Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Muğla Büyükşehir Belediyesi tarafından Malatya'da yapılacak yatırımların temel atma törenine katıldı.
Özel, 6 Şubat 2023'teki depremlerin üçüncü yılı dolayısıyla geldiği kentte Malatya Deprem Şehitliği'ni ziyaret etti.
Daha sonra Nikah Sarayı'nda depremde hayatını kaybedenler için anma ve mevlid programı ile Muğla Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılacak yatırımların temel atma törenine katılan Özel, buradaki konuşmasında, depremlerden etkilenen illere yardım eden tüm belediyelere teşekkür etti.
Deprem bölgesinde siyaset yapılmasının uygun olmadığını belirten Özel, Cumhuriyet Halk Partili belediyelerin depremde yaptığı yardımları anlattı.
Özel, deprem bölgesindeki mücbir sebep uygulamasının tekrar uygulamaya alınmasını istedi.
Özel'in konuşmasının ardından Muğla Büyükşehir Belediyesi tarafından Hekimhan, Arapgir, Arguvan ve Doğanşehir ilçelerinde yapılacak yatırımların temeli temsili butona basılarak atıldı.
Bu arada, CHP'li Manisa Büyükşehir Belediyesi tarafından Doğanşehir- Polat'a, bir süre önce vefat eden belediye başkanı merhum Ferdi Zeyrek adına cami yaptırılacağı da bildirildi.
ÖZGÜR ÖZEL'İN AÇIKLAMALARI..
"Aramızda çok değerli, pek çoğunu tanıdığım Malatya’nın meslek örgütleri, sivil toplum kuruluşları, çok kıymetli derneklerinin, vakıflarının yöneticileri, temsilcileri; her birisinin emeklerine, gayretlerine hayran olduğum çok kıymetli muhtarlarımız var. Ben buraya milletvekillerimizle, genel başkan yardımcılarımızla, gölge kabinemizdeki bakanlarımız, politika kurulu başkanlarımızla, parti meclisinin değerli üyeleriyle birlikte geldim. Bir haftadır, daha doğrusu pazartesi gününden bu yana, yarınla birlikte işte 6 gün olacak, deprem bölgesindeyiz. İkinci memleketim konusu biraz tartışmalı. Bir tanesi; yıllarca 2011-2015 yılları arasında milletvekili yokken fahri milletvekilliğini yaptığım Osmaniye. Bir diğeri de; kendimin doğmadığı ama abim, kardeşimin doğmuş olduğu için memleketim saydığım Veli Ağbaba üzerinden Malatya. Malatya’da, biraz önce Veli Bey'in anlattığı gibi, deprem haberini aldığımda İstanbul’da, İsmail Küçükkaya’nın, sevgili Küçükkaya’nın programına katılmak üzere sabah telefonum 7’de çalacaktı. İşte 8’de yola çıkıp 9’da İsmail Küçükkaya’nın programında olacaktım. Ama telefonum o gün, çiçeği burnunda 10-15 günlük il başkanımız Barış Yıldız’ın telefonuyla çaldı. Büyük bir telaşla; 'Yıkıldık, mahvolduk Özgür Başkanım. Veli Başkanıma ulaşamıyorum, sen ulaşabilir misin?' dedi. Dördü belki 25 geçiyordu, belki 4 buçuktu. Çünkü çok kötü, her yerden sesler geliyor, yıkıldı bütün Malatya diyordu. Veli abiyi aradım, biraz önce söylediği gibi haberdar ettim. Sonra tabii ki televizyon programlarını falan iptal edip önce hızlı Ankara’ya gittim. Oradan bütün milletvekillerimizi planlayıp ilk buldukları vasıtalarla deprem bölgelerine gitmesini söyledim. İşte 24. saatte videoda var; 98 milletvekilimiz, ertesi gün de 120 milletvekilimiz; ilk önce 10 ildeydi. Sonra işte Urfa’daki, Diyarbakır’daki az hasarlı durumları görüp orada çok daha az milletvekili bırakıp acının, hasarın, kaybın yoğunlaştığı 6 ilde 1,5 ay boyunca milletvekillerimizle birlikte olduk."
