SON DAKİKA
SON DEPREMLER
Reklam
Fikri Demirtaş

Toprağın, Tarihin ve Bereketin İzinde: Malatya'nın Çok Eski, Ezeli Üzümleri

Toprağın, Tarihin ve Bereketin İzinde: Malatya'nın Çok Eski, Ezeli Üzümleri
A- A+ PAYLAŞ

Fikri DEMİRTAŞ
mailto:[email protected]
 

"Tırmandı mayısla asmalar çardağına,

Temmuzla bebek de sığmıyor kundağına

Bizler kimi bekleriz gülüm Kernek’te

Göçmüş arılar kovan kovan Beydağı’na."

— Arif Nihat Asya​ 

​Asbuzu Bağ Köylerinde ve Banazı (Konak)’ta Bir Bağ Söyleşisi

Şairin mısralarında dizelere dökülen o ilahi düzen, Beydağı’nın eteklerinde her yaz yeniden can bulur. Mayısın coşkusuyla asma çardaklarına yürüyen hayat suyu, ağustos sıcağında meyvenin en tatlı haline, toprağın en saf bereketine dönüşür.​

16 Ağustos 2026 tarihinde, Malatya’nın hafızasını taşıyan kadim coğrafyanın tam kalbinde, zamana direnen bir lezzet yolculuğuna çıktık. Emekli bir görsel sanatlar öğretmeni, araştırmacı ve yazar olarak; doğanın tuvaline düşen her bir rengi, ışığı ve toprağın asırlık hafızasını yerinde gözlemlemek benim için sadece bir gezi değil, kültürel bir sorumluluktu. Yol arkadaşım ise Yeşilyurt (Çırmıhtı) sevdalısı, çevirmen, turist rehberi ve yazar Bülent Korkmaz’dı. Bülent Bey’in her fırsatta minnetle andığı ve "dünyanın en tatlı, en güzel meyvesi" diye tanımladığı efsanevi Banazı, Çırmıhtı, Kündübek'in susuz tahannebi  üzümünü öz yurdunda, bağında görmek için düştük yollara.​

Bağcılık, Malatya topraklarında sadece bir tarım faaliyeti değil; yaş ve kuru tüketiminin ötesinde sirkeye, pestile, pekmeze ve şaraba dönüşerek üreticisine can veren, ülke ekonomisine değer katan asırlık bir yaşam biçimidir. Malatya denince akla ilk olarak altın sarısı kayısısı gelse de bu şehir, kökleri derinlere uzanan muazzam bir üzüm bağcılığı geleneğinin de sahibidir.​Beydağı’nın heybetli yamaçlarında, Derme Suyu’nun ve buz gibi pınarların hayat verdiği Asbuzu (Aspuzu) bağları; Çırmıhtı, Tecde, Bostanbaşı (Barguzu), Yakınca (Kileyik), Çarmuzu, Orduzu, Gündüzbey, Banazı (Konak) gibi tarihi yerleşimleri kucaklayan kadim bir şire kültürünün yeşil hafızasıdır.​

Tarihsel ve coğrafi arka plana baktığımızda bölgede köklü bir bağcılık birikimi dikkat çeker:​

Gezginlerin-Yazarların Gözlerinden Aspuzu

Evliya Çelebi, toplam 39 mahallesi ve 5 bin 265 hanesi bulunan Malatya’da evlerin çoğunun kale dışında, bağ ve bahçeler içinde kurulduğunu söyler ve Ermenilerin de bu nüfusa dahil olduğunu belirtir. Şehir halkı bahar gelince, şimdi Eski Malatya diye andığımız yerden, sekiz ay boyunca kalacağı günümüz Malatya’sının temelini oluşturan Aspuzu Bağları’na göç eder.​

Kâtip Çelebi, Malatya’da bağlar içinde 15 köyün yer aldığını ve ahalinin her yılın birkaç ayını burada geçirdiğini yazar.​

