Final

Final

Örnek Resim
İbrahim Yücel Reklam

Arion

Malatya Haber -

“Bu Bir Vefa Kongresidir”

“Bu Bir Vefa Kongresidir”
  • 27.12.2015

AK Parti Genel Başkan Adayı ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, “AK Parti konjektürel siyasi şartlarla çıkmış bir parti değildir, dönemsel bir parti değildir, AK Parti milletin ta kendisidir” dedi. 

AK Parti 1. Olağanüstü Büyük Kongresi’nde konuşan AK Parti Genel Başkan Adayı ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, salondakileri selamladı.

Uzun bir selamlama yapan Davutoğlu, “Selam olsun, insana, zamana ve mekana. Öncelikle insana selam olsun. Alemlere rahmet olarak gönderilen sevgililer sevgilisine selam olsun. Selam olsun, eşrefi mahlukat olarak yaratılan insana, alemlere rahmet olarak gönderilen sevgililer sevgilisine selam olsun, onun gül kokusunu bu diyarlara getiren Eyüb-el Ensari’ye selam olsun. Aşkımızın piri Mevlana’ya selam olsun. Selam olsun bundan 92 yıl önce milletin istiklali için Kocatepe’den İzmir’e yürüyen Gazi Mustafa Kemal’e selam olsun. Bütün şühedaya selam olsun. Ve mekana selam olsun. Bize vatan olarak emanet edilen bu aziz toprağa selam olsun. Yine bir ağustos günü zaman ve mekan bilinci ile bir milleti yeni bir ilhamla buluşturan AK Parti lideri ve seçilmiş Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a selam olsun. Onunla birlikte yürüyüşe çıkan kuruculara selam olsun. Bu tarihi anda bizimle birlikte olmak için dünyanın her bir köşesinden gelen dostlarımıza selam olsun. En büyük selamımız 10 Ağustos’ta şanlı bir zaferle bundan sonra bütün tarihimiz boyunca bu millet cumhurbaşkanını seçecek diyen vatandaşlarımıza selam olsun” ifadelerini kullandı.

DAVUTOĞLU: “BU BİR VEDA DEĞİL VEFA KONGRESİDİR”

“Aslında bu girişle ben şunu anlatmak istedim” diye konuşan Davutoğlu, “AK Parti konjonktürel siyasi şartlarla çıkmış bir parti değildir, dönemsel bir parti değildir. AK Parti milletin ta kendisidir. Sayın cumhurbaşkanımız bir veda kongresinden bahsettiler ama bu bir veda değil vefa kongresidir. Sayın cumhurbaşkanımıza vefa borcumuzu ödüyoruz” dedi.

Bir büyük yeni Türkiye yürüyüşünün arifesinde olduklarını vurgulayan Davutoğlu, “12 yıllık birikimimiz var. İlelebet sürecek olan bu yürüyüşü bizden sonraki nesillere bırakmak için her türlü fedakarlığa hazırız. Sayın cumhurbaşkanımızın bu dönemde bu emaneti hakkıyla yerine getirdiğine şahitlik eder misiniz?” dedi.

“SON 12 YIL İÇİNDE BÜYÜK BİR İNŞA FAALİYETİ YAPTIK”

“Hiçbir güç ya da mahfilin bizim aramıza fitne sokmaya gücü yetmeyecek” diyen Davutoğlu, “Yeni bir Türkiye arifesindeyiz. Son 12 yıl içinde büyük bir inşa faaliyeti yaptık. 1402 yılında 100 yaşında olan devletimiz büyük bir fetret devrine girdi. Fetretten çıkan düzenle İstanbul’un kapıları açıldı. 2002’de benzer bir fetret vardı. O zaman AK Parti yeni bir medeniyet için yürüdü. Yeni Türkiye’nin psikolojik temeli özgüvendir” şeklinde konuştu.

Davutoğlu, sözlerine şöyle devam etti: “Davos’ta Sayın Cumhurbaşkanımızın başdanışmanı olarak yanındaydım. Sayın başbakanımız o konuşmada özgüvenimizin işaretini vermişti. İşte bir milletin ayağa kalktığının işareti budur. Bu öz güven bizde oldukça hiç kimse bu yürüyüşe ‘dur’ diyemeyecek. Son 12 yılda kazanılan bu özgüveni yıkmaya çalıştılar. Dediler ki bunlar rüya görüyorlar. Doğru biz bir rüya görüyoruz. Yeni bir Türkiye rüyası görüyoruz.”