Kendisinin ilk olarak Malatya'ya geldiğini kaydeden Özel, sözlerine şöyle devam etti:
"Tabii korkunç bir acıya tanıklık ettik. Ben ilk olarak Malatya’ya geldim. Gece yarısı tabi kardan yollar kapalı, bütün havaalanları kapalı. Gece yarısı Malatya’daydım. Sabahleyin de Doğanşehir’den başlayarak, Nurhak’tan devam ederek ulaşılmayan yerlere ulaşılmaya, seslerini duyurmaya, oralara belediyelerimizi ve milletvekillerimizi koordine etmeye çalıştık. Ve o günden sonra tabii bölgede çok kez olduk, birazdan onu da söyleyeceğim ama genel başkan olarak da bu sefer, bu yıl Osmaniye’den başlayıp tersine istikamette bugün Malatya’da bitirdiğimiz; deprem bölgesinde yapılanları, yapılamayanları, olanı olmayanı yapıcı bir gözle bakıp Türkiye’ye depremin 3. yılının hem bir fotoğrafını göstermek hem de o konuda siyasi değerlendirmelerimizi yapma gereği duyduk."
“ORDU NEREDE?”
6 Şubat depremi şüphesiz tarihe, dünya afetler tarihine geçecek bir deprem. 10 büyükşehirde birden oldu. Asrın felaketi denmesi boşuna değil, işin boyutunu göstermesi açısından çok önemli. Ama biz o depreme hazırlıksız yakalandığımızı kabul etmemiz lazım. Bu bir bütün olarak, devletiyle milletiyle bizim ortak bir kusurumuzdur. Ama ülkeyi yönetenlerin de o depreme mazeretsiz yakalandıklarını ifade etmeliyim. Niye mazeretsiz? Çünkü 2 aylık ya da 21 aylık bir hükümete depremdeki hasardan mesul tutamazsınız. Ama 21 yıldır bir hükümet iktidardaysa ve iktidara gelişi bir büyük deprem felaketinden sonra olduysa, kendinden önceki süreci çok acımasız eleştirdiyse... Örneğin, Gölcük’te üçüncü gün hala çadır yok, çadırın kuyruğu var demiş birisi Başbakan olduysa ve toplumsal bir mutabakat varsa 99 depremlerinden sonra... Yani bir büyük İstanbul depremi bizi mahvedebilir veya işte bu Erkenek fayı kırılırsa Malatya’dan Adana’ya kadar 10 şehir yıkılabilir biz biliyorsak; toplum da bu konuda ne yapılacaksa yapılsın dediyse, oylar da öyle istendiyse, orada toplumsal mutabakat vardır ve olmasının en gerekli olduğu şey arkandadır, yani kamuoyu desteği.

İkincisi ne lazım? Depreme hazırlanmak için dünya kadar kanun lazım. Hepimiz diyoruz ki 1999’dan sonra yapılan binalar yıkılmıyor kolay kolay. Çünkü o dönem, o depremden ders alınıp siyasi partiler müştereken akademisyenlerle çalışıp iyi bir kanun ve çok iyi yönetmelikler yaptılar. İş denetim meselesi. Yani o yönetmeliğe uygun yapılan binalar yıkılmadı hakikaten. Hem TOKİ’ninkiler yıkılmadı hem 99 sonrası düzgün yapılan ve denetlenen hiçbir bina yıkılmadı. Yani kanuni hazırlık da tamam."