Polonyalı Simeon, “bağbozumu zamanı Malatya’ya vardığımda şehirde kimse yoktur, herkes üzüm toplamak için bağlara gitmiştir" diyerek bu yıllık kitlesel göçü doğrular.​

Alman Mareşal Helmuth von Moltke, 1835-1839 yılları arasında Osmanlı ordusunda askeri danışman olarak görev yapmış, Anadolu seyahatleri sırasındaki gözlemlerini ailesi ve arkadaşlarına yazdığı mektuplarda anlatmıştır. 1835-1839 yıllarında Türkiye'deki Durum ve Olaylar Üzerine Mektuplar başlığıyla kitaba dönüştürülen eserinde Moltke, Malatya ve çevresine dair anılarını, dönemin sosyal yapısını, halkın yaşam tarzını ve Osmanlı ordusunun halini yansıtan ilginç bilgiler aktarmaktadır. 

Moltke, Aspuzu’yu elma, kiraz, kayısı, ceviz ağaçlarından oluşan uzun bir orman olarak nitelendirir; dağlardan kaynayan berrak sularının akışını, kavak ağaçlarının görkemini, serin havasını öve öve bitiremez. 

Arşag Alboyacıyan Malatya Ermenileri: Coğrafya, Tarih, Etnografya adlı kitabında Malatya’nın yerli  üzümlerinin yanı sıra tahıl, buğday, arpa, afyon, tütün, ipek böceği ve birçok meyve ürettiğini yazıyor. 

“Strabon'un zikrettiği üzere Malatyalılar rakı ve şarap içmeyi sevdiklerinden şarapları iki bin yıldır ünlüdüydü. Malatya üzümlerinden hazırlanan beyaz ve kuru üzümlerin de ünlü olduğunu ekleyelim. Malatyada türlü üzümler yetişir. Teotig'den (Amenun Daretsyutsı, 1926 s. 26- 170) ve Papaz Benneyen'ın elyazmasındaki kapsamlı topografya çalışmasından faydalanarak bu üzümleri takdim edeceğim:

Hacı Kıran: Teotig bunun Ermenice konuşan çeşitli kazalardan mesela Araratyan vilayetinde öküzgözü, danagözü, devegözü denen üzümle aynı olduğunu yazmıştır. ( bkz s.71). Bu üzümün açık kırmızı bir rengi ve hurmadan daha iri taneleri vardır.  Teotig Hacı Kıran adının Hacı Kerimin adının değişiminden ileri geldiğini tahmin etmektedir.(s.79).

Hatun Mat: Hüsnü Mansur [Hısn- Mansur, Adıyaman] , Eğin ve Hacın [Saimbeyli] kazalarına has beyaz, hurma büyüklüğünde, uzun taneli, çekirdekli ve ince zarlı bir üzüm cinsidir. Teotig Türkiye'nin çeşitli yerlerinde yetiştirilen kadınparmağı ve parmak üzüm ile aynı olduğunu yazmıştır (s.74). Papaz Benneyan bu üzümü kadınparnağı olarak adlandırmış, kırmızımtrak ve iri taneli olarak tanınmıştır.

Gurez: Yabani üzüm, beyaz, yuvarlak  geç olgunlaşan ve ticari getirisi olmayan bir cinstir. Teotig, "gurez" kelimesinin " koruk" kelimesinin değişiminden meydana geldiğini tahmin etmektedir ( s.78).

Anli: Hüsn- ü Mansurda yetişir. Beyaz yuvarlak ve geç yetişen bir üzüm cinsidir.

Mikerin : Malatya'ya özgü Tahannebi* denilen sarımsı ve kara renkte nadide üzüm cinsini beyazıdır ve yenilebilir. Türkçede " Atmalin " ve  " Şam" cinsleri Mikerimden sonra yetişir (s.92).

Maçul: Yuvarlak ve sıkı etli bir üzümdür .

