Şubat felaketinin ardından Malatya’nın ayağa kalkış sürecini yakından takip ettiklerini belirten Genç MİAD (Malatyalı İş İnsanları Derneği) Başkanı Ferhat Ayhan, şehrin güçlü bir yeniden inşa süreci yaşadığına dikkat çekerek, bundan sonraki dönemde gençlere yönelik yatırımların daha fazla önem kazanması gerektiğini söyledi.

“Önümüzdeki en önemli konu gençlerimiz. Gençlerimize sahip çıkmalıyız; Malatya’nın geleceği onlar.” diyen Ayhan, “Malatya’yı kütüphaneler şehri yapacağız” yaklaşımını da son derece kıymetli bulduğunu ifade etti.

MİAD’ın felaketin ilk günlerinden itibaren sahada olduğunu ve Malatyalı iş insanlarının şehrin yeniden ayağa kalkma sürecinde önemli projelere imza attığını vurgulayan Ayhan, deprem sonrasında oluşan yeni yerleşim alanlarında artık sosyal yaşamın ve günlük hayatın güçlendirilmesine odaklanılması gerektiğini belirtti.

Ayhan, “Yeni konut alanları çok önemli bir ihtiyaca cevap verdi. Bundan sonraki aşamada ulaşım, sosyal yaşam, gençlerin vakit geçirebileceği alanlar, günlük ihtiyaçlara erişim ve ticari hareketlilik gibi başlıkları daha fazla konuşmamız gerekiyor. Biz sahayı dinleyerek bu sürece katkı sunmak istiyoruz.” dedi.

Kısa süre önce Malatyalı sanatçı Oktay Kaynarca ile MİAD’ın Sevgi Evleri ve Konuk Evleri projelerini ziyaret ettiklerini hatırlatan Ayhan, İstanbul’da da Malatyalı sanatçılarla bir araya gelerek Malatya’ya yönelik yeni projeler üzerine görüşmeler gerçekleştirmeyi planladıklarını söyledi.

Genel Yayın Yönetmenliğini Gazeteci Bülent Yalvaç'ın yaptığı Bi’Kent Dergisi’nin konuğu olan Genç MİAD Başkanı Ferhat Ayhan, Malatya’nın yeniden yapılanma sürecinden gençlere, şehir ekonomisinden tanıtıma kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulundu.

Genç MİAD ekibi deprem sonrasında Malatya ile oluşturduğu bağlantıyı nasıl sürdürüyor? Şehrin ayağa kalkış sürecinde neler yapmayı hedefliyor?
Ferhat AYHAN ;” Öncelikle Murat Güler Başkanımıza teşekkür etmek istiyorum. Onun döneminde Genç MİAD olarak yüzümüzü çok güçlü bir şekilde Malatya’ya döndük. Depremin ardından şehirle ilgili yapılan her çalışmada, imkânlarımız ölçüsünde bizim de emeğimiz ve katkımız olsun istedik. Bugün bu yaklaşımı Malatya Şubemizle koordineli şekilde sürdürüyoruz.

Şu anda Malatya’da gençlik merkeziyle ilgili çalışmalarımız devam ediyor. Deprem sonrasında Genç MİAD ekibini de daha güçlü ve proje odaklı bir yapıda yeniden toparladık. Sürekli kendimize “Malatya için daha ne yapabiliriz?” sorusunu soruyoruz. Bizim için önemli olan, belirli dönemlerde şehre gidip gelmekten ziyade kalıcı ve gerçek ihtiyaçlara dokunan işler ortaya koyabilmek.

Sayın Oktay Kaynarca ile birlikte gerçekleştirdiğimiz Konuk Evleri ve Sevgi Evleri ziyaretleri de bu açıdan önemliydi. Geçmişte yapılan projelerin bugün hâlâ ne kadar büyük bir sosyal fayda ürettiğini gördük. Bu da bizde yeni projeler geliştirme konusunda ayrı bir motivasyon oluşturdu.

Gençler konusunda özellikle hassasız. Deprem sonrasında gençlerimizin sosyal hayata daha güçlü katılmasını, kendilerini geliştirebilecekleri alanların artmasını önemsiyoruz. Bağımlılıkla mücadele başta olmak üzere gençlerimizi zararlı alışkanlıklardan uzak tutacak spor, sanat, kültür ve eğitim faaliyetlerinin çoğalması gerektiğine inanıyoruz. Film festivali, gençlik etkinlikleri ve farklı sosyal projeler bu anlamda değerlendirilebilir. Hemşehrimiz Bakırköy Belediye Başkanımız Sayın Doç. Dr. Ayşegül Ovalıoğlu ile yaptığımız görüşmelerde de gençlere yönelik sosyal ve kültürel çalışmalarda destek verebileceklerini ifade ettiler.

