Miram

Final

Fuat


Serdar doktor

Lab


Malatya Haber -

Malatya’yı Kent Yapan Kurum; SÜMERBANK

Malatya’yı Kent Yapan Kurum; SÜMERBANK
  • 17.05.2020

..Malatya’da yeni bir yaşam tarzı filizleniyor, Malatya pek çok ilkle ve uygarlıkla..  

Nezir KIZILKAYA
[email protected]

“Kalbimde bir hayâli kalıp kaybolan şehir!
Ayrılmanın bıraktığı hicran derindedir!
Çok sürse ayrılık, aradan geçse çok sene,
Biz sende olmasak bile, sen bizdesin gene.”
Yahya Kemal Beyatlı

İstiklal savaşı bitmiş, ülke daha zorlu bir savaşın içerisine girmişti. Mustafa Kemal Atatürk, 17 Şubat 1923 günü İzmir İktisat Kongresinin açılış konuşmasında söylediği şu sözlerle de bu savaşın neye karşı verileceğini işaret ediyordu. “Siyasî, askerî zaferler ne kadar büyük olursa olsunlar, iktisadi zaferler ile taçlandırılamazlarsa meydana gelen zaferler devamlı olamaz, az zamanda söner. Bu bakımdan en kuvvetli ve parlak zaferimizin bile sağlayabildiği ve daha sağlayabileceği yararlı kazançları belirlemek için ekonomimizin, iktisadî hâkimiyetimizin sağlanması, sağlamlaştırılması ve genişletilmesi gerekir” Genç Türkiye Cumhuriyeti’nin varoluş mücadelesi artık ekonomik kalkınma için verilecekti. Bu mücadelenin temel hedefi de dışa bağımlılığı azaltacak üretim yapmaktı. Sümerbank, ülkeyi kuran kuşakların, yoksulluğun yakıcılığına buldukları ilk çözümdü ve bu savaşın en etkin silahlarından biri olmuştu

Sümerbank, vasıflı insan gücü yetiştirilmesi amacıyla, hem işletmelerinde sürekli eğitim uyguladı, hem de yurtdışına eğitim için öğrenciler gönderdi. Türkiye’nin bağımsızlığı için yapılan millileştirme ve devletleştirmelerde de Sümerbank önemli görevler üstlendi.

Sümerbank, Anadolu’nun değişik bölgelerinde, başka hiçbir sanayi tesisinin olmadığı yerlerde fabrikalar kurdu, istihdam olanağı sağladı.

Türkiye’nin “sanayi mektebi” Sümerbank, ekonominin gelişmesinde, halkın refah seviyesinin yükseltilmesinde, ülkenin siyasal bağımsızlığının temeli olan ekonomik altyapısının oluşturulmasında ve halk ile devlet arasındaki bağların güçlendirilmesinde etkin rol oynadığı gibi, bulunduğu bölgenin eğitim, kültür, sanat ve spor faaliyetlerine altyapı hazırlayarak kentlerin bu alanlarda da gelişmesinde öncü rol üstlendi. Sümerbank’ın işletmeleri, bir sanayi kuruluşu olmanın yanında bulundukları bölgelerde sosyal devletin bir temsilcisi oldu.

İlk dokuma fabrikası 1934 yılında Kayseri’de faaliyetine başlamış, Konya Ereğli, Aydın Nazilli ve Bursa’dan sonra bu şanslı illere Malatya da dâhil olmuştu.

Malatya’da bir dokuma fabrikası kurulacağı bilgisi ilk olarak, 1932 yılı Ağustos ayı başlarında ulusal basında yer alan haberlerde verilmiştir. 7 Ağustos 1932 Pazar günü yayınlanan Hakimiyeti Milliye gazetesinde yer alan habere göre “Yerli sanayii ıslaha hâdim fabrikalar” kurulacak, bu fabrikalardan biri de Malatya’da olacaktır. Haberin yayınlanmasından bir ay sonra da Türk ve Rus uzmanlardan kurulu bir heyet Malatya’da konu ile ilgili incelemelerde bulunmuştur.

Bu gelişmelerden yaklaşık iki yıl sonra, 1934 yılı Aralık ayının ortalarında, yerli malı haftası konuşmasında İsmet İnönü Malatya Dokuma Fabrikasının yapımına başlanacağını açıklamış, hemen ardından da Sümerbank, Malatya’ya bir mühendis göndererek fabrikanın o tarihlerdeki en önemli girdisi olan, enerji ihtiyacının karşılanması amacıyla yeni bir elektrik santrali projesi hazırlatmıştır. Derme Suyunun eski yatağı üzerinde kurulu bulunan Tecde Elektrik Santralı fabrikanın enerji ihtiyacını karşılamaktan son derece uzaktır.

Malatya’da beş gün kalan Mühendis Zahid, Gündüzbey Pınarbaşı’nı santralin yeri için uygun bulup bir rapor düzenlemiştir. Bu arada Malatya’da ekimi yapılan pamuk türü ile ilgili de Sümerbank heyeti bir inceleme yapmış, pamuğun yüksek vasıflı ve dört numara iplik için uygun olduğu sonucuna ulaşmıştır. İlde pamuk ekiminin artması beklendiğinden ekonomik olarak ayrıca bir katkı da pamuk ziraatından sağlanacaktır.

Atatürk, 14 Kasım 1937’deki Malatya ziyaretinde fabrika inşaatında inceleme yaparken

1935 yılı Mart ayı başlarında elektrik santralının yeri ile ilgili yeni çalışmalar yapılmış ve 12 Mart 1935 tarihinde Malatya’ya gelen Mühendis Memduh ile İsviçreli Mühendis Haifel santralin Pınarbaşı yerine Kapılık mevkiinde, kurulu bulunan şimdiki yerine yapılmasını kararlaştırmışlardır.

Fabrika için bu ön çalışmalar sürerken Ekonomi Bakanı Celal Bayar, Kayseri Fabrikasının açılış töreninde yaptığı konuşmada Malatya’da kurulacak fabrikanın temelinin çok yakında atılacağı müjdesini vermiştir.