30 Mart seçimleri için miting meydanına yaşadığı bir anıyı salondakilerle paylaşan Davutoğlu, “Miting alanına çıkarken bir babanın çocuğunu yanına getirdi. Tanışmak istediğini söyledi. Çocuğa, çocuk büyü bize adam lazım dedim. Döndü o aradığınız adam benim dedi. Eğer o kardeşiniz aradığınız adam benim deme cesaretini gösterdiyse bunda milletin adamınım gösterdiği dirayet vardır” dedi.

“MİLLETİN ADAMLARI TÜKENMEYECEK”

“Şimdi milletin adamı Cumhurbaşkanlığı makamında, ama milletin adamları tükenmeyecek” diye konuşan Davutoğlu, “Yeni Türkiye’nin ikinci alanı çözüm sürecidir. Eğer bir toplumda aidiyet bilinci zayıflamışsa, o devletin ayağa kalkması mümkün değildir” ifadesini kullandı.

AK Parti iktidarının en büyük başarısının bütün bir milleti tek bir yürek tek bir güç haline getirmesi olduğunu belirten Davutoğlu, şunları kaydetti: “Çözüm sürecini başarıya ulaştırana kadar bize uyku haramdır. Bunun için gece gündüz çalışacağız. Terörü denediler, siyasal ırkçılığa yöneldiler. Buradan bir kez daha tekrar ediyoruz. Bizim olduğumuz Türkiye’de hiç kimse ötekileştirilemeyecek. Bizim için mezhebi bir tavır söz konusu değildir. Gayrimüslim vatandaşlarımda eşit şartlar altında olacaktır. Allah şahittir ki bu topraklara gelen kim olursa olsun. Etnik kökenine bakmaksızın ağırlanacaklardır. Bizim tarihimiz merhamet tarihidir.”

Üçüncü inşa alanının ‘siyasi’ alan olduğunu anlatan Davutoğlu, “İnsan onurunu korumak bizim asli görevimizdir. Özgürlüğü garanti edilmemiş insanın onur duyması mümkün değil. Onun için hükümet programlarına hep özgürlük güvenlik ilkesi koyduk. Türkiye’de düşünce özgürlüğü AK Parti hükümetinin güvencesi altındadır. Biz özgürlükleri yeni bir ahlakı formasyonla buluşturuyoruz” dedi.

“AK PARTİ’YE BÜYÜK İFTİRALAR ATILDI”

Yaşanan süreci değerlendiren Davutoğlu, “Geçen yıl öyle bir kampanya yürütüldü ki. AK Parti’ye büyük iftiralar atıldı. Kim derse ki ‘AK Parti otoriterleşti’ diyenlerin niyeti fitne sokmak. Gezi olayları, 17 ve 27 Aralık kumpaslarının en büyük amacı millete kazandırdığımız özgüveni yıkmaktı. Birçok özgürlükler uygun zamana kadar bekletildi. Sayın Cumhurbaşkanımıza medya tarafından yaptırılan saldırılara cevap olsun diye söylüyorum, Türkiye özgürlüklere son yıllarda kavuşabildi” diye konuştu.

AK Parti’nin 2008 yılında iktidar partisi kapatılma ile karşı karşıya bırakıldığını belirten Davutoğlu, “2010 referandumu ile bunlar tarihe gömüldü. Anadilde konuşma son yıllarda gerçekleşti. Otoriter değdi cumhurbaşkanı kendi döneminde bunları gerçekleştirdi. Başörtüsüne özgürlük ancak son yıllarda gerçekleşti” dedi.

“Şimdiye kadar edindiğimiz mirası daha ileri taşımaya kararlıyız” diye konuşan Davutoğlu, “Sandığı hafife alanlara bir cevap mahiyetinde söylüyorum. Bu millet ne zaman başı sıkışsa sandığı bekledi. Hiç ümitlenmesinler, sandığı namusu gören bu insanlara sahip çıkacağız. AK Parti iktidarının en büyük devrimi milli irade devrimidir” dedi.

Davutoğlu, “Sanki devlet ve hükümet ayrı mevkilermiş gibiydi ama AK Parti iktidarında her mesele kullanıldı. Kıbrıs politikasına Türkiye Cumhuriyet’i karar verdi. IMF ile ilişkilere hükümet karar verdi. Yeni Türkiye’de devlette hükümette milletin emrindedir. Amir olan millettir” diye konuştu.

