Ulusal Bayramların 'Bayram' Olduğu Günlerde Malatya 19 Mayıs'ları..

Fikri DEMİRTAŞ
fikridt@hotmail.com

Mondros Mütarekesi’nin ardından, yüzyıllık koca bir çınar olan Osmanlı Devleti tarih sahnesinden silinmenin eşiğine getirilmişti. Emperyalist devletler, asırlardır hayalini kurdukları paylaşım planlarını acımasızca devreye sokmuş; Anadolu’nun bağrını, tersanelerini ve kalbini işgale başlamıştı. İstanbul Hükümeti ve Padişah ise düşman namlularının gölgesinde, çaresizlik ve teslimiyet içinde saltanatlarını koruma derdine düşmüş, milletin kaderini kendi sessizliğine terk etmişti. İşte vatan topraklarının parça parça yağmalandığı, umutların tükenmek üzere olduğu bu zifiri karanlıkta; Mustafa Kemal Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’da Samsun ufku üzerinde bir güneş gibi doğması, sadece bir askeri harekat değil, topyekun bir milletin şahlanış haykırışıydı.

​19 Mayıs 1919, Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkarak Kurtuluş Savaşı’nı başlattığı ve Türk milletinin bağımsızlık meşalesini yaktığı tarihi bir dönüm noktasıdır. Atatürk, büyük zorluklarla kurulan Cumhuriyeti, milletin geleceği ve sönmeyen enerjisi olarak gördüğü Türk gençliğine emanet etmiştir.

Bayramın Doğuşu ve Selim Sırrı Tarcan

​19 Mayıs, Cumhuriyet’in ilk yıllarında resmî bir bayram değildi. Bu anlamlı günün bir bayrama dönüşmesi, Türk sporunun öncülerinden Selim Sırrı Tarcan’ın adımlarıyla başladı. ​1928: İstanbul’da ilk kez düzenlenen "Jimnastik Şenlikleri" ile bayramın ilk temelleri atıldı. ​İlk Yıllar: Kutlamalar her mayıs ayının üçüncü cuma günü "mektepler bayramı" veya "jimnastik şenlikleri" adıyla neşeyle kutlandı.

​1936: Şenlikler tam olarak 19 Mayıs gününe denk getirilerek okullardan tüm halka yayılan milli bir coşkuya dönüştü.

​19 Mayıs, Atatürk döneminde ilan edilen son millî bayram olarak tarihteki yerini almış ve gençliğe armağan edilmiştir.

Bozkırda Doğan Coşku: Akçadağ Köy Enstitüsü'nde 19 Mayıs

1976 yılında mezun olduğum Akçadağ Öğretmen Okulu’nda spor, beden eğitimi ve 19 Mayıs, bizler için sadece birer ders ya da kutlama değil; disiplinin, coşkunun ve Cumhuriyet değerlerinin hayat bulmuş haliydi.

​1940 yılının aydınlanma meşalesi olan Akçadağ Köy Enstitüsü’nde (İlköğretmen Okulu), 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı sadece bir takvim yaprağı değil; tüm okulun nefes aldığı, disiplin ve coşkunun harmanlandığı adeta kutsal bir dönemdi. Bu büyük törende, çiçeği burnunda birinci sınıflar hariç tüm öğrencilerin hareketlere katılması zorunlu bir vatan görevi gibi görülürdü. Öyle ki, bu büyük organizasyonda görev almaktan kaçınan bir öğrenci, beden eğitimi dersinden doğrudan ikmale (bütünlemeye) kalır, dönemi başarıyla bitiremezdi.

Haftalarca kızgın güneşin altında, tenleri bakır rengine dönene dek çalışan o gençlerin emeği, stadyumun toprak sahasına disiplin, uyum ve gurur olarak yansırdı.

Müzik öğretmeninin yönettiği enstrüman grubunun ritmiyle beden eğitimi öğretmeninin keskin tek düdük komutu birleşirdi. Altı yüz öğrenci, sanki tek bir bedenmiş gibi hareket ederdi. Havada süzülen planörler, seri biçimde atılan parendeler, kipeler ve amud hareketleriyle birleşen estetik uyum, izleyenlerin nefesini keserdi.