Artık iş oldukça ciddileştiğinden Ereğli Fabrikası Müdürü Celal Beyin başkanlığında kalabalık bir heyet 8 Şubat 1936 Cumartesi günü fabrikanın kurulacağı yeri belirlemek üzere Malatya’ya gelmiştir. Heyet çalışmaları sonucunda İsmetpaşa Caddesi üzerinde ve küçük mezarlığın yanındaki yeri her bakımdan uygun bulmuştur. Heyet ayrıca pamuk üretimi, elektrik meselesi, işçi tedariki, fabrikada hangi mamullerin üretileceği ve nasıl pazarlanacağı ile ilgili çalışmalar da yapmıştır.

Sümerbank Malatya Fabrikası genel görünüş

İsmi “Malatya Bez ve İplik Fabrikası T.A.Ş.”, amacı da “pamuktan bez ve iplik imal ederek işletmek, satmak ve pamuk ekimini himaye ve teşvik edecek her türlü tedbir ve yardımda bulunmak ve lüzumu görülen sınai müesseseleri tesis etmek” olarak belirlenen fabrikanın kuruluş kararnamesi 26 Eylül 1936 tarihinde yayınlanmış, Sümerbank, İş Bankası ve Ziraat Bankası ortaklığı ile yapılacak olan fabrikanın temeli 25 Mayıs 1937 günü atılmıştır.

Yapım ve montajında Avrupa’dan gelen teknik elemanların da görev aldığı Malatya Bez ve İplik Fabrikasının inşası yaklaşık olarak iki buçuk yıl sürmüş ve 14 Aralık 1939 tarihinde üretime başlamıştır.

Fabrikanın şehre en büyük katkısı, hiç kuşkusuz yarattığı istihdamdır. Tamamlandığı an itibariyle günün 24 saati, 3 vardiya şeklinde çalışması planlanan fabrika, 3.500 kişilik bir istihdam sağlayacaktır.

Fabrikanın üretime başladığı yıllardaki en büyük sorun ise bugün çok yabancı olduğumuz çalışacak işçi bulunamamasıydı. Bağ ve bahçelerde yapılacak iş olmayan kış aylarında, işçi problemi kısmen çözülse de, bahar aylarının gelmesi ile bahçe işleri için fabrikadaki işinden ayrılan çalışanlardan dolayı üretim durma noktasına gelmekteydi. Bu yüzden ilk zamanlar merkez ve yakın çevreden gençler neredeyse zorunlu olarak çalıştırılsa da sonradan Malatya ve çevre hapishanelerden getirilen 350 mahkûmun fabrikada çalışmaya başlaması ile üretim aksamamış, ilerleyen zamanlarda özellikle Batı ve Orta Anadolu’dan getirilen usta ve işçiler ile sorun ortadan kalkmıştı. Bu göçün sonucunda da Malatya’nın ekonomik ve sosyal yapısı kaçınılmaz olarak etkilenmişti.

Kuşkusuz Malatya şehrinin o güne kadar gördüğü ve göreceği en büyük yatırım olan fabrika, o yıllara kadar bir kasaba görünümünde olan Malatya’ya yeni bir kimlik kazandırmış, ekonomik ve sosyal olarak büyük bir dinamizm getirmişti.

Fabrika, sanayi üretiminin yanında, kente hemen hemen bütün alanlarda dokunmaya başlamıştı. Okuma yazma kursları açılmış, şehre ilk itfaiye teşkilatı burada kurulmuştu. Malatya’nın ilk pastanesi de yine fabrikada açılmış, bando, kreş, farklı spor branşlarında faaliyetler, işçi lokali, stadyum, hatta ilk duş tesisatının olduğu banyolar bile burada yapılmıştı. Şehir kütüphanesinden daha nitelikli bir kütüphanenin yanında güçlü uzman hekim kadrosu ile birçok ameliyatın yapılabildiği donanımlı bir hastane de fabrikada hizmet vermekteydi. Malatya’nın ilk toplu konut uygulaması olan işçi ve memur lojmanları da yerel kimlik ve ihtiyaçlar göz önünde tutularak bahçeli ve müstakil olarak yapılmıştı.

Sümerbank Fabrikası İşçi Evleri

1950 yılında hizmete alınan elektrik santrali, fabrika ve lojmanların yanında Gündüzbey, Yeşilyurt ve Bostanbaşı’nın da elektrik ihtiyacını karşılayacak, bu hizmet düzenli kesintilerin yapıldığı 1970’li yıllarda bile aksamayacaktı.

Çok amaçlı salonunda sinema, tiyatro, balo ve konser etkinlikleri yapılmış, kış aylarında voleybol maçları için kapalı spor salonu olarak kullanılmıştır. Fabrika arazisi ve çevresine yapılan park ve bahçelerle bölge bambaşka bir görüntüye kavuşmuş, benzerine günümüzde dahi zor rastlanacak tramplenli yüzme havuzu, yazın halka açılarak bu alanda çok sayıda sporcunun yetişmesine de öncülük etmiştir.

Malatya Bez ve İplik Fabrikası, yurt ekonomisine, ürettiği pamuklu kumaşlarla katkı sağlarken, sahip olduğu sosyal donatı ve olanaklar ile de Malatya’yı bir kent yapıyordu.

Malatya’da yeni bir yaşam tarzı filizleniyor, özetle Malatya pek çok ilkle ve uygarlıkla Sümerbank tesisleri sayesinde tanışıyordu.

1973 yılında makineleri yenilenen fabrika üretime ve ülke ekonomisine katkıya devam etse de 1980’li yıllara gelindiğinde giderek büyüyen dış ticaret açığı ülke ekonomisini dışa bağımlı hale getirmiş, bu durum ülkedeki bütün kamu fabrikaları için bir kırılma noktası olmuştur.

Ülkenin mali yapısı, bir kamu iktisadi teşebbüsü olan bu fabrikalara hazineden bütçe ayrılmamasına neden olmuş, bu da fabrikaları modernleştirme ve iyileştirme çalışmalarını engellemiştir. 1990’lı yıllarda bu fabrikaların özelleştirilmesi gündeme gelince durum iyice belirsizliğe sürüklenmiş, verimliliği olumsuz yönde etkilenen fabrikalar serbest piyasa koşullarına yenik düşerek kapatılmıştır

İşte yaşanan bu süreçten Malatya Sümerbank Fabrikası da payına düşeni almış, 2002 yılı Şubat ayı başlarında 63 yıldır işleyen makineler susmuş ve çalışanlar genel müdürlüğün talimatı ile süresiz olarak izne çıkarılmıştır. 2004 yılı başında da fabrika ve arazisinin satışı yapılarak tarih sahnesinden çekilmiştir.