Kültür-Sanat ve Sosyal Aktivite Komisyonumuzla yaptığımız değerlendirmelerde Malatya ziyaretlerimizi daha sık, küçük gruplar hâlinde gerçekleştirme kararı aldık. Bundan sonra yalnızca MİAD’ın yaptığı projeleri ziyaret etmek değil, deprem sonrasında oluşan yeni yerleşim alanlarına da gitmek istiyoruz. Orada yaşayan insanlarımızı ve gençlerimizi dinleyerek bölgenin ihtiyaçlarını yerinde gözlemleyeceğiz. Genç MİAD olarak Malatya’nın yanında olmaya ve üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmeye devam edeceğiz.”

Şu an için tesbit ettiğiniz ve çözülmesi gerektiğine inandığınız sorunlar neler?
Ferhat AYHAN ; “Malatya ziyaretimizde deprem sonrasında yapılan yeni konut alanlarını yerinde gördük. Öncelikle çok büyük bir felaketin ardından ortaya konulan konut üretim iradesini ve emeği teslim etmek gerekiyor. Kısa sayılabilecek bir sürede çok ciddi bir yapılaşma gerçekleştirildi ve nitelikli konutlar ortaya çıktı.

Ancak ben konuya biraz iş insanı gözüyle bakıyorum. Bir yatırımın fiziki olarak tamamlanması ilk aşamadır; ikinci aşama ise o yatırımın sürdürülebilir ve işlevsel hâle gelmesidir. Yeni yerleşim alanlarında da artık bu ikinci aşamayı daha fazla konuşmamız gerektiğini düşünüyorum.

Ulaşım bunların başında geliyor. Özellikle tek kişinin çalıştığı ailelerde, çocukların şehir merkezindeki okullarına devam etmesi ciddi bir günlük planlama ve maliyet oluşturabiliyor. Bunun yanında market, fırın ve diğer temel ihtiyaçlara erişim, sosyal alanların oluşması ve bölgedeki ticari hayatın gelişmesi de insanların yeni yaşam alanlarına adaptasyonunu doğrudan etkiliyor.

Konteyner kentlerin boşalma sürecini değerlendirirken yalnızca “İnsanlar neden taşınmıyor?” diye sormak yerine, taşınmalarının önünde hangi ekonomik ve sosyal sebepler bulunduğunu da anlamamız gerektiğine inanıyorum.

Size yansıyan sıkıntılar neler?
Ferhat AYHAN ; “ MİAD Malatya Şubemiz bu konuda sahayla yakın temas içerisinde çalışıyor. Muhtarlarımızdan ve hemşehrilerimizden alınan geri bildirimler ilgili mercilere aktarılıyor. Bize yansıyan konuların başında konutlardaki bazı eksikliklerin tamamlanması, ulaşım, okul süreçleri ve günlük ihtiyaçlara erişim geliyor.

Burada şunu da göz önünde bulundurmak gerekiyor: Evi yıkılmış, eşyalarını kaybetmiş ve ekonomik olarak yıpranmış bir ailenin yeni konutuna geçmesi yalnızca anahtar teslimiyle tamamlanan bir süreç değil. İnsanların yeni bir hayat kurabilmesi için zamana ve belirli imkânlara ihtiyacı var. Bu geçiş sürecini doğru okumamız gerektiğini düşünüyorum.

Esnaf tarafında ise kira maliyetleri, iş yerlerinin görünürlüğü ve ticari hareketlilik öne çıkıyor. Bazı bölgelerde zemin katlarla üst katlar arasında ciddi bir talep farkı oluştuğunu duyuyoruz. Bu, ticari alanların kullanım modeli açısından üzerinde düşünülmesi gereken bir konu.

İş dünyasında çok iyi biliriz; bir ticari alanı inşa etmekle o alanı ekonomik olarak yaşatmak aynı şey değildir. Orada müşteri trafiği oluşmalı, doğru sektörler bir araya gelmeli, kira dengesi işletmelerin sürdürülebilirliğine imkân vermeli. Otopark, ulaşım ve görünürlük de bu yapının önemli parçalarıdır.

