Hayatının her döneminde futbolun içinde olan ve özellikle Karagümrükspor’da elde ettiği başarılarla dikkat çeken, 3 dönem 2.-3. Lig Kulüpler Birliği Başkanlığı yapan Malatyalı İş İnsanı Cengiz Günaydın ile Malatyaspor  gerçeklerini konuştuk.  Şehirde futbol açısından yaşanan her çıkmazda görüşlerine başvurulan ancak nedense fikirleri hiç hayata geçirilemeyen Günaydın, “Tecrübem bana şunu öğretti. Malatya’da bir şeyler yapabilmeniz için, büyük yalanlar söyleyebilmeniz lazım. Çünkü Malatya’da yalana itibar var” dedi.

“Malatya bir futbol şehri olsa idi Malatyaspor’a sahip çıkardı” vurgusunu yapan Cengiz Günaydın, Malatya’da futbolun ancak şirketleşme ile gelişebileceğini ifade ederek, “ Bu şehir 60 yılda 2 kulübü tarihe gömdü. Şimdilerde bir yenisi için çalışılıyor. Aynı şeyleri yaparak farklı sonuç elde edemezsiniz. “ şeklinde konuştu.

Malatyaspor konusunda dönemin yöneticileri tarafından istendiği için 80 sayfalık rapor hazırladığını ancak dosyanın kenara atıldığını belirten İş İnsanı Günaydın, Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er’in iyi niyetli  girişimlerde bulunduğunu ancak Malatyaspor yönetiminin bekleneni yapmadığını, çağrıya cevap veren Yeşilyurtspor’un ise başarıya koştuğunu söyledi.

Günaydın, Bi’ Kent Dergisi’nin sorularını cevapladı.

Futbola ilginiz ne zaman başladı, nasıl ilerledi? Futbol ile ilgili bu kadar bilgi sahibi olmanız da  hangi etkin görevlerin faydası oldu?    

Cengiz Günaydın ; “ Ben 1985 senesinde Karagümrük alt yapısında futbola başladım. Uzun yıllar İstanbul’da birçok amatör takımda oynadım, 14-15 sene. Daha sonra antrenörlük yaptım 2 yıl. 2006 yılında da  Karagümrük’te kulüp başkanlığı yaptım. İlk yöneticilik deneyimim Karagümrük’te oldu. 1 yıl orada kulüp başkanlığı sürecim oldu. Daha sonra da 2012 yılında da yeniden Karagümrük’te bir başkanlık sürecim oldu. Ancak bu sefer farklı oldu. 2006’da dernek statüsündeydi. Türkiye’de dernek statüsünde başkanlık yapmanın çok zor olduğunu gördüm. Sebebi şu idi, hem mesai hem para ödüyorsunuz ama dernek statüsünde ileriye dönük herhangi bir şey yapabilmeniz mümkün olmuyor. Burada mantıklı olanın bir şirketleşme, İngiltere’de 150 yıldır yapılan bir şeyin Türkiye’de de olması gerektiğini düşünerek uzun yıllar yani yaklaşık 5-6 yıl uzak kaldığımda hep hayalim  bir kulüp almak, şirketleştirmek ve İngiltere’deki  modeli Türkiye’de uygulamaktı. O dönemde Türkiye’de şirketleşmiş kulüp sayısı bir elin parmakları kadar ya vardı ya yoktu. Birkaç tane kulüp vardı. 2012 ‘de Karagümrüğü aldım şirketleştirdim yaklaşık 7 yıl orada şirket olan bir kulübü yönettik. BAL liginden başladık,3 lige, 3. ligden 2. lige, Süleyman Hurma ile bir süreç yaşadık oradan da 1. lige çıktığımızda ben tamamen ayrıldım. Tabi yaklaşık futbolculuk, antrenörlük, Kulüp yöneticiliği, başkanlık süreci 25-30 seneye vardı.       

Karagümrük’te son dönemde de Kulüpler Birliği’ni kurduk. 2. ve 3. lig kulüpler birliğini kurduk Türkiye’de. Kurucu başkanlığını yaptım 2 dönem. Uzun yıllar futbolun içerisinde böyle bir geçmişim oldu. Hiç uzaklaşmadım ve hep yenilikten yana oldum. Yeni bir şeyleri yapmaktan yana oldum.”   

