Miram

Final

Fuat


Serdar doktor

Lab


Malatya Haber -

Malatya’nın İlk AVM’si: Şirket Han

Malatya’nın İlk AVM’si: Şirket Han
  • 22.03.2020

Geleneksel mimarinin en güzel örneklerinden olan Şirket Han, bir beton yığınına.. 

Nezir KIZILKAYA
[email protected]

Şehir bizim için nedir? Sadece fiziksel olarak sokakların, caddelerin kenarına yığılmış taş, toprak, beton, metal yığını mıdır? Yoksa onların her biri, fiziksel birer nesne olmanın dışında anlam dünyamızın da bir parçası mıdır? Her mekânının bir “iz”ini hatıralarımızda yaşattığımız, asla unutmayacağımız ve gönül bağımız olan bir olgu mudur?

Tabi bu sorduğumuz sorular kültürel dokusu ruhumuza işlemiş, sembol mekânları, yapıları ile bir hafızası oluşmuş ve içinde bulunan her şeyin bizim için bir karşılığı olan kentler için geçerlidir.

Bir kenti bize sevdiren sahip olduğu kimliğidir ve onu diğerlerinden ayıran ve farklı kılan her şey de kimliğinin asli unsurudur. Ancak günümüzdeki “kentleşme” kavramı doğrudan bu unsurları ya da başka bir deyişle kent kimliğini hedef almakta ve bu asli unsurlar içerisinde yer alan mekânlar “kentleşme” bahanesi ile azaldıkça, kentler kimliklerinden uzaklaşmakta, birbirine benzeyen hatta birbirinden hiç farkı olmayan beton yığınlarına dönüşmektedir.

Konaklar, hanlar, hamamlar, camiler, medreseler bu mekânların en önemlilerindendir ve bu yapıların yıkılıp yok edilmesi, doğrudan kent kültürü ve kimliğini hedef alır. Telafisi de ne yazık ki olanaksızdır.

Her kentin zaman içerisinde değişmesi, gelişmesi son derece doğaldır. Ama bunun eskiyi yıkıp yerine yenisini yapmak şeklinde olması zorunluluğu olmadığı gibi eskiyi yani gelenekseli koruyarak yeniyi yapmak hem daha değerli hem de işin daha kolay yönüdür.

Dinamik bir kavram olan “Kent Kültürü” de zaman içerisinde bu yenilenmeden etkilenecek ve yeni kültür mekânları gelişecek, belki de eskilerin de önüne geçecektir. Ancak bu değişim 50-100 yıl gibi bir kuşağın tanıklık edebileceği zaman dilimi içerisinde değil, daha uzun bir sürede doğal akışı ile gerçekleşmelidir.

Malatya’nın ilk alışveriş merkezi olarak nitelediğimiz Şirket Han da bu şehrin sosyal gelişme süreçlerinde yapı taşı olmuş, fiziksel varlığının ötesinde sosyal ve kültürel anlamlar taşıyan, şehre mal olmuş toplumsal bir mekân özelliğini taşımaktadır.

Malatyalı çok sayıda ailenin bir araya gelmesi ile inşaatına 1922 yılında başlanan ve 1924 yılında tamamlanan yapıya, 48 ortağın, kimisi nakit ya da inşaat malzemesi, kimisi de işçilik ve emek ile katkı sağlamış, bir dayanışma ürünü olarak ortaya çıkan ticaret merkezine de “Şirket Han” adı verilmiştir.

FOTO: 1930’lu yıllarda Şirket Han

100’den fazla varisi bulunan Han, 30 Kasım 1984 tarihinde izale-i şüyu ile satılmış, 1987 yılında da boşaltılarak yıkılmıştı. Yıkım sonrası dönemin Malatya Valisi Kutlu Aktaş’ın girişimleri ile yerine iş merkezi yapılmak üzere İl Özel İdaresi tarafından satın alınan ve yaklaşık 65 yıl Kışla Caddesinin köşesini bekleyen Şirket Han, bir yıldız kayar gibi gözlerden kaybolmuş, kentin başta gelen geleneksel yaşam alanlarından biri kendi ellerimizle yok edilmişti.

