Final

Final

Örnek Resim


Arion

Arion

Malatya Haber -

“Başkanlık Şansları Yok Onun İçin”

“Başkanlık Şansları Yok Onun İçin”
  • 27.12.2015

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Siyaset de iktidar da korkaklara göre bir yer değildir. Başkan olma şansları almadığı için başkanlık sistemini istemiyorlar” dedi. 

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Tüm Sanayici ve İşadamları Derneği (TÜMSİAD) Genel Kurulu’na katıldı. Toplantıda konuşan Başbakan Erdoğan, büyüme rakamlarını değerlendirdi. Dünyada gelişmiş ekonomilerin ciddi oranda daraldığı dönemde Türkiye’nin 2.2 oranında büyümesinin önemli bir başarı olduğunu söyleyen Erdoğan, “2012 yılında Belçika ekonomisi yüzde 0.2 oranında küçüldü. Çek Cumhuriyeti 1.3 oranında daraldı. İtalya ekonomisi 2012 yılında yüzde 2.4 oranında daraldı. İngiltere ve ABD’nin bizim kadar büyüdüğüne, Japonya’nın büyüme oranının yüzde 2’de kaldığına şahit olduk. Dünyada böyle daralma yaşanırken Türkiye yine pozitif bir büyüme kaydetti” şeklinde konuştu.

TUMSİAD üyelerine 3 çocuk nasihatini yenileyen Başbakan Erdoğan, “Bu hafife alınacak bir konu değil. Bizim nüfus artış hızımızın kesinlikle yüzde 2’nin üzerinde olması şart. Eğer daha aşağı düşersek 2040 yılı bizim için tehlikedir. Çünkü yaşlanmış bir nüfusla kalkınma olmaz. Genç dinamik nüfusla kalkınma olur. Ekonominin sırrı insandadır. Genç dinamik insanınız varsa o ülke alır başını gider. Biz şu anda eğer güçleniyorsak bunun tek sebebi genç nüfusumuzun oluşundandır” diye konuştu.

Başbakan Erdoğan toplantıya katılan Faslı bir bakana da 3 çocuk önerisini yineleyerek, “Siz de sakın azaltmayın, aynı şekilde çoğaltın” dedi.

“SİYASET DE İKTİDAR DA KORKAKLARA GÖRE DEĞİLDİR”

İşdamlığının ve siyasetçiliğin cesaret isteyen mevkiler olduğunu söyleyen Erdoğan, “Eğer korku varsa büyüme olmaz. Korku tereddüt varsa risk alınmaz. İşadamı iş dünyası ne kadar cesur olursa ne kadar yürekli olursa ne kadar girişken olursa risk alırsa başarı da o kadar yüksek olur. Aynı şey siyaset için de geçeli. İktidar için de geçeri. Siyaset de iktidar da korkaklara göre bir yer değildir. Siyasetçi korkar ise, başbakan bakan milletvekili korkarsa o ülke ileri doğru tek bir adım atamaz. Onun için bürokratik oligarşi çok tehlikelidir. Çünkü bürokrat ürkektir korkaktır. Taşın altına elini koymaz risk almak imza atmaz. Bu ülkede siyasetçinin alması gereken riski bürokrat almaz ise, bir yere varılmaz Biz bunu kıra kıra geliyoruz. Bunu tam anlamıyla başaramadık birçok yerde önümüzde hala engeller var. Risk alınmasa, girişken olunmazsa, heyecan, coşku, aşk olmaz ise o ülke ileri tek adım atamaz” şeklinde konuştu.

