Final

Final

Örnek Resim


Arion

Arion

Malatya Haber -

‘Demokrasi Salaklar Birliğidir!’

‘Demokrasi Salaklar Birliğidir!’
  • 27.12.2015

Sinemanın alaycı ve büyüleyici şairi olarak bilinen Gürcü yönetmen Otar Iosseliani’ye bu yıl ilki başlatılan 1. Malatya Uluslararası Film Festivali’nde, ‘Yaşam Boyu Başarı Ödülü’ verildi.

Kendine özgü sinema diliyle; Cannes, Venedik ve Berlin gibi pek çok festivalde ödül alan başarılı yönetmen Otar Iosseliani, son filmi Chantrapas/İşe Yaramaz ile 1. Malatya Film Festivali’ne konuk olan yönetmen Otar Iosseliani için Malatypark’da kokteyl düzenlendi. Kokteyl sonrasında Malatyaprak’daki Avşar Sineması Salonu’nda Chantrapas/İşe Yaramaz filminin gösterimi öncesinde Malatya Valisi Ulvi Saran, yönetmen Otar Iosseliani’ye “Yaşam Boyu Başarı Ödülü”nü verdi.

Gürcü ve Fransız sinemalarının önde gelen yönetmenlerinden biri olarak kabul edilen yönetmen Otar Iosseliani’ye ödülünü veren Vali Saran, “Sinemanın büyüleyici şair yönetmeni olarak biliniyor. Özgün sinema örnekleri ile dünya ölçeğinde ses getiren bir yönetmen. Bu yönetmenimizin Malatya’da bulunuşunun ayrı bir anlamı var. Kendisi bu yıl dünyanın en büyük film festivali olarak kabul edilen festivalde Ömür Boyu Onur Ödülü almış bulunuyor. Geleneksel hale getirmek istediğimiz Film Festivalinde sinema dünyasında önemli bir kariyeri olan yönetmene Yaşam Boyu Başarı Ödülü vermenin mutluluğunu yaşıyoruz” dedi.

“SİNEMA CİDDİ BİR İŞ DEĞİLDİR, UÇUK, KAÇIK BİR İŞTİR”
Malatya’ya yaşadığı Fransa’dan gelen yönetmen Otar Iosseliani, “Öncelikle samimiyetle söylemeliyim ki, bu şeyi hak ettiğimi düşünmüyorum. Öncelikle bende herkes gibi tembelim. Hayatım boyunca çok az çalıştım. Hep yapmak istediğim şeyleri yaptım. Buda genelde zor bir uğraş. Tembellik, istediğini yapmakla birleşince baya bir zaman geçiyor. Etrafımda hayatım boyunca sinema ile ilgili olmayan insanlar vardı. Onlar bana her zaman eleştiriler bir gözle baktılar. Çünkü sinemacı olmak bir anlamda başarısız olmaktır. Ciddi bir iş değildir, uçuk kaçık bir iştir. İşte bütün hayatım boyunca ciddi olmadan ciddi işler yapmaya çalıştım. Ben hiç bir zaman Gürcü olduğumu inkar etmedim. Gürcü olmaktan hiç vaz geçmedim” dedi.

“FİLMLERİN DİJİTAL OLARAK VERİLMESİ ÇOK ÇİRKİN BİR ŞEY”
Yönetmen Otar Iosseliani şunları söyledi, “Size söyleyebileceğim tek şey belki de yakın bir gelecekte sinemanın bir felaketin içine düşeceği. Şimdi her şey dijital ortamlar da. Çünkü dijital soğuk, kuru ve insanlık dışıdır. Fransa’da filmleri dijital ortamda sinemalarda vermeye başladılar. Bu çok çirkin bir şey. Film, yüzyıl boyunca sinemayı takip etmiş olağanüstü bir icattı.”