Şam: Geç yetişen bir cinstir. Papaz Benneyan yuvarlak ve sulu olduğunu zikretmiştir.(s 82)

*Papaz Benneyan bunu "tahin hapı" [tahin tanesi] diye adlandırmakta tahin renginde ve uzun olduğunu söylemektedir. (...)”

***

Ne yazık ki günümüzde hızlı ve plansız şehirleşme, imar rantı ve betonlaşma bu köklü Asbuzu bağlarını büyük ölçüde yok etmiş; yeşil alanlar çok katlı binaların altında kalmıştır. Yine de bu coğrafi hafıza, yöre mutfağında ve folklorunda ısrarla yaşatılmaktadır. Barguzu’da bu durum belirgin biçimde görülmektedir.

***

​İlahi Berekete ve Kutsala Adanmış Bir Meyve

​Üzüm, bu topraklarda yalnızca bedenleri değil, ruhları da besleyen ilahi bir semboldür. Kur'an-ı Kerim'de üzüm (ʿineb - عِنَب) kelimesi ve türevleri 11 ayette geçer. Üzüm; Allah'ın kudretinin, yeryüzündeki nimetlerin, cennet tasvirlerinin ve akıl yürütmenin bir simgesi olarak zikredilir.

Nitekim Nahl Suresi 11. Ayet'te şöyle buyrulur: "Allah, gökten indirdiği su ile ekinler, zeytinler, hurmalar, üzümler ve her çeşit meyveyi bitirir. Düşünen bir toplum için bunda açık bir ibret vardır."

Alevilikte Kırklar Cemi menkıbesine göre Hz. Muhammed miraç dönüşü uğradığı Kırklar Meclisi'nde  bir üzüm tanesi (engürü) kırk cana paylaştırmakla sınanır. Cebrail’in getirdiği nu tadında ezil şerbet yapılan bu tek üzüm tanesi tüm meclistekilere yeter. Bu olay Alevilikteki "birlik eşitlik ve " kırklar bir, bir kırklar" felsefesini oluşturur.

İslam medeniyetinde yaratılışın ve şükrün açık bir delili sayılan üzüm, Anadolu'nun kadim Hıristiyan geleneklerinde de derin bir kutsallığa sahiptir. Ermeni ve Süryani kadim kültürlerinde 15 Ağustos’a denk gelen Meryem Ana Yortusu (Üzüm Kutsama Bayramı), bağbozumunun ve bereketin simgesidir. Yüzyıllardır kiliselerde dualarla okunan ve kutsanan ilk üzümler cemaate dağıtılır; bu kutsama yapılmadan bağdan ilk üzüm yenmez, ağza sürülmezdi.​ 

Malatya’nın Tescilli Üzümleri 

Malatya Kayısı Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü tarafından tescil edilen ve bölgede üretimi desteklenen yerel üzüm çeşitleri, Banazı Karası, Tahannebi, Kureyş,  Pütürge Kırmızı Üzümü ve Arapgir Köhnü Üzümüdür. 

Malatya bağcılık kültürünün günümüzdeki en önemli temsilcileri olan bu çeşitlerin özellikleri şu şekildedir: 

Tahannebi (Tanebi)

Kullanım Amacı: Tamamen sofralık tüketime uygundur.

Önemli Özellikleri: Erken olgunlaşan (erkenci), beyaz-yeşil renkli, ince kabuklu ve oldukça tatlı bir üzümdür. Malatya'da özellikle hasat döneminde taze pide ve yöresel Malatya peyniri ile kahvaltılarda tüketilmesi gelenekselleşmiş bir kültürdür. Nazik yapısı nedeniyle raf ömrü kısadır, bu yüzden hızlı tüketilir. 

Banazı Karası

Kullanım Amacı: Bölgenin en ünlü kurutmalık siyah üzümüdür.

Önemli Özellikleri: Tanelerinin salkımdan kopma direnci çok yüksektir; bu sayede dalında veya salkım halinde tamamen doğal yollarla, hiçbir katkı maddesi kullanılmadan kurutulabilir. Tanelerinin üzeri puslu bir tabaka ile kaplıdır. Yoğun tanen yapısı nedeniyle taze sofralık tüketildiğinde ağızda hafif buruk bir tat bırakır. 