Ama gelin görün ki, Malatya, o güzelim “Şirket Han” ın yerine yapılan iş merkezine bir türlü ısınamamıştı. Müdavimleri, sabahları Şirket Han’ın Arnavut kaldırımı taşları ile bezenmiş avlusunda bulunan asmanın gölgesine saklanmış havuzun kenarında akan suyun şırıltısı eşliğinde yapılan sohbetlere katık olan Hasan Efendi’nin çaylarının lezzetini başka bir yerde bulamamış, çok keyifli bu mekânın durup dururken yok edilmesine oldukça içerlemişti

Geleneksel mimarinin en güzel örneklerinden olan ve biri Kışla (Atatürk) Caddesi’ne diğeri Akpınar Meydanı’na açılan iki kapısından avlusuna girdiğinizde, sizi adeta 50 yıl öncesine götüren bir zaman tünelinden geçmiş hissini veren Şirket Han, bir beton yığınına kurban edilmiş, fötr şapkası ile gazyağı satıcısı Hacı Dayı, lastik işletmesi ortakları Yusuf ve Hacı Ustalar, Camcı Nevzat, Otelci Kamil Çavuş, Berber Murtaza, Eczacı Bahabey ve daha niceleri için, işyerlerinin bulunduğu mekân, sadece bir anı haline gelmişti. Orduzulu Mamılo’nun bir köşesinde derin derin düşündüğü avlu artık bir hayalden ibaretti.

Neredeyse tek bir konfeksiyon ürünün olmadığı dönemlerde barındırdığı usta terziler; Sait Çekmegil, özellikle askeri giysilerde uzmanlaşan Ahmet Pamuk, mesleğinin zirvesinde Bedri Topalezber, Terzi Hasan, Kadın Terzisi İsmail Eryüz ve Gömlekçi Süleyman ile 1940’lı, 50’li yıllarda tam bir “Sanatkâr Yuvası” olarak nitelendirilen Şirket Han, arkasında birkaç siyah beyaz fotoğraf bırakarak göçüp gitmişti. Sadece terziler mi? Emniyet Oteli, İl Müftülüğü, Türk Hava Kurumu, Osmanlı Bankasının yanında nerdeyse her sektörden işyerinin bulunduğu Şirket Han, günümüzdeki “Alışveriş Merkezi” tanımını eksiksiz olarak karşılamaktaydı.

Bu şehre rengini ve üslûbunu veren mekânların en önemlilerinden birinin, ‘şehre yabancı’ yerel yöneticilerin de katkılarıyla bu kadar hızlı ve hesapsız yok edilmesi, koca bir şehrin kültüründen, kimliğinden nelerin kopup gittiğini düşünememesi, görememesi anlaşılır ve kabul edilebilir değildir.

Gelecek nesillere taşınması gereken bir emanet olan bu kentin sembolü olmuş binalar yıkılıp yok edilirken, bu durum kent kültürünü özümsemiş bireylerde yağmalanmış hissi uyandırmaktadır.

Oysa o doyumsuz estetiği ile Kışla Caddesini süsleyen Şirket Han’ı, artık zirve yapan maddeci zihniyetin “tüketme” hırsına kurban etmeyerek yaşatabilseydik Malatya’ya olağanüstü değer katacak, kentin geçmişi ile olan bağını koruyan simgesel bir mekâna da sahip olacaktık.

FOTO: 1970’li yıllarda Şirket Han

Şehrin hafızasını canlı tutan, kültürümüzü, tarihimizi yaşatan bu ve benzer mekânları koruyabilmeliydik. Canımız çektiğinde Şirket Hanın Arnavut kaldırımı taşların çevrelediği havuzunun kenarındaki hasır örgülü tabureye oturup çayımızı yudumlayabilmeliydik. Şehrin kalbi olan, ona anlam katan ve bu özelliğini sonsuza kadar sürdürebilecek bu mekânı “şehrin hafızası” işlevi ile bir kültür merkezine dönüştürebilmeydik. Ama ne yazık ki yıllar öncesinde bıraktığımız Şirket Han bizler için artık bir hüzün sarmalından başka bir şey değildir.

Kentin kültürüne ve geçmişine karşı gösterdiğimiz ve talep ettiğimiz bu saygı asla yeniliğe, gelişmeye karşı alınmış bir tavır olarak algılanmamalıdır. Hatta bu taleplerin altında, estetikten uzak beton ve demir yığını bir kent oluşmasını önleme çabalarının olduğunun farkına varılmalı, yenisini yaparken eskisini yıkmak zorunda olmadığımız yöntemler kullanılmalıdır.

Malatya kültürünü yaşatmak, ancak onun bütün unsurlarını sahiplenmek ve sürekliliğini sağlamak için çaba göstermekle olur. Başka bir deyişle, şehrin sembolü olmuş yapılarını, geleneklerini, yaşanmışlıklarını geleceğe aktarılması gereken şekilde korumakla mümkündür.