YUNANLI KADIN OYUNCUDAN MALATYA’YA ÖVGÜ
1.Malatya Uluslararası Film Festivali’nde Uzun Metraj Film Yarışması Ana Jürisi olan Yunanlı kadın oyuncu Katerina Moutsatsos, “Malatya çok güzel, temiz, sıcak bir şehirdir. Kültürlü bir şehirdir. Kültüre açık bir şehir olarak gözüküyor. Ben üniversitenin büyük olmasına ve çok sayıda öğrenci olmasına şaşırdım. Film festival organizasyonu çok güzel. Filmlerde çok güzel görünüyor. Benim bir kaç kız kardeşim var Türkiye’de. Nehir Erdğoan ile çok yakın arkadaşız. Onun babası Malatyalı. Ondan dolayı Malatya’yı
biliyoruz. Kayısı ve badem çok güzel. Kayısı çekirdeğini beğendim. Kayısının meşhur olduğunu biliyordum” dedi.
Ödül töreni sonrasında Otar Iosseliani, son filmi Chantrapas/İşe Yaramaz izlendi.

BASIN TOPLANTISI..
Malatya Uluslararası Film Festivali’nin ilk “Yaşam Boyu Başarı Ödülü”nün sahibi, 27 Kasım tarihinde Galası gerçekleştirilen “Chantrapas/İşe Yaramaz” filminin Gürcü yönetmeni Otar Iosseliani’nin katılımı ile 28 Kasım tarihinde, saat 10.30’da Malatya Anemon Otel’de Basın Toplantısı gerçekleştirildi.

Festival kapsamında ilk gösterimi yapılan ” Chantrapas/ İşe Yaramaz” filminin, kendine özgü bir sinema dili sunan başarılı, usta yönetmeni Otar Iosseliani ile son filmi ile ilgili gerçekleştirilen basın toplantısına çok sayıda yerli ve yabancı basın mensubu katıldı.

Bir basın mensubunun “Chantrapas/İşe Yaramaz” filminin kimin, kimlerin otobiyografisi olduğu üzerine sorulan ilk soruyla başlayan toplantıda Otar Iosseliani ilk olarak bunların, başta Nazım Hikmet, Charli Chaplin ve Tarkovski gibi istediği şeyleri yapabilmek için ülkesinden göç eden, göç etmek zorunda kalan sanatçılar olduğunu söyledi.

”Burada, otobiyografide bahsedilenler sevdiğim sanatçılardır. Biz sanatçılar halkın düşüncesine her zaman yakın olmayabiliriz. Genelin sahip olduğu düşünce, genel kanı aslında en büyük sansürdür.” diye devam eden yönetmen, ideolojik sansürün diğer sansürlerden çok daha yumuşak bir sansür olduğunu, bununda yapımcılara ideolojileri dikte etmeye götürdüğünü anlattı.

Otar Iosseliani günümüz sinemasına değinerek,”Bakıyorsunuz ki filmlerin hepsi birbirine benziyor. Bu da bir alışkanlık olup, seyircide beklenti oluşturuyor. 007 James Bond’un sonu kötü bitse, James Bond kaybetse seyirci bunu asla kabul etmez. Seyirci filmin her zaman iyi sonla biteceğini bildiği için bu sefer film kötü bitse seyirci sansürleyebilir.” dedi. Binbir Gece Masalları’nda Şehrazat’ın sultana anlattığı hikayelerde Şehrazatın hikayeyi bitirememesinin de bir sansür olduğunu anlatan yönetmen, ”Totaliter rejime karşı olan bir film yapmak bir çılgınlıktır. Bu yüzden çoğu filmim yasaklandı, rafa kalktı. Hayır, hepsi kısalar dahil yasaklandı. Daha sonra gösterime girdiler, bu defa da insanlar tarafından yapılmaya başladı.” dedi. Sansür uygulayanların kendilerinden kötü durumda olduğunu belirten Otar Iosseliani, sansür uygulayanların kendisine filmlerin çekiminde yardımcı olduklarını, bütün filmlerini çekebildiğini fakat filmlerin o dönem rafa kaldırıldığını, gösterilmediğini anlattı. Şu an bütün filmlerini görebiliceğimizi ekleyen yönetmen, “Bugün çok şaşkınım nasıl yapabildiğime. Bunu senaryoları değiştiren, silen kurulun yardımıyla yapabildim, SSCB’nin korkunç, çirkin rejimine rağmen. Öz yaşam öyküsü üzerine söyleyebileceğim bu” dedi.