Arapgir Köhnü Üzümü

Kullanım Amacı: Hem sofralık hem de şaraplık/şıralık olarak kullanılır.

Önemli Özellikleri: Malatya'nın Arapgir ilçesiyle özdeşleşmiş coğrafi işaretli, siyah renkli ve iri taneli bir çeşittir. Kabuğu ince, sulu, aromatik ve hafif mayhoş-tatlı dengesine sahiptir. Kabuğundaki yüksek antioksidan (resveratrol) oranıyla bilinir.

Kureyş Üzümü

Bölgenin köklü bağcılık kültürü içinde seleksiyon yöntemiyle öne çıkarılan, yeşil-sarı renkli ve büyük salkımlara sahip tescilli çeşitlerindendir.

Kullanım Amacı: Sofralık ve şıralık (pekmezlik) olarak değerlendirilir.

Önemli Özellikleri: Yeşilyurt ve çevresinde yaygın olan, oldukça etli ve sulu bir çeşittir. Şeker oranı yüksek olduğu için yörede kaliteli Malatya pekmezi yapımında sıklıkla tercih edilir. Dayanıklı bir salkım yapısına sahiptir.

Pütürge Kırmızı Üzümü

Pütürge ve Doğanyol çevresinde yetişen bu tür, Enstitü tarafından yürütülen çalışmalar sonucunda 28 Şubat 2025 tarihinde Tohumluk Tescil ve Sertifikasyon Merkezi (TTSM) tarafından Milli Çeşit Listesine kaydedilerek tescillendi. Tatlı yapısı, kırmızı-gri kabuğu ve gevrek taneleri ile bilinir.

Anadolu bağlarında asma, toprağın insana sunduğu en cömert ikramdır; onda hiçbir şey ziyan olmaz. İlkbaharda filizlenen körpe yaprakları mutfak kültürümüzün baş tacı sarmalara bürünüp sofralara lezzet katarken; sonbaharda budanan o sert, odunsu çubukları kışın bağ evlerinin ocaklarında çatırdayarak yuvaları ısıtır. Asma; yaprağıyla aş, dalıyla ateş, meyvesiyle şifa olan asırlık bir bereket döngüsüdür.

Yukarı Banazı’da Bir Emek Sevdalısı: Ferhat Olgun​

Gündüzbey - Banazı yolunda, sırtını Beydağı’na dayamış yaklaşık sekiz dönümlük üzüm bağındayız. Bizi bağ evinde ağırlayan isim; emekli polis memuru çiftçi Ferhat Olgun. Balkonda, taze dalından koparılmış Tahannebi üzümlerini tadarken koyu bir sohbete dalıyoruz.​ 

Ferhat Bey, Asbuzu bağ köylerinde teveklerin geçirdiği dönüşümü şöyle özetliyor:​

"Bizim bu Asbuzu’nun bağ köylerinde, Beydağı’nın yamaçlarında yerli üzümün kökü de çubuğu da kendi cinsiydi. Zamanla hastalık başladı, tevekler kanser oldu. Yaklaşık 25 yıl önce kökleri Amerikan çubuğuyla yeniledik; aşısını ise yine kendi yerli çubuğumuzla yaptık."​

Toprağın ve asmanın inceliklerini bir bir anlatmaya devam ediyor:​

“Üzüm vermesi için bırakılan uzun çubukların rüzgarda sallanmaması ve meyvenin toprağa değip çürümemesi için 1 ile 1,5 metre uzunluğunda, 3-5 cm kalınlığında serpene (düz çubuklar) bağlanır. Üzüm bağının en büyük ihtiyacı güneşi doğrudan alabilmektir.​

Arı ve kuşlar teveklerde ve sergi alanlarında ürüne zarar verebilir. Önlem olarak serpenelerin başına boş pet şişeler asılır ya da korkuluklar yapılır. Ancak zamanla kuşlar bunlara alışır. (Ferhat Bey bu durumu tebessümle karşılıyor) Onlar bizim bağ ortağımız, komşumuz oluyor. Rızıklarını çıkartıyorlar, biz de vesile oluyoruz.