“YENİ BİR ANAYASAYA İHTİYACIMIZ VAR”

Davutoğlu, Türk demokrasisinin evrensel standartlarda olabilmesi için yeni bir anayasaya ihtiyacı olduğunu belirterek, “Yeni anayasa yeni Türkiye’nin önünü açacaktır. İnşallah 2015 seçimlerinde anayasa değiştirecek çoğunluğa sahip olacak mıyız? Bu bir teminattır, bu bir ahitleşmedir” dedi.

“Cumhurbaşkanlığı makamı ile Başbakanlık arasında itilaf çıkmasını bekleyenlere cevap veriyorum” diye konuşan Davutoğlu, “Milletten gücünü alanlar arasında itilaf çıkamaz. Birlikte el ele yeni Türkiye’yi icra edeceklerdir. Biz bunun arkasındayız” dedi.

“PARALEL YAPI DENİLEN YAPI FETRET İSTEYEN BİR YAPIDIR”

“AK Parti iktidara geldiğinde, çeteler, mafyalar bir Anadolu beyliği gibiydi” diye konuşan Davutoğlu, “Hükümet toplanamıyordu. AK Parti iktidarı ile birlikte devlet restorasyondan geçti. Ama şimdi yeni türler ortaya çıktı. Paralel yapı denilen yapı fetret isteyen bir yapıdır. İsterler ki kriz çıksın, ekonomi tarumar olsun. Sürekli olarak bir kampanya yürütüldü. Hedef AK Parti’nin birikimiydi. Hiç kimsenin devlet otoritesini parçalamasına bir daha izin vermeyeceğiz” diye konuştu.

Bürokraside aranacak tek niteliğin ehliyet olduğunu vurgulayan Davutoğlu, “Networklar üzerinden bürokrasiyi ele geçirmek şantaj yapmak büyük bir ihanettir. Eğer bunu yapmak istiyorlarsa bizler gibi milletin karşına çıkacak ve oy isteyecekler… Bundan sonra evleri ele geçirmek isteyenler hiçbir şekilde devletimize nüfus edemeyecekler. Biz bu devleti milletin emrinde görüyoruz. Talip olanlar milletten isteyecekler. 5. ve en önemli restorasyonumuz ahlak restorasyonudur. Bizim için siyaset bir erdem ve ahlak meselesidir. Siyaset ahlak ve erdemle anlam kazanır. İnsanı yaşat ki devlet yaşasın ahlakıdır” ifadelerini kullandı.

“MİLLETİN HAKKINA UZANACAK ELİ, KARDEŞİMİZİN ELİ OLSA KOPARIRIZ”

AK Parti ve CHP’deki kongre süreçlerini değerlendiren Davutoğlu, şunları kaydetti: “AK Parti kongresinde her kademede istişareler yapıldı. O güya otoriter denilen yapı içinde son derece erdemli bir istişareler yapıldı. Biz bu salondan çıkarken daha da bütünleşmiş olacağız. Biz bir vefa hareketiyiz. Biz bir sadakat hareketiyiz. Sadakatimiz davamıza dostluğumuza kardeşliğimizedir. Milletin hakkına uzanacak eli, kardeşimizin eli olsa koparırız. Yolsuzluklara karşı en çetin mücadeleyi AK Parti vermiştir. Biz siyasi operasyonlara hiçbir zaman boyun eğmedik ve eğmeyeceğiz. Ahlakın ve erdemin olmadığı siyaset yozlaşır ve çürür. Altını inşa alanı ise adalet ve yargı alanıdır. Adaletin olmadığı devletin yaşaması mümkün değildir. Onun için bizim partimizin adı Adalet ve Kalkınma Partisidir.” 