“Ben gördüğünüz deniz kızı tarafından götürülmedim. Gösterdiğim şeyler yapmak istediğim şeylerdi. Benim için bu film, bu mesleği, sinemayı yapmak isteyen insanların ortak tablosu.” diyen Otar Iosseliani filminde işlediği karakteri bu şekilde anlattı. Bir şeye karşı olmayı çok sevdiğini söyleyen yönetmen, alışkanlığı olmayan herşeye karşı olduğunu ekledi. Eskiden yazarların mürekkep ve ucunda tüy olan kalemlerle yazdığını, mürekkebe batırılan kalem esnasında yazarın düşünme zamanı kazandığını anlatan yönetmen, türkenmez kalem ile bu düşünme sürecinin kaybolduğunu, artık insaların düşünmeye vakitleri olmadan yazdıklarını, çalıştıklarını söyledi. Bu örneklemeyi gelişen teknoloji, montaj masalarının kalkması ve dijital dünyaya geçilmesi ile film sektörünün değişimi üstüne veren yönetmen, bilgisayar ekranına bağlı olarak çalışmayı da, “Bu özgür bırakmıyor sizi, sürekli çalışmak zorundasın. Bu insana yapılabilecek en büyük sömürü” olarak tanımladı. Dijitale geçilmesiyle birlikte pek çok iş kolununda ortadan kalktığını, sinema sanatını mühendislerle birlikte yapmak zorunda kaldıklarını söyledi. Gümüş içeren bobinlerin 300 yıla yakın ömrü olduğunu söyleyen Otar,şu an dijitale aktarılan bütün geçmiş görüntülerin ise bir düğmeyle yok olması ihtimaline vurgu yaptı.

Basın toplantısı katılımcılarından biri tarafından; dijital sinemanın film üretimi konusunda kolaylıklar sağladığını anlatması, çağdaşlarının da dijital kullandığını söylemesi üzerine yönetmen Otar Iosseliani şu şekilde konuştu.” Stanislavski’nin dediği gibi tiyatro vestiyerden başlar. Vestiyer bir süreçtir. Paltonuzu bırakırsınız, bayanlar üstlerini düzeltir, vs. Sonrada yerinizi aramak, yer göstericinin eşliğinde yerinizi bulmak, artık gösteriyi izlemek için hazırsınızdır. Arabada Mahler dinlediğimiz zaman, bu artık dinlemek değildir. Dinlemek bir konser salonunda müzisyenler çaldığı zaman dinlemektir.” Müzisyen bir arkadaşının kendisini dinlemeye geldiğinde arka sıralara oturması ve yüzüne bakmaması konusunda kendini uyardığını anlatan yönetmen, sözlerine şöyle devam etti: ”Çünkü çaldığım zaman konuşuyorum, derin nefes alıyorum ve benim bütün bedensel alışkanlıklarım senin beni dinlemeni engelleyecektir.” Hayalinin bütün elektriklerin arızalanması ve yeniden mum ışığı, gaz lambasına dönülmesi olduğunu söyleyen Otar, kendisinin eskiye tapan biri olarak görülmesini istemediğini ekleyerek, elektrik olmadığı dönemde de yapılan sanat eserlerine, sahnelenen oyunlara dair örnek verdi, o dönemde insanlar arasında gerçek ilişkilerin kurulduğunu söyledi.

“Marco Polo Çin’e ulaşmak için günlerce yol gitti ve yollarda neler neler gördü. Ve siz bir DVD’yi büyük, küçük bir ekranda izlemenin demokratik olduğunu mu, bağıran çocuklara, etrafta dolaşan karınıza rağmen, bunun demokratik olduğunu mu düşünüyorsunuz?” diyen Otar Iosseliani, Sokrates’in de demokratik bir şekilde öldürüldüğü görüşünü ekledi. “Demokrasiden nefret ediyorum. Demokrasi bir salaklar birliğidir. Ne yazık ki çoğunluktur demokrasi” diyen yönetmene yöneltilen “Demokrat Fransa’da olmaktan ne hissediyorsunuz?” sorusu üzerine, “Fransa ve Demokrasi mi? Polis rejimidir Fransa.” cevabını verdi. 1789 Fransa Devrimi, o dönem ve sonrası üzerine örnekler veren Otar Iosseliani, demokrasi adına yaşananların ne kadar insanlık dışı olduğunu anlattı. Yönetmen Otar Iosseliani, “Demokrasi için binlerce şey söyleyebilirim sizlere ama şimdi birer çay içelim” diyerek basın toplantısını bitirdi.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."