Genelde Anadolu da kulüp başkanları iş dünyasından olur.  İş dünyasından gelen başkanlara da genelde işler iyi gitmediğinde taraftardan gelen eleştiri kendi işinde başarılı olan başkanlar için ‘ kulübü niye şirketleri gibi yönetmiyorlar. Kulüp sıkıntı yaşarken, şirketlerinde işler iyi gidiyor ‘. Şeklinde oluyor. Belki de sizin ifade ettiğiniz model Türkiye’de Anadolu kulüpleri için çok önemli  çıkış noktası. Karagümrük’te başarı ile yönettiğiniz görülüyor.            

Cengiz Günaydın ;“ Kesinlikle öyle.  Ben hep şunu söylüyorum bugün Karagümrük kulübü süper ligde ise  ve yaşayabiliyorsa bunun en önemli sebebi 2012 yılında bizim yapmış olduğumuz şirketleşme. Eğer  Karagümrük Kulübü bizim dönemimizde şirketleşme yapmasa idi ve bunu kabul etmeseydi  bugün bu kulübü bir çanta kulübü  olarak bir amatör kümede işte Feriköy gibi, Tophane gibi, Yeşildirek gibi bir kulüp olarak  kalacaktı ya da yok olacaktı. Asla süper ligi göremeyecekti. Çünkü şirketleşmede  koruma duygusu var, sizin olan bir şeyi yönetiyorsunuz. Dernek statüsünde siz orada geçicisinizdir’       

Anadolu kulüplerinde bu nasıl olur?     

Cengiz Günaydın ; “ Türkiye’de özellikle Anadolu kulüpleri için bi saatten sonra özellikle 5-10 yıllık Türk futbol ekonomisinin çökmesi ile birlikte olmazsa olmaz  şirketleşme gerçeğidir. Dernek statüsü ile  yönetilen kulüplerin yaşaması, sürdürülebilir olması mümkün değil. Eskiden nasıl oluyordu?  Şehrin ileri gelenleri veya zenginlerinden  5-10 kişilik bir yönetim oluşturulur onlar gelir kulübü yönetirler. Bir veya iki yıl sonra o yönetenlerin yarısı batıyordu. Başkanın işleri bozuluyordu. Kulüp borçlanıyor ve kapanma noktasına geliyordu. Bugün bizim Malatya’da yaşadığımız şey bu. Çünkü siz yönetici olarak başkan olarak borçtan sorumlu değilsiniz. Borçtan sorumlu olmadığınız için kendi şirketinizle ilgili bir kararı alırken kırk kere düşünüp elli kere danışırken, futbol kulübü başkanlığında  bir oyuncunun kulübe olan maliyetini ve sonradan kulübe yaratacağı ağır darbenin hesabını yapmadan  bir sqaut ekibinden veya teknik ekipten, antrenör gurubundan, izleme heyetinden onay almadan bir menejerden  bir menejerin alacağı   5 bin dolar karşılığında bu imzayı atabiliyorsunuz. O attığınız imza kulübü yok edebiliyor. Borç batağına sürükleyebiliyor. Çünkü niye? Yöneticinin burada bir sorumluluğu yok. Önemli olan yöneticinin o sorumluluğu hissedebilmesi. Hepsi mi böyle?  elbette değil iyileri de var ama yüzde 90’nı  bu şekilde batıyor.”                

Şehir kulüplerinde bu ifade ettiğinizi gerçekleştirmek zor olur sanırım. Çünkü şehrin takımını kabullenmesi ve sevmesi farklı oluyor. O’nu kendine ait görüyor. 

Cengiz Günaydın ;“Evet, şehirler biraz daha muhafazakar davranıyor ama bir önek vereyim, işte Samsunsupor. Türk Futbol tarihine adını altın harflerle yazdırmış bir kulüp. 80’li yıllarda Fenerbahçe’yi, Galatasaray’ı, Beşiktaş’ı içeride dışarıda yenebilen bir takım. Sonra batmış bir kulüp. Aynı anlattığımız gibi dernek statüsünde yönetilmiş başkanlar değişmiş. Ancak bu arada bir işadamı geldi Türkiye’nin sayılı zenginlerinden Yüksel Yıldırım geldi ve kulübü şirketleştirdi. Kulübün o dönem olan 80 trilyon borcunu   kendi cebinden ödedi ve şirketleştirdi. Bugün Samsunspor’u Avrupa Kupalarında izliyoruz. Neden şirketleşme, eğer şirketleşme olmasaydı, Yüksel Yıldırım 2 yıl sonra istifa eder ceketini alır giderdi.  Samsunspor yine hızlıca alt liglere büyük bir borçla düşecekti. Bugün borç Yüksel Yıldırım’ın , alacakta Yüksel Yıldırım’ın  kulüp yaşıyor mu? Yaşıyor. Başarılı mı? başarılı. Şehir o heyecanı yaşıyor mu?  Avrupa Kupalarına Samsunspor ile beraber gidiyor mu? Biz futbolseverler olarak Samsunspor’un avrupada aldığı başarılardan gurur duyuyor muyuz? Evet duyuyoruz.     