AK Parti Genel Başkan Adayı, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, “Otoriter dedikleri yapı içinde son derece ahlaki ve erdemli bir istişare yapıldı” diyen Davutoğlu, “Bu salondan çıkarken daha da bütünleşmiş olarak çıkacağız. Bütün kurullarımızda Merkez Karar Yönetim Kurulu’na, İl Başkanlarına, Belediye Başkanlarına takdir ederlerse netice aldığımızda tekrar teşekkür edeceğim. Biz bir vefa hareketiyiz. Onun için Cumhurbaşkanımızın bugünkü hitabı vefa hitabıdır. Sadakatimiz dostluğumuza, kardeşliğimizedir. Bundan sonra musalla taşına kadar sürecek olan birlikteliğin adresidir. Yolsuzluklara karşı da en çetin mücadeleyi Ak parti vermiştir, vermeye de devam edecektir. Atanmamız durumunda Başbakan olarak, milletimize ve tüy bitmemiş hakkına uzatılacak olan eli kardeşimiz olsa koparırız. Eğer gerçekten böyle bir mücadele yürümemiş olsaydı, 2001’de mecali tükenmiş Türkiye’den bugün her bir alanda havaalanları yapılmış Türkiye olabilir miydi? 3 seçim öncesinde 30 Mart ve 2015 Genel seçimleri öncesinde toplumun ortasına atarsanız buna siyasi operasyon denir. Biz, buna boyun eğmedik bundan sonra da eğmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

‘Adalet mülkün temelidir’ dendiğinde kastedilenin devlet’ olduğunu belirten Davutoğlu, “Adaletin olmadığı devletin yaşaması mümkün değil. Adaleti her şekliyle ikame ve idame etmek için yola çıkmışken bir hususa da dile getirmek istiyorum, maalesef siyaseti kontrol etmek için yargı mensupları şu veya bu şekilde devreye girdiğinde millet büyük felaketler yaşadı” diye konuştu.

Davutoğlu, “27 Mayıs yargısını hatırlayın. Yargıydı ama adalet değildi. 12 Eylül yargısını hatırlayın, Diyarbakır hapishanesinde yaptıkları zulüm terörün tırmanmasına yol açtı. Yargı vicdanını kaybettiyse, temel adalet terazisinden sapmışsa bir hak ve adalet aracı olmaktan uzaklaşır. Maalesef bir az önce zikrettiğimiz paralel devlet yapılanması için bürokrasinin ve yargının bir kesimi arasında öyle network oluştu ki işadamları, sanatçılar, muhalefet ve iktidar dinlendi” dedi.

HSYK seçiminin belli bir adalet felsefesine inanmış saygın yargı mensupları arasında yapılan mesleki bir seçim olduğuna dikkati çeken Davutoğlu, “Ama birileri şöyle düşünüyor, diyorlar ki eğer bu seçimlerde geçmişte olduğu gibi kendi otoritemizi kurarsak tek bir çevreye ait HSYK oluşturursak bu HSYK milletin seçtiği irade üzerinde demokrasi kılıcı gibi durur. Bir kez daha HSYK seçimlerine girecek yüreği adalet yüklü yargı mensuplarına sesleniyorum, yargın tek bir otoritenin altına girmesine izin vermeyin. Ola ki farklı siyasi görüşler varsa o görüşlerin ve adalet anlayışının da kendini temsil hakkının bulunduğu bir HSYK kurun. Eminiz ümit ediyoruz ki vicdanına güvendiğimiz yargı mensuplarımız böyle bir tuzağa izin vermeyecek. Yargının bağımsızlığı bizim için esastır” şeklinde konuştu.

Davutoğlu, konuşmasında şunları kaydetti: “Düşününüz ki bir yargı mensubu daha soruşturma iddiasıyla yönetilen, bir savcı eğer halk iradesiyle göreve gelmiş bir Başbakana daha sonra kullanılmak üzere o dönemin Başbakanı diye yazılıyorsa burada yargı bağımsızlığından bahsetmek mümkün değil. 27 Mayıs mantığını bir daha kimse ‘Yeni Türkiye’de’ göremeyecek. Geçmiş vesayet anlayışlarına nasıl karşı çıkmışken yeni vesayet anlayışına da aynı kararlılıkla karşı çıkacağız.”

Türkiye’nin, bu toprakların konuşmasının başında selamladığı ve hitapta bulunduğu ulu erenlerin medeniyet mirası olduğunu anlatan Davutoğlu, “Dünyada hiçbir ülke medeniyet mirası bakımından bizim kadar şanslı değildir. İslam medeniyetini, ondan önceki Mezopotamya kültürünü bünyesinde barındırır. Hiçbir medeniyet havzası yoktur ki Anadolu ile etkileşime girmemiştir. Nihayet küreselleşmeyi de bizim kadar derinden yaşayan bir başka ülke yoktur. Şimdi yeni kültürel uyanışın arkasındayız. Hiçbir kültür birikimini ötekileştirmeyeceğiz” şeklinde konuştu. 