Kent; sanata, estetiğe, kültüre ve vefaya uzak, onun dilinden ve ruhundan bihaber olanlar tarafından yağmalansa da, bu şehir yine bizim şehrimizdir. Bu mekânlar gözlerimizde yaşamasa da gönlümüzde hatıraları ile yaşamaktadır ve yaşamaya devam edecektir. Yüreğimizin ve aklımızın bir parçası oradadır.

_____________________

ŞİRKET HANI YOK EDEN SATIŞ.. Şirket Han’ın akıbetini yazan Görüş Gazetesi’ndeki haber.. Şirket Han, 1984 yılında işadamı Nurettin Soykan ile han hissedarlarından Avukat Gökalp Fırat ve kardeşi Prof.Dr. Dinçer Fırat tarafından, işhanı ve otel yaptırılmak üzere satın alındı. Ancak sonraki yıllarda, Kutlu Aktaş’ın Valiliği döneminde, İl Özel İdaresi inşaata finansman sağlama karşılığı ortaklıkla devreye girdi, ortak proje yapıldı, ancak daha sonra bütünüyle İl Özel İdaresi’ne geçti. 1990’lı yıllarda projelendirilen iş merkezi ve otel için temel atılıp, projedekinin yarısı sayısındaki katla tamamlandı. Ancak İl Özel İdaresi’nin burayı elden çıkarma çabaları yıllar sürdü, birkaç yıl önce de bir tekstil firması tarafından satın alınıp, oradaki bina yıkıldıktan sonra, kat sayısı artırılmış inşaata ruhsat verildi ve bugünkü iş merkezi ortaya çıktı.

ARŞİV FOTO: 2014’te İl Özel İdarelerinin kapatılması ve Büyükşehir Belediye statüsü ile birlikte İl Özel İdare’ye ait iş merkezi Büyükşehir Belediyesi’ne geçti. Satışı cazip hale getirmek için kat sayısını 18’e çıkaran, ancak daha sonra bunu 23 kat olarak artıran Büyükşehir Belediyesi, 2014 Ağustos ayında satışa çıkardığı iş merkezi için 15 milyon liralık tek teklifin sahibi LC Waikiki şirketine satışı yaptı. Şirket, bir süre sonra, kendi projesini uygulamak üzere aşağıdaki iş merkezini yıktırdı.

ARŞİV FOTO: Şirket Han’ın yerine yaptırılan Özel İdare İş Merkezini temelden yıktıran tekstilci şirket, kendi projesini uyguladı

ARŞİV FOTO: Tekstil şirketi, Akpınar girişindeki yere aşağıdaki  bu plazayı kondurdu

Etiketler: / /

Yorumlar
  1. muzaffer oktay dedi ki:

    dönemin valisi kutlu aktaş imzasıyla yıkılıp yerine beton yığını yapılmıştı

  2. ADIGÜZEL BAKIRHAN dedi ki:

    eski günler ne güzel idi.şirket han da çocukluğumda terzide çıraklık yapmıştım.teşekkürler üstat…geçmişe bizleri götürdüğün için…

  3. Halis Muhlis Malatyalı dedi ki:

    Ermenisi, süryanisi, Sünnisi, Alevisi ile yıllarda hoşgörü ve uyum içerisinde esnaflık yapılan bu güzelim Mabed’in yok oluşunda emeği geçen herkesi Allah’a havale ediyor, kendim başta olmak üzere memleketini seven hiç kimsenin de bunlara haklarını helal etmediklerini tahmin ediyorum. Bunlar vizyon meselesi. Marifet eskiyi yıkıp yerine yenisini yapmak zanneden zihniyetlerin soyu tükenmedikçe hiçbirşeyin değişmeyeceğini bilmek için kahin olmaya gerek yok. Yıllar önce bu şehirde yaşayıp herhangi bir sebeple il dışına gitmek zorunda kalıp yıllar sonra yine memleketini ziyarete gelip anılarını, hatıralarını görmek isteyenleri hayal kırıklığına uğratanlar da bu zihniyetler. Babası orada yıllarca Terzilik yapmış birinin oğlu olarak yazıyorum bunları. Yalnızca binayı değil bir tarihi de yok etti bu zihniyetler.

  4. DEMİREL dedi ki:

    Bu çook meşhur AVM de bizim Hacı Ali, Rıfat amcamın da yazıhaneleri vardı Orduzuda çarşıya geldiğimizde hep oraya uğrar (rahmetli Şerif Kako) para alır okula veya çarşıya giderdim. Yüreğinize sağlık yazınız için lütfen içeriğini daha açıklayıcı anlatsaydınız benim gibi eskiler nasıl samimi bir hayat sürdürdüklerini şimdikiler daha iyi anlarlardı.