Burada artık yeni şeylerin konuşulması lazım. Çünkü Türk futbol ekonomisi özellikle 2018 yılından sonra tamamen çöktü. Bu futbol ekonomisi girdileri ile bir kulübü  hangi ligde  olursa olsun şehrinin 10-15 zengininin yönetme imkanı yok. Yönetseler bile sürdürülebilir durum yok. En fazla orada 12 yıl fedakarlık yapabilirler”          

Malatyaspor konusuna gelecek olursak. Benim hatırladığım kadar 2000’li yılların başından beri sizin şehrin yerel yönecileri ile  Malatyaspor konusunda hep bir diyaloğunuz oldu. Aday olmak istediniz , görüşlerinize başvurdular. Ama sonuç çıkmadı. Bu ifade ettiklerinizi anlatmakta zorluk mu çektiniz? Ne yaşadınız? Karagümrük’te başardığınız şeyi Malatyaspor’da niye hayata geçiremediniz?                

Cengiz Günaydın ;“ Ben Malatyaspor’un her kötü döneminde sizlerde şahitsiniz aday olarak geldim. Allah nasip etmedi bir türlü. Ama tecrübem bana şunu öğretti. Malatya’da bir şeyler yapabilmeniz için, büyük yalanlar söyleyebilmeniz lazım. Çünkü Malatya’da yalana itibar var. Popülizm yapmanız gerekir.  Bende bunu beceren bir adam değilim. Gerçekleri söylediğiniz de kimse gerçeklerle yüzleşmek istemiyor. İşte yakın dönemi söyleyeyim, örnek vereyim Hulusi Şahin valimiz ve Selahattin başkan davet etti. Onların davetiyle ben Malatya’ya gittim. 80 sayfalık bir rapor hazırladım önlerine koydum. Yeni Malatyaspor nasıl yaşatılabilir? Bunu en ince detayına kadar her şeyi ile yazdım çizdim önlerine koydum. Maalesef benim o gün o 80 sayfalık rapor kenara konuldu. Ertesi gün 30 milyon lira bütçe ile takımı kurtarma operasyonunu başlattılar. Ben onun sadece günü kurtarmak olacağını söyledim. Maalesef benim söylediğim itibar görmedi ama 30 milyon lira ile hayal satanlara itibar edildi. Gelinen noktada o kulüpte battı. 60 yılda 2 tane kulübü yok etmiş bir şehirden bahsediyoruz. Son 25 yıldır aynı yöneticiler.”                  

Şehrin taraftarlarının popülizme sıcak bakmalarını anlayabilirsiniz, ancak şehrin yöneticilerinin buna nasıl prim veriyor, teslim oluyorlar?  Kısa sürede başarı mı bekliyorlar? Nasıl buna ikna oluyorlar?            

Cengiz Günaydın ;“ Bence tamamen bir plansızlık üzerine kurulu bir düzen var orada. Yani bir plan yok. Futbol ile ilgili şehrin bir planı yok, olmadı maalesef. Bugüne kadar ki süreçte Malatya’da  futbol adına bir plan ortaya konulmadı. Eğer ortaya bir plan koyulduysa da ona uyulmadı. Sadece gün geçiştirildi. Bugün para lazım dendi, o para verildi. Sadece o gün kurtarıldı ama 5 yıl sonrası ile ilgili hiç kimse elini taşın altına koymak istemedi. Ya verelim bugün yürüsün dediler, o gün yürüdü ama günün sonunda muazzam bir borç sarmalıyla  kulüpler yok oldu. En acısı da bu, yaşayabilen kulüpte kalmadı elimizde. Tamamen plansız, programsız, kişilere teslim edilmiş, hiçbir kurumsal alt yapısı ve futbolla ilgili olmayan insanlara teslim edildi Malatya’da futbol. En acısıda bu.  Evet dönemsel başarılar elde ettik ama sürdürülebilir değildi. Ne  futbol ekonomisini yönetebildik, ne alt yapı organizasyonunu yapabildik, ne akademi oluşumunu sağlayabildik. Çok futbola aşık olan bir toplumun yaşadığı şehri bir futbol şehri haline de getiremedik. “ 