Özellikle yeni yerleşim bölgelerinde market, fırın, eczane ve günlük ihtiyaçlara cevap veren işletmelerin hızlı şekilde faaliyete geçmesi bölgedeki yaşamı da hızlandıracaktır. Gerekirse bu alanlarda belirli dönemler için teşvik edici kira modelleri veya farklı destek mekanizmaları değerlendirilebilir.

Bizim yaklaşımımız, esnafın ve vatandaşın talebini dinleyip iş dünyasının bakış açısıyla uygulanabilir öneriler geliştirmek ve bunları ilgili kurumlarla paylaşmaktır.”

Bu diyaloğun sağlanması için resmi dilden öte farklı bir yaklaşıma ihtiyaç var sanırım.
Ferhat AYHAN ; “Kesinlikle. Özellikle büyük afetlerden sonra her konuyu yalnızca resmi yazışmalar ve prosedürler üzerinden değerlendirmek yeterli olmayabilir. Çünkü karşınızda normal bir taşınma süreci yaşayan insanlar yok. Evini, iş yerini, eşyalarını ve bazı durumlarda yakınlarını kaybetmiş; ekonomik ve sosyal olarak çok yıpranmış bir toplum var.

Bu nedenle “İnsanlar neden anahtarları teslim edilen evlerine geçmekte zorlanıyor?”, “Esnaf neden yeni iş yerlerine taşınmakta tereddüt ediyor?” ve “Konteyner kentlerin boşalma sürecinde hangi sorunlar yaşanıyor?” sorularının cevabını sahada aramak gerekiyor.

Ben iş hayatında da saha bilgisinin çok önemli olduğuna inanıyorum. Bir şirketi yalnızca yönetim kurulu odasından yönetemezsiniz. Üretime inmeniz, müşteriyi dinlemeniz, satış ekibinizle konuşmanız gerekir. Şehirle ilgili konularda da insanlarımızın günlük hayatına doğrudan temas etmek çok kıymetli.

Kalabalık bir toplantı yapıp “Sorununuzu anlatın” dediğinizde her zaman gerçek tabloyu göremeyebilirsiniz. Bizim insanımız bazen topluluk içerisinde yaşadığı sıkıntıyı bütün açıklığıyla ifade etmekte zorlanır. İnsanları kendi mahallesinde, kendi yaşam alanında dinlemek daha gerçekçi sonuçlar ortaya çıkarabilir.

Bu nedenle sahaya çıkan, birebir görüşmeler yapan ve elde edilen bilgileri doğru şekilde analiz eden bir yaklaşımın faydalı olacağını düşünüyorum. Kamu kurumlarımız, yerel yönetimlerimiz, sivil toplum kuruluşlarımız ve iş dünyamız birbirini tamamlayan bir anlayışla hareket ederse daha hızlı sonuç alınabilir. Biz de Genç MİAD olarak bu diyaloğa katkı sunmak istiyoruz.”

Yakın zamanda Malatya’ya gittiniz, yapılanları nasıl değerlendiriyorsunuz? Malatya’da işler doğru ilerliyor mu?
Ferhat AYHAN ; “6 Şubat gibi çok büyük bir felaketin ardından bir şehri yeniden ayağa kaldırmanın ne kadar zor olduğunu kabul etmemiz gerekiyor. Malatya’da ciddi bir yeniden inşa çalışması yürütüldü. Ortaya konulan emeği ve iradeyi görmezden gelmek doğru olmaz.

Ben konuya iş insanı ve yatırımcı perspektifiyle baktığımda, büyük projelerde ilk aşamanın acil ihtiyacı karşılamak olduğunu düşünüyorum. İkinci aşamada ise yapılan yatırımın niteliğini ve uzun vadeli değerini artırırsınız. Malatya’nın bugün bu ikinci aşamayı daha fazla konuşabilecek bir noktaya geldiğine inanıyorum.

Şehre genel olarak baktığımızda mimari kimlik, şehir estetiği, otopark, sosyal alanlar ve tarihi dokuya uyum gibi başlıkları önümüzdeki süreçte daha fazla önemsemeliyiz. Malatya güçlü bir tarihi ve kültürel kimliğe sahip. “Destansı Şehir Malatya” diyorsak, bu kimliğin şehrin mimarisinde ve kamusal alanlarında da hissedilmesini arzu ederim.

Özellikle şehrin giriş noktalarında ve yeni yaşam alanlarında Malatya’nın kendi kimliğini yansıtan mimari dokunuşlar geliştirilebilir. Selçuklu esintilerinden, yerel mimari unsurlardan ve şehrin hafızasından ilham alan detaylar Malatya’ya özgün bir değer katabilir.