Sümerbank, bu kentin uzun ama sonu iyi bitmeyen hikâyelerinden biri olmuştur. Malatya’nın kent olmasını sağlamış, ona değer ve anlam kazandırmış, kenti canlı tutmuş, kent kimliğine doğrudan katkı sağlamıştır. Fabrika ve donatıları kent dokusunda bir odak noktası oluşturmuştur.

Kent kimliği kente ait olan, o kenti diğerlerinden farklı kılarak, kente değer katan, kente özgü unsurların oluşturduğu bir bütündür. Diğer bir deyişle o kentin anlamıdır. Kentin ekonomisi, coğrafi konumu, tarihi, kültürü, mimarisi, gelenekleri ve sosyal yaşamı kent kimliğini biçimlendirir. Bu bilgiler ışığında değerlendirdiğimizde Sümerbank’ın kent kimliğinin oluşmasına yaptığı katkı daha iyi anlaşılacaktır. Bir diğer husus kent kimliğini oluşturan unsurların aynı zamanda kent hafızası olma işlevini de yerine getirmeleridir. Kent hafızasını da geleceğe mekânlar ve yapılar taşır.

Buradan asla kent kavramının değişime uğramadan statik bir yapı içerisinde olması anlamı çıkartılmamalıdır. Tam aksine kent, yaşayan bir organizma dinamizmi içerisinde olmalı, şehrin ruhunu yansıtan, hafızasını oluşturan ve kent kimliğine katkı sunan değerleri koruyarak, gelişerek değişmelidir.

Zaten günümüzde bu büyüklükte bir sanayi tesisinin şehrin göbeğinde üretime devam etmesi çok da mantıklı bir düşünce değildir. Yıkıcı olan Sümerbank’ın özelleştirilmesi değil, ondan geriye hiçbir şeyin bırakılmamış olmasıdır. Hatıraları ile avunduğumuz Sümerbank bölgesine bedenimiz katlansa da, ruhumuz uyum göstermemektedir. Oysa çok küçük dokunuşlar ile gönüllerde açılan bu yaranın tedavisine yönelik bir şeyler yapmak için hiç de geç değildir.

Sümerbank Fabrikası Kantini

Kentsel hafızaya ait olanı yaşatma ve sahiplenme içgüdüsü Malatyalıda vardır ve bu hayata geçirilmelidir. Çok bir şey değil, Sümerbank isminin lojmanların yerine yapılan parkta yaşatılması ve bir Sümerbank müzesi kurulması, kent ile aramızdaki bağların zayıflamasını engelleyecektir. Müze için gerekli her şey, fabrikadan geriye kalan malzemelerin bulunduğu depolarda fazlası ile mevcuttur.

“Sümer Park” ve “Sümerbank Müzesi”, çocukluklarında, gençliklerinde yaşamlarının bir parçası olan varlıkların bir bir göçüp gitmesiyle yalnızlaşan, aidiyet duyguları körelen, bu kentin sakinleri için bir huzur vesilesi olacaktır. Şeker ve Sümer Stadyumları, Emlakbank ve Belediye binası, İnönü Stadyumu, Kernek, Kanalboyu gibi son yıllardaki onca kayıpla ruhu hasar görmüş kenti bir nebze olsun huzura kavuşturacaktır.

“SÜMERBANK MARŞI
Eskişehir’de mine, İzmir’de tül duvaksın,
Erzincan’da karlı yol, Hereke’de bayraksın.
Beykoz’da kundurasın, Antalya da mendilsin,
Malatya’da renklerle çiçeklenen bir dilsin.
Öncüsün, öğretmensin, ana sütünden aksın,
Duysun adını cihan sen bizim Sümerbanksın.”
Mehmet Ergönül
(Cumhuriyetin 50. yılında Sümerbank)

_________________

Nezir Kızılkaya’nın malatyahaber.com’da yayınlanan tüm yazıları için aşağıdaki linki tıklayınız:

Nezir KIZILKAYA Yazıları

FOTOĞRAF: Fabrikanın İnönü Caddesi’ne cepheli nizamiyesi

Etiketler: /

Yorumlar
  1. Şehzade44 dedi ki:

    Ya senin matematiğinde bir sıkıntı var yada farazi konuşuyorsun. Malatya Sümerbank Fabrikası çalışanı işçiler bırak doktor maaşını, Malatya daki bütün kamu fabrikalarının an alt tabakasında maaş alıyorlardı. Kambur konusuna gelince, fabrikaya iş verilmez ise elbette işçi çalışamaz. İş gelirse tozu dumana katar. Bir mensucat fabrikası işçisi çocuğu olarak yorumunu daha dikkatli yapmanı ya da bilmiyorsan susmanı öneririm.

  2. Efsane Malatyaspor 1966 dedi ki:

    Benim ilkokuldan itibaren hayatımın geçtiği Sıtmapınar o zamanlar çok canlıydı adeta şehrin kalbi durumundaydı bir tarafı Sümerbank diğer tarafta Tekel.Buralar Malatyamızın ekmek kapısı, bu bölgenin esnafı çok iyi paralar kazanıyordu.Özellikle 07 15 vardiya çıkışı buralar çok kalabalık olurdu …..

  3. Mahmut Cemal Güngör dedi ki:

    Yazılan yorumlara katılmamak olası değil.Malatya’daki Cumhuriyet kazanımlarının yokedilmesi vahşi kapitalizmin uygulamalarından soyutlanamaz.
    Üzülerek belirtmeliyim Türkiye’deki özelleştirmelerin mimarı Özal’ dır.Bu gerçeği kabul edip,eleştirilerimizi ona göre yapmalıyız.
    Hangisi kanayan yara değil.Tütün,afyon,şeker pancarı…Malatya ve çevresinde üretilen tarımsal girdilerden ne kaldı elimizde? Yerli tohum diye bir şey var mı? Hangi birini sayalım.
    Hemşehrimiz olması ile öğündüğümüz Özal’ın yarım bıraktığı özelleştirmeleri (yandaşa peşkeşi) de çok şükür asrın liderimiz tamamladı.
    Cumhuriyetin kazanımlarından elimizde ne kaldı ?
    Gerçekler acıdır ne yazık ki.Allah ile aldatmanın sonu gelmedikçe, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi oldukça,beynimizi birilerine ipotek ettiğimiz sürece kurtuluşumuz yok.
    Kısaca Malatya’ma da yazık ettiler.
    Hepinize sağlık ve mutluluk diliyorum.

