SON DAKİKA
SON DEPREMLER

Çocuklarda Yatış Pozisyonuna Bağlı Kafatası Şekil Bozukluğunda Artış

Çocuklarda Yatış Pozisyonuna Bağlı Kafatası Şekil Bozukluğunda Artış
A- A+ PAYLAŞ

Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Semra Işık, çocuklarda yatış pozisyonuna bağlı kafatası şekil bozukluğunda yüzde 600 oranında artış olduğunu belirtti.

Işık, yaptığı açıklamada, çocuklarda kafatası şekil bozukluğunun genellikle yaşamlarının birinci yılında görüldüğünü ve bunun iki temel sebebi olduğunu anlattı.

Birinci ve en sık sebebinin genellikle bebeğin aynı pozisyonda yatmasına bağlı olarak henüz sertleşmemiş kafatası kemiğinin deformasyonu sonucu meydana geldiğini ve "pozisyonel plajiyosefali" olarak adlandırıldığını aktaran Işık, ikinci nedenin ise kafatasındaki kemikler arasındaki kıkırdak veya bağ dokusunun yapıdaki eklem yerlerinin anormal ve fizyolojik olmayan erken kapanmasının bir sonucu olarak ortaya çıkan, gelişimsel bir anomali olan "kraniyosinostoz" olduğunu kaydetti.

Işık, literatürde 2 bin-2 bin 500 doğumda 1 görüldüğü belirtilse de "pozisyonel plajiyosefali" vakalarında son yıllarda görülme sıklığının sebebi bilinmeyen şekilde arttığına işaret etti.

Doç. Dr. Işık, 1980'lerin sonlarında, Amerikan Pediatri Akademisinin (APA) ani bebek ölümü sendromunun (ABÖS) yüzükoyun uyku pozisyonu ile yakından ilişkili olduğu gerekçesiyle Nisan 1992'de her ebeveyni ani bebek ölümünü önlemek için "uyurken bebekleri sırtüstü pozisyonda konumlandırmaya teşvik eden" bir kampanya başlattığını anımsatarak, "Sonuç olarak, ABÖS sıklığı yüzde 40'tan fazla azaldı ancak çocuklarda pozisyonel plajiyosefali yaklaşık yüzde 600 oranında arttı ve her yıl artmaya devam ediyor." açıklamasını yaptı.

Bu tür deformasyon süreçlerinin çoğunlukla doğumdan sonraki ilk birkaç ayda ortaya çıktığını ve esas olarak başın pozisyonundan etkilendiğini anlatan Işık, şunları kaydetti:

"Başın uzun süre aynı pozisyonda tutulması, başın zemine bakan kısmının düzleşmesine neden olur, sonrasında yüzün üst kısmı düzleşmeye başlar. Başın her iki tarafı da kademeli olarak deforme olacak ve başın asimetrik şekline yol açacaktır. Bu bozuklukta kafanın toplam hacmi değişmez ve kafaiçi basınç artmadığı için zeka geriliği beklenmez. Ancak çocukluktan itibaren kozmetik kaygıların devreye girmesi ve akran zorbalığı nedeniyle psikososyal sorunlara yol açabilir. Bu nedenle tedavi edilmesi gerekmektedir. Tedavide sırayla pozisyon değişikliği, fizyoterapi, masaj terapisi ve en son kask terapisi uygulanır."

"Ebeveynlerin dikkati erken tanı ve tedavi için elzem"
Doç. Dr. Işık, kraniyosinostozisin sendromik ve sendromik olmayan olarak iki gruba ayrıldığını, doğumdan itibaren görülebildiğini ancak yaşamın ilk yılında herhangi bir zamanda tanı konulabildiğini aktararak, "Çocuk doktoru veya aile sağlığı merkezindeki hemşireden ziyade ebeveynlerin dikkati erken tanı ve tedavi için elzemdir." uyarısı yaptı.

Gelişimsel bir anomali olan kafa şekil bozukluğunun çevresel faktörler, anormal pozisyon, doğum öncesi bazı ilaç ve kimyasallara maruz kalınması, annenin sigara kullanması gibi nedenlere bağlı olarak gelişebileceğini kaydeden Işık, tanı konulmasından sonra cerrahi uygulanabildiğini belirterek, şu bilgileri paylaştı:

"Ameliyat yaklaşık 4-5 saat sürer ve sıklıkla kan nakli gerekir. Ameliyat sonrası çocuk genellikle en az 1 gün yoğun bakım ünitesinde gözlemlenir ve daha sonra normal beyin ve sinir cerrahisi servisinde yaklaşık 3-5 gün geçirir. Göz çevresi şişmesi sonucu gözler kapanır, taburcu edilmeden önce tekrar açılması beklenir. Cerrahi riski azaltmak için ameliyat genellikle çocuk 6 aylığa ulaştıktan sonra yapılır. Yeniden şekillendirme ameliyat sırasında gerçekleştiğinden başka ek tedaviye gerek yoktur."

Doç. Dr. Işık, bu ameliyatın endoskopik olarak da yapılabildiğini, yeniden şekillendirme ameliyatı sonrasında kraniyal şekillendirici kask kullanıldığını bildirdi.

İstanbul, AA

UYARI: Sitemizde çoğunlukla muhabir arkadaşlarımızın imzalarıyla ya da mensubu oldukları basın kuruluşları kaynak belirtilerek yayınlanan üstteki haber benzeri araştırmalar, haberler, röportajlar, maalesef “emek hırsızı” –özellikle de biri sürekli olmak üzere- sözde bazı internet yayıncıları tarafından, ya aynen ya da küçük bazı değişiklikler yapılarak, kendi özel araştırmaları ya da haberleriymiş gibi kendi yayın organlarında yayınlanabilmektedir. Haber kaynağıyla ya da araştırmasıyla, istihbaratıyla uzaktan yakından ilgisi olmayan, sadece gerçek gazetecilerin ‘kamuoyunun bilgisine sunulmuş’ emeğinin üzerine ‘çöküp’, gazetecilik- habercilik yaptıklarını zanneden ve böylece kamuoyunu da aldatanların bulunduğuna bir kez daha dikkat çekerken, söz konusu unsurları da ‘gerçek gazetecilerin emeğini çalmamaları’ konusunda uyarıyoruz.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.

Yorum yazın

İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
Yorum yazmalısınız