1999’dan bugüne 41 milyar dolar deprem için vergi toplandığını berten Özgür Özel, o dönemden bu zamana toplam 8 kez imar affı çıktığını kaydederek, şunları söyledi:
"Ne lazım? Para lazım. O depremde deprem vergisi adı altında, gerçek adı Özel İletişim Vergisi olan, 2 yıllığına bir vergi kondu. Halen daha ödemeye devam ediyoruz. Çünkü iktidar geldi ve o vergiyi kalıcılaştırdı. O vergi sayesinde 99’dan bugüne 41 milyar dolar deprem için vergi toplanmış. 41 milyar dolar. 8 kez imar affı çıkmış. Ki o imar afları maalesef tehlikeli binaları, yıkılacak binaları affeden, kaçak yapılan binaları affeden, sonradan tadilat gören kaçak tadilatları affeden 8 imar affı çıkmış. Onlardan da 26 milyar lira toplanmış. 26 milyar dolar. Özelleştirmelerden de 65 milyar dolar toplanmış, kendinden önceki hükümetlerin yaptıklarını satarak. 132 milyar dolar cepte varmış. Hiçbir şey olmasa, deprem vergileri 41 milyar dolar. Sayın kurumun açıkladığına göre 10 ilde yapılan, deprem için yapılan konutların toplam tutarı da 40 milyar dolar. Yani biz bu parayı deprem olmadan toplamışız. 21 yıl vaktimiz varmış. Milletin desteği varmış. Kanunumuz hazırmış. Yani evleri depremden önce biz yıkıp yapabilirmişiz ki deprem geldiğinde yıkmasın. Depreme hazırlanmak için her şey varmış. Ama maalesef depreme hükümet mazeretsiz, memlekette hazırlıksız yakalanmış. Bir kere bunu görmek lazım."
Ordunun depremin 3'üncü gününde sahaya indiğini ifade eden CHP Lideri Özel, konuşmasına şöyle devam etti:
"Deprem olduktan sonra ne olmuş hatırlayalım. Ben Malatya’ya geldim, ilk gün Malatya’da ertesi gün sabah duymaya başladım. Hatay’a gittim, Hatay’da duydum. Maraş’ta duydum. Ordu nerede? Ordu nerede? Ordu üçüncü gün akşamına çıktı. Yani aslında dördüncü gün çıktı, üç gün çıkmadı. Sonradan öğrendik ki biri tutmuş demiş ki; 'Orduyu kışladan çıkarmak kolay, geri sokmak zordur. Ordu bir çıkarsa geri girmez. Yani yönetime el koyabilir. Büyük felaketlerde o haller, sıkıyönetimler ilan ediliyor ya. Fırsat bilir, yönetimi ele alır, geri vermez' dedi diye 3 gün korkulmuş, ordu içeride tutulmuş. Bakın bunun, bu maliyetini, bu rakamlarla İstanbul Teknik Üniversitesi’nden bir hoca bizi uyarana kadar ben de bu boyutuyla bilmiyordum."
99 depremindeki koalisyon hükümetinin çok eleştirildiğini söyleyen Özel, 99 depreminde ordunun depremin ilk günü sahaya indiğini kaydederek şunları söyledi:
"O çok eleştirilen rahmetli Ecevit’in, rahmetli Mesut Yılmaz’ın ve Sayın Devlet Bahçeli’nin hükümeti orduyu ilk günden saldı ve ordu ilk gün hem de geçen say söyledim 20 küsur general, bilmem kaç yüz subay, bilmem kaç bin astsubay ve 40 bin erle deprem bölgesine gitmiş. Ve o sırada deprem bölgesinde ordu çalışarak, ordu çalışarak tam 10 bin 658 kişiyi, çıktığı bina belli, adı soyadı TC’si belli, teslim edildiği sağlık kuruluşu belli ve yaşadığı belli... 10 bin 658 kişiyi ordu kurtarmış. Bu depremde ordu kaç kişi kurtarmış? Yıllar sonranın teknolojisi, ekipmanı, eğitimi, birikimiyle 360 kişi. Çünkü deprem dediğin felakette en çok ölüm ilk 24 saat. En kritik süre ilk 72 saat. Sonrası televizyon bile diyor ki; 'Filanca apartmanın enkazında mucize bekliyoruz' diyor. Hepimiz de açıyoruz, hadi İnci Apartmanı’ndan bir kişi daha sağ çıksın diye. Ama ilk 3 gün, 10 bin 658 kişiyi çıkarmışlar, götürmüşler, yaşatmışlar. Demek ki hepimizin kulağına küpe olsun ki, bir deprem deprem böyle büyük felaket olunca milletin ordusundan, Türk Silahlı Kuvvetleri’nden korkmayacaksın. Talimatı vereceksin Ecevit’in yaptığı gibi, orduyu salacaksın. Çünkü 15 bin kişinin öldüğü depremde 10 bin 628 kişi kurtarmışlar. 56 bin kişinin öldüğü depremde 360 kişi kurtarabilmişler. Ne büyük bir fırsatın kaçtığı, ne büyük bir hatanın yapıldığı burada. Ve bu haftalardır söylüyorum, bir kişi de çıkıp hayır yanlış rakam demiyor. Ne Silahlı Kuvvetler diyebilir, ne AFAD diyebilir, ne Sayın Erdoğan diyebilir. Burada hatayı kabul edeceğiz ve bundan ders alacağız. Başka bir çaresi yok. Ve bunu konuşacağız. Bunu konuşmadan, söylemeden olmaz."