“BU CAN BU BEDENDE OLDUKÇA, BU YOLDA KOŞMAYA VE ÖLMEYE HAZIRIZ”

Türkiye’nin geçmiş hükümetler döneminde çekingenliğin ve ürkekliğin faturasını ödediğini belirten Erdoğan, şunları söyledi:

“Değişimden korktular, yatırımdan üretimden reformdan, en önemlisi özgürlükte korktular. Hükümet olarak biz de risk almayabilirdik. Hükümet olarak biz de idare-i maslahatı bir yöntem olarak tercih edebilirdik. Biz de değişim yerine statükoya yaslanmayı seçebilirdik. Reform risktir hiçbir riski yüklenmeyebilirdik. Milleten yetki alır koltuğumuzda oturur geçici tedbirlere rehavet içinde günümüzü gün edebilirdik. Ülke ülke dolaşaya ne gerek var rahatça sıcak koltuğumuzda oturabilirdik. Ama yok dedik ki bütün dünyayı dolaşacağız. Alacağız iş adamlarımız yanımıza onlarla birlikte fellik fellik dünyayı dolaşacağız. Zaman zaman bazı dostlar bizi sevdikleri için nasihat ediyorlar. ‘Başbakanım bu kadar kendini yorma’ diyorlar. Bu sevgilerinden dolayı Allah razı olsun ama bu can bu bedende oldukça biz bu yolda koşmaya, ölmeye hazırız”.

“BAŞKAN OLMA ŞANSLARI OLMADIĞI İÇİN BAŞKANLIK SİSTEMİNİ İSTEMİYORLAR”

Konuşmasında Başkanlık sistemini anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

“Ana muhalefet ve yavru muhalefetin lideri ‘bize parlamenter sistem yeter başkanlık sistemi de nereden çıktı. Bunlar padişahlık özlemi içinden’ diyorlar. Bunların çıkaracakları adayların başkan olma şansını görmedikleri için bu endişeyi taşıdıkları için buna sıcak bakmıyorlar. Parlamenter sistem dediğin zaman başkanlık sisteminde parlamento yok mu. Hem iki dereceli olanı da var tek dereceli olanı da var. Amerika’da parlamenter sistem yok mu. Almanya Fransa yok mu var. Kendilerini göre uygulama sistemi var o ayrı. Buna hazımları yok. Acaba diyorlar bu ülkede bizim böyle bir başkanlığı kazanma şansımız olur mu bunun hesabını yapıyorlar. Çalış senin de olur. Çalış belki sen de kazanırsın. Ne var bu başkanlık sisteminde. Az önce bürokratik oligarşi dedik ya. İşte orada bürokratik oligarşinin elini başkanlık sistemi çok daha rahat kırar. Karar alma çok daha seri bir noktaya gelebilir. Yoksa parlamentonun kontrol mekanizması başkanlık sisteminde Türkiye’den şu anda daha güçlüdür. Biz şu anda bir çok şeyi başbakan olarak bakanlar kurul olarak rahat halledebiliyoruz. Başkanlık sisteminde ABD’yi misal verelim.Bir helikopter bir ülkeye hediye etmeye kalksa onu kongreden geçirmesi lazım. Ama biz böyle bir şeyi bakanlar kurulu kararı ile halledebiliriz. Bizim derdimiz Türkiye’yi şu anda çok daha ileri noktalara nasıl ulaştırabiliriz. Başkanlık sistemine karşısınız hadi gelin o zaman partili başkanlık sistemi yapalım. Cumhurbaşkanı partili olsun. Cumhurbaşkanlarının zayıf olması da doğru değil. Partisi onun arkasında durur onu güçlü kılarsa. Yürütmenin başı cumhurbaşkanı ama arkasında parti vesaire yok. Bu doğru bir yaklaşım değil. Şu anda Fransa yarı başkanlık sistemi. İşte o partiil cumhurbaşkanlığı sistemidir Fransa’daki. Ama bunu ne ana muhalefet başı bilir ne yavru muhalefet başı bilir. Biz de diyoruz ki gelin Türkiye’de de bunu yapalım. Ama ülkenin geleceğine yönelik sorumluluk mevkiinde olmak çok önemli. Sorumluluk mevkiinde olmamak sırtında yumurta küfesinin olması şartı. Bunlar boş küfeyle dolaşıyorlar. Bunu halletmemiz lazım”.