FOTOĞRAF:  Akçadağ İlköğretmen Okulu Bando Takımı. 1973

Gösterinin doruk noktası olan devasa insan kuleleri kurulduğunda, orada yalnızca fiziksel bir güç değil; güvenin, disiplinin ve dayanışmanın mimarisi sergilenirdi. Öğrenciler için bu yorucu hazırlık süreci hiçbir zaman bir not kaygısı taşımıyordu. Altı yüz gencin en büyük motivasyonu, o stadyumun ortasında Akçadağlı olmanın gururunu taşımak ve Malatya halkının hayranlık dolu bakışları altında o onur payesini boyunlarına takmaktı. Beden eğitimi dersleri yalnızca bir müfredat gerekliliği değildi; bir okulun kimliğini, disiplinini ve Cumhuriyet idealini sahneye koyma sanatıydı.

​Bayramın o görkemli koreografilerinin arkasında, nisan ayında başlayan ve ilmek ilmek işlenen muazzam bir öğretmen emeği yatardı. Beden Eğitimi Öğretmenleri Mehmet Yıldırım, Halit Karadağ, Sami Uçan ve Neşat Koç, derslerde tüm öğrencilere bayram hareketlerinin en ince figürlerini sabırla öğretirlerdi. Okul bahçesi adeta bir açık hava jimnastik salonuna dönüşür; minder hareketlerinden kasa atlamalarına kadar her detay en kusursuz haliyle çalışılırdı. Bu hummalı çalışmaların sonucunda, en yetenekli ve disiplinli öğrencilerden oluşan yaklaşık 600 kişilik dev bir bayram kadrosu seçilirdi.

​Arka planda ise kulakların pasını silen bir başka hazırlık yürürdü. Müzik Öğretmenleri İbrahim Güleç ve Gülseren Çığışar, Zehra Cömert bayramda sergilenecek ritmik hareketlerin temposuna uygun olarak okul öğrencilerinden oluşan bando takımını ve dev müzik enstrüman çalan öğrenci grubunu gece gündüz demeden bayrama hazırlardı.

FOTOĞRAF: 1976 yılında mezun olduğum Akçadağ Öğretmen Okulu’nda spor, beden eğitimi ve 19 Mayıs, bizler için sadece birer ders ya da kutlama değil; disiplinin, coşkunun ve cumhuriyet değerlerinin hayat bulmuş haliydi.

Ortak Emeğin Görsel Şöleni

​10 Mayıs tarihi geldiğinde heyecan en yüksek noktaya ulaşırdı; okulda eğitime ara verilir ve artık tam gün süren, nefes kesen hazırlık maratonuna geçilirdi. Sadece sporcular değil, enstitünün sanat ruhu devrede olurdu. Resim-İş Öğretmenleri Hatice Odabaşı, Bahattin Odabaşı, Şen Belli, Himmet Öcal ve Ömer Pekerişli gözetiminde hummalı bir yazı ve çizim atölyesi kurulurdu. Öğrencilerin kendi elleriyle hazırladığı; üzerinde gururla "Akçadağ Öğretmen Okulu" yazan tabelalar, Atatürk portreleri ve kurtuluş mücadelesini anlatan birbirinden veciz sözler, en güzel hat ve resim sanatıyla panolara nakşedilirdi.  

Malatya Yollarında Eflatun Bir Sel

​Nihayet o büyük gün, 19 Mayıs sabahı gelip çattığında Akçadağ’da kelimelerle tarif edilemez bir devinim başlardı. Öğrenciler kara trenlerin vagonlarına, otobüslere ve okulun kendi taşıtlarına heyecanla doluşarak Malatya’daki şehir stadyumunun yolunu tutardı. Şehre varıldığında Şehit Kemal Endüstri Meslek Lisesi, Atatürk Lisesi ve Gazi İlkokulu binaları, enstitülü gençlerin bayram kıyafetlerini kuşanacağı resmi birer hazırlık merkezine dönüşürdü.