Türkiye’de taraflı, tarafsız tüm spor  adamları Malatya’yı Anadolu da  bir  futbol şehri olarak görüyor, yorumluyor. Bursa, Eskişehir, Samsun, Sakarya gibi şehirlerle birlikte değerlendiriyorlar. Siz bunu farklı değerlendiriyorsunuz sanırım?               

Cengiz Günaydın ;“ Malatya bir futbol şehri değil. Malatya bir futbol şehri olsa idi Malatyaspor’a sahip çıkardı. Eskişehir’in, Sakarya’nın, Bursa’nın Kocaeli’nin sahip çıktığı gibi  sahip çıkardı.  Malatya bir futbol şehri değil bizim taraftar kitlemizde maalesef buna uygun değil. Futbol sevgisi muazzam olan şehir, her sokağında, her köşe başında futbolun konuşulduğu futbol sevgisi olan bir şehir. Bursa, Eskişehir Kocaeli gibi şehirler futbol şehri. Kocaeli’nin durumunu ben size anlatayım. Kocaeli BAL ligine düştüğünde dönemin bakanı Fikri Işık ,Kocaeli Birlikspor diye bir takım kurdu. Muazzam paralar harcadı ama futbol şehri Kocaeli’nin taraftarı Kocaelispor’a en dipte olduğu zaman bile sahip çıktı. Onun yerine Kocaeli Birlikspor’u tercih etmiyordu. Biz futbol şehri denilen Malatya ne yaptı?  Malatyaspor yok olurken, Yeni Malatyaspor’un peşinden koştu. Yeni Malatyaspor yok oluyor, şimdi Yeşilyurtspor’un peşinden koşuyor. Bu anlamda futbol şehri değiliz.

 Evet, Bursaspor Yeni Bursaspor, Eskişehirspor Yeni Eskişehirspor gibi yollara yönelmedi. Mevcudu ayağa kaldırmayı düşündü. Amatörde bile tribünleri doldurup takımlarına sahip çıktılar. Hiç bırakmadılar.               Daha acı olan ne biliyor musunuz?  Bu örnek verdiğimiz kulüplerin borcu bizim borcumuzdan 4 kat daha fazla idi. Yani borç yapısı bizim korkup uzaklaştığımız, yok olmasına  göz yumduğumuz kulüplerimizinkinden fazla idi. Bizim kulübümüzün tarihi onların tarihlerinden çok daha iyi iken biz bu tarihe, geçmişe sahip çıkmadık. Yeninin peşinden gittik. Onlar ise daha fazla borçlu olmasına rağmen kulüplerinin peşini bırakmadı. İşte orası bir futbol şehridir. Bir futbol kültürü var.”     

Anladığım kadarıyla Malatya’nın bir  futbol şehri olabilmesi için kendisine tarihi başarılar, gururlar yaşatmış olan 1966 yılında kurulmuş olan Malatyaspor’una sahip çıkmaktan  geçiyor?  Bugün Malatya şehri de büyük bir felaketin ardından yeniden ayağa kalkmaya çalışıyor, yeniden küllerinden var olmaya çalışıyor. Bu dönemde Malatyaspor’u da yeniden küllerinden ayağa kaldırmak gerekmez mi? Şehir için önemli bir moral olmaz mı?       

Cengiz Günaydın ; “Kesinlikle katılıyorum. Yani bambaşka .bir hikaye yazabilirdik biz. Bunun içinde ben yaklaşık 2 yıldır ciddi bir mücadele verdim. En üst düzeyde Sami başkanla da  birçok defa görüşmelerimiz oldu. Allah var yani hakkını teslim etmek lazım Sami başkan bu uğurda çok büyük bir mücadele verdi. Kulübün alınması ve yaşatılabilmesi, bu ruhun Malatya ile birlikte ayağa kalkması için o da bir mücadele verdi. Ama maalesef gerekli fedakarlıklar da bulunulmadı. Gerek kulüp başkanı, gerekse bu kulübün batışına neden olan insanların kulüp üzerindeki temlikleri bunun önünde engel oldu. Bugünde olsa Malatyaspor Türkiye’de marka değeri olarak sayılı kulüplerden, bugünde Malatyaspor’a el atılması lazım. Ancak bu sadece  belediye başkanının  yada benim, sizin istemenizle olmuyor. Burada kişisel egolar, menfaatler devreye giriyor. Bunun önünde engel olanda hali hazırda olan mevcut yönetimdir. 