‘2001 IMF defteri açıldığında aynı zamanda siyasi hegemonya defteri de açılmıştı’ diyen Davutoğlu, “2001 düşünün, o zaman sıradan IMF memuru Ankara’ya geldiğinde millet Başbakanın ne dediğine bakmaz, onun ne dediğine bakardı. Ama şimdi, IMF defterini kapatmış bir Türkiye Cumhuriyeti Devleti var. Ulaştırma da, sağlık da, tarım da, enerji de her alanda büyük devrimler gerçekleştirildi. İkinci büyük sıçramanın eşiğindeyiz. Bu atıl kapasiteyi kullanma dışında, bu ikinci sıçramanın iki ana kaynağı gücü vardır. İki de dezavantajı vardır. Bizim ekonomik gücümüzün kaynağı insanımızdır, coğrafyamızdır. Büyük doğal kaynaklarımız yok. Bize başka ülkelere olduğu gibi, yüz milyarlarca AVRO verenlerde yok. O zaman yeni bir ekonomik sıçrama için insan kaynağını ve katma değerini arttırmak zorundayız. Eğitim reformunun çıtasını yükselterek devam edeceğiz. Dünya da hiç bir güç ekonomik anlamda insan kaynağından önemli değildir. İnşallah öylesine bir eğitim reformu, öylesine büyük bir AR-GE atılımı gerçekleştireceğiz ki Türk ekonomisi katma değerini misliyle arttırabilsin. Coğrafyamızı kullanacağız. Ulaştırma hatları Pekin’den ister demiryoluyla, ister karayoluyla Avrupa’ya gidecek. Her ulaştırma koridoru Anadolu topraklarına selam verip gidecek. Her enerji koridoru, ister Azerbaycan’dan Kafkasya’dan gelen Tanap gibi ister Irak’dan gelen Kuzey Irak, petrol ve doğalgaz kaynakları gibi her bir şekli ile mutlaka Anadolu topraklarından geçecek. Tarımda büyük reformların daha etkin tarım yollarının yolu açılacak. Nihayette insanımızı, katma değerimizi yükseltecek şekilde donanımlı hale getirecek hale getirdiğimizde kalkınmanın önünü açarız” diye konuştu.

“HİÇ KİMSE BU ÜLKEYİ BORÇ BATAĞI ÜZERİNDEN İDARE EDİLEBİLİR BİR ÜLKE HALİNE GETİREMEYECEK”

Davutoğlu, şöyle devam etti:

“Bir daha hiç kimse bu ülkeyi borç batağı üzerinden idare edilebilir bir ülke haline getiremeyecek. Makro ekonomik istikrarı sağlarken, reel sektörü de güçlendireceğiz ve gelecek yıllarda Türk üretim sektörü, üretim sanayi Afro- Avrasya’nın en büyük üretim haline dönüşecek. Bundan sonra gerek objektif hukuk kuralları açısından gerekse girişim özgürlüğü açısından 12 yıllık birikimin üzerine yepyeni ve dış yatırımı da çeken büyük açılımların eşiğinde olacağız. İki dezavantajımız olan enerji ve cari açığa karşıda hem coğrafyamızdan hem nitelikli kalkınma ve nitelikli insan unsurumuzdan gelen kaynakları kullanarak harekete geçeceğiz. Şuanda dünyanın 17. Avrupa’nın 6. ülkesiyiz ekonomik anlamda. Hiç kimsenin şüphesi olmasın ki önümüzdeki dönemde 2013’de dünya’nın ilk 10 ekonomisi arasına girmek için gece gündüz çalışacağız.”

“ETKİN VE SONUÇ ALICI, VİCDANİ BİR DIŞ POLİTİKA TAKİP ETMEK İÇİN GECE GÜNDÜZ ÇALIŞACAĞIZ”

2001 yılında Türkiye’de ‘dış politika’ dendiğinde Türkiye’de anlaşılan şey “dış ilişkiler” olduğunu ifade eden Davutoğlu, “Tüm dış politikanın ise Kıbrıs, Ermeni meselesi ve birkaç defansif konudan ibaretti. Politika da temel ilkemiz, politikamızın Ankara merkezli olmasıdır. Dış politikamız çok boyutlu olmuştur, olmaya da devam edecektir. Bu coğrafyamızın bir zaruretidir. Şuanda 222 dış temsilcilikle dünyada en fazla temsil edilen 7. büyük ülkeyiz. Bakanlığı devraldığımızda bir talimat vermiştim. ‘Bundan sonra hattı diplomasi yoktur sathı diplomasi vardır’ satıh ise tüm dünyadır. Al Bayrağı dünyanın her köşesinde dalgalandırabilmek için Türkiye’nin çevresindeki bütün havzalarda etkin ve sonuç alıcı, vicdani bir dış politika takip etmek için gece gündüz çalışacağız. Bizim dış politikamız insanı diplomasiye dayanıyor. Nerede bize yardım eden yok mu? Diyen tek bir insan varsa Allah bize onlara ulaşma gücü ve kudreti versin. Bizim ismimizin anıldığı yerde zulme imkan kalmasın. Zalimleri korkutan, mazlumlara şevkat olan bir gücü ve kudrete Türkiye Cumhuriyeti Devletini kavuştursun” diye konuştu.