Erdoğan, konuşmasında, İsrail’in Türkiye’den özür dilemesine de atıfta bulunarak, “Gündemi belirlenen değil gündem belirleyen bir Türkiye var. Diz çöken değil, boynunu büken değil, hakkını söke söke alan savunan ve koparıp milletine teslim eden bir Türkiye var. Türk lirası ile pasaportu ile ay yıldızlı bayrağı ile saygın dikkate alınan bir Türkiye var” ifadelerini kullandı.

“1 MİLYONA TUVALETE GİDER HALE GELDİK”

Tayyip Erdoğan, geçmiş hükümetler döneminde TL’ye eklenen sıfırları da hatırlatarak, “Eskiden biz tuvalete 2.5 kuruşa giderdik. O zamanlar milyoner kimdir dediğiniz zaman ‘1 milyonu olan zengindir’ denirdi. Milyarder dedin zaman parmakların sayını bulmazdı. 1 milyona tuvalete gider hale geldik. Altı tane 0 atıyoruz dediğimizde mümkün değil dediler. O zamanın meşhur köşe yazarlarından birisi hala da şöhretim diye geçiniyor. Bunlar bu altı sıfırı atsınlar ben taksimde anıracağım dedi hala anıracak. Herhalde şimdi de bulundukları yerde o işi yapıyorlar” diye konuştu.

BAHÇELİ’YE YUNUS EMRE ŞİİRİYLE GÖNDERME

Çözüm sürecinde MHP’nin tutumunu eleştiren Başbakan Erdoğan, MHP Lideri Bahçeli’ye Yunus Emre’nin şiiri ile seslendi. Perşembe günü akil insanlar heyeti ile yapılan görüşme sonrası MHP’nin açıklamalarını hatırlatan Erdoğan, “Süreç devam ediyor. Perşembe akşamı akil insanlar adını verdiğimiz heyet ile toplantı gerçekleştirdik. Her görüşten arkadaş vardı. Hep birlikte dedik ki ‘kan dursun’ Bunun için ne yapılabilir bunları istişare ettik. Ertesi gün MHP Genel Başkanı çıktı zehir zemberek bir yazılı açıklama yaptı. Hem bize hem o heyete hakaretler yağdırdı. Yetmedi MHP Milletvekili çıktı son derece densiz bir şeklide insanlıktan nasibin almayanlar yapacağı şekilde o heyetteki arkadaşımızdan birinin etnik kökeni üzerinde aleni faşizm sergiledi. Susuyor olmazı sabrımızdandır, sabrın da sınırı vardır. MHP Genel Başkanı’nı edebe davet ediyorum. Yunus ermenin çok güzel şiiri var. ‘Ehli diller arasında aradım, kıldım talep. Her hüner makbul imiş, illa edep illa edep’” dedi.

“ON YILDIR ÇANAKKALE’DE BAHÇELİ VE KILIÇDAROĞLU’NU GÖRMEDİM”