“ELAZIĞ- MALATYA REKABETİ..”
Depremzedeler enkaz altındayken iktidarın IBAN paylaşmasına değinen Özel, şunları söyledi:
"Diğer taraftan depremzede göçük altında yardım beklerken İBAN mı atılmadı... Millet çadır beklerken Kızılay’dan çadır mı satılmadı... Eleştirmeye kalktığında dünya kadar söylenecek haklı eleştiri var. O gün, bu depremden bugüne kadar da bu millet hakikaten biraz önce anlattınız Elazığ anlatılınca benim gırtlağım düğüm düğüm oluyor. Bu Elazığ-Malatya rekabeti hatta bazen kavgası... O deprem sabahı bütün Elazığ’ın fırınlarının çalışıp da bütün Elazığlıların kendi binek arabalarının içini ekmek doldurup bu sokaklara ekmek getirdiğini gördüğüm gün bu ülkenin bir vatandaşı, bu milletin bir evladı olmaktan gurur duydum. Allah Elazığlılara, Tuncelilere bunu gösterdi diye... Adamı görüyorum Renault Station arabaya binmiş. Station tarafı dolu, yanı dolu, yan koltuk... Bir kendi görünüyor, bir tek gerisi ekmekle doldurmuş, getirmiş, dağıtıyor gidiyor, bırakıyor gidiyor. Gerçekten insanın tüyleri diken diken oluyor."
AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Bir kuru teşekkür edeydin" söylerini hatırlatarak, "Dilimde tüy bitti Osmaniye’den beri canlı yayında söylüyorum" diyerek, şöyle devam etti:
"Şimdi bu şartlar altında bizim bir hafta boyunca gezdik ve Tayyip Bey’e, Sayın Erdoğan’a bir takım eleştirilerde, bir takım hatırlatmalarda, bir takım uyarılarda ve bir takım çağrılarda bulunduk. Bunların en başta olanı şuydu: Bir kere şuna çok kesin itiraz ediyorum, zaten burada anlatmama da hiç gerek yok. Diyor ki; 'Muhalefet, ki burada birçok muhalefet partisi sayın il başkanı var, onların şahsında da partilerini selamlarım, muhalefet diyor deprem bölgesine bir çivi çakmadı' diyor. Bir kere çaktık da, anlatırım da, muhalefet çivi çakma makamı değildir. Çiviyi kimin çakacağına millet karar verir. O çivi düzgün çakılıyor mu diye baksın, denetlesin diye de muhalefete görev verir. Sen çiviyi çakmaya milletten görevi almışsın. Devletin çekici, balyozu elinde, çiviler cebinde; başkasından beklemeyeceksin çiviyi çaksın diye de. Taş üstüne taş koymadılar diyor.
Biraz önce söylendi herkesin hakkı teslim edildi. Ben de şunu söyleyeyim: Sayın Erdoğan bugün söylemiş üzüldüm. Diyor ki; 'Bir kuru teşekkür edeydin.' Yav dilimde tüy bitti Osmaniye’den beri canlı yayında söylüyorum: Bu ülkede enkazdan bir çakıl taşı kim kaldırdıysa AK Partili, MHP’li, DEM’li, İYİ Partili, Saadet Partili hepsinden Allah bin kere razı olsun diyorum. Kim bir temel kazdıysa, kim çatıya bir kiremit koyduysa Allah razı olsun diyorum. Bana dönüyor dönüyor; 'Efendim muhalefet bir çivi çakmadı, bir bilmem ne yapmadı.' Bana çok söylediler, Tayyip Bey bunu yapana kadar direniyordum. Bir de şimdi Murat Bey çıktı o da bir şey yapmadılar diyor. Söyle şunu söyle şunu. Bakın şu kadarını söyleyeceğim.