Bugün Türkiye’nin birçok şehrinde birbirine benzeyen bina tipleri ve renkler görüyoruz. Ben Malatya’nın bundan sonraki projelerde kendi mimari dilini daha güçlü şekilde oluşturabileceğine inanıyorum. Otopark gibi konuları da bugünden uzun vadeli düşünmeliyiz; çünkü şehir planlamasında bugün verilen kararların etkisini yıllar sonra görüyoruz.

Artık geçmişte neyin farklı yapılabileceğini tartışmaktan ziyade, mevcut yatırımların değerini nasıl yükseltebiliriz sorusuna odaklanmak gerektiğini düşünüyorum. Benim yaklaşımım eleştirmek değil; gördüğümüz noktaları ifade edip daha iyisi için fikir üretmektir.”

Deprem sonrası MİAD ve iş insanları Malatya’ya yönelik çalışmalarını, dokunuşlarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce yeterli mi? Bundan sonra neler yapılmalı?
Ferhat AYHAN ; “Büyüklerimizden ve Malatya için sorumluluk alan bütün iş insanlarımıza Allah razı olsun. Deprem sonrasında önemli yatırımlara destek verildi. Özellikle camilerin ve okulların yeniden inşası konusunda çok kıymetli çalışmalar yapıldı.

Ben bu yatırımların yanında artık gençlerimizi merkeze alan sosyal yatırımlara da daha fazla ağırlık verilmesi gerektiğine inanıyorum. Çünkü bir şehrin geleceğini yalnızca binalar değil, o şehirde yetişen insanlar belirliyor.

Özellikle mahalle ölçeğinde kütüphane konseptinde gençlik merkezlerinin oluşturulmasını çok önemsiyorum. Gençlerimizin ders çalışabileceği, sınavlara hazırlanabileceği ve kendilerini geliştirebileceği güvenli ve nitelikli alanlara ihtiyacı var. Bunu kendi ailemden de gözlemliyorum. Kardeşimin evde kendisine ait bir çalışma odası var; ancak ders çalışmak için kütüphaneye gitmeyi tercih ediyor. “Neden kütüphaneye gidiyorsun?” diye sorduğumuzda, “Orada daha iyi motive oluyorum.” diyor. Aslında bu cevap gençlerin çevreden ne kadar etkilendiğini çok net gösteriyor.

Etrafındaki insanlar ders çalışıyorsa genç de o atmosfere uyum sağlıyor. Üreten, okuyan ve hedefi olan insanlarla aynı ortamda bulunmak motivasyonu artırıyor. Olumsuz çevrelerin de gençler üzerinde ters yönde etkisi olabiliyor.

Ben çok büyük ve yüksek maliyetli binalardan söz etmiyorum. Mahalle aralarında, gençlerin evlerinden yürüyerek ulaşabileceği; birkaç mahallenin ortak kullanabileceği çalışma merkezleri oluşturabiliriz. Çayın, çorbanın ikram edildiği, uzun saatler açık kalan, internet ve eğitim imkânı bulunan alanlar gençlerimiz için çok değerli olur.

Dedemin söylediği bir söz vardı: “Yalnız insanın dostu şeytandır.” Bu sözün gençlik çalışmalarında önemli bir karşılığı olduğuna inanıyorum. Gençlerimizi yalnız bırakmamalı ve onlara yalnızca “Bunu yapma” demek yerine doğru alternatifler sunmalıyız.

Bir genç arkadaşına “Ben kütüphaneye gidiyorum, sen de gel birlikte çalışalım.” dediğinde bazen onlarca nasihatten daha etkili olabilir. Gençlerimizin zararlı alışkanlıklardan korunması açısından spor, sanat, kültür, teknoloji ve eğitim alanlarında ulaşabilecekleri imkânları çoğaltmamız gerekiyor. Bana göre gençlerimize sahip çıkmanın en doğru yollarından biri budur.

Yani geleceğin Malatya’sı için, gençlere ve çocuklara önem vermek gerekiyor.
Ferhat AYHAN ; “ Elbette. Geleceğin Malatya’sını düşünüyorsak gençlerimize ve çocuklarımıza sahip çıkmamız gerekiyor.

Depremi yaşamış büyüklerimiz çok ağır süreçlerden geçti. Birçoğu artık hayatını huzur ve güven içerisinde sürdürmek istiyor. Fakat biz Malatya’nın 10, 20 veya 30 yıl sonrasını konuşuyorsak bugünün gençlerine nasıl bir ortam hazırladığımıza bakmalıyız.