  5. Erdoğan TAŞCIGİL dedi ki:

    Şirket Han çoğu kimsenin ekmeğinin yediği hatıralarının olduğu bir mekan idi, eski saman parazı girişinde lastikçi vardı gazyağıcı çeto ile metin köşede şapkacı bedir, kalfası ömer, üstünde berber üstünde çökellik satıcıları köşede eczane içeride demirellerin inşaat malzeme dükkanı şeftalicioğlu cam, içerde gökalp fıratın avukat yazıhanesi, vay anam vay ne hatıralarımız vardı ortada havuzlu çay ocağı, vay anam vay ömür gitmiş.

  6. Muammer Yıldırım dedi ki:

    Nezir bey Teşekkürler. “Öyle zaman olur ki hayali cihan değer’ dediğimiz bir zaman dilimine götürdünüz.

  7. Niyazi Doğan dedi ki:

    Şirket Han gibi, Malatya’nın kentsel karakterinin köşe taşlarından birinin hangi bağlamda olursa olsun gündeme getirilmesi, tanıtılması, yok edilme sürecinin anlatılması çok güzel. Bu açıdan, Nezir Kızılkaya’ya çok teşekkür ediyorum. Ancak, insanların, “tükettiğin kadar varsın” söylemiyle kategorize edildiği ve toplumların tüketim odaklı bir yozlaşmanın öznesi olarak inşa edildiği modern zamanların yapısı ve sembolü olan AVM’ler ile Şirket Han’ı aynı isimle etiketlemek ve aynı işlevle nitelemek bana göre doğru olmaz; Şirket Han’a haksızlık olur.

    AVM’ler tüketimin mabetleri olduğu kadar kentlerin kültürel çeşitliliğini, birbirinden farklılığını ortadan kaldıran ve kentleri tek tipleştiren mekanlardır; insan doğasına değil, yabancılaştırmaya hizmet eder. Yabancılaştırma, toplumsal olanın atomize edilmesine yol açarak, bireyde, tüketim merkezli bir kimlik inşasını sağlar.

    Bu nedenle; bazı ticari işlevleri bakımından benzer özellikler gösterse de ŞİRKET HAN’ı AVM olarak nitelendirmek, ŞİRKET HAN’ın dönemin Malatyası için üstlendiği misyon, kent kültürü, kent mimarisi ve hepsinden önemlisi kentteki toplumsal ilişkiler için barındırdığı anlamı zayıflatacak ve çok dar bir çerçeveye sıkıştırmış olacaktır.

    Herşeyden önce Şirket Han, Malatya kent mimarisinin doğal / organik / asli ve karakter kazandırıcı bir mimari örneği iken AVM’ller kent dokusunu deforme eden yapay yapılardır. Şirket Han, 1920’lerin ortalarında inşa edildi; kent kemirgenleri tarafından yok edildi; bugün yok, ama yokluğunun yarattığı boşluk, yıkımın üzerinden 40 yıl da geçse kendini hissettiriyor. Buna karşılık, bugün Malatya’daki AVM yıkılsa, üç -beş sermayedar ve tüketim bağımlılarından başka kimse üzülmeyecektir.

    Diğer yandan, Şirket Han ve benzeri mimari eserlerin bir ruhu, insanları sarıp sarmalayan bir atmosferi vardır. O ruh, insanı kente bağlar; sizde mekânla ve kentle aidiyet duygusu içinde hemhal olmanızı sağlayacak bir duygu dünyası yaratır. AVM’lerin başat özelliği ise ruhsuzluktur; insanı yorar; insanı tüketir; boğar… İnsanlar, AVM’lerde tüketirken, AVM’ler de insanı tüketir…

    Şirket Han ve benzeri mekanlar bir kimliğe ve kişiliğe sahiptir; AVM’ler şehirleri kimliksiz ve kişiliksizleştirmek, aynılaştırmak, özgünlüğünü yok etmek üzere kurgulanır.

    Şirket Han ve benzeri mimari yapılar, insanla yaklaşık olarak göz hizasında temas kurar ve insanla ilişkini organik düzey ve kalitede yürütürken, AVM’ler devasa boyutları ile, insana tepeden bakar, ezer ve insanı küçük görür…

    AVM paradır, parasal – finansal ilişkiler ağıdır; Şirket Han ise esnafıyla, kahvehanesiyle, Dabaz Pınarı’ndan gelen suyun doldurduğu havuzuyla, tüccarıyla, orta çardaktaki çaycısıyla, ayakkabı boyacısıyla, müdavimleri ile, delisi-velisi – renkli şahsiyetleri ile, şapkacısıyla, avukatıyla, nalburuyla, ; oteli, berberi ve kolonyacısıyla, taş döşeli avlusuyla, karakterli mimaridir; samimiyettir; esnaf-tüccar dayanışmasıdır; esnaflık geleneğinin inşasıdır; insan merkezli, insan yüzlü mekandır; Malatya şehir kültürünün ete kemiğe bürünmüş halidir…

