Zirve Yayınevi Davasını izlemek üzere Malatyaya gelen AKP Mersin Milletvekili ve TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Zafer Üskül, dava ile ilgili olarak ileri sürülen iddialarda adı geçen herkes hakkında yetkili makamların soruşturma açıldığını öğrendiğini söyledi.
Davanın öğlene kadar olan bölümünü izledikten sonra TV Malatyada Niyazi Doğanın hazırlayıp sunduğu Aklın Yolu Programına katılan Zafer Üskül, burada cinayete ve dava sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Hiçbir cinayetin haklı bir gerekçesi olamayacağını, yaşama hakkının kutsal olduğunu ifade eden Zafer Üskül, Böyle bir cinayetin işlenmiş olması gerçekten acı verici. Hiçbir kimsenin canına kıymanın meşruiyeti olamaz dedi. Türkiyenin son yıllarda insan hakları alanında önemli reformlar gerçekleştirdiğine dikkat çeken Üskül, Hele hele Anayasanın 90. maddesi değiştirildikten sonra Türkiye uluslar arası arenada insan haklarına değer veren bir devlet görünümüne kavuştu. Bu değişikliklerden sonra Türkiye insan hakları konusunda başı dik, alnı açık bir pozisyonda iken bu tür cinayetlerin işlenmiş olması imajımızı zedelemiştir maalesef dedi.
Bu gençlerin zihinsel yapılarını oluşturan ilişkilerin olduğu ortada
Gençlerin zaman zaman kötü niyetli çevrelerin güdümüne ve konrolüne girebileceğine dikkat çeken Zafer Üskül konuşmasına şu şekilde devam etti: Bazı gençlerin yetişme tarzına dikkat etmek gerekir. Ailelerin çocuklarının kimlerle ve ne tür ilişkilerde içinde olduğunu kontrol etmesi büyük önem taşıyor. Kendilerini kanıtlamak ve psikolojik tatmin sağlamak isteyen gençler var ve bunları kullanmak, onların gençlik heyecanını kullanmak isteyen çevreler de var. Öyleyse bu gençlerimizi bu çevrelerden korumak için onları meşgul edecek olanakları yaratmamız lazım.
Cinayeti işleyen gençlerin ortaya çıkarılmamış bağlantılarının varlığı yönündeki iddialara ilişkin bir soruyu cevaplayan Üskül, Bu gençlere baktığımızda belli nitelikte, belli görüşteki ve belli ilişki yapısı öne çıkıyor. Ama bağlantı var mı yok mu bunu bilemeyiz. Bunu ortaya çıkaracak olan yargıdır. Araştırmak lazım. Ama doğrudan olmasa bile bu gençlerin zihinsel yapılarının oluşmasına katkıda bulunan ilişkilerin olduğu ortada. Besbelli böyle bir şey var dedi.
Bu cinayet insanın kendi topuğuna kurşun sıkması gibi bir şey
Özellikle seçimlerden önce bazı parti ve sivil toplum örgütlerinin Türkiyede korkuya dayalı bir politika yürüttüğünü ifade eden Üskül, toplum üzerinde Türkiyenin yabancılara peşkeş çekildiği yönünde bir psikolojik baskı yaratıldığını, bu tür olaylarda yer alanların da bu psikolojinin etkisi altında kalmış olabileceğine dikkat çeken Üskül, Türkiye satılıyor, peşkeş çekiliyor deniliyor. Satıldı denilen Türkiyede herşe yerli yerinde. Türkiyede kim iktidara gelirse gelsin kalkınmayı sağlamak için yabancı sermayeyi getirmek zorundadır. Çünkü Türkiyede kalkınmayı sağlayacak yeterli yerli sermaye birikimi yoktur dedi. Yabancı sermayenin Türkiyeye getirilmesinin Türkiyenin satılması olarak nitelendirilemeyeceğini ifade eden Prof, Dr. Zafer Üskül şöyle devam etti : Laik devlette devletin iki temel görevi var. Birincisi din ve vicdan özgürlüğü ikincisi ise tüm inanç gruplarına karşı eşit mesafede olmaktır. Laik devlette bireyin görevi ise kendi inanç ve düşüncesini hiç kimseye dayatmamaktır. Dayattığı zaman diğerinin hakları ihlal edilmiş olacaktır çünkü. Şimdi böyle bakınca, inanç nedeni ile işlenmiş bir cinayet asla kabul edilemez. Bu saplantıdır, bu kullanılmaktır. Bilerek ya da