​Toprağın işlenmesi ve bakımına gelince: geleneksel bağlarda toprak ilkbaharda yılda bir defa bel ile işlenir. Bellemeye alt sıradan başlanır; alt sırayı belleyen işçi üst sıradaki omcaların kök boğazlarını açar, üst sıradaki işçi ise bu boğazları doldurarak ilerler. Belleme bitince gövde ve kök boğazından çıkan fuzuli sürgünler temizlenir. Bu işlem yılda üç kez tekrarlanır.​

İlaçlama ve havalandırma gereklidir. Çiçekte toz kükürt vurulur; taneler mercimek büyüklüğüne ulaşınca ten gün arayla külleme ve güve ilacı atılır. Havalandırma için ilk çapa mayıs ayında yapılır, yağmur yağarsa köklerin tekrar nefes alması için ikinci çapa çekilir. Üzümlere yanmış hayvan gübresi verilir.​

Üzümler kesinlikle sulanmaz. Yağmur suyu yeterli, sulanan üzüm çürüme yapar”

Ferhat Bey, Yeşilyurt İlçe Tarım Müdürlüğü’ne dilekçe vererek ziraat mühendisi talep etmiş, bağına gelen uzman teknik inceleme yapıp rapor tutmuş. Bu bilinçli üretim anlayışıyla bağında Amerikan kökü üzerine Tahannebi, Banazı Karası, Kureyş, Şam ve Kırmızı üzüm türlerini yaşatmaktadır.

Berekete Veda ve Bir Garip Baki Kalan​

Bağda birlikte gezintiye çıkıyoruz. Koyu yeşil teveklerin altında kundak kundak üzümler sarkıyor. Tahannebiler, tepemizdeki güneş ışığının altında adeta birer mücevher gibi parıldıyor. Işığın yapraklar arasından süzülüp kehribar tanelerine dokunuşu, doğanın çizdiği en kusursuz tablo gibi. Ferhat Bey, evladı gibi büyüttüğü üzümleri büyük bir tutkuyla anlatırken, bir yandan da bağın ilk çıkan Tahannebi üzümlerinden en güzel kundakları makasıyla kesip bizlere ikram etmek üzere hazırlıyor.

​Bülent Bey de ben de bu emekten altışar kilo alıyoruz. Kilosu 140 liradan hakkını ödeyip bu güzel insanla helalleşiyoruz.​

***

Tabelada resmi adı güncellenip "Konak" yazılsa da tapulara, nüfus cüzdanlarına, seyahatnamelere ve en önemlisi Banazı Karası'nın siyah tanelerine kazınmış bu kadim kimlik kolay kolay silinecek gibi değil. Banazılılar da bu anlamsız isim değişikliğine karşı durarak, dedelerinden miras kalan bu tarihsel ve kültürel haklarını yasal yollardan arayıp yerleşimlerinin özgün adı olan "Banazı"yı resmiyette de geri almalıdırlar.​ Asbuzu’nun betona direnen bu son cennet köşesinde; toprağın kokusunu, geleneksel bir üretimin alın terini ve Beydağı’nın bin yıllık bereketini yüreğimize kazıyarak vedalaşıyoruz. Banazı, Malatya’nın şire ve bağ kültürünün en kadim taşıyıcılarından biri olarak, Türk toplumunun dilinde ve köklü hafızasında "Banazı" olarak yaşamaya devam edecektir.