Hatta depremin ilk günü bizim bizlere muhalefete yakın medya bunu çok eleştirmişti, biz de başta eleştirdik ama daha doğrusu ne yapmaya çalışıyorlar dedik. 'İyi ki öyle yapmışlar' dediler ki; bir bölgeye yardım giderse AFAD’a girecek, AFAD’ın bilgisiyle dağıtılacak. Bir koordinasyon arıyorlar. İyi ki de öyle olmuş. Bakın AFAD’ın kayıtlarında ne var: Cumhuriyet Halk Partili belediyeler tarafından 10 deprem iline 9 bin 638 araç gelmiş. 28 bin 521 personel kaydolmuş. 7 bin 200 tır yollanmış. 4 uçak, 6 gemiyle gıdadan sağlık malzemesine, çadırdan sobaya kadar her türlü yardım AFAD kayıtlarına girerek Cumhuriyet Halk Partili belediyeler tarafından bölgeye ulaştırılmış. Bunun her belediye başkanımda işte Muğla çıktığında dökümü var burada. Teker teker kayıtlarda zaten bulamazsan, yani bunu kaydettirmezsen ben bunu depremde dağıttım yok şimdi dersen zimmet çıkar. Devlet kurumu yönetiyor belediye başkanı da.
“662 TIR MALZEME DAĞITMIŞIZ MALATYA'DA..”
Deprem döneminde sadece Malatya'ya 668 araçlarının geldiğini kaydeden Özel, iktidarın eleştirilerine şöyle yanıt verdi:
"Bakın mesela Malatya’ya, sadece Malatya’ya 668 aracımız gelmiş. 1487 personelimiz, 662 tır malzeme dağıtmışız Malatya’da. 13 mobil mutfak kurmuşuz, 9 ikram aracı, 1 mobil fırın. 219 bin battaniye dağıtmışız. 28 bin 500 ısıtıcı, 6 bin 600 çadır. Bunları biz bunları yaptık demiyoruz 3 yıldır ama Tayyip Bey 'muhalefet bir çivi çakmadı, depremin ne enkazında vardı ne sonrasında, vardılar deprem turisti bunlar' deyince, ben bu belediye başkanlarının, bu milletvekillerinin, sizin bildiğiniz Allah’ın bildiğini Tayyip Bey medya yoluyla kuldan gizliyor ya, onların hakkını yedirmemek için söylüyorum. Onların hakkını yedirmemek için.

Ankara Büyükşehir Malatya’ya 140 tanker su, 7 kamyon paket su yollamış. MASKİ Malatya Devlet Hastanesi’nin su arıtma sistemini kurmuş. Muğla ve Eskişehir Büyükşehir su ve kanalizasyon ekipleri 6 ay boyunca Malatya’da altyapıda çalışmışlar. İzmir Büyükşehir Malatya’ya 53 konteynerlik bir konteyner kent, Güzelbahçe Belediyemiz 300 konteynerlik bir konteyner kent kurmuş. Bornova Belediyemiz çadırın yokluğunda Çin’den çadır ithal etmiş gelmiş, Malatya’da çadır yokluğunda çadır kentler kurmuş. Çiğli Belediyesi 20 esnaf odamıza konteyner alanda hizmet binası sağlamış. İBB Malatya’da 10 noktada internet erişimi sağlamış ücretsiz hızlı. Mersin, Ataşehir, Kadıköy, Milas, Çeşme, Bodrum, Selçuk belediyeleri Malatya’nın ilçelerine birden çok aşevi kurmuşlar. Kadıköy, Milas, Bodrum, Muğla’dan mobil ikram araçları gelmiş. Ankara ve Eskişehir Büyükşehirler dalda kalan 228 ton kayısıyı gelmiş toplatmış, satın almışlar.
Bu Tayyip Bey’in 'Ne yaptınız deprem bölgesine?' sorusuna cevabımız. Neler yapıyoruz, yapacağız onları ayrı ayrı anlatacağız ama Ankara Büyükşehir’in Akçadağ Ören’de 24 derslikli bir ilkokulun yapımını sürdürdüğünü, ihalesini yaptığını, yapım aşamasında olduğunu söyleyeyim. Manisa’nın müjdesini başkanımız versin kim verecekse versin ben söylemeyeyim. Ama bugün mesela Polat’taydık, onla ilgili de Denizli Büyükşehir Belediye Başkanımız bir taahhütte bulundu 3 ay içinde bitecek. Onu da kendisi söylesin. Muğla Büyükşehir’in Malatya’ya 100 milyonu bulan bu 4 yatırımının temellerinin atılmasını son derece önemsediğimi söyleyeyim
"MÜCBİR SEBEP TEKRAR UYGULAMAYA ALINMALI.."