bilmeyerek bu kullanılmaktır. İnancı ne olursa olsun, inanç için cinayet işlemek kadar kötü bir şey olamaz. Bu yanlış adım atmaktır. Neyi çözeceksiniz cinayetle ? Hiçbir şeyi. Şimdi bu gençler neyi çözmüş oldular ? Diyelim ki şu ya da bu etkinin altında kalarak bu cinayeti işlemiş oldular. Peki neyi halletmiş oldular? Tam tersine çok sevdiklerini söyledikleri, uğrunda canlarını vereceklerini söyledikleri, satıldığını, peşkeş çekildiğini söyledikleri Türkiyeyi büyük zarara soktular. Bu bir bakıma insanın kendi topuğuna kurşun sıkması gibi bir şey. İnsan hiç kendi topuğunu kurşun sıkar mı ? Bu gençleri doğrudan ya da dolaylı olarak yönlendirenler varsa onlar da aynı şeyi yapmıştır. Genel politik düzlemde korku politikalarını yürütenler de doğrudan olmasa da aynı şeyi yapmışlardır
Basında adı geçen herkes hakkında yetkili makamlar soruşturma başlattı
Prof. Dr. Üskül cinayete ilişkin kimi soruların ve karanlık noktaların aydınlığa çıkması ve dava sürecine ilişkin TBMM İnsan Haklarını İncelme Komisyonu olarak herhangi bir rapor hazırlayacak mısınız şeklindeki soruya ise Bu olay artık yargıda. İddialar orada açıklığa kavuşacak. TBMM ya da hükümetin yargıya herhangi bir etkisi olamaz. Biz olsa olsa şunu yaparız : Komisyon olarak Acaba olayın içine karışmış olan başkaları vardı da bunlar yargıya aktarılmadı mı? Ancak buna bakarız. Bunu sorgularız. Bunun dışında bir rapor hazırlanmayacak. Çünkü yetkililerden aldığım bilgiye göre basında adı geçen tüm ilgililer hakkında yetkili makamlar zaten soruşturma başlatmış. Bu soruşturmaların sonuçlarını görmek lazım. Yetkili makamlar tarafından zaten bir şeyler yapılıyorken başka bir kanaldan yeni bir şey yapmanın bir anlamı yok.
Mahkeme sürecinin insan hakları bağlamında sorunsuz olarak yürüyüp yürümediğine ilişkin bir soruya ise Prof. Dr. Üskül, Bu konudaki fikrimi söylemek istemiyorum. Ama mağdurlar çok iyi savunuluyor. 20 avukatları var. Sanıklar da öyle. Onların da avukatları var. İddia-yargı makamı hukuka uygun bir süreçte devam ediyor. Adil yargılama konusunda bir sorun yok. Normal hukuki süreç işliyor sözleri ile cevap verdi.
Soruşturma nereye uzanırsa uzansın devam etmeli
Soruşturmanın nereye kadar uzanırsa uzansın devam etmesi gerektiğini kaydeden Üskül, Bu cümle her olayda tekrar ediliyor ama belli bir noktada kesiliyor. Gereği neden yapılmaz bu cümlenin? şeklindeki soruya Evet doğru. Bazı olaylarda örneğin Susurlukta sonuna kadar gidilemedi. Ama bu böyle diye böyle konuşmaktan vazgeçmemek gerekir. Çünkü bu anlayış ne kadar çok tekrar edilirse toplum o kadar duyarlı hale getirilebilir ve toplumun olayların takipçisi olması sağlanır şeklinde cevap verdi. Prof. Dr. Üskül, kamuda görev yapan bazı görevlilerin zaman zaman yanlış işler içinde olabileceğine dikkat çekerek, Ama önemli olan yanlış yapan kumu görevlisinden hesap sorabilmektir. Yanlış yapan kamu görevlisi varsa mutlaka hesabı sorulmalıdır dedi.
Zirve yayınevi olayında öldürülenlerin yakınları ile görüşmediğini ifade eden Prof. Dr. Üskül, bundan sonra da bu tür olayların yaşanma ihtimalinin yok sayılmayacağına dikkat çekerek Güvenlik güçlerimiz çok dikkatli olmalı. Güvenlik güçlerimizin dikkati sayesinde bazı olaylar da önlendi dedi.
Malatya ziyaretinde AKP İl Başkanlığını da ziyaret eden Üskül, bu konuda AKP İl Başkanlığı ziyaretinizde Malatyanın sorunları hakkında hernangi bir yardım talebi oldu mu, brifing aldınız mı ? şeklindeki soruya Malatya milletvekillerimiz o kadar iyi çalışıyor ki sıra bana gelmedi? sözleri ile cevap verdi.