Davutoğlu, “Türkiye’de yaşayanların Türkiye’nin ne anlama geldiğini tam anlamıyla idrak edemiyor olabilirler. Gidin bunu Arakanlılara sorun, Afganistan’a, Balkanlar’a sorun, Somalilere sorun onlar için Türkiye her derde deva olabilecek güçte bir ülke” dedi.

“ÜMİTLERİNİ BİZE BAĞLAMIŞ HİÇ BİR KARDEŞ HALKI YALNIZ BIRAKMAYACAĞIZ”

Son bir yılı aşkındır Gezi, 17-25 Aralık ve bu çerçevede uluslararası medyada yürütülen kampanyaların tek bir özeti olduğunu ifade eden Davutoğlu, “Denilmek isteyen şudur; Türkiye çok oldu. Mevzilerine geri çekilsinler. Hiç heveslenmesinler Al Bayrağı hiçbir mevkiden ve mevziden geri çekilmeyeceğiz. Ümitlerini bize bağlamış hiçbir kardeş halkı yalnız bırakmayacağız. Filistinlileri, Suriyelileri yalnız bırakmayacağız. Balkanlar da ki dostlarımızı yalnız bırakmayacağız. Kafkasya’yı, Orta Asya’yı yalnız bırakmayacağız” ifadelerini kullandı.

Davutoğlu şunları kaydetti:

“İdeallerimiz için ayağa kalkacağız ki, biz idealleri dizimiz titremeden savunacağız ki bizden sonra ki nesiller yürüsünler. Onlar yürüyecekler ki, ondan sonrakiler koşsunlar. Hedefe, menzile koşsunlar. Hedef nedir? Hedef, çıkarıldığı şehirden insanlık adına, adalet, özgürlük adına, eşitlik adına yürüyen bir ulu Peygamberin Medinesidir. Ordusunda bulunan Anadolu halklarıyla Malazgirt’de savaşa kefen giyerken Alparslan’ın zihnindeki yeni vatan idealidir. Hedef ya İstanbul beni alır ya ben İstanbul’u alırım diyen Fatih Sultan Mehmet Han’ın zihnindeki İstanbul’dur. Hedef ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir diyerek, İstikbali gösteren İstiklal Ordusu ve Gazi Mustafa Kemal’in zihnindeki bağımsız Türkiye’dir. Hedef, Yassı Ada’da idam sehpasına yürürken milletini düşünen ve özlem duyarak demokratik Türkiye’yi düşünen Adnan Menderes’in millet iradesine dayanan Türkiye’sidir. Hedef Türkiye’yi dünyaya açarak, bu coğrafyanın ötesine taşımak isteyen rahmetli Özal’ın zihnindeki dünyaya açık Türkiye’dir. 28 Şubat Anayasa Mahkemesi yargısı önünde savunduğu idealleri, hiç sesi titremeden savunan Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın Türkiye’sidir. Milletin gönlünde yer etmiş bir şiiri okudu diye, Pınar Hisar hapishanesin de yürürken bugünleri hayal eden Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’sidir. İşte AK Parti kutsal hicret yolculuğunda maneviyatı bulur. AK Parti’nin hedefi yeni bir dünya düzeni için de adaleti ikame kılmaktır. Sayın Cumhurbaşkanım, sizin bize bıraktığınız miras bizim şerefimizdir. O mirası sonuna kadar koruyacağız. Bize emanetçiyi bir şey ile söyleyebilirler, biz tarihi mirasın emanetçisiyiz. Ama bir kişi olarak değil, bütün AK Parti kadroları olarak tarihin bize emaneti, bizim varoluş sebebimizdir. Bizim şerefimizdir ve ebediyete kadar korunacaktır.”

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."