    AVM’lerde 10 kuruş eksiğiniz olduğunda, “Yetersiz bakiye” etiketlemesiyle aldığınızı iade etmek zorunda kalırsınız ama Şirket Han ve benzeri mekânlarda borç da yazdırırsınız, “param olduğunda getireyim” de diyebilirsiniz… (Tabii artık diyemezsiniz; çünkü yok edildiler…)

    Kuşkusuz tarih ilerliyor, zaman değişiyor, dünya teknik açıdan gelişiyor… Her dönemin / çağın kendine özgü kurumları, mekanları ve yapıları olacaktır… Şirket Han’ın, 1920’li yılların ortalarında başlayan hayatı, “kültür mirası nedir?”, “kültür mirasının kentlerin gelecekteki yapılanmasında rolü nedir?” sorularına cevap veremeyecek cehelatte ve beton sevdalısı kamu yöneticileri tarafından sona erdirildi.

    Kentte ayak izi olmayan yöneticilerin aymazlığı ile yok edildikten sonra Şirket Han’ın yerine, sermayeseverliği her daim yönetim ilkelerinin birinci sırasına yerleştiren yerel yöneticilerin büyük desteği ile imar mevzuatına da aykırı biçimde, gökdelenimsi bir beton yığını dikildi.

    Oysa, Burak Aksak’ın yönettiği, “Bana Masal Anlatma” filminde Rıza’nın dediği gibi, “Gökdelenler şehirlerin mezar taşlarıdır”

    Biliyorum, Nezir Kızılkaya elbette, modern zamanların AVM’leri ile Şirket Han’ı özdeşleştirmedi… Ama bir ruha, bir kimliğe, kişiliğe ve bir karaktere sahip Şirket Han’ın AVM olarak nitelendirilmesine de gönlüm razı olmadı…

    Şirket Han’ın tarihini yazan, bir dedektif titizliği ile kaybolan kitabesini bulan merhum Ahmet Şentürk’ü de bu vesile ile rahmetle anıyorum.

    1. Bilen dedi ki:

      Niyazi hocam, yazıyı eleştirmek için bu sefer kendini fazla zorlamışsın. Bir kentin alışveriş merkezi olmak günümüzdeki “AVM”lerin tekelinde değildir. Şirket Han’daki ticaretin niteliği ve çeşitliliği ona gerçek anlamda kent alışverişinin merkezi özelliğini zaten kazandırmıştır. Dediğim gibi kavramlar üzerinden giderek yapılan benzetme ve yapılan eleştiriyi aşırı dozda zorlama ve yersiz buldum.

    2. Mehmet Hanifi Yapar dedi ki:

      Sayın Niyazi Doğan yorumunuz için çok teşekkür ederim. çok güzel yazmissiniz. Ben de Akpınar da Salataci olarak esnaflık yapıyordum. Akpınar’daki ve çevresindeki eski Saman Pazarı’ndaki İş Hanlarını ve diğer hanlari gayet iyi bilirim. Cok sağolun

      1. muhammed dedi ki:

        Hayal meyal hatırlıyorum, ekmek arası salata helva ekmek çok güzel günlerdi.Şimdi herşey kapitalizme yenik düştü malesef

    3. yavuzca dedi ki:

      niyazi bey, şehrimize karşı yıkım cinayetleri işleyen siyasileri “kent kemirgenleri” şeklinde tanımlamanıza bayıldım.müthiş. tam yerinde bir tanımlama yüreğinize sağlık. MALATYANIN İLK AVM’Sİ Başlığına ise bu kadar takılmanıza bir mana veremedim. zira şirket han yapıldığı ilk zamanlarda o dönemin AVM’si idi. Yazar bu başlıkta malumu ilam etmiş. Ayrıca 40 yaş altı okuyucu kitlesi için şirkethanın ne ifade ettiğini ,benzetme sanatı kullanarak açıklamış. Tüm bunların dışında fena halde ıskaladığınız bir başka durum var ki o da sizinde belirttiğiniz günümüz AVM’lerinin yozlaşmış hali ile dönemin AVM’si şirkethanın kıyaslanmasıdır.yazar tek bir başlıkla bu kıyası yapabilmeyi başarmış ve şirkethanın fevkaledeğini ortaya koyarak onu yüceltmiştir. lütfen yazıyı bir daha okuyunuz..