Yine, esasen Aspuzu Bağları olan şimdiki Malatya il merkezine ilçe ve köylerden gelen ve bir şekilde etki- yetki sahibi yapılanlara teslim edilen Malatya'ya bu kentin kültüründen bi haber bu kişilerin tahribatı da halen devam etmektedir. Öyle ki, Aspuzu Bağları'nın Beydağı eteklerine göre konumunu tarif eden, asırlık Aşağıbağlar, Uçbağlar gibi tanım ve isimlerin nereden geldiğinden habersiz olan, bir dönem belediyede söz hakkı ve yetki verilmiş unsurları, tanımadıkları, bilmedikleri bu kentin doğuya doğru uç tarafındaki bağlar anlamına gelen Uçbağlar'ın adını Üçbağlar'a çevirebilmişlerdir. Bu kentin tarihinden, coğrafyasından, kültüründen, sosyolojisinden haberdar olmayan ‘yetkili’ yerel yöneticiler için ise zaten farkında olmadıkları bu durum, bir sorun oluşturmamaktadır.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.

Yorum yazın

İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
Yorum yazmalısınız

17 yorum yapılmış

  • Cihan (3 hafta önce)
    Malatya Yeşilyurt ilçesi Seyituşağı üzümüde vardı bir zamanlar eski insanlar göç edince o bağlarda gitti ve bir tür elimizden kayboldu. Saygılarımla ...
    %84
    %16
    Yanıtla
  • Hasan ŞAHİN (3 hafta önce)
    Kalemine sağlık, okurken üzüm bağlarını gezdim. Sakat yerleşmenin yok ettiği bu değerlerin hüznünü de..🙏
    %100
    %0
    Yanıtla
  • Nurten (3 hafta önce)
    Emeğinize sağlık Fikri bey, güzel ve bilgilendirici bir yazı olmuş
    %100
    %0
    Yanıtla
  • Miktat Canbay (3 hafta önce)
    Hocam ağzına emeklerine sağlık yalnız bu muhteşem üzüm olayı Venk den başlayıp banazı Gündüzbey Yeşilyurt Seyituşağı cafana ve gözene den biten tadın oldu kuşağı keşke belirtseyfin çok teşekkür sevgili hocam özledik sizi ikinizede selam olsun.
    %100
    %0
    Yanıtla
  • Vatandaş (3 hafta önce)
    Hakiki tahanebi üzümü kaldımı acaba?
    %100
    %0
    Yanıtla
  • Tahnebi üzümünün cakmsi mi var??
    %100
    %0
    Yanıtla
  • Cafer Doğan (3 hafta önce)
    Eskiden her evin ya küçük bir üzüm bağı, ya da yoksa evinin önünde nefsini körletmek için bir iki kök asması olurdu. Tarımsal faaliyetler geçimlik olmaktan, ticari olmaya evrilince bu süreçtebazı meyveler olumsuz etkilendi. Son yıllarda gelişen kayısıcılık, bağcılığı bitirme noktasına getirdi.Mesela komşumuz Cafana ovaya indikten sonra ve Cevizpınar'ın da taş ocakları sebebiyle degisik üzüm çeşitleri kalmadı.Bizim köyde de üzüm bağları terk edildi. Hasılı, Dondurmam Gaymak filminde ki gibi, yerli kaymak dondurma uluslararası dondurma tekellerine yenildiyse, bağcılık da kayısıcılığa yenilip, göndere teslim bayrağını çekti. Şimdi nerede o yedikçe dilimizi vuran tahannebi üzümü, köpük görünümlü şam üzümü, öküz gözü, hatun parmağı üzümleri?Eylül de bağ bozumu sonrası tevekler de asılı duran baldan tatlı, kehribar görünümlü kırmızı üzümleri..Pazar ekonomisi hepsini bitirdi malesef... Güzel bir araştırma olmuş Fikri hocam, emeğine sağlık olsun.
    %86
    %14
    Yanıtla
  • Nuran Gezdirici (3 hafta önce)