Van depreminin ardından 6 yıl süren mücbir sebep uygulamasının derhal uygulanmaya alınması gerektiğini vurgulayan Özgür Özel, şöyle konuştu:
"Ve şu kadarını söyleyeyim: Şimdi buradan Sayın Erdoğan’a, deprem haftasının son gününde bugün 2’deki konuşmasını can kulağıyla dinleyeceğimizi söyleyip demiştim ki; bugün şunları yaparsa akşam Malatya’dan ağız dolusu teşekkür edeceğim kendisine. Kendisinden beklentimiz şuydu; bugün yapmadı inşallah bugün yapmadı yarın yapar. Yaptığı an teşekkür edeceğim.
Birincisi Van’da 6 yıl süren, burada 2 yıl 9 ayda biten mücbir sebep uygulamasının derhal tekrar uygulamaya alınması lazım esnaflar açısından. Bütün Türkiye’de çok esnafı üzdü. Basit usuldeki defterler gerçek usule döndü. Bu şu demek: Bu şu demek; muhasebeci parası demek fazladan. Bu şu demek; defter parası demek, noter onay parası demek. Bu bütün Türkiye’de zorluyor esnafları bunu söyleyeyim ama bari şu 10 ildeki esnafları muaf tutun bundan. Adam konteynerde, geçen gün gittim bakın 6 gün boyunca her şehirde konteyner kentleri gezdim, konteynerdeki esnafları gezdim.
Saat 3’ü 10 geçiyor öğleden sonra 15:10, çocuk eşyası satıyor. Siftah ya kaç para ciro yaptın dedim. Hani dönüyor mu dükkan diye, daha siftahım yok dedi. Yanımda Gaziantep Milletvekili Hasan Öztürkmen vardı. Dedim ki; gir şu dükkana müşteri gibi torunlarına morunlarına bir şey yap adam siftah yapsın, biraz da dedim fazla bir şeyler al. 3’ü 10 geçe siftah yapmamış esnaf çocuk giyimi satıyor, onu gerçek usule geçirmeye kalkıyorsun. 16 metrekare konteynerde çalışıyor adam. Bu olmaz. Yani bu işleri çözersin. Malatya’da işler yoluna girer, bütün Türkiye’de girer, ondan sonra oturur konuşuruz.
Ama konteynerdeki siftahsız adamdan vergi istenmez, Bağ-Kur primi istenmez veya kredi vereceksin bir yerde işini canlandıracak borcu yoktur kağıdı istiyor. Nasıl borcu olmasın bu esnafın? O yüzden bu işlerin çözülmesi gerekir.
Bunun dışında maalesef deprem evin anahtarını gösteriyorlar, sözleşmeyi senedi önüne koyuyorlar. Ne ödeyeceği belli değil, boş senede imza, faiz hanesi de boş. Evet afet kanununa göre deprem konutundan faiz alamaz ama dükkandan ve mücbir şeyden, ne yalan? Rezerv alana yapılmış olan yerlerden kanunda boşluk var alabilir. Oraya sıfır yazana anahtarı vermiyorlar, çarpı atana vermiyorlar. Faiz hanesi boş ve bütün hane boş."