  8. Rıza DÜZOVA dedi ki:

    Nezir Bey
    Beni 40 yıl önceye götürdünüz. Şirket Hanı iyi bilirim. Villa Kıraathanesinde bir kaç kez bilardo oynadım.Her meslekten esnaf vardı. Aslında restore edilip bir kervansaray gibi turizme açılabilirdi. Zaman öyle bir zaman oldu ki eski değerler önemsenmiyor.,yeter ki para gelsin.
    Bizi çocukluğumuza, gençliğimize götürdünüz. Sağolun varolun.

  9. Veli kuskaya dedi ki:

    Bende cok hatirliyorum.ahmet firatin yazihanesi vardi..bicok des gittim.hemen Themen herbayramda.bu büyük talana dur diyecek yöneticiler lazim.

  10. malatyalı dedi ki:

    ilk ihalede 10 trilyona alan şahıs ödeyemedi .kaporası yandı.2.ihalede wakiki 15 trilyona aldı.ilginç bir durum sanki onların alması için düzenlendi.kat yüksekliği birden 27 kata çıktı.şehrin göbeğine hançeri sapladılar.bunu kim yaptı şikayet etmeyelim biz yaptık ,nasıl şirket hanı yıktıysak bu binayıda biz oraya diktik kimseyi suçlamayalım.her topluluk kendi içerisinden çıkanlar tarafından yönetilir.

  11. Mehmet Zeki Dinçarslan dedi ki:

    Nezir Kızılkaya yine şehrimizin tarihi ile ilgili harika bir makale hazırlamış. Bu çalışmalarla kültür tarihimiz ortaya çıkıyor. Nezir Bey’in arşivi muazzam ve çıkardıkları iz bırakıcı. Ellerinize sağlık Nezir Kızılkaya.

  12. Vatandaş dedi ki:

    Böyle her şeyi satma, yıkma isteği devam ederse mimari anlamda Malatya’da ve ülkede 20. yüzyıl hiç yaşanmamış. olacak.

  13. yavuzca dedi ki:

    Kentler, kimlikleri ve ruhları olan mekanlardır. Büyüklü küçüklü her kent, bir kimlik inşa etmiştir ve kimlikleriyle yaşarlar. İçinde yaşayan insanlar ise bu kimliği bilirler ve kente dokunurken ne yaptıklarının farkındadırlar. Bu sebeple Her Belediye Bünyesinde kent kimliğini bilen onu koruyan hatta oluşumuna katkı veren insanlar bulundurmalılar. Bu manada malatya kent konseyi ne yapmaktadır. Terminal yıkılırken, stad yıkılırken,vilayet parkı yok edilirken, Kernek gölü kurutulurken,yine eski iş bankası emlak bankası ve eski shp binası, Şeker stadı, sümer stadı yok edilirken neredeydi? Bu sebeple Malatya Kent Konseyi yeniden düzenlenmeli şehrine sahip çıkan, malatya kent kimliğini bilen insanlar tarafından yonetilmelidir. Hatta Nezir Kızılkaya önderliğinde bu yapılanma gerçekleşmelidir. Hatıralarımız daha fazla yok olmadan..

  14. Aspuzulu dedi ki:

    Üstten dördüncü fotoğrafı görünce 30 sene geriye gidip sanki zaman tüneline girdim. Şeftalicioğlu Cam , Ata-dede mesleğimiz. Han’ın ortasında asmalı bir çay ocağı vardı.Köşede hatırladığım kadarıyla ilginç bir tuvalet.

  15. Kemal dedi ki:

    Okudum ve çok üzüldüm.Nezir bey emeğinize sağlık

  16. Malatyalı dedi ki:

    Villa kıraathanesi olduğu dönemde merdivenlerden çok çıkmışlığımız var ikinci kata, hey gidi günler, herşeye rağmen o günler çok güzeldi

  17. Mek44 dedi ki:

    Malatya’nın kültürel mirasını oluşturan bu yapıları olduğu gibi koruyup, Akpınar, Kapalı çarşı çevrelerini trafiğe kapatsalar iyi olmaz mı? Eski belediye binasını 2 günde ortadan kaldırdılar. Halbuki kent müzesi olabilirdi. Malatya’ nın eski yerlerini iyi bir restorasyonla turizme kazandırmak mümkün. Geçmişin izleri silinerek geçmiş öğretilmez.

    1. Bektas dedi ki:

      Niye yapsinlar bunu ? Şehir sınırları bomboş duruyor yerleşim yapmak varken otantik değerlerini kaldirmak yıkmak yol yapmak dışında ne yapsinlar o kadar sinemalari aslanli cesmeleri güzelim kernegi. ..
      Beskonak taraflarını bir tarih turizmi haline getirebilirlerdi Venedik gibi …Ama yok niye yapsinlar !