    Emeğine sağlık Fikri hoca; Yaklaşık 5 yıl önce Nemrut dönüşü Poturge den sonra yol üzerinde bir bakkalda çekirdeksiz yuvarlak taneli kırmızı bir üzüm gordum. Çok güzel ve daha önce karsilasmadigim bir türdü. Satıcıya nereden geldiğini sorduğumda yörenin üzümü olduğunu söylemişti.
    %84
    %16
    Yanıtla
  • Bülent önder (3 hafta önce)
    Fikri Hocam. Kaleminize yüreğinize sağlık. Barguzuluyum ve yaklaşık 17 yıldır Banazı’da görev yapıyorum. Çocukluğumuz gençliğimiz bağköylerde geçti. Gündüzbey’deki bahçemiz tahannebi,kureyş,şam,hatun parmağı,öküz gözü ve kara habbe üzümleri ile kirazlarımız ile birlikte adeta cennetten bir köşe idi. Şimdi ne Gündüzbey’de ne de Banazı’da yerli üzüm görebilmekteyiz. Mahalli endemik üzümlerimiz sanırım çocukluk ve gençlik anılarımızla yok oldu. Ne acıdır ki şimdi market ve pazardan üzüm almaktayım ki her seferinde geçmişte zihnimde yer alan damak lezzetini aramaktayım ki nafile. Bir şeyleri yanlış yaptık ki acaba hatamız nerede…
    %90
    %10
    Yanıtla
  • Gözeneli (3 hafta önce)
    Hocam öncelikle size teşekkür ediyorum, yolunuz düşerse buralara da bekleriz,artık Malatya'da üzüm denilince ilk isim Gözene Köyü ( Mahallesi ) Yeşilyurt akla geliyor, burada atadan dededen kalma geleneksel yöntemlerle ve profesyonel yöntemlerle modern bağcılık yapılmaktadır, özellikle kurunur isimli üzüm çeşidinden kurutulmuş Gözene Kuru Üzümünün ünü Malatya sınırlarını aşmış durumdadır, burada başta kurunur olmak üzere; öküz gözü ( kara üzüm ), tarnebi, kureyş, şam, ezezi, hönüsü ( kırmızı üzüm ), samıra vb olmak üzere sayısız üzüm çeşidi bulunmaktadır. Her biri ayrı ayrı güzellikte ve tadı vardır.
    %80
    %20
    Yanıtla
  • Hüseyin Şahin (3 hafta önce)
    Fikri öğretmenim yine hafızaları yenileyen arşivlik bir yazı kaleme almış. Emeğin hep var olsun Fikri öğretmenim.
    %84
    %16
    Yanıtla
  • İzzet Berktaş (3 hafta önce)
    Bu değerli yazı için Fikri Demirtaş öğretmenime yüz yüze tanışmamakla birlikte gazeteci kimliği ile tanıdığım bağ ziyaretinde Fikri öğretmenime eşlik eden Bülent Korkmaz‘a ve bağını ziyaretçileri açan Ferhat olgun‘u kutluyor kendilerine teşekkür ediyorum. Malatya’nın çok eski üzüm çeşitlerini özellikle üzüm bağlarının merkezi Banazı’da toprağın tarihin ve bereketi izinde yeniden hatırlatması çok kıymetli köylerin tarihsel ve yerleşik adlarının değiştirilmesi yönelik haklı itirazını dile getirmesi de yazıya benim açımdan daha anlamlı kılıldı yazıyı okuyunca benim de aklıma çocukluk yıllarım geldi. Çocukluğumun bir bölümü Ankara yolu kenarına taşınmadan önceki adıyla Cefana’da geçti. Sonradan adı Görgü olarak değiştirilen bu köyde taynebi Üzümünü tanıdım yeddim. Malatya'ya taşındıktan sonra babama sağlık sorunları nedeniyle danışmak ya da ziyaret etmek için Cafana’dan köylüler geldiklerinde yanlarında sepetler de üzüm getirirlerdi sepetin üzeri tepeleme asma yapraklarıyla örtülü, yaprakların altında birkaç dal taze sürgün ve büyük