FOTOĞRAF: 19 Mayıs 1974, Malatya İnönü Stadı

Giyilen bayram kıyafetleri, sadeliğin içindeki asil gücü simgelerdi. Gençlerin ayaklarında beyaz keten spor ayakkabılar, üzerlerinde ise enstitünün simgesi haline gelen eflatun renkli spor şortlar olurdu. Üstlerine giyecekleri başka hiçbir giysi olmazdı; çünkü Anadolu’nun güneşiyle kavrulmuş o dinç ve çıplak bedenler, gururla kabaran göğüsler ve gözlerdeki sönmez inanç, zaten en güzel kıyafetti.

Bir gün önceden Aşçı Miro Dayı ve ekibinin hazırladığı kumanyalar tören bitikten sonra kıyafetlerini değiştirttikleri okullarda yenilirdi.

İnönü Stadyumu’na Doğru Gurur Yürüyüşü

​Hazırlıklar tamamlandığında, öğrenciler bando takımının vurduğu güçlü ritimler eşliğinde, üçerli dörderli sıralar halinde nizami bir disiplinle yürüyüşe geçerlerdi. Ellerinde kendi emekleriyle yazdıkları Atatürk vecizeleri ve okul tabelalarıyla, dillerinde en coşkulu marşlarla Malatya İnönü Stadyumu’na doğru ilerlerlerdi.

FOTOĞRAF: 1962 Malatya Lisesi (Turan Emeksiz Lisesi)

​Bu yürüyüş esnasında şehirde adeta hayat dururdu. Malatya halkı sokaklara dökülür, bu disiplinli, başı dik ve aydınlık yüzlü Köy Enstitüsü, Öğretmen okulu öğrencilerinin geçişini hayranlıkla izlerdi. Yol boyunca yükselen coşkulu alkışlar ve halkın gösterdiği o özel hürmet,  gençlerin adımlarına güç, yüreklerine ise silinmez bir memleket gururu katardı.

​Stadyumda Bir Gelenek: Beklenen En Büyük Gösteri ve Şampiyonluk

​Malatya İnönü Stadyumu tıklım tıklım dolduğunda, resmigeçit töreni büyük bir heyecanla başlardı. Sıra Akçadağ Öğretmen Okulu’na gelince stadyumda adeta yer yerinden oynar, tüm Malatya halkı büyük bir saygı ve coşkuyla ayağa kalkarak enstitünün çocuklarını alkış yağmuruna tutardı.

​Akçadağ’ın sergileyeceği jimnastik, minder ve bando gösterileri o kadar profesyonel ve büyüleyici olurdu ki, protokol ve organizasyon komitesi akıllıca bir taktik uygulardı: Öğretmen Okulu’nun gösterisini programın en sonuna bırakırlardı. Halk sırf Akçadağ’ı izleyebilmek için stadyumu terk etmesin, böylece diğer okulların gösterileri de seyircisiz kalmasın istenir, finale kadar heyecan zirvede tutulurdu.

FOTOĞRAF: 1967 Mustafa Kemal Kız Öğretmen Okulu

​Günün sonunda, sergilenen o muazzam disiplin, estetik ve kusursuz senkronizasyon ödüllendirilmekten geri kalmazdı. Akçadağ Öğretmen Okulu, her sene stadyumdan Bayram Gösteri Birinciliği kupasını gururla okuluna götürür, emeklerin karşılığını şampiyonlukla taçlandırırdı.

Gençliğin Çekilen Coşkusu

​Eskiden sadece Akçadağ Öğretmen Okulu, Mustafa Kemal Kız Öğretmen okulu değil; Malatya’nın ve memleketin dört bir yanındaki üniversiteler, liseler, meslek liseleri, ticaret,  imam- hatip liseleri, kız meslek liseleri, sağlık kolejleri, askeri liseleri de bu stadyumları dolduran diri enerjinin birer parçasıydı. Liseler aydınlık geleceğin adımlarıyla stadyumu çınlatır, üniversite gençliği ise bu coşkunun en olgun sesi olurdu. Her okul aylarca hazırlanır, o stadyum podyumunda en iyisi olmak için tatlı bir rekabete girerdi.