  4. Malatyalı Apo dedi ki:

    Eskiye dair ne varsa yakıp yok etmede üzerimize yok maalesef. Gerçekten vicdan ve vizyon sahibi birileri çıkacak mı acaba bu şehirde çok merak ediyorum. Bizim gözümüz görmez sanırım. İnşallah çocuklarımız böyle insanlara denk gelir ne diyeyim. İngiltere veya diğer Avrupa ülkelerinde 150-200 yıl önce vefat etmiş insanlar mezardan kalksa yaşadıkları yıllardaki gittikleri mekanları elleriyle koymuş gibi bulurlar. Bizim buralarda ise insanlar 3-5 yıllığına Malatya dışına çıkmaya korkuyor. Çünkü; şehre geldiğinde anılarının ve gençliğinin geçtiği mekanları bulup bulamayacağı hususunda endişe içindeler. ( Şirket Han örneğinde olduğu gibi ) Eski bir bina görmeyedursunlar hemen kepçe ve dozere çalıştırıyorlar. Ben şahsen hakkımı helal etmiyorum. Şirket han ve diğer değerlerimizi yok edenlere.

  5. Mustafa dedi ki:

    Eğer Türkiye bugün koronavirüs belasında bile hızlıca tulum ve maske üretilebildiyse bu tamamen Cumhuriyetin ilk yıllarında kurulan kumaş fabrikaları sayesindedir. Bu fabrikalar sayesinde Malatya da dahil olmak üzere yurdun her yerinde kumaş üretimi yaygınlaştı, dokuma sanayii oluştu.

  6. Kemal dedi ki:

    Vatandaşın kazancıyla çok rahat ailesini giydirdiği sümerbank mağazaları vardı. Özelleştirilen kurumların hemen hemen çoğu farklı yatırım araçlarına dönüştürüldü.Sonuç;Zengin daha zengin oldu.Milletin büyük bir ekseriyatının ekmek yediği bu güzel kurumlar bilerek ve istenerek rantabilitesi düşürüldü yada düşük gösterildi..İthalat arttı.Doğal olarak işsizlik arttı.Fakirlik çoğaldı.sümerbank,tekel,şeker fabrikaları daha niceleri

  7. Türkiye sevdalısı dedi ki:

    Bugün 19 Mayıs Cumhuriyeti kuranlar hem sanayileşmeye hemde eğitime büyük önem vermişlerdir sitmapinari esnafından duymuştum sumerbankin maaş günü esnaf olarak cebimiz para görürdü diyor ama sonraki yıllarda bu devlet kuruluşları siyasilerin arpaligi haline getirildi bir kişinin yapacağı işe 5 kişi alındı bu fabrikalar yeni teknoloji ile donatilmadi adeta bilerek satılması için zarar ettirildi devlet ayakkabı bez sigara uretirmi denildi o güzelim arazi fabrikayla birlikte 7 veya 8 milyon dolara 35 işadamının ortak olduğu gruba satıldı bugünkü parayla 50 trilyon para eder tekel gitti sigarada küresel tekele mahkum olduk ülkenin bir çok yerinde tarım işletme müdürlükleri kuruldu köylüye üretimde rehberlik yapıldı tarımda kendi kendine yeten ülke haline geldik.

  8. Hasan dedi ki:

    90’lı yılların başındaki iktidar , iktidarını kaybetmemek adına tüm kamu işçilerini muazzam bir maaşa bağladı.o süre zarfında çalışan tüm kamu işçileri refaha kavuştu ancak yöneticiler de insanların çalıştıkları o kuruluşların dibine dinamiti yerleştirmiş oldu ve bu işletmeler zararına çalışmaya başlayınca tek çare özelleştirmek oldu.teknolojiden yoksun olan kamu fabrikalarını alanlarda tabi çok değerli olan arazilerini satın alış oldular.

    1. Türkiye sevdalısı dedi ki:

      Hasan bey çok haklısın o yıllarda bir işçi bir ogretmenin nerdeyse 3 katı maaş alırdı sonuç. Ne oldu 5 bin kişinin ekmek yediği fabrika kapandı gitti.

      1. Kemal dedi ki:

        Fabrikalar çalışan işçilerin ýüksek maaş almasından değıl,ķötü yönetimlerden vede daha önemlisi bir yerlere peşkeş çekilmesinden kapandı/kapattırıldı.Bak şimdi herşey ithal. Ne güzel değilmi?

  9. Mülayim dedi ki:

    20. Yüzyılda açılan en önemli kurum ve en önemli istihdam kaynağıydı. Binlerce insanın ekmek kapısıydı. Eyvallah. Lakin yakın geçmişte kimse kusura bakmasın asgari ücretle geçinen veya kolluk olarak 7 24 görev başında a olan asker ve polis ile aynı maaşı alan Sümer, şeker, tekel vb. Fabrika çalışanları haftada sadece 30 saat çalışıyordu. Karşılığında devasa maaşları vardı. Kusura bakmayın bu devlete külfeti ve devlet satmak zorunda kaldı. Kimse yadırgamasın bu olayı.

    1. MUSTAFA dedi ki:

      Mülayim bey, kimse satılmasın özelleştirilmesin demiyor. Ebette özelleştirilmelidir.
      Ancak özelleştirmede amaç:
      1- Değerinin üçte birine satmak değildir.
      2- Özelleştirdikten sonra fabrikayı yıkıp yerine AVM yapmak değildir.
      Amaç: Fabrikayı modernize edip daha verimli hale getirmek. Katma değerini yükseltmek. Böylece şehre katkısını da yükseltmiş olmak demektir.
      Özelleştirmenin mantığını herkes biliyorda işlerine gelmediği için, adeta bu fabrikalar talan mantığı ile elden çıkarılmış.
      Koskoca telekomun ne hale geldiğini görüyoruz.

    2. Kemal dedi ki:

      Özelleştirmeyi ne güzel anlamışsın.