Malatya Büyükşehir Belediyemizin merkez binasında oluşturduğu büyük ve modern kütüphaneyi gördüğümde gerçekten gurur duydum. Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Sami Er’in “Malatya’yı kütüphaneler şehri yapacağız” ifadesini çok değerli buluyorum.

Ben bu vizyonun mahalle ölçeğinde de desteklenebileceğini düşünüyorum. Büyük kütüphanelerin yanında çocuklarımızın evlerinden yürüyerek ulaşabileceği daha küçük çalışma alanları oluşturulabilir. Her mahallede olmasa bile birkaç mahallenin ortak kullanabileceği merkezler planlanabilir.

Burada iş dünyası da sorumluluk alabilir. Bir iş insanı teknolojik altyapıya destek olur, bir başkası kitap ihtiyacını karşılar, başka bir firma gençlerin ikramlarına katkı sunar. Kamu, yerel yönetim, sivil toplum ve iş dünyası birlikte hareket ettiğinde çok güçlü bir sosyal etki oluşturabiliriz.

Malatya’nın geleceğine yapılacak en önemli yatırımlardan birinin, gençlerin eğitimine ve gelişimine yapılacak yatırım olduğuna inanıyorum.

Yerel yöneticilerle nasıl bir bağlantınız var?
Ferhat AYHAN ; ”Seçimlerden önce Yeşilyurt ve Battalgazi Belediyelerimizle çeşitli temaslarımız vardı. Seçimlerin ardından yeni yönetimlerle de Genç MİAD olarak görüşmelerimizi ve kurumsal ilişkilerimizi geliştirmeye başladık. Yeşilyurt Belediyesi tarafında MİAD Genel Koordinatörümüz Ahmet Turan Koçer ağabeyimizle de görüşüyoruz.

Biz öncelikle Genç MİAD’ın kendi iç dinamiklerini sağlam temellere oturtmak istiyoruz. Bütün üyelerimizin birbirini daha yakından tanıdığı, komisyonlarımızın aktif çalıştığı ve proje üreten güçlü bir yapı hedefliyoruz.

Yeni bir yönetim dönemindeyiz. Kendi aramızda sık sık bir araya geliyor ve bağlarımızı güçlendiriyoruz. Çünkü Malatya’ya katkı sunmak istiyorsanız önce kendi insan kaynağınızı ve kurumsal kapasitenizi doğru şekilde organize etmeniz gerekiyor.

Malatya’ya yüzümüz dönük. Yerel yönetimlerimiz, kamu kurumlarımız ve şehrimiz için çalışan bütün yapılarla yapıcı ve çözüm odaklı bir iletişim içerisinde olmak istiyoruz. Bizim yaklaşımımız herhangi bir kurumun karşısında konumlanmak değil; ortak meselelerde aynı masaya oturup Malatya için değer üretebilmektir.”

Malatya’ya son gittiğinizde MİAD’ın gerçekleştirdiği projeleri Malatya’lı sanatçı Oktay Kaynarca ile birlikte gezdiniz. Nasıl bir tepki aldınız? Genç üyelere bu projeleri gezerken hangi mesajı vermeyi arzuluyorsunuz?
Ferhat AYHAN ; “MİAD’ın Malatya’da gerçekleştirdiği projeleri dokuz veya on kez ziyaret etmişimdir. Fakat her gittiğimde aynı sorumluluk duygusunu yaşıyorum. Kendi kendime “Biz ne için çalışıyoruz ve bugün yapılanların üzerine ne koyabiliriz?” diye soruyorum.

Geçmişte büyüklerimiz çok doğru ihtiyaçları tespit etmiş ve bugün hâlâ binlerce insana dokunan işler ortaya koymuşlar. Konuk Evleri ve Sevgi Evleri bunun çok güzel örnekleri. Bu projeleri gördüğümde, geçmişte yapılanlarla gurur duyarken aynı zamanda bizim dönemimizin de yeni ve kalıcı işler üretmesi gerektiğini düşünüyorum.

Genç MİAD üyelerimizi bu projelere götürdüğümüzde arkadaşlarımız MİAD’ın neden var olduğunu daha iyi anlıyor. Sivil toplumun yalnızca toplantı yapmak olmadığını, doğru bir proje üretildiğinde yıllar boyunca insanların hayatına dokunabildiğini görüyorlar.