FOTOĞRAF: 1940 yıl Gençlik ve Spor Bayramı 

​Peki, ne oldu da üniversitelerin, o koca liselerin bayram coşkusu bir anda sönüverdi?

​Önce sistemler değişti; bayramlar stadyumlardan, o geniş meydanlardan koparılıp okul bahçelerine, caddelere, kapalı spor salonlarının dar duvarları arasına sıkıştırıldı. Gençlerin omuz omuza verip yarattığı devasa koreografilerin yerini, sadece birkaç bürokratik konuşma ve protokole sunulan tekdüze programlar aldı. Ardından, eğitimin içine sızan amansız sınav yarışları, test kitapçıkları ve gelecek kaygısı, gençlerin içindeki o saf coşkuyu gölgeledi. Gençler nisan ayında marşlar ezberlemek, spor figürleri çalışmak yerine test sıralarına hapsedildi.

​En büyük darbe ise Cumhuriyet aydınlanmasının kalbi olan, Anadolu’nun bozkırlarına can suyu taşıyan o köklü köy enstitüleri, öğretmen liselerinin kapatılmasıyla vuruldu. Geleceğin idealist öğretmenlerini yetiştiren o kutsal yuvaların kapılarına kilit vurulunca, sadece bir okul türü ortadan kalkmadı; o stadyumları gururla dolduran, 19 Mayıs ruhunu nesillerden nesile aktaran o asil gelenek de tamamen öksüz kaldı. O canım okulların coşku dolu bayram törenleri, bando takımlarının stadyumu titreten o güçlü ritimleri ve halkın ayağa kalkarak dakikalarca alkışladığı o gurur yürüyüşleri, artık sadece sararmış fotoğraflarda ve bizlerin yüreğini sızlatan o eski anılarda kaldı.

​Şimdi ne zaman bir 19 Mayıs sabahı gelse, içimizde o eski stadyumların uğultusu, gözlerimizde o eflatun şortlu gençlerin gururlu yürüyüşü canlanıyor. Biz aslında sadece geçmiş bir zamanı değil; bir bayram gününde tüm okulların, tüm gençliğin tek bir yürek olup attığı o sarsılmaz aidiyet duygusunu, o saf disiplini ve bozkırı aydınlatan Köy Enstitü, İlköğretmen Okulu, Anadolu Öğretmen lisesi ruhunu özlüyoruz. Unutulmuyor, yeri asla dolmuyor.

FOTOĞRAF:   19 Mayıs 1973 Malatya İnönü Stadı Turan Emeksiz Lisesi (Malatya Lisesi) Bando Takımı

​Bugün stadyumun adını duyunca pek çok Malatyalının burnunun direğini sızlatan, gözlerini uzaklara daldıran şey sadece futbol maçları değil; o stadyumda yaşanan 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı coşkusuna duyulan derin özlemdir.

​Tribünlerin Rengi ve Halkın Yoğun İlgisi: Sabahın daha ilk ışıklarıyla birlikte tüm şehir İnönü Stadyumu’na doğru adeta bir nehir gibi akardı. Liseli gençlerin aylarca süren emekleri, heyecanları yüzlerinden okunurdu. Kapalı ve açık tribünleri hıncahınç dolduran Malatya halkı, saatler öncesinden koltuklarına oturur, o muazzam gösterinin başlamasını sabırsızlıkla beklerdi. Tribünler, ellerinde bayraklarla tek bir yürek olmuş kırmızı-beyaz bir denize dönüşürdü.

​Gençliğin Ritmi: Aylarca okul bahçelerinde hazırlanan öğrencilerin stadyum çimlerine adım atışındaki o gururlu yürüyüş, bando takımının, mehter takımının davul vuruşlarıyla birleştiğinde şehirde zaman dururdu. Rengârenk kıyafetlerle yapılan koreografilerle sahada devasa bir uyum sergilenirdi. Şeref tribününden yükselen anonslar, halkın coşkulu alkışları ve stadyum hoparlörlerinden yayılan marşlar tüm şehre dalga dalga yayılırdı.