  10. ali dedi ki:

    sümerbank tekel binası sökülürken gördüm çok sağlam yapılardı on büyüklüğünde deprem yıkamazdı

  11. Doğan Kapkıner dedi ki:

    Duygulandım.Çok 1959 Sümer İlkokulu mezunu olan bir kişi olarak çok duygulandım.Konu ile ilgili biri olarak konuyu tarihi açıdan incelenmesinden de mutlu oldum.Sümerbank tesislerinin sadece ekonomik tesisler olmayıp birer kültür yuvaları olmasının vurgulanmasından;o tesislerin salonunda piyeslerde oynamış,sin
    emalarına gitmiş,lojmanlarında oturmuş,kooperatif dediğimiz kantininden alış veriş yapmış,vardiyada ki babasına sefer tasında yemek götürmüş,havuzundan istifade etmiş biri olarak ayrıca duygulandım.Teşekkürler Nezir bey ,yazınızı facebookta paylaşacağım.Başarılarınızı devamı ile sevgiler yolluyorum.

  12. irfan ilhan dedi ki:

    koskoca Sümerbank 2 makine fiyatına beleş olarak satılar allaha nasıl hesap verecekler iyi düşünsüler.

    1. Mülayim dedi ki:

      Doktorla aynı maaşı alan ancak verimli olmayıp devletin sırtında kambur olan çalışanları nasıl hesap verecekse öyle hesap verecekler

  13. MUSTAFA dedi ki:

    Özelleştirmeye karşı değiliz.
    Tabiiki de özelleştirilebilir.
    Ancak bizim karşı olduğumuz bu gibi fabrikalar modernize edilerek, kapasiteleri artırılarak devam eder.
    Bir de gerçek değerinde özelleştirilir. Üretie devam etmek şartı ile.
    Ancak son 10-15 yılda yapılan özelleştirmeler ile ülke talan edilmiştir.
    Özelleştirilen fabrikaların yüzde doksanı kapatılmıştır.
    Özelleştirilen fabrikalar değerinin çok altında satılmıştır.
    Açıkçası bu ülkeye adeta ihanet edilmiştir.
    Kapatılan bu fabrikalar ile adeta şehirlerin hafızaları yok edilmiştir.
    Oysa avrupa ülkelerine baktığınızda fabrikalar 100, 150, 200 yıllıktır. Bu nesilden nesile aktarılan bilgi, birikim ve tecrübe ile daima gelişerek devam eder.
    Malatya ya baktığınızda 200, 150, 100 yıllık hangi değerimiz, eserimiz, övünecek bir varlığımız var. Saysanız onu geçmez.
    Mesela spor olarak efsane başarılar elde etmiş futbol stadımız eski olduğu için yıkıldı. Ancak yenisi aynı yere yapılmalıydı. Çünkü geçmişin izleri orada. Adeta insanlar futboldan soğusun diye şehirde hiç yer yokmuş gibi araçsız gidemeyeceğiniz uzak bir noktaya taşıdılar.
    Şehir planlamak, şehri hafızası, anıları ve geçmişi ile beraber yaşatmak gerekir.
    Kime anlatıyoruz ki, bunu düşünemeyecek kadar bilinçsiz insanların bizi yönettiğine inanamıyor insan.

  14. Bynedim dedi ki:

    O güzel insanlar güzel atlarına binip gittiler…

  15. Özkan dedi ki:

    Bu peşkeşi çekenler ve bunların türevleri nerede acaba? Malatyalılar herhalde gereken desteği vermediler, değilmi!

  16. ahmet dedi ki:

    hurda fiyatına sattılar koca fabrikayı..yerinde otel ve avm var…üretim yoksa yoksulluğa mahkumsun…çocuklarının torunlarının geleceği satıldı …

    1. Fikret uluer dedi ki:

      Çok çok haklıısın karfeşim ama sadece seyrettik.
      TorunlRımız birgün bizden hesap soracak.

  17. kadir dedi ki:

    heyyy gidi günlerr heyyyyy.. sümer fabrikası diğer adıyla mensucat fabrikası. o eski halini aklıma geldikçe insanın içi sızlıyor. bazı ornekler verim. çok güzel havuz başı düğün salonu vardı havuzun etrafında gezintiler yapardık. diğer yerde hem kapalı hemide yazlık düğün salonu vardı. öyle bir düğün salonu şimdi türkiyede bulamazssınız.. c.tesi ve pazar günleri sinaması açıktı ucuz olduğu için giderdik.. yazın her akşam fabrikanın karşısına yolun ortasına perde asarlardı yola oturup yeşillikler için flimler izlerdik. hala dünkü gibi. ve mensucat fabrikanın karşısı.yol boyu orman gibiydi o yolda yürürken sanki ormanın etrafında yürüyomuş gibiydi.

  18. Cemal dedi ki:

    Cumhuriyetin yarattığı değerleri yağmalama amacını güdenlerin hiçbir şekilde anlayamayacakları işlerdir bu fabrikalar bu yatırımlar. Üreten ve kendisine yeten bir Türkiye hedefiyle yola çıkanların ülkeyi yükseltme hedefiyle yola çıkanların tam tersi 1980’lerden itibaren ülkeyi tamamen bir tüketim toplumu olma yoluna koyanlar aralıksız olarak bu ülkeyi yönetmektedir. Üreten fabrikalar yerine tüketen AVM’leri getirmek onların politikasıdır. Ağızlarını açtıklarında İsmet Paşalara saydıranların anlayamadıkları, bunları yönetenlerin bilinçli olarak dayattıkları politikalar bunlardır. Bu Sümerbank Fabrikası açıldığında Malatya merkezde tüm işsizlere iş bulunmuş, yeterli kadroya ulaşılamadığı için bekçiler mahallelerde gençleri bu fabrikaya işçi olmaları için peşlerinden gezmiştir. Yine de kadro tamamlanamayınca yakın köylerden vatandaşlar bu fabrikaya girerek iş ve ekmek sahipleri olmuştur. Bugün yüzde 30-35’lere ulaşan işsizlik oranına karşı hiçbir çözümü olmayanlar işsizlik sorununu negatife düşüren bir yatırımın planlayıcılarından elbette hazzetmez. durum budur. Malatya bu kazanımlarını yitirerek gittikçe maneviyat tüccarların eline düşmüş ve gerilemektedir. Din iman adalet diye gelenlerin kendilerinden başkasına söz ve hayat hakkı tanımadığı, liyakatsizliği zirveye çıkardıkları her gün yeni yeni örneklerle görülmektedir. Demin Veli Ağbaba haberine yorum yapıp eleştiride bulunan birini okudum, hala türban ticareti yapıp bundan nemalanmaktan vazgeçmediklerini gösteriyor bu şahıs. Oslo’da, İmralı Cezaevi’nde, açılım tezgahı öncesi İstanbul’daki sarayda kimlerin kimlerle oturup pazarlık yaptığını, seçim öncesi terör örgütünün en üst yöneticilerini kimlerin televizyonlara çıkarttırdığını görmezden gelip hala CHP’ye teröristlerle birlikte hareket ettiği suçlamasını yöneltebiliyor bu hafızasız adamlar. Cumhuriyetin ve ülkenin kurucularını saygı ve minnetle anıyorum bu Sümerbank yazısı vesilesiyle bir kere daha.

