You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


İbrahim Yücel Reklam
Örnek Resim
İbrahim Yücel Reklam

Arion

Dugun
Malatya Haber -

GÖRÜŞ Yazıları..

GÖRÜŞ Yazıları..
  • 27.12.2015

Görüş Gazetesi’nin 40. Yayın Yılında Görüş’çüler Yazdı

GÖRÜŞ’ÜN GETİRDİKLERİ

Orhan APAYDIN

Geçtiğimiz ay Adana’daki bir sanat ve düşünce platformunun yaşamımla ilgili yayınladığı fotobiyografide, gazeteciliğimin ilk yıllarını keyifle yaşadığım Görüş’ü uzun uzun anlatmıştım.

40 yıl önceki Görüş’ün sahibi muhafazakar, biz çalışanları ise sol görüşlüydük.

Yayınlanan bu kitap için sahibi Cevdet Barış’ı anlatırken, “Muhafazakar ama demokrattı” demişim.

O kadar da değil.

Gazetecilikteki editöryal bağımsızlığı özümsemişti.

Milliyetçi Cephe (MC) hükümetlerinin ülkeyi yönettiği, 12 Eylül öncesinin en sert sokak hareketleri ve art arda işlenen siyasi cinayetlerinin hakim olduğu bir dönemde böylesine bir patron-yazıişleri dengesinin kurulmuş olmasını, bugünkü medya dünyası için o kadar çok arzu eden var ki…

Böyle bir temel üzerine kurulan Görüş, her görüşten ama samimi, ülkesini seven, gazeteciliğin etik kurallarına bağlı, insan haklarına saygılı gazetecileri bünyesinde barındırdı, çoğu da bu ‘mektepten’ yetişti.

Şimdi de kıvançla izliyorum aynı çizgideki yürüyüşünü. 

40 yaşına gelmiş olmanın ‘kamilliği’ ile daha da oturaklı ve inanılır bir Anadolu gazetesi olmanın gururunu hak ediyor.

Yerel bir yayının bir Anadolu kenti için öneminin yanı sıra, bu duruşu hiçbir zaman bozmayan 40 yıllık bir yayının o kente yayınlanıyor olması ise çok daha önemli.

Halk için de, yöneticiler için de…

**************************************************************************************************

HURUFATTAN DİJİTALE 40 YIL

Raşit KISACIK

Gazetemiz GÖRÜŞ’ün sahibi,  yürekli, vefakar ve bölgesel gazetecilikte tüm zamanların önde gelen yenilikçisi olan  sevgili CEVDET BARIŞ  arayıp gazetenin 40. Yılı olduğunu söylemeseydi belki de hatırlamazdım…

Duygusallık olarak algılamayın söyleyeceklerimi… ”Yaşayan bilir” derler ya..

Ağlıyorum ama bu 40 yıl içersindeki yaşanmışlıklar yüzünden gözyaşlarımda yok olmuş artık,. Ama için için ağlıyorum.

Dile kolay 40 kocaman yıl. Yani bir ömür..

Aynı zamanda benim evlilik yıldönümüm..

Amatör gazetecilikte 44. Yılım.

Profesyonel gazetecilikte 41. Yılım.

Gururluyum,

Çünkü GÖRÜŞ gibi bir okulun ilk öğrencilerindenim..

Sevinçliyim,

Çünkü GÖRÜŞ başlangıcından bugüne kadar ne çizgisinden, ne tarafsız yayıncılığından ödün vermeden 40 yılı deviriyor.

Hüzünlüyüm,

Çünkü GAYRET gazetesinden sonra ikinci gazetem GÖRÜŞ’ün  40. yılını duydum ve yaşlanmakta olduğumu anlayıp irkildim…

40 yılın yanına “HURUFATTAN DİJİTALE” cümlesini eklemek gerekiyor. (Affedersiniz Hurufat tek tek harflerin kurşuna dönüştürülmüş hali. Bu harfler yan yana getirilip KUMPASA diziliyor ve cümle oluyor, cümleler satır, satırlar mizanpajla sütuna, sütunlar sayfaya dönüştürülüyordu.-Kumpas dediysek şimdilerde söylenen anlamda değil. O da bir aletti.) 