  18. Ahmet Pamuk dedi ki:

    Yazdıklarınızla hislerimize tercüman oldunuz. Aynı duygulara birçok insanımızın da sahip olması ayrıca kıymetli benim için.
    Dedem Ahmet Pamuk’tan sonra mesleği devam ettiren terzi Alirıza Pamuk’un oğluyum. Saydığınız isimlerin çoğunu, esnafından delisine kadar hatırlıyorum. Çaycı Hasan abinin az oraletini, gazozunu içmedim. Tahta merdivenlerinden az yuvarlanmadım Şirket hanın. Bizler için güzel hatıralar taşıyan bu mekan Malatya’mız için bir kültür mirası, bir tarihi doku olarak kalabilirdi. Ama gelin görün ki Malatya adına vizyon sahibi kaç siyasetçi vardı ki. Bu dün de böyle idi, bugün de pek değişmedi.

    1. Nihat Çelikyay dedi ki:

      Ben lastikçi şehonun oğlu nihat çelikyay bana memur olduğumda ilk takım elbiseyi diken ali rıza abi babanızdı babam babanın has arkadaşıydı kottanlı bağın altında oturuyorduk burdan isminizi görünce bende bu yazıyı yazayım dedim

      1. Ahmet Pamuk dedi ki:

        Tüm tanıdıklara dostlara selamlar.

  19. Kamile kaya dedi ki:

    Emeğinize sağlık. Malatya doğumlu değilim ama 17 yaşında üniversiteyi kazanıp geldiğim bu şehir benim memleketim oldu. Çok güzeldi Malatya hele tekel fabrikasının önünden yürüyerek çarşıya gelip ordanda üniversite ye gitmek.

  20. malatya dedi ki:

    O özel idare iş merkezini yaparken kurdukları vinç devrilmişti. Birde havuzun suyunu kurutamadılar en sonunda betonla körleriler.

    1. AHMET dedi ki:

      Malatyalı kardeş o kıraathaneyi dayım açmıştı bilardo masalarını İstanbuldan özel getirtmişti ben ozaman öğrenci idim cumartesi pazarları orada garsonluk yapıyordum hey gidi günler her taraf beton yığınına döndü malasef

  21. İbrahim dedi ki:

    Eline sağlık Nezir bey Şirket Han’ın son dönemlerine yetiştim hatırlıyorum,iyi ki varsın

  22. Kadir dedi ki:

    Şehirlere kimlik kazandıran elbetteki sadece nice hatıralara ev sahipliği yapan eşsiz mekânlar değildir. Mekânlar elbette ki insanların duygu ve düşüncelerine etki eder; ama mekânlara ruh veren de yine insanlardır. Malatyanın tarihine, kültürune, gelmişine, geleceğine, insanina, mekânına sahip çıkan ve sahip çıkarken de ideolojik saplantılardan alabildiğine kaçan Nezir Kızılkaya gibi abilerimiz de şehirlerimizin kimliklerinin mütemmim birer cüzleridir. Binbir imtihandan geçtiğimiz şu günlerde mızrabını gönlümüze vuran Nezir abiye sonsuz teşekkürler.

  23. yavuz44 dedi ki:

    Bilmiyorduk öğrenmiş olduk sayenizde teşekkürler

  24. Nizamettin Opanoğlu dedi ki:

    Ülkemizin hemen hemen bir çok şehrinde hanlardan var ve çoğu aslına uygun olarak onarılmış,o şehrin kültürünü,geleneklerini devam ettiren çok güzide mekanlardır.İnsanlar buralarda huzur bulur keyif alır,tıpkı bir cami gibi dostlarını,kaybettiklerini hastalananları buralarda öğrenir,haberdar olurdu.Beş kuruşluk kazanç uğruna,öngörüsüz,tarihden,eski ancak asla eskimeyenlerden,nostaljiden gelenek ve göreneklerden yoksun düşünce sahipleri maalesef bir çırpıda yerle yeksan edip,bugün ki duruma getirdiler.Üzülsek de artık geri gelmeyeceği gerçek

  25. ATEŞ 44 dedi ki:

    Restore edilip şehrin kültürünün yaşatılması adına bu guzel yapinin devamı sağlanabilirdi. Gerçekten yazık etmişler. Nezir bey sizinde kaleminize sağlık.

  26. Levent AKSOY dedi ki:

    Çocukluğumuzu hatırladım Nezir Bey.Elinize sağlık.Arşivlere devam…

  27. mehmet hanifi yapar dedi ki:

    Sayın Nezir Kızılkaya, Eski Saman Pazarı ve Kışla caddesi köşesinde bulunan tarihi Şirket Hanı’nın eski halini hatırlattığınız için çok teşekkür ederim. Kaleminize emeğinize sağlık

    NOT: Yazınıza bir ekleme yapmak isterim.