  19. yavuz44 dedi ki:

    Maalesef orayıda peşkeş çektiler

  20. ÇIrmıhtılı dedi ki:

    Herkes yaptığı yanlışın hesabını verecektir. Satış sonrası fabrikayı gezmiştim. Hurda fiyatı verdikleri paraları çoktan çıkarmıştır. Biz daha özelleştirme ile zarar etme arasındaki farkı kavrayamamış bir ülkeyiz. Okumuyoruz, çalışmıyoruz dolayısıyla anlamamız mümkün değil. Alkol fabrikamız çalışsaydı yıllık 60 milyon dolar ekonomimize katgkısı olacaktı ve atık kalmayacaktı. Maalesef bunları seslendirdiğimiz için tehdit ediliyoıruz. Bugün sümerbankı yeniden kurmaya kalksanız 100 milyıon dolara kuramazsınız. Yazıklar olsun. Neyse yanlış yapanlar elbette bir gün bedel ödemek zorundadırlar.
    Her zaman ders almak daha faydalıdır.

    1. Ahmet dedi ki:

      Nereler parsel parsel satılmadı ki Yeşilyurttan Battalgazi ye memleketin güzelim meraları yaylaları, Tekel İ, Sümer’i, bir kaldı eskilerden Devlet Demiryolları onu da yakın zamanda verirler evelallah. Üstadın dediği gibi “Bu taksimi kurt yapmaz, kuzulara şah olsa..”

  21. 44malatya dedi ki:

    Sumer bank.ve.Tekel fabrikasinda.calisanlar.para
    Kazananlar.bu.fabrikalari.kapatan.partiye.ve.deva. mini.surdurenlere..oy.veriyorsa.aldiklari.Paralar.
    Zehir.zikim………. malatya.birdaha.Boyle gelir.getiren.
    Fabrika.goremiyecek

    1. Ahmet dedi ki:

      Sümebank satıldı yerine otel ve avm dünyanın aklı başında hiç bir ulusu hiç bir devleti fabrikasını kapatıp yerine alışveriş merkezi yapmaz. Yazık çocukluğumuzda fuzulideki satış mağazasından alırdık ne giyeceksek. Sümebank, Tekel, Şeker Fabrikası ve niceleri… Elde kaldı bir Demiryolları o da gider yakında.

  22. ASİLTÜRK dedi ki:

    Eyvahhhh!!! Bir şehrin geçmişini bir kenti anılarıyla beraber 6,5 milyon dolara sattılar hee. Yazıklar olsun onlara yazıklar olsun ona müsaade edenlere yazıklar olsun bir kentin yok oluşunu izleyenlere velhasıl yazıklar olsun sümerbank ın emekçi ve ekmeği ile büyüyen emekçilerin çocuklarına yazıklar olsun..
    Yazıklar olsun bize… Alışveriş nasıl avm nizde ? İşte bunun adı KAPİTALİZM dir

    1. Erhan Kardes dedi ki:

      Agzina saglik kardesim

  23. Nuray paçacı uzun dedi ki:

    Bende sümerbank hastanesinde dünya ya gelmiş bir bayanım,hala gururlanarak anlatırım.Rahmetli babacığım Asım Paçacı Sümerbankta veznedarlık görevi yaptı 5 çocuğunu buradan aldığı maaşla büyüttü.Bizler lojmanlarda ömrüm boyunca unutamayacağımız çocukluk,arkadaşlık,komşuluk yaşadık,hala heryıl toplanır anılarımızı yaşatırız.Sn Nezir Kızılkaya ya çok teşekkür ediyorum,böylesine güzel bir yazıyla Malatyamızın çehresini değiştiren Sümerbankın nasıl heba edildiğini gözlerimden yaş gelerek okudum.Tesellim Nezir beyin dediği gibi “Sümer Park “ve “Sümerbank Müzesi “haline getirilmesi ile hayat bulur,sesiniz sesimiz olur huzur buluruz ,Saygılarımla

  24. Bestami dedi ki:

    Sümerbank Fabrikası resmen peşkeş çekilmiştir. Alanlar, Malatyalıya sürekli yalan söylemişlerdir. En az 5 yıl fabrika olarak çalıştırılması koşuluna karşı şimdiki AVM’nin planını yapıp fabrika diye yutturmaya çalışmışlar, mahkemelerde bu bilirkişi raporlarıyla ortaya çıkmıştır. Bu nedenle ruhsatı yokken açılışı Başbakan tarafından yapılmıştır. Bir seçim öncesinde bu fabrikayı satın alanlar, satan iktidarın partisine zarar vermemek için işçi alacaklarını ilan etmişler, yerel basına sayfa sayfa ilan vermişler, ancak bu ilanlar sadece yalanlarının delili olarak kayıtlara girmiştir. Fabrikanın satıldığında yenilenmiş olan makinelerinin değeri satış fiyatının kat kat üstündedir. Bu makineler söz konusu grup tarafından Hindistan’a satılarak fabrikayı aldıkları bedelin çok üstünde gelir elde edilmiştir. Her özelleştirmede olduğu gibi alana üste para verilmiştir. Fabrikayı alanlar, Malatya’nın kent tarihini oluşturan bu tesisin ambarındaki malzemelerle bir Sümerbank Müzesi kuracaklarını söylemişler, ellerinde çok sayıda ve çok önemli materyallere rağmen bu konuda da sözlerinde durmamışlardır. Sonunda da bu ruhsatsız, yalan beyan planla yapılmış tesis, çıkarılan ‘imar affı’ ile kılıfına uydurulmuş, görünmeyen bir kapısına ruhsatsız olduğu için vurulan mühürde böylece geçersiz kılınmıştır. Atatürk’ün 1937 Malatya ziyaretinde inşaatını bizzat gezdiği, Malatya’yı kentleştiren bu medeniyet yuvası böylece yok edilmiştir.

