You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


Örnek Resim


Opel Reklam
Malatya Haber -

“Böyle Bir Suçum Olamaz”

“Böyle Bir Suçum Olamaz”
  • 27.12.2015

 Malatya Zirve Yayınevi cinayetlerine ilişkin davanın 48’inci duruşmasında, tutuklu sanık Hamit Çeker savunmasını verirken, tutuklu sanık Haydar Yeşil’in ise savunması alınmaya başlandı. 

Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada ilk olarak tutuklu sanık Hamit Çeker’in savunması alındı. Çeker, 2006 yılında üniversite sınavına hazırlanmak amacıyla Malatya’ya geldiğini kaydederek, “Başka bir amacım yoktu. O zaman ne hükümeti ne de siyaseti biliyordum. Hükümeti devirmeye yönelik bir suçum olamaz. Örgüt üyesi de değilim” dedi.

Davanın sanıklarından arkadaşları dışında kimseyi tanımadığını ifade eden Çeker, sanık Emre Günaydın’ın duruşmalarda Varol Bülent Aral olarak öğrendiği kişiyi kendilerine farklı bir isimle anlattığını ileri sürdü.

Çeker, Mahkeme Başkanı Hayrettin Kısa’nın “Siz Emre’yi durdurmak istemediniz mi” sorusuna, “‘Bunu bize niye yapıyorsun? Yayınevinin peşine niye düştük? Arkasında kim var’ dediğimde, Emre bize; ‘sizi biliyorlar artık dönüşünüz yok’ diye tehditlerde bulundu. O zaman 18-19 yaşındaydım. Bana da şu an saçma ve cahilce geliyor ama o zaman düşünemedim” cevabını verdi.

Yaşananlardan dolayı büyük üzüntü duyduğunu kaydeden Çeker, “Misyonerin ne olduğunu cezaevinde öğrendim. Olay yerindeki kişileri de ilk kez olay yerinde gördüm” görüşünü savundu.

Olay yerine kimseyi öldürmek için gitmediklerini, bazı belge ve bilgileri aldıktan sonra ayrılacaklarını bildiklerini öne süren Çeker, ancak Emre Günaydın’ın “Beni biliyorlar, öldürmeden çıkmam” dediğini ileri sürdü.

ÇEKER’İN AVUKATI MEHMET KATAR, SANIK GÜNAYDIN’A SORULAR SORDU

Duruşmada, Hamit Çeker’in avukatı Mehmet Katar, tutuklu sanık Emre Günaydın’a bazı sorular sordu.

Günaydın, Katar’ın “Üniversite sınavına hazırlanırken neden misyonerlikle ilgili bilgiler toparladın” sorusuna, o dönem de insanı galeyana getirecek diziler bulunduğunu belirterek, “O gün bugündür Kurtlar Vadisi dizisini izlemiyorum” diye cevap verdi.

Katar, ‘olayın ardından kitle harekatı oluşturacak cevşen takma, şükür namazı kılarak olayın olduğu yere gitme, şehit olacağız notu bırakma gibi İslami motifler kullandıklarını’ sorması üzerine Günaydın, “Ben hep Cuma namazlarına giderdim. Müslümanım ama dört dörtlük Müslüman değiliz” dedi.

Arkadaşlarının olayda söylediğini ileri sürdükleri “Beni biliyorlar, öldürmeden çıkmam” iddialarının doğru olmadığını savunan Günaydın, “Beni biliyorlar demedim. Bu dava buraya nasıl geldi anlamış değilim. Ergenekon diye bir şeyi cezaevinde öğrendim. Bu kadar büyük adam olduğumuzu bilmiyordum. Ne kadar önemli insanlarmışız” diye konuştu.

TUTUKLU SANIK HAYDAR YEŞİL SAVUNMASINA BAŞLADI

Zirve Yayınevi cinayetlerine ilişkin hazırlanan ikinci iddianamenin 3 numaralı sanığı olduğunu dile getiren tutuklu sanıklardan Haydar Yeşil, iddianamenin hazırlanış sürecinde gizli tanık ve sanık İlker Çınar’ın 8 kez ifadesinin alındığını, kendisinin 1 kez bile ifadesinin alınmadığını öne sürdü. İddianamede terör örgütü kurmakla suçlandığını kaydeden Yeşil, “Şerefli bir Türk subayı iken terör örgütü üyesi yapıldım” iddiasında bulundu.

Dava kapsamında yapılan operasyonda evinin ve iş yerindeki ofisinin arandığını belirten Yeşil, burada açıklandığında başka ülkelerle sıkıntı oluşturabilecek diplomatik belgelere el konulduğunu aktardı. Yeşil, “Belgeler bilinmemesi gereken ellerde dolaştı. Aynı şubede diğer personelin bile tanımaması gereken haber elemanları ifşa edildi. İfşa edilen kişiler örgütlere hedef gösterildi” görüşünü ileri sürdü.

Operasyonların amaçlarının jandarma istihbarat biriminin itibarsızlaştırılması olduğunu düşündüğünü söyleyen Yeşil, hazırlanan raporlar ve ihbar mektuplarının düzenleme ve yalanlardan ibaret olduğunu iddia etti.

Yeşil, misyonerlikle ilgili bilgi toplamanın kendilerine verilmiş olan bir görev olduğunu savunarak, “Misyonerlik faaliyetleriyle ilgili bilgi toplama görevi bana ve şubeye verilmiştir. Bilgi, Mehmet Ülger ya da ben istedim diye değil, görev verildiği için toplanmıştır. Ama iddianamede insafsızca suçlanmaktayız. Misyonerlik faaliyetleri gösteren Zirve Yayınevi ile ilgili bilgi toplattım. Bu suç ise suçumu kabul ediyorum. Biz keyfe keder bilgi toplamadık. Bu tüm istihbarat birimlerine verilmiş olan görevlerden bir tanesidir” diye konuştu.  

Yeşil, Zirve Yayınevi’nin Malatya Merkez’de olmasına rağmen jandarma bölgelerinde de faaliyet gösterdiğini iddia etti. 

İstihbarat ödeneğinden sahte imzayla para aldığının gerçeği yansıtmadığını ileri süren Yeşil, “İstihbarat ödeneğinde her ayın sonunda yapılan ödemelerle ilgili bilanço hazırlanır. Bu bilançolar denetlenir. Sahte imzayla istihbarat ödeneğinden para almadım” görüşünü savundu. 

Gizli tanık ve sanık İlker Çınar’ın iddialarının iddianameye yazıldığını öne süren Yeşil, “Malatya İl Jandarma Komutanlığı’nca, savcılığın istediği belgeler hariç Zirve Yayınevi ile ilgili Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesine hiçbir belge ve rapor gönderilmemiştir” dedi. 

Yeşil, hiçbir konuda dezenformasyon yapmadığını savunarak, haklarında dezenformasyon yapıldığını ileri sürdü. 

Yeşil’in savunmasına Çarşamba günkü duruşmada devam edilecek.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."