“BUNLARLA SİYASET OLMAZ”
CHP Lideri Özgür Özel, bulunduu deprem bölgesinden AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'a çağrıda bulunarak, şunları söyledi:
"Buradan Erdoğan’a bir çağrı daha yapıyorum gündüz yaptım. Depremden sonra bu millet nasıl Elazığ ve Tunceli Malatya’ya geldi, böyle muhteşem bir iş yaptılarsa, bu millet ne yaptı biliyor musunuz bu kadar ekonomik sıkıntının içinde? Motorlu taşıtlar vergisini iki kere ödeyeceksin dedi, millet ikiletmedi bunu, öf demedi kimse. KDV’yi iki katına çıkardı, herkes ödedi. ÖTV’yi arttırdı ödedi. Yurt dışına çıkış harcını arttırdı ödedi. Bunların toplamından 71 buçuk milyar dolar para toplandı. Deprem konutlarının toplam maliyeti 40 milyar dolar. Buradan Erdoğan’a söylüyorum: Kim verdi bu parayı? Türk milleti verdi, hepimiz verdik. 70 vilayet bu parayı verdi, hatta buradakiler de KDV’sinde ÖTV’sinde bu paraları ödediler. O zaman buradan söylüyorum, madem ki verdiğimiz para bu yapılan evlere yetiyor da iki katına bile artıyor, artık o boş senetleri yırtıp atmanın zamanıdır. Bu evler depremzedelere helali hoş olsun. Depremzedelere helali hoş olsun! Para mara alınmasın.
Ayrıca kalan 31 milyar içinde konut yapmaya devam etmek lazım. Niye lazım? Kiracılar sokaktadır. Kiracılar konteynerdadır. Eskiden kiradaymış, şimdi konteynera çıkmış, işi yok. İş bulsa çeşitli şehirlerde çeşitli kiralar söyleniyor. İşte Osmaniye’de 15 binden aşağı yok, Kahramanmaraş’ta 20 binden aşağı yok. Çok uzak dağın başındaki TOKİ’de ucuza ev bulsan çocuğun okula gitmesi meselesi var. İşe gitme meselesi var, ulaşım var. Adam kiracı, altında kendine ait arabası yok. Oradan da buraya tatmin edici toplu taşıma yok. Hayat başlamamış daha. O yüzden kiracılara mutlaka ve mutlaka konut vermek, önce kirasız oturtmak, sonra makul kira ödemek, hatta onlara bir şekilde o konutun sahibi olacağı bir sosyal devlet uygulaması mutlaka yapmak lazım deprem bölgesinde. Bunu söylüyorum.
Maalesef Sayın Erdoğan bugün Osmaniye’de vallahi hani 10 milyonla 20 milyon arası devasa bir sahne kurmuş. O sahneden aşağı inmeden, doldurmuş orayı devlet memurlarına, Osmaniye’de Adana’da mesajlar teşkilatlar ayakta, 6 ilden topladılar. Çıktı müjde verecek diye bekledik, döndü dolaştı yine muhalefeti eleştirdi. İnmedi, esnafın yanına gitmedi. Ben o sahnenin bir buçuk kilometre ilerisinde konteyner kentte neler duydu bu kulaklar, televizyonlar gördü. O konteyner kentlere gitmedi ve döndü döndü deprem bölgesindeki insanlara video algı yaratmak üzerinden diğer 70 vilayete video izletti. Yav deprem bölgesi bilmiyor mu kendi ne halde olduğunu? O videoya bakalım, bu videoyu oynatalım... Bunlarla siyaset olmaz.
“DEPREM KONUTLARININ SENETLERİNİ YIRTIP ATALIM..”
Özgür Özel, deprem konutları için depremzedelere senet imzalatılması konusunda da çağrıda bulunarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
Buradan bir kez daha faiz haşa... Mümkünse vazgeçsinler deprem konutlarının senetlerini yırtalım atalım, mücbir sebebi ilan edelim ve devam ettirelim. Esnafa sahip çıkalım. Çiftçiye kredi için borcu yoktur kağıdı istiyorlar bunu yapmayalım. Deprem bölgesinde tohum hibesine, gübre hibesine, ÖTV’siz KDV’siz mazot uygulamasına derhal geçelim. Çünkü bu bölgenin ayağa kalkması için ekonomisinin ayağa kalkması gerekiyor. Bunların hepsini söylüyorum.