  25. Yılmaz dedi ki:

    Her zamanki gibi etkileyici ve anlamlı bir yazı. Yüreğinize, kaleminize sağlık.

  26. MUSTAFA dedi ki:

    O sevmedikler, “sağır ismet” diye akıllarınca aşağılayıp dalga geçtikleri rahmetli İsmet İnönü bu tesis 1930 lu yıllarda Malatya ya kazandırmıştır.
    Yazıdan anladığımız kadarı ile bu tesis ile birlikte Malatya şehir olmaya başlamış ve birç ok ilkleri yaşamıştır.
    O nedenle İnsanları eleştirebilirsiniz ancak, küçük düşürüp aşağılamayınız, çünkü Malatay ya en büyük hizmeti İsmet İnönü yapmıştır. Bu şehirde yaşayan herkesde hakkı vardır.
    Yazıyı yayınlayarak geçmişimize ışık tutan ve bazı gerçekleri öğrenmemize vesile olan Nezir beye ayrıca teşekkür ederim.

  27. Deniz dedi ki:

    Bu özelleştirmeler sadece malatyaya özgü yapılmadı kamunun ve personeline ait tüm kurumlarımız ozelestirlip rantlastirilidi ne yaziki geleceğimiz olan yoktan var ettiğimiz alın termiz olan tüm altın değerinde olan kurumlarımız bunlarin arkasında sadece güzel birer anı olarak bakmak çok üzücü sevgilerle güzel anılarda kalın

  28. Nejat dedi ki:

    11 Milyon $ lık gerçek değeri yerine 6.5 milyon $ bedelle Malatya Girişim Grubu na devredilmiş, “Fabrika olarak aldık Fabrika olarak” kalacak sözüyle , fabrika olarak kalmamış cumhuriyetimizin birikimi bir fabrikaydı. Sonu TEKEL sigara fabrikası gibi oldu yazık oldu.

  29. ENVER KALAYCIOĞLU dedi ki:

    Değerli Arkadaşım…Sn. Nezir KIZILKAYA ‘yı Malatya için çok elzem olan önemli bir konuya değindiği, bununla ilgili çok değerli bir araştırma yaparak geçmişi yaşamış,bu günün Malatyalısının dile getirmek istediği kent hafızasının tazeleiğini koruması onu gelecek kuşaklara aktarması açısından çok çok önem arz eden bu değerli makalesini çok yerinde ve kaydadeğer buluyor.Kutluyorum…
    Sümerbank bizde bir fabrika değil,bir kültürdü,saygıydı. sevgiydi hiyerarşinin doğru işleyişi idi.Fabrika içindeki personelin yerini bilerek davrnışı,memur lojmanlarında oturanların ,işçi lojmanlarında oturlanların yerlerini bilmeleri,insanların nezakette birbirleriyle yarıştığı bir kurumdu.Balo salonu,misafirhane,havuzbaşı,diğer sosyal faaliyetler Malatyanın sosyoekonomik gelişimine öncülük etmiş bir kurumdu.Ailemden bazı yakınlarımın düğünleri o salonda yapılmıştı.
    Sümerbank ile zirveye taşınan nezaket kavramı,Arif Nihat Asya’nın Malatya Lisesinde İdarecilik ve Edebiyat öğretmenliği yaptığı yıllarla ve ondan sonra daha da ivme kazanmış,Türkçeyi doğru telafuz etme yeteneğini Malatyaya kazandırmış, 1950 ile 1968 yılları arasında İstanbul Türkçesini,İstanbul’dan sonra en iyi telafuz eden ikinci il Malatya olumuştur.Bunun temelinde Malatya lisesinin değerli öğretmenleri ve Sümerbank yatmaktadır.
    Sümerbankın işçi ve memur lojmanları yerine yapılan park Sümerpark olmalı,Parkın uyugun bir köşesine Sümerbank Müzesi yapılmalı,Malatyanın kentleşmesinde çok önem arz eden bu kurum Malatya hafızasında ebediyen yaşatılmalıdır.

    1. Malatyali akademisyen dedi ki:

      Yazdıklarınızın her kelimesine, yaşayarak tanıklık etmiş bir Malatyalı olarak katılıyorum. Sümerbank’ın yok olması, bu anlatılanları yakından yaşamış, görmüş bütün Malatyalıları derinden üzmüştür. Anneciğim, hala AVM’ye gitmek, lojmanların yerine dönüp bakmak istemez. O yılların Malatyasında, bir memur çocuğu olarak inanılmaz bir hayatımız vardı. Ne yazık ki bugün ne memurlar ne de işçiler, o günün memur ve işçilerinin olanakların hiçbirisine sahip değiller, hayal bile edemezler. Çok, çok üzücü ve büyük bir kayıp.

  30. yavuzca dedi ki:

    Belgesel tadında bir yazı. Belki bir gün Turgay Güler bu yazıyı senaryo kabul edip bir sümerbank belgeseli çekimi yapar.Halen yaşayan eski çalışanlar ile röportajlar yapar ve gelecek nesillere aktarımı sağlanır.
    Bugün dediginiz gibi bir müze yapılabilir, parkın ismi yeniden sümer park olur ve parkın içine bir bir antik tiyatro yapılabilir.esasında hali hazırda yapılan sanat sokağında kebapçının ne işi var? Bunun yerine müze yapılabilir.. yazarın eline sağlık..

  31. Mehmet İmrek dedi ki:

    Rahmetli amcam Sümerbank itfaiye biriminde ve rahmetli babamda dokuma bölümünde çalışıyorlardı. Ben ise Ş.K.Ö. Endüstri M. Lisesi ve Teknik Lise, Makine Teknisyenliği bölümü öğrencisi iken bana da Sümerbank fabrikasında bir ay staj yapmak nasip olmuştu. Malatya’nın gelişmesinde önemli bir yeri olan bu fabrikanın yeri bugün avm olmuş durumda.

