 1 lira borç yaparsan, borç senin borcundur, sen ödersin! Yoksa gelme.’ dersen o gelip oradan para kazanmak zorunda. Kazanmak zorunda ki takım yürüsün. Sen bunu yapmayınca gelen 300 milyon borç bırakır gider, 500 milyon borç bırakır gider. Sonra bu yöneticiler halkın spora olan sevgisi ile seni baskıda tutar, sen yine orayı temizlemeye çalışırsın. Şirket yap, sorumlulukları ver, sen devlet olarak adamını oraya ver, kontrol etsin. Vereceğin desteği de sadece tesislere ver. Tesisleri canlı tut, stadı canlı tut. Bak neler oluyor.
Spor kulübüne gelip başkan olan insan harcadığı parayı geri isteyemez. İsteyecekse spor kulübünün başkanı olamaz, olmayacak. Şov yaparken, VIP’lerde gezerken, bürokraside önde giderken, sana her kapı açıldığında iyi iken para harcayınca mı kötü?”
Bİ'KENT Dergisi