Ama maalesef Sayın Erdoğan biz deprem üzerine 3 yıldır siyaset yapmadık. Ne zaman ki duydum 'Hiçbir şey yapmadılar, uğramadılar deprem turistleri, bir çivi çakmadılar' dediler... Biraz önce deprem sırasında yaptıklarımı söyledim. Önümüzdeki hafta salı da bütün belediyelerimizin deprem bölgesine yaptığı kalıcı hizmetleri bir döküm halinde söyleyeceğiz. Bundan sonra takdir milletimizindir. Ama şu tarafını söyleyeyim: Siyaseti brandayla yapmıyoruz. Siyaseti parayla, panoyla yapmıyoruz. Siyaseti Akçadağ’da gidip Şeytan Çarşısı’ndaki esnafı gezerek, oradaki vatandaşın derdini dinleyerek yapıyoruz.
Sayın Erdoğan bana yurt dışına giderken demişti ki, bu hafta herkes sevdikleriyle geçirdi bu haftayı... Sayın Erdoğan, 'Eli kanlı katilsin' dediği Suudi Arabistan prensiyle çok yakındı bu hafta. Bir de 'Darbeci Sisi' diyordu, Mısır’da Sisi’yle geçirdi. Ben de bu haftayı Osmaniye’den Malatya’ya deprem bölgesinde, konteyner kentlerde ya da derdini tatasını dinlemek gereken kim varsa orada geçirdim. Bana 'Hani neredeydin 3 yıldır deprem bölgesine niye gitmedin?' dedi. Burada bir numaralı şahidim, canım Atatürk’ümün kurduğu Anadolu Ajansı. Bunun kayıtlarına baktık. Depremden beri Erdoğan deprem bölgesine gidince ajans onu takip ediyor, beni de takip ediyor. Anka Ajansı burada, sosyal medyalarımız ortada. Sayın Erdoğan bugünkü ziyaretiyle 35. kez deprem bölgesine geldi. 13 uçak, sayısız helikopter, bütün imkanlarla. Hani diyor ya bu fakir... Ben bu fakir demeyeyim, bu kardeşiniz bu ziyaretiyle 56. kez deprem bölgesine ziyarete geldi.
O yüzden herkes bundan sonra siyaseti yaparken iki şeyi gözetecek. Bir; kışın ısıtılmış yazın soğutulmuş salonlarda atadıklarına alkışlatarak, prompterdan okuyarak, video oynatarak siyaset yapıp oy toplama dönemi bitmiştir. Karşınızdaki ana muhalefet partisinin lideri, 19 Mart’tan bugüne kadar 86 tane her çarşamba her cumartesi yazın 46 derecede, kışın eksi 6 derecede miting yapan; deprem bölgesinde bir hafta boyunca 52 farklı programla 52 yerde dinleyen, konuşan, anlatan, anlamaya çalışan; siyaseti de brandayla değil örgütüyle birlikte, milletiyle birlikte, yüreğiyle yapmaya çalışan bir kardeşinizdir. Bundan sonra iktidar partisi muhalefet gibi davranacaksa yakında muhalefeti bu millet onlara tattırır. Biz milletin hizmetine talibiz, vazife verdikleri gün emre amadeyiz. Emre amadeyiz!
Hepinizi bir kez daha hem bütün Cumhuriyet Halk Partililer adına hem kendi ailem ve memleketim Manisa adına bir kez daha acılarınızı paylaşıyorum. İsmet Paşa ile Manisa milletvekilleri 44-45 yanyana diye yemin töreninde yan yana otururmuş. Hep o fotoğraf Manisa’nın milletvekillerinin o dönemin milletvekillerinin ailelerinin en kıymetli fotoğrafıdır. İsmet Paşa’nın memleketinde, Turgut Özal’ın memleketinde, Recai Kutan’ın memleketinde bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Başbakanlar, Cumhurbaşkanları yetiştirmiş bu güzel memlekette bizim de çocuklarımıza bırakacağımız en güzel fotoğrafın Veli Ağbaba ile yan yana oturduğumuz fotoğraflar olduğunu ifade etmek isterim. Buraya emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. AK Partili, MHP’li, DEM’li tüm siyasi görüşlerden, tüm belediye başkanlarına ve o belediyelerin emekçilerine bir kez daha teşekkür ediyorum. Hepinize böyle acıların olmadığı güzel yarınlarda, güçlenen ve kalkınan bir Türkiye’de birlikte olmak ümidiyle Malatya’nın güzel insanlarının önünde saygıyla eğiliyorum. Sağ olun var olun."
halktv.com.tr- AA- malatyahaber.com- iha