Çanakkale şehitlerini anma törenlerine on yıldır katıldığını söyleyen Erdoğan, “Bir gün şu Bahçeli’yi ben orada görmedim. Bir gün Kılıçdaroğlu’nu, Baykal’ı orada göremedim. Hani sizin şehitlere saygınız. Siz de gelin niye gelmiyorsunuz. Niye çünkü onların gönül dünyasında bu yok. Bunlar şehitlerin sadece istismarını yaparlar. İlk defa duyuyorum Bahçeli’nin ağzından tek vatan, tek bayrak, tek millet ifadesini. Biz yola çıkarken 11 yıl önce daha orada tek millet dedik, tek vatan dedik tek devlet dedik. Fakat biz burada sadece Afyon’da Ankara’da demedik. Hakkari’de de dedik Diyarbakır’da da dedik. Çünkü biz etnik milliyetçiliğe karşıyız. Bu beyefendiler Sivas’tan öteye gidemediler. Kılıçdaroğlu Hakkari’ye gitti Türk bayrağı sallayamadı. Malum örgütle işbirliği yaptılar ‘siz bizi korursanız biz bayrak dalgalandırmayız’ dediler. Bunlar çözüm süreci falan istemiyor. Her şeyin başı edeptir. Yahya Efendi dergahına içeri girerken ‘Edep Ya Hu’ yazar. Milliyetçiyim diyen MHP Genel Başkanı önce gitsin bu milletin edebinden nasiplensin, bu milletin adabını öğrensin. Bütün başarısızlığına rağmen genel başkalık koltuğunda oturabilirsin Sayın Bahçeli ama mesele edep sahibi adap sahibi olabilmek. Ben MHP’ye gönül veren kardeşlerimi bir kenara koyuyorum. İnanıyorum ki oraya gönül veren kardeşlerim içinde çok samimi olan insanlar var ama bu gerçekleri görmeleri için de bu hatırlatma görevini, sorumluluğumu onlara ifade ediyorum. O koltuğunu koruyacak diye başarısızlığı örtecek diye bu ülkede kan akmasına, üniversite öğrencilerinin sokağa dökülmesine izin vermeyiz. ‘Vur de vuralım öl de ölelim’ diyecekler sen de kalkacaksın ‘sabırlı olun gün gelecek onun da gereği yapılacak’ diyeceksin. Bir genel başkan bunu söyler mi? Bahçeli ve onun muavini Kılıçdaroğlu sıcak koltuklarında devam edecek diye biz kana da gözyaşına da acıya da tahammül edecek değiliz. Devlet Bahçeli’nin de Kemal Kılıçdaroğlu’nun da o 63 isme söz söyleyecek ne birikimi ne kapasitesi ne de kalibresi vardır. Bu iki zihniyet var ya geçmişte bunlar cetvelle kafatası ölçüyorlardı. Bunların geçmişlerinde var. Neler yaşamış bu ülke. Şimdi de çıkmışlar milletin vatan sevgisini ölçmeye kalkıyorlar. Size bu yetkiyi kim verdi. Vatan millet sevgisini ölçecek kapasiteniz var mı? Vatanı sevdiklerini gösterecek hangi hizmetleri var. Biz yapacaklarımızı anlatıyoruz. 3,5 yılda nasıl çökerttiler ülkeyi. Sayın Bahçeli’nin hükümet ortağı olduğu dönemdi, 2001 yılında batırılan bankaların Türkiye’ye maliyeti 111 katrilyon. Bu 111 katrilyon lirayı biz ödedik. Hazinenin yıllık bileşik faiziyle hesapladığınızda batık bankaların ülkeye maliyeti 231 milyar TL. Sevsinler sizin vatanseverliğinizi. Slogan atmakta, hakaret etmekte çok iyi ama bu millete ödettiklerinin hesabını bugüne kadar vermediler. Bu söyledikleri aslına bir yerlere duyurudur. Ben merak ediyorum bu yargı ne işe yarar. 13.5 katrilyon zorunlu tasarruf adı altında benim işçi kardeşimden para kestiler. Göreve geldik baktık önümüzde böyle bir tablo var. Dedik devletin işçilere borcu olur mu? Hemen bunu ödeyeceğiz. Hemen bir araya geldik ve bu parayı ödedik. Utanmadan sıkılmadan hala konuşuyorlar. Bunlar ne yarsa yapsın kervan yürümeye devam edecek. Allah’ın izni ile milletin hayır duası ile bu işi çözeceğiz. Asıl olan 76 milyon. Kuzey ile güneyin doğu ile batının birleşiminde bize yardımcı olun. Bu meseleyi akil insanla değil 76 milyonla çözeceğiz. Çözüm olduğunda bu ülkede bereket de artacak”.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."