    Yazınızda bahsettiğiniz Şirket Hanı’nın Akpınar’a bakan tarafına; Akpınar Meydanı değil de, Eski Saman Pazarına bakan kapısı denirdi. Karşısında da Afyon Hanı vardı. Afyon Hanı da, aynı Şirket Hanı gibi büyük bir iş yeriydi.
    Afyon Hanı dört kapılıydı. Bir kapısı Eski Saman pazarı tarafından giriş. Diğer kapısı Söğütlü Camisinden giriş. Üçüncü kapısı eskiden “Şeytan Çarşısı” denilen şimdiki adıyla Ayakkabıcı pazarından giriş. Dördüncü kapısı ise Eski Tüccar pazarı olarak bilinen şimdiki adıyla Malatyaspor caddesi yani Kuyumcular Caddesi olan giriştir.

    Ayrıca “Hey Gidi Akpınar” başlığı altında yazdıklarımı yayınlayan Sayın Bülent Korkmaz ve İsmet Yalvaç a geç de olsa teşekkürlerimi sunarım.

  28. Şahin ceyhan dedi ki:

    Şirket han cocuklugumuzun geçtiği yerlerden biri idi ama bu tarihi anın tadilat yapılarak nasılki 5 Konaklar gibi turistik bir yer olarak kalabilirdi tıpkı yugoslavya da mekadonya eski Üsküp çarşısında aynı şirket hanın ve yine Bosna hersekde saray Bosna’da böylesi benzer yerler turıslere dışardan gelen misafirlere bir yer olabilirdi

  29. Nedim dedi ki:

    Tek kelime ile muhteşem bir makale, elinize,yüreğinize, kaleminize sağlık…

  30. Ertaç Önal dedi ki:

    Sevgili Nezir hocam, cok guzel bir çalışma yapmışsınız kaleminize sağlık.
    Şirket hanın yapısı bozulmadan o ada Cezmi Kartay Caddesine kadar Malatyayı Dünyaya tanıtan kayısının pazari olarak duzenlebilirdi.
    Vizyonsuz bir Belediye Başkanının marifetlerinden birisidir bu imar.

  31. Akademisyen Doktor dedi ki:

    Malatya haberin bu ve buna benzer haberlerini çok seviyor ve Malatya tarihini bize unutturmayıp hatırlattığınız için çok teşekkür ederim… Bu tarz yazı dizilerinin devamını bekliyoruz… Tekrardan teşekkürler…

  32. Erdoğan Örnek dedi ki:

    Çocukluğumun geçtiği şirket hanı, komşuluğun ve dostluğun doruk yaptığı han.Korunabilseydi Malatyamızın abidelerinden biri olurdu.Şirket hanın dükkanlarında çalışan tüm usta ve çıraklar hepinizi saygıyla anıyorum. Sayın Nezir Kızılkaya Kalemine sağlık

  33. Salih dedi ki:

    O tekstil firnası ve ona izin verenler Malatyaya ihanet etmiştir o bina Yeni caminin siluetini bozmuştur kenti en büyük dev binasi oldu bence yakismadı gereksiz bir binaa

    1. Ahmet ergen dedi ki:

      Hele sen bi o tekstilci sirketi arastir mlatya ya ve ulkeye faydasini aratr sora ihanetmi etmis yoksa metruk yeri alip is kapisi mi yapmis yazik yazik bilip bilmeden elestrmeyin hele tanimadiginiz insanlari hic elestrmeyin…

      1. hasan dedi ki:

        Yeter ki istihdam sağlasın, asgari ücretli binlerce işçi çalıştırsin, mekanları bellemesinin, kentin siluetini bozmasının hiç bir onemi yok, öyle mi! Bu kafa var bu kafa olduğu muddetce sehirler ruhsuz beton tiginlarina dõner..

  34. Murat dedi ki:

    Eyvallah

  35. orhan tuğrulca dedi ki:

    Nezir bey elinize yüreğinize sağlık.

  36. Kadir dedi ki:

    Hatırlıyorum üstü villa kahvesiydi. Ortada havuzlu çay ocağı vardı. Genelde şapkacı.. giyim. Üzerine mağazalar vardı.. hepsii günler heyyy⁶

  37. Yusuf dedi ki:

    Çok güzel bir paylaşım

  38. Yusuf Tekin dedi ki:

    Kalemine yüreğine sağlık iyiki varsın

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."