salkımlı üzümler bulunurdu. Taze sürgünleri yemeyi çok severdim yetmişli yılların başından itibaren yanlış hatırlamıyorsam Flokxar hastalığı nedeniyle çok hızlı bir şekilde bağlar kurdu. Dayanıklı anaca geçişte o koşullarla imkânsız olunca üzüm yetiştiriciliği kalmadı. Bugün kadim üzüm çeşitlerini ve bu toprakların hafızasını anlatan böyle bir yazıyı okumak çocukluğumun Cafana’sını çeşit olarak çok sevdiğim Arapgir üzümünü yeniden hatırlattı. Bu vesileyle Cafana‘daki ev sahiplerimiz Ahmet ve İnsaf Çakmak ailesini ve komşularımızı sevgi saygı ve rahmetle anıyorum. Toprağın üzümün ve yer adlarının taşıdığı bu hafızayı yaşattığınız için tekrar teşekkür ediyorum.
    %78
    %22
    Yanıtla
  • Şefika Nurdan Ballı (3 hafta önce)
    Değerli arkadaşım nasıl güzel bir yolculuğu çıkardın yine bizleri. İyi ki varsın sayende unutulmuş değerlerimiz bir bir gün yüzüne çıkıyor seninle. Yine çocukluğuma döndüm Akçadağ Öğretmen okuluna yakın Cevizpınar köyünden rahmetli Bektaş amcamızın eşeğin heybesinde getirip lojmandakilere sattığı o çeşit çeşit üzümler serildi gözlerimin önüne.Leğenler dolusu alır günlerce yerdik. İnan bana bir an istemsizce yutkundum.Eskileri anma fırsatı verdiğin için sonsuz teşekkürler. Emeklerinize sağlık olsun birlikte çalıştığın arkadaşınla sana. Yeni araştırma yazılarını sabırsızlıkla bekliyor olacağım. Selamlar arkadaşım.
    %84
    %16
    Yanıtla
  • Şaban KARAKUZU (3 hafta önce)
    Ah be canım arkadaşım , gezgin gazeteci, yazar, şair, belge ve bilgi küpü, öğretmenim Fikri can , Ne güzel bir bilgi bu. Bayıldım bayıldım. Her bir yazın ayrı bir güzel, ayrı bir emek ayrı güzel bir belgesel niteliğinde şiir tadında yazı. Şu meyvelerin başkenti Malatya’mıza kattığın değer, sunduğun bilgi belge tartışılmaz. Gelecek nesillere, biz çoğu bilmeyen meraklı insanlara ne çok ayrıntılı bilgiler veriyorsun kardeşim. Ne kadar zaman harcıyorsun, para pula mal oluyor ne çok emek veriyorsun söz konusu bile değil çünkü sen bir Malatya sevdalısısın, Malatya elçisisin. O güzel yüreğin var olsun, eline ayağına yüreğine sağlık canım öğretmenim. Seni takip ediyoruz. Sağ olasın var olasın gezgin gardaşım. İşin gücün rast gelsin.
    %84
    %16
    Yanıtla
  • Banazılı (4 hafta önce)
    Bir şehrin bir kültürün emektarlarına selam olsun. Bizi maziye götüren siz kültür elçilerine sonsuz saygılar.
    %86
    %14
    Yanıtla
  • Ahmet (4 hafta önce)
    Kıymetli Hocam yine Malatyamızın değerlerini ustaca anlatmışsınız emeğinize ve elinize sağlık. Ama gönül isterkı bu değerler kaybolmadan yetkililer bu değrlerimize sahip çıkarak gelecek nesillere aktarılması sağlanmalıdır.
    %86
    %14
    Yanıtla
  • Banazılı (4 hafta önce)
    Malatya'ya hava sirkülasyonunu sağlayan yerin adı Banazı. Malatya'nın en eski ve köklü yeri,Türk köyü Banazı. Beydağlarının poyraz rüzgarı ile Malatya'yı serinleten yerin adıdır Banazı. Ama ne yazık ki betonarme ile bu güzellik yok oluyor
    %93
    %7
    Yanıtla

Fikri Demirtaş yazıları