Ziyaretlerin ardından arkadaşlarımızın “Başkanım, bizim de bir şey yapmamız lazım. Biz de Malatya’ya bir proje kazandıralım.” dediğini duyuyorum. Ben bu duyguyu çok kıymetli buluyorum. Bu heyecanı canlı tutmamız gerekiyor.

Sayın Oktay Kaynarca ile gerçekleştirdiğimiz ziyarette de Konuk Evleri ve Sevgi Evleri'ni birlikte gezdik. Oktay Bey projelerden gerçekten çok etkilendi. Özellikle çocuklarımızın yaşam alanlarını gördüğünde, burada yalnızca bir bina yapılmadığını; çocukların mutluluğunun ve yaşam standartlarının da düşünüldüğünü ifade etti.

Kendisinin, “Buraya standart bir yurt binası da yapılabilirdi. Bu kadar ince düşünülmüş bir yaşam alanının oluşturulması Malatyalıların vizyonunu gösteriyor.” şeklindeki değerlendirmesi çok kıymetliydi. Çocuklarımızın yüzündeki tebessümü görmek hepimizi duygulandırdı.

Malatya’da Oktay Kaynarca Kızılay Kan Bağışı Merkezi’nin açılışı vesilesiyle bulunuyordu. Bizimle gerçekleştirdiği ziyaretlerden büyük memnuniyet duyduğunu ve Malatya’ya daha sık gelmek istediğini ifade etti.

İnşallah İstanbul’da da yeniden bir araya geleceğiz. Sayın Oktay Kaynarca ve Malatyalı sanatçı dostlarımızla birlikte Malatya’ya hangi sosyal ve kültürel projeleri kazandırabileceğimizi konuşmak istiyoruz. Ben sanatçılarımızın, iş insanlarımızın ve farklı alanlarda başarı elde etmiş hemşehrilerimizin Malatya ile bağlarını daha güçlü ve sistemli hâle getirmemiz gerektiğine inanıyorum.

Malatya yeniden ayağa kalkarken, tanıtım konusunda yeni bir süreci başlamayı hedefliyor. Sizce Malatya kendini yeterince tanıta bilmiş bir şehir mi?
Ferhat AYHAN ; “Malatya’nın tanıtımı için hiçbir şey yapılmıyor” dersem bugüne kadar emek vermiş insanların çalışmalarına haksızlık etmiş olurum. Elbette önemli çalışmalar yapıldı. Ancak bugün iletişim dünyası çok hızlı değişiyor. Sosyal medyanın bu kadar güçlü olduğu bir dönemde şehirlerin de markalar gibi stratejik bir iletişim anlayışıyla hareket etmesi gerekiyor.

Bazen tanınmış bir ismin yaptığı samimi bir paylaşım, çok büyük reklam kampanyalarından daha fazla etki oluşturabiliyor. Danilo Şef’in Malatya gastronomisiyle ilgili değerlendirmeleri veya TRT 1’de tarih programlarıyla tanıdığımız Pelin Çift’in Darende ve Somuncu Baba ile ilgili sözleri buna güzel örneklerdir. Bu paylaşımlar Malatya’nın gastronomisini, tarihini ve inanç turizmi açısından taşıdığı değeri doğal bir şekilde geniş kitlelere anlattı.

Ben bu etkiyi tesadüflere bırakmamamız gerektiğini düşünüyorum. Şehrin tanıtımına olumlu katkı sağlayan dijital mecralar ve içerik üreticileri desteklenmeli. Malatya’nın gastronomisini, tarihi mekânlarını, sağlık altyapısını ve yetiştirdiği değerleri kapsayan bütüncül bir şehir markası oluşturulmalı.

İş dünyasında çok iyi biliriz; iyi bir ürününüzün olması tek başına yeterli değildir. O ürünü doğru anlatmanız ve doğru konumlandırmanız gerekir. Malatya’nın da çok güçlü bir hikâyesi var. İnsanıyla, gastronomisiyle, tarihi ve turistik mekânlarıyla gerçekten kıymetli bir şehir. Sağlıkta, siyasette, sanatta ve iş dünyasında Türkiye’ye önemli isimler kazandırmıştır. ”Bireysel sosyal medya hesaplarımızda da Malatya’nın güzel hikâyelerini daha fazla paylaşmalıyız. Bazen genç arkadaşlarımız Malatya’ya geliyor ancak şehrin zengin gastronomi kültürünü yeterince tanımıyor. Malatya’yı önce biz daha iyi anlatmalı ve şehrimizle ilgili olumlu haberleri sahiplenmeliyiz.

Teşekkürler."

Bİ'KENT Dergisi