Sami başkanın bundan yaklaşık 4 ay önce bir çağrısı oldu. ‘Yönetemeyenler anahtarları getirsin’ dediler Yeşilyurt yönetimi götürdü anahtarları teslim etti, bugün şampiyonluk şarkıları söyleniyor. Ben inanıyorum bu sezon başarılı olacaklar. Malatya’nın ismi her alanda olduğu gibi futbolda da her zaman 1-0 önde gider. Peki o ruh bizleri temsil edebilecek mi? İçimize sinebilecek mi? O da meçhul. Malatyaspor ile ilgili fedakarlığı mevcut yönetimin yapması ve kulübün anahtarlarını götürüp Sami başkana teslim etmesi gerekirdi. Başkanın çağrısına olumlu cevap gelse idi bugün Malatyaspor ile ilgilide bambaşka şeyler konuşuyor olurduk. Yani bizde bugün bir Bursaspor’un yaptığının aynısını yapabilirdik. Bugün Türkiye’de Anadolu ateşi futbol açısından konuşuluyor. Eskişehir’de, Bursa’da, Kocaeli’nde kendi tarihine sahip çıkıyor bu insanlar, bu taraftarlar. Onların yok olmasına gönülleri razı olmadı. Çok ciddi fedakarlıklar da bulundular ve yaşattılar, yaşatıyorlar da. Takımlarını üst liglere taşıyorlar. Ancak bir seyirci kaldık.”            

Anladığım kadarıyla yeni isimlerle yeni takımlar kurarak sürecin yönetilemeyeceğini ifade ediyorsunuz. Şimdilerde Yeşilyurtspor ile ilgilide aynı şeyler konuşuluyor. Bunun sonuçları ne olur sizce?         

Cengiz Günaydın ;“Birleşme olur olmaz, Yeşilyurt’un adı  değişir değişmez ama şartlar ne olursa olsun Malatyaspor’un bu şekilde ortada bırakılmaması gerektiğini söylüyorum ben. Sami başkanın çağrısına cevap verilse idi bugün daha farklı şeyler konuşabilirdik. Ama bugün takım yerel lige düştü. Artık oradan geri dönüş nasıl olur, hangi şartlarda olur onu bilmiyorum. Ama ben şunu söylüyorum adı değişir değişmez, renkleri değişir değişmez Yeşilyurspor ile de ilgili önümüzdeki dönem de eğer Malatya, Malatya’yı yöneten insanlar  geçmişte yapılanların aynısını  denerlerse daha farklı bir sonuç çıkmayacak ortaya. Bu kulüpte belki de bir saman alevi gibi bir iki üst lige çıkacak ama  oralarda ömrü en fazla 3 yıl olur  biz 3 yıl sonra yine aynı şeyleri konuşuruz.  Bir kulübün yaşatılabilmesi için birkaç temel üzerine oturtulması lazım. Bunların en önemlisi ekonomi, ondan sonra alt yapı organizasyonu. Ardından sportif başarı. Az önce söylemiştim 60 yılda 2 tane kulübü yok ettik. Bu iki kulübün bize faydası toplam 15 yıl bizi süper ligde temsil etmiş olmak.          Peki 15 yıl süper ligde mücadele etmiş, 60 yıl Türk futbolunda söz sahibi olmuş bir Malatya kaç  sporcu üretebilmiş. Kaç tane Malatya’lı teknik adam ya da kaç tane spor adamı yetiştirebildik biz. 15 yıl süper ligde yaşayıp hiçbir şey üretemeyen sadece skorlarla üzülen veya sevinen bir şehir olduk. Ne finans tarafını iyi yönetebildik ne kulüp tarafını yönetebildik. Yok ettiklerimizden vazgeçtik, yenilerine yöneldik. Bugün yine yenisini deniyoruz. Malatya adı ile bir kulüp anılacaksa bunun 50- 100 yıllık planı yapılmalı.”            