O günler; resmiyetin ötesinde, tüm kentin çocuk, genç, yaşlı demeden tribünlerde omuz omuza oturarak izlediği, komşulukların pekiştiği, saf birer mutluluk anıydı.

​Stadyumun Yıkılışı ve Değişen Bayramların Burukluğu

​Zaman akıp gitti ve modernleşme rüzgârı bu tarihi alanı da vurdu. 2018 yılında İnönü Stadı, Atatürk Spor Salonu ve Osman Çağlı Kapalı Yüzme Havuzu iş makinelerinin gürültüsüyle yıkılarak yerini Millet Bahçesi projesine bıraktı.

FOTOĞRAF: Malatya İnönü Stadı ve çevresi

​İnönü Stadyumu’nun yıkılmasıyla birlikte, sadece bir bina yerle bir olmadı; Malatya’nın yarım asırlık bayram geleneği de evsiz kaldı. O eski, stadyum dolusu ihtişamlı kutlamalar mazide kaldı. Şimdilerde 19 Mayıs, 15-21 Mayıs tarihleri arasında "Gençlik Haftası" adı altında, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nün düzenlediği etkinliklerle yaşatılmaya çalışılıyor.

​Ancak o eski bayramların ruhu ne yazık ki sokaklara sığmıyor. Şimdiki resmi bayram törenleri İnönü Caddesi üzerinde, Sümer Park ve AVM önündeki caddede yapılıyor. Valilik, protokol ve çocuklarının heyecanını paylaşmak isteyen anne babalar, kaldırımlarda demir parmaklıklar arkasında tabiri caizse sığınacak bir yer arayarak, törenleri ayakta, kalabalığın arasında izlemeye çalışıyor.

Tribünlerin konforu, o panayır havası, tüm şehrin tek bir merkeze odaklandığı o görkemli atmosfer yerini caddenin keşmekeşine bıraktı. Geceleri yapılan Fener Alayı’nın meşaleleri caddeyi aydınlatsa da, İnönü Stadyumu’nun tribünlerinden taşan o eski neşenin bıraktığı karanlığı aydınlatmaya yetmiyor.

​Her yönüyle şehre uzak kalan, Bulgurlu Mahallesi’ndeki İnönü Üniversitesi kampusu yakınında yer alan Yeni Malatya Stadyumu’nda ise, nedendir bilinmez, bugüne kadar bir kez bile Gençlik ve Spor Bayramı kutlaması yapılmadı. Yeni stadyum yeşil çimleriyle uzaklarda bir yerde dururken, Malatya halkı bayramını caddelerde, ayakta karşılamanın burukluğunu yaşıyor.

Kent Hafızasındaki Boşluk      

​Mekânlar sadece yapılardan ibaret değildir; onlar zaman içerisinde yaşanan geçmişin, bir kentin belleğinin ta kendisidir. İnönü Stadyumu’nun yıkılması, Malatya’nın kent hafızasında telafisi güç, devasa bir boşluk yarattı. 

Dünyanın pek çok tarihi şehrinde, merkezde kalmış stadyumlar birer anıt gibi korunup modernize edilirken, Malatya’nın bu simgesinin tamamen silinmesi iç burktu. Keşke o tarihi doku korunarak, geçmişin ruhunu taşıyan yeni ve modern bir stadyum yine aynı yerde yükselseydi... Hem Malatyaspor öksüz kalmazdı hem de Malatyalılar her 19 Mayıs sabahı o bildikleri, ait oldukları tribünlerde gururla oturup gençlerini alkışlamaya devam edebilirdi.

Şimdilerde o ulusal bayramların ihtişamı, stadyumu dolduran binlerce insanın tek bir ağızdan söylediği marşlar, artık ne yazık ki sadece sararmış fotoğraflarda ve Malatyalıların hatıralarında yaşıyor. Şehir merkezinden, o eski stadyumun önünden her geçişte, o eski bayramların coşkusunu arayan gözler, sessizce o kubbenin altındaki anıları yad ediyor.