    Yazıyı okuyunca geri dönüp o yılları gözlerimin önünde film şeridi gibi geçirdim. Nezir Kızılkaya’nın aklına, emeğine ve kalemine sağlık. Güzel bir yazı olmakla birlikte Malatya’nın sanayileşmesinde ve sosyal yaşamında önemli bir yeri olan Sumerbank’ın tarihsel sürecini yeni nesile aktarması çok isabetli olmuş. Sümerbank havuzbaşı eğlenceleri bugünün kaliteli restaurant ve eğlenceli mekânlarına göre o günün 5 yıldız kalitesindeki bir değerdi… Malatya’nın siyasetçileri ve yöneticileri şunu unutmamalıdır; bir şehrin gelişimi, modernleşmesi ve ekonomik gelişmişlik refahı yüksek katlı binalar imar etmekle olmaz.

  32. Şaban Serezli dedi ki:

    Birileri karar veriyor efendim mercimeği Kanada üretecek. Anavatanı Türkiye’nin sıcak güneydoğusu mu? Genetiği ile biraz oynayın, soğuk iklimde yetişsin. BİM’den aldığınız paketin arkasına bir bakın. Özal diyordu ki bu fiyata buğday mı olur? Sizden yarı fiyata ithal ederim. Etti de.. 50’lerden beri mantık bu. Aman komünizm gelir Amerika yardım ediyor zaten. Tohum satmak yasak. Sertifika lazım. Yerden biten tohum olmuyor! Önce ekmeği bozdular. Her sokakta fırın. Şeker hastalığında Türkiye lideri Malatya.. Kısırlık, tüp bebek gırla.. Herkes hasta. Ölürse ölsün, nüfus planlaması olur. Halis zeytinyağını, tereyağını, organik tavuğu zenginler yesin onlar yaşasın. Fakir vita yesin, ayçiçek yağı, paketli ucuz işlenmiş gıda yesin üstüne kola içsin erkenden ölsün. Öyle işte birileri karar verir pamuğu, bezi başka yerler üretecek. Yok pahasına satılır, heba edilir milyarlık fabrikalar..

  33. M.Bahadır ALTAŞ dedi ki:

    Sn. Nezir Kızılkaya Malatya için çok önemli bir konuyu yeni nesile hatırlatmak adına güzel bir çalışma yapmış kalemine sağlık. Bende bu çalışmaya katkı sunmak için yıllar önce Malatya da özelleştirilen fabrikalarla ilgili “Gidenin Üçü Güzel” başlığı altında yazdığım ve malatyahaber.com da yayınlanan yazıda Malatya Sümerbank-Mensucat ile ilgili bölümü paylaşmak istedim.
    “Malatya Sümerbank Yerleşkesi, diğer Sümerbank Yerleşkeleri gibi üretim, sosyalleşme, ikamet ve rekreasyon mekânlarını bir arada barındıran çok katmanlı, kompleks bir yerleşke’dir. Diğer Sümerbank Yerleşkeleri’ne benzer biçimde iki parçalı arazi yerleşim düzenini benimseyen Malatya Yerleşkesi, Cumhuriyet modernleşmesi’ne ve mimarlığı’na özgü temel yaklaşımları etkin biçimde yansıtır. Bu anlamda seküler mekânsallık, Batılı (Alman) izler, akılcı, rasyonel, akışkan ve homojen mimari dil, sanayi merkezli mekânsal örgütlenme, işçi ve memurlara yönelik sosyal mekânların ve düşük kiralı lojmanların varlığı, devlet merkezli mülkiyet ve yapılanma temel modernleşme yaklaşımlarının tipik uzantıları olmaktadır.(Yrd. Doç. Dr. Özlem Arıtan tarafından 26–27 Aralık 2008 tarihinde Uludağ Üniversitesi’nde gerçekleşen “Türkiye Mimarlığında Modernizmin Yerel Açılımları” konulu etkinlikler dizisinin dördüncüsünde sunulmuştur)
    http://malatyahaber.com/haber/gidenin-ucu-guzel/

  34. Mehmet can dedi ki:

    Peşkeş çeken kurum ne güzeldi biz cocukken Malatya nın gozdesiydi Tekel i sumerbank ı şeker i sadece şeker kaldı o da eski halinden eser yok Malatyaya çok yazık ettiler rant a peşkeş cekildiler kim sebep olduysa Allah belasını versin bedava ya gitti o güzelim yerler Sümerbank in açılmamış sıfır makineleri bile o satılan ihale bedelinin 3 4 katıydı yazıklar olsun çikan hurdalar bile o paranın kat kat fazlasıydı Tekel yine öyle olduuu

  35. Heredot cevdet dedi ki:

    Çok güzel bir yazı.Yazıyı okumaya başladığımda ön yargılı olduğumu itiraf edeyim.yine bazı siyasetçilerin veya gelinen süreci iyi değerlendiremeyen kişilerin dediği gibi , peşkeş çekildi, binlerce insan çalışıyordu yazık oldu, böyle bir tesise yazık oldu gibi hamasi söylemler bekliyordum.Şu an özel sektöre ait yüzlerce fabrika osb de mevcut.net rakam veremiyorum ama Sümerbank ın en az üç katı insan çalışıyordur.Belki yüz yıl sonrasında bu fabrikalarda görevini tamamlayıp tahliye edilecek.Sayın Nezir bey e katılıyorum.Şehrin hafızasının yaşatılması için bir şehir müzesi şart.

    1. Mehmet can dedi ki:

      Neyle yasatilacak fotoğraflarla mı

    2. Aşağışeherli dedi ki:

      Eksik yazmış Hemde peşkeşin alası yapıldı Üstüne fabrikayı alanlar beş yıl üretime devam edeceklerdi Bu seneple insanları iş almak için başvuru formlarını beş bin lira karşılığında sattılar yaklaşık beşbin başvurudan öyle götürdüler Yok efendim osb de daha fazla çalışan varmlş Geç onları hemşerim askari ücretinde altında 12 saat karın tokluğuna köle düzeni kurulmuş Özelleştirme yıkımdan başka biriey değildir

  36. vatansever dedi ki:

    küresel sömürüye karşı direnen Atatürk kurumlarının tümü kapatıldı malesef

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."