Futbolun içinden gelen ve Federasyonla iyi ilişkileri olan bir isimsiniz. Birkaç kez talip olmanıza rağmen Malatyaspor’u yönetmek nasip olmadı. Cengiz Günaydın olarak hayalinizdeki Malatyaspor nasıl bir takı olurdu? Neler yapmayı hedeflerdiniz? 

Cengiz Günaydın ; “ Bir kere Malatya dışında yaşadığınız sürece Malatya veya Malatyaspor’a olan sevginizin azalması mümkün değil. O sevgi hep artarak devam ediyor, bir özlem oluyor. Malatyaspor aidiyet duygusunu üst düzeyde yaşatan bir olgu. Ayrıca Malatya çok kozmopolit bir şehir. Her görüşten, her fikirden, her mezhepten insanların yaşadığı bir şehir. Herkesin ortak noktası Malatyaspor. İnsanlar Malatyaspor için sevinirken  ben aleviyim, ben sağcıyım, ben solcuyum demiyor insanlar. Şehrin buna ihtiyacı var. Ben bunun için Malatyaspor ruhunun yeniden küllerinden doğması gerektiğini söylüyorum. Malatya’da geçmişimiz kötü, gelecek adına bambaşka şeyler konuşmamız lazım. Artık şu devir bitti. Şehrin ileri gelenlerinden 15-20 kişinin bir araya gelerek oluşturduğu bir yönetim, belediyenin de  o yönetimde güvenilir gördüğü insanlara verdiği destek. Bunun sürdürülebilir bir tarafı yok artık. Bugünün futbol ekonomisi ile bu imkansız. Bu konuda olumlu örnekleri araştırıp en iyi modeli Malatya’ya uyarlamak lazım. Ama olmazsa olmazımız bu şehirdeki çocukların 50 yıl, 100 yıl peşinden koşacağı bir takım oluşturmamız.           

Önümüzdeki 5 yıl içerisinde nüfusu 2 milyona ulaşacak bir şehirden bahsediyoruz. Müthiş bir potansiyel var, bunu akıl ile harekete geçirebilirsek çok büyük işler yapılabilir. Ona göre program yapmamız, alt yapı oluşturmamız ve 3 yıl sonra ayakları üzerinde durabilecek bir kulüp  kazandırmamız lazım. O kulüp o zaman 50 yıl yaşar,  para lazım olduğunda da belediyenin kapısını çalmak zorunda olmaz.                Geçmiş önümüzde, geçmişte ne yapmış isek onu şimdi tekrar yapmayalım, yeni şeyler yapalım. Bu potansiyelimiz var. Bu şehrin yetişmiş insanı var, zengini var, genç nüfusu var., alan var” 

 Malatyaspor’da görev alan insanları çok hırpalıyoruz gibi bir eleştiri var. O yüzden önemli iş insanların uzak durduğu ifade ediliyor. Siz bu konuyu nasıl değerlendiriyorsunuz?     

Cengiz Günaydın ; “Orda da çok acı tecrübelerimiz var. Biz iyi ile kötüyü de ayırt edemedik. Yani iyileri çok hırpaladık, kötülere çok fazla prim verdik. kötülere çok fazla zaman verdik, kötülere çok fazla imkan verdik. Ama iyileri de kenara ittik. Şimdi herkes küstü. Bugün dışarıdan kime el atsanız Malatyaspor ile ilgili olumsuz bir tecrübesi var. Ya evine haciz gitmiş, ya banka hesapları bloke edilmiş. Ya da yurt dışı yasağı konmuş. Bu insanlar Türkiye’ye mal olmuş insanlar. Maalesef iyi ile kötüyü ayırt edemiyoruz. İyi kendini anlatamıyor ama kötü bulduğu hadsizliği  en üst seviyede itibara çeviriyor. Maalesef şehrin yöneticilerinden ricam benim bu olur yani. İyi ile kötüyü ayırt edin. Geçmişe bakın o gün orada ne yaptıysanız bugün tersini yapın başarı kendiliğinden gelecek zaten.”                                           

Teşekkürler“ 

_________

Kaynak: Bİ'KENT DERGİSİ

KAPAK FOTOĞRAFI:  Malatyaspor ve Yeni Malatyaspor'un durumu ile bu takımlarından birine destek olunması amacıyla geçtiğimiz yıl İstanbul'da düzenlenen ‘sonuçsuz’ toplantıdan..