Haa… Haber ya da röportaj daktilo ile (yanlış satır ya da harf yazıldığında yenileniyordu) yazılıp mürettibe (yani haberi Entertip denilen makinede harfler ya da satırlar kurşuna döküldükten sonra gazete sayfasını hazırlayıp dizen) verilirdi.

Vay be, o zamanlar gerçekten gazeteciymişiz şimdilerde daha anlıyor insan… 

Eskiden gazetecilik vardı. Gazeteciler vardı. 

Kimse yanlış anlamasın ve incinmesin. 

Gerçekten gazeteciydik. Adam gibi adamdık. Siyaha siyah, beyaza beyaz derdik. Vururduk fotoğraf makinemizi sırtımıza… Pütürge’nin Şiro Çayı , Hekimhan’ın maden yüklü dağları, Doğanşehir’in fasulye üreticisi, balast işçisi benim, Yeşilyurt’un merdiven altı dokumacıları, Arguvan’ın türkü derlemecileri, Akçadağ’ın armut, Arapgir’in üzüm üreticisi senin, der;  dağ bayır, çamur kış demeden gider hem haberimizi, hem röportajımızı yapar, sorunların çözümlenmesi için sesleri tüm yalınlığı ile iletirdik yetkilisine. Şimdilerdeki gibi iki ajansın haberine kalmamıştık. 

Hemi de otobüs ya da minibüsle, güzergah üstündeyse trenle giderdik gideceğimiz yerlere…

Tüm duyduklarımızı, gördüklerimizi, konuşulanları, herkesin görmek isteyip de göremediklerini şiir tadında anlatırdık.. El yapımı klişelerle süslemeye çalışırdık haberi, röportajı..

Bazen patronumuz sevgili Cevdet Barış yeni aldığı arabasıyla bizi büyük kentlere gezmeye götürdü. O zaman bir oturuşta 3-4 günlük gazete için stok hazırlardık. Hem de tümü yerel haberlerden oluşmuş türden…  

Haber ya da röportaj çıkmadan; haberin, röportajın başlayacağı günü, konuyu ve başlığı yazardık.

Serde de, kelimelerimizde, her satırımızda dürüstlük ve tarafsızlık vardı.. Kendi siyasi görüşümüzü asla yansıtmazdık satırlara..

Görüşlerimiz bir olmasa da Valisi, Emniyet Müdürü, Jandarma Komutanı, Belediye Başkanı velhasıl tüm yerel yöneticiler, hemen her gün uğrardı bu okula.. Siyaset konuşulmaz yalnızca Malatya ve haber konuşulurdu.

GÖRÜŞ o nedenle, yani başlangıcındaki çizgisinden taviz vermediği için bugünlere geldi ya..

O gün ne yazdıysak bugünde o yazdıklarımızın altına göğsümüzü kabartarak imzamızı atacağımızı söyleyerek…

Hak yemeyen patronluğu Cevdet Barış’tan gördük. Patron gibi patron olmayı..Aslında patrondan çok arkadaş, dost, kardeş olmayı..

Neyse o zamanların çok çok zorluklarla gazetenin nasıl çıkarıldığını anlatmak  sayfalarca bize de siz okurlara da sabır gerektirir.

Şimdiki gazetecilik dijitalleşti. Yani hurufattan dijitale geçtik.

Gençler artık kağıt ve mürekkepli gazeteleri okumuyor ve gazeteler yeni okur kitlesi oluşturamıyor.. Peki şimdiki gençler gazete okumuyorlar mı? Elbette okuyorlar.

Artık bunu internet aracılığıyla yapıyorlar. Dijital teknolojinin akıllı telefonlarla bizim cebimize girmiş olmasıyla artık iletişimin cereyan ettiği ekran ve alan da değişti. Artık iletişimi büyük ekranlarla değil, gittikçe küçülen akıllı telefonlarla gerçekleştiriyoruz. Bu olgu her şeyi değiştiriyor. 

Şimdi  başta bulunan, siyasete egemen olanlar muhalif yazıları tepkiyle  karşılıyor. Bekliyor ki sürekli kendisinden bahsedilsin ve her satırda da övgüler dizilsin.

O yazıya ne haber, ne röportaj denir aslında. Bu tür yazıya denilse denilse METHİYE denir. 

Gerçek gazetecilik bir muhalefet mesleğidir. Aksayan, iyi işlemeyen, yanlış yapılan, yasalara aykırı olan, toplum vicdanını sızlatan, vatan ve milletin zararına olan şeyleri yakalayıp teşhir etmek ve bunların iyi işlemesi için birtakım fikirler, görüşler  bulup onları yayınlamaktır.

Bunu yaptın mı senden kötü gazeteci yoktur. En azından ilan ambargosu yer gazeten. Sense eleştirine muhatap olanın yaygarası ile ya faşist, ya komünist ya da dinsizsin! Ne alakası varsa? 

Muhalif yazı yazdın mı; ya şucu ya bucu yapıverirler hemen.

Yazanı sosyal etkinliklerine bile dahil etmezler..Sanırsın o koltuklarında ölene kadar kalacaklar..Kimler geldi kimler geçti oysa o makamlardan …

Var mı geçmişteki yalakalardan hiç bahseden?

Var mı anılan hatırlanan, özlenen?.. 

Allaha şükür, dün  mesleğimizi nasıl yapıyorsak bugünde aynıyız..

İşte bu nedenle GÖRÜŞ 40 yılı doldurdu. Çizgisinden ödün vermeden.  Çok “kulp” takılmak istendi ama hiç biri tutmadı..

Neyse…   

Teknolojik değişim 40 yılda gerçekleşmiş demek ki!

İşte koca bir ömür!

Benim hurufatlı yıllardaki GÖRÜŞ okulunda 8 yılım geçti…

Helal olsun..

Daha sonra  Cumhuriyet, TRT,Hürriyet, Söz, Nokta, Anadolu Ajansı  Vs..

30’u aşkın ödülümün üçte biri GÖRÜŞ zamanında aldığım ödüller. Gazetecilik başarı ödülleri..Haber, Röportaj, dizi yazı vs..

2000 yılı emeklilik.

Şimdi ise kitap yazımı…  Araştırma kitapları…

İki yeni kitabım yayıncımın matbaasında. 26 kitap olacak iki yeni kitapla.  “İL İL YÖRESEL SÖZLÜK” ile “SIKIYÖNETİM KOMUTANLIĞINDAN BİLDİRİLMİŞTİR” kitapları.

Zaten şimdi gazeteciyim demeye de utanıyorum ya..

Çünkü şimdiki gazetecilik (istisnalar dışında) dijital ve yandaş demekte ondan!!.

Biz 40 yıl önce de mutluyduk şimdi de mutluyuz gururluyuz..

Çizgimizden hiç ödün vermediğimiz için mutluyuz. GÖRÜŞ’ü aynı çizgide görmekten mutluyuz, gururluyuz, sevinçliyiz.

Değerli Cevdet Barış  ile 40 yılda emeği geçen tüm yazarı, çizeri, dizeri, dağıtanı, satanı ve tüm okurlar haklarını helal etsin bize..

BİZDEN YANA TÜM OKURLARA VE MALATYALILARA, VARSA HAKKIMIZ KOCAMANINDAN HELAL OSUN! 

GÖRÜŞ’ÜMÜZE DAHA NİCE MUTLU YILLAR DİLER, SAYGILAR SUNARIM..

********************************************************************************

 

YAŞLANDIK..

Osman KARAKAŞ

Daha dün gibi,

Gazetenin ilk bürosunda bulunmadım ama Kışla (Atatürk) Caddesi’ndeki bürosuna ilk adım attığımda kaç yaşındaydım hatırlamıyorum.

Benim için yeni bir başlangıcın olduğunu biliyordum.

Sevgili İsmet Yalvaç ile tanıştıktan sonra çocukluğumdan beri olmak istediğim yerdeydim. Bir taraftan lise öğrenciliği devam ederken, diğer taraftan zaman zaman Görüş’e takılıp “işi öğrenmeye” çalışıyordum. İsmet Yalvaç sanırım kısa pantolonla gazeteye ilk adımını atıp okul dışı zamanlarda çalışmaya başlamıştı. Diğer taraftan da o yaşta Hürriyet gibi o zamanın en yüksek tirajlı gazetesinin Malatya muhabirliğini yapıyordu.

Görüş, o zamanlar Malatya’nın en yüksek tirajlı ve en saygın yerel gazetesi idi. 

Etkiliydi,

Etikti.

Bir aile gazetesi görünümündeki Görüş’te çok değerli büyüğüm ve İsmet’in babası Celal Yalvaç ağabey yazıişleri müdürlüğü yapıyordu. O ve  sevgili Cevdet Barış ağabey de gazetenin sahibiydi, hala da öyle. 

Haberlere kimse karışmazdı. Özgür bir gazetecilik anlayışı hakimdi. Sevgili Orhan Apaydın ağabeyi, Raşit Kısacık ağabeyi de Görüş’te tanıdım. Rahmetli, usta kalem Erhan Kırçuval’ı da..

Çok değerli kardeşimlerim Fuat Kozluklu, Suat Taşpınar, Bülent Yalvaç, Niyazi Doğan, Selahattin Gökatalay, Yaşar Karaaslan’ı da Görüş’te tanıdım.

Görev gereği basın dışında çok değerli birçok insanı da Görüş dolayısıyla tanıdım.

Benden önce başkaları da olmuş, benden sonra da..

Hayat akıp gidiyor.

İnsanlar yaşlanıyor.

Anlayış değişiyor.

Türkiye’nin yapısı, yaşam şartları değişiyor.

Daktiloda çatur-çutur üçüncü hamur kağıda haberleri arka arkaya yazıp sonraki günkü baskıya yetiştirmenin gerilimi ve yorgunluğu, ertesi gün özel haberini okuduğunda çoktan unutulmuş oluyordu.

Ancak, değişen çok önemli bir olgu var ki, derinden yaralıyor: O zamanlar kentin herhangi bir sorunu, yolsuzluk iddiası gibi sorunlar haber olarak gazetede yer aldığında, öğlen 12’yi bulmadan ilgili kurum ya da Vilayet’ten geçici bilgilendirme gönderilir, ilgili haber konusunda soruşturmanın başlatıldığını ve en kısa zamanda cevap verileceği resmi olarak bildirilir ve gereği yapılırdı.

Ancak, yaklaşık 20 yıldır böyle bir uygulama yok!

Yolsuzluklar, usulsüzlükler, sorunlar dağ gibi. Basın bir kısmını yazıyor, hatta yetişemiyor. Ama ne bir açıklama, ne de çözüm bulunuyor.

Bu gerçekten acı!

Malatya adına, Türkiye adına.

Hatta ahlak adına.

Hoş, basın kuruluşu enflasyonu da yaşanıyor ama, insanlar herhangi bir ürün ya da hizmeti satın alırken nasıl iyisini tercih ediyor ise basın kuruluşları arasında da bu tercihi yapmalı. Tercih son yıllarda, siyaset, tarikat, ideoloji anlayışına göre şekilleniyor. “Benim adamım suç işlese de haklıdır” mantığı ile hayat akıp gidiyor.

Bizler, yani Görüş çalışanları gazetenin o lüks olmayan birkaç odasındaki ağır iş yükünün altında ayırım yapmadan, istişarelerde bulunarak kentin sorunlarının çözümüne katkıda bulunmaya çalıştık yıllarca. Dinleyenler de oldu, takmayanlar da.

Görüş kurulalı 40 yıl olmuş. Dile kolay. 

Önce ailemizden, sonra okulumuzdan sonra da Görüş’ten aldığımız katkı ve anlayışla bu günlere ulaştık. Umarım genç gazetecilere de nasip olur.

Görüş’ün 40 onurlu yılını kutluyor, sahibi Sayın Cevdet Barış’a sabrı ve özgür anlayışı için,  özellikle fotoğraf ve hayati tecrübelerinden yararlandığım üstad Sayın Celal Yalvaç’a da katkıları için çok teşekkür etmek istiyorum. Birlikte çalıştığım arkadaşlarıma, gazete dışında katkıda bulunan hayatta olan ve olmayanlara teşekkür etmek istiyorum.

Nice yıllara…

********************************************************************************************

 

“GÖRÜŞ YAZMIŞSA DOĞRUDUR”

Fuat KOZLUKLU

Meslekteki ustam İsmet Yalvaç arayıp da demeseydi maalesef farkına varamayacaktım… 

Tanıştığımda 7, bünyesine katılarak mesleğe gerçek anlamda adım attığımda 8, veda edip ulusal ve uluslararası mecralara adım attığımda 9 yaşında olan GÖRÜŞ, 40 yaşına gelmiş… 

Söylemesi kolay ama anılar arşivine yolculuk yapınca gözlerimi nemlendiren, zaman zaman da hayıflandıran bir ömür aslında 40 yıl… Bu demek ki ben de tarihe tanıklık maceramda 32 yılı geride bırakmış oluyorum…

Meslektaşım olan ve televizyon gazeteciliğinde inkâr etmediğim değerli öğretmenliğiyle yol aldığım kardeşim Suat Kozluklu’nun “keşke ben de orada çalışmış olsaydım” diye sık sık hayıflandığı GÖRÜŞ’ü anlatmayı maalesef ben beceremeyeceğim.

Pek umudum yok ama, bu işi şayet biri bir gün ikna eder anlattırabilirse, en iyi patronumuz Cevdet Barış’tan dinleyebilir, okuyabiliriz. Neyse Allah’tan yaşayan en büyük belleklerden ve Malatya’nın da tarih dedesi olan Celal Yalvaç var…

Ben en iyisi belleğimdeki, yüreğimdeki ve kalbimdeki GÖRÜŞ’e dair bir iki satır sunayım…

Cevdet Barış ve Celal Yalvaç’ın temelini attığı, Orhan Apaydın, İsmet Yalvaç, Erhan Kırçuval, Raşit Kısacık ve Osman Karakaş’ın da ustalığıyla örülmüş saygın, güvenilir, örnek ve bir o kadar da ibretlik muhteşem bir yapıdır. Efsane bir öyküdür GÖRÜŞ’ün 40 yılı. 

Türk basınında benzeri çok az denilebilecek onurlu bir mücadelenin simgesidir GÖRÜŞ.

Yayın hayatına başladığı ilk günden itibaren doğru ve güvenilir habercilik ilkesinden vazgeçmeyen GÖRÜŞ, 40’ıncı yıldönümünde Malatya’nın tarihine belge oluşturmuş, bilim insanlarının kentle ilgili çalışmalarına kaynakça haline gelmiştir.  Hangi yerel yayın organına nasip olmuştur böylesi bir gurur?

Geride kalan onlarca yıl boyunca, bundan böyle de her daim gözüm kapalı arkasında duracağım, yanında yürüyeceğim ve parçası olmaktan göğsümü gere gere gururlanacağım bir gazetedir GÖRÜŞ.

GÖRÜŞ, yerel yayıncılıkta her daim mütevazı bir iddiaya sahipti. Bugün de bu duruşunu değiştirmedi.

Açık görüşlü, açık fikirli, kentin ve ülkenin değerlerine saygılı, birlik ve beraberlik ülküsünden hareketle, ayrıştırıcı değil, bütünleştirici ve sağduyulu çizgiye sahipti. Bugün de çizgisinde bir eğrilik yok. Kendisine ve çevresine özen gösterdi. Sorumluluk sahibi, kentini kucaklayan eşsiz bir değer.

“GÖRÜŞ yazmışsa doğrudur” 

GÖRÜŞ Gazetesi için bugüne kadar ben hep şunu söyledim; Cevdet Barış patronudur ama çalışanları sahibi kadar kucaklamıştır, okuru en büyük ortağıdır ve bu gazete örnek alınan çok zengin büyük bir ailedir. Aileniz varsa sizden zengini yoktur! Buna inanın. Bu zenginlik anlatılamayacak denli değerli… Ve işte aile olduğu içindir ki, GÖRÜŞ; paha biçilemeyen ve de her daim imrenilen bir servettir!

GÖRÜŞ’te çalışmış olmak meslek yaşamımda en değerli, en onurlu, en anlamlı ve en büyük referans oldu. 

32 yıllık meslek serüvenimin, 20 yıl kadar ABD, Avrupa, Ortadoğu, Balkanlar ve bazı Afrika ülkelerinde  geçen diliminde, yerelden gelmenin önemi ve ayrıcalığı ile sık sık karşılaştım. Ve o karşılaşmalarda GÖRÜŞ’ün meslek yaşamımdaki yerinin ayrıcalığını, anlatmayı beceremeyeceğim kadar özellikli olduğunu çok daha iyi kavradım.

Ve Malatya’da geçen kısacık yıllarımda yerel ve ulusal basında kente dair ses getiren bir haberle ilgili hep “GÖRÜŞ yazmışsa doğrudur” dendiğine tanık oldum.

Gelelim bugünün gerçeklerine… Çok güçlü bir rekabet çağında en güçlü rekabet de medya sektöründe yaşanıyor. Dolayısıyla 40’ıncı yılını kutladığımız GÖRÜŞ, işte böyle bir rekabet ortamında haberciliğiyle liderliğini sürdürüyor. Ancak kaçınılmaz bir süreçle karşı karşıya… 

GÖRÜŞ, medyanın gelişme eğilimleri çerçevesinde internet dünyasında da yerini almalı ve kardeş yayın organı malatyahaber.com’la Malatya’nın ve Malatyalıların güvenli limanı olmaya devam etmelidir.

GÖRÜŞ, hep lider gazete olmayı, hep büyük gazete olmayı, hep yerel basınının Malatya’daki amiral gemisi olmayı başarmış ve yorulmaksızın devam ettirmiştir. 

Basında güvenin tartışmasız markası olan kaç gazete var acaba? Hele günümüzde!

Nice yaşlar diyorum sevgili GÖRÜŞ’e… 

40’ıncı yaşı kutlu olsun…

*********************************************************************************************

 

ERBAİN/ ÇİLE/ 40/ GÖRÜŞ

Niyazi DOĞAN

dogannd@gmail.com

Malatyalı Sadreddin Konevi…

Tefekkür / tasavvuf felsefesi ve kelamın büyüleyici üstadı…

Binlerce hadis arasında 40 hadis seçti ve o güne kadar hiç yorumlanmadığı şekliyle, bu hadisleri yorumladı. 

İslam dünyasına hadis tefsirinin şaheser örneklerinden birini miras bıraktı. 

Kitabının adını ‘Şerh-i Ehadis-i ERBAİN’ koydu.  

İsmet Özel…

Sosyalist cepheden İslamcılığa, oradan da bugüne erişen haliyle Nihal Atsız ya da Mahmut Esat Bozkurt’u fersah fersah geride bırakacak düzeyde ırkçılığa evrildi. Son olarak ilkel bir mezhep ayrımcılığı hastalığına tutuldu. ‘Esenlik Bildirisi’ne, kendi şiirine inat, nefret söyleminin ateşini harladı.  

Ulaştığı son istasyonlar nedeniyle, okuyucularını ‘Keşke şiirden başka bir şey yazmasa, şiirden özge bir şey konuşmasaydı’ noktasına getirdi. 

40 yılın şiirlerini ERBAİN adıyla yayımladı. 

Hz. Hüseyin…

Zalime / firavunca müstekbire boyun eğmemesinin bedelini hayatı ile ödemek konusunda bir an bile tereddüt etmedi. 

Peygamberimizin Sevgili torunu…

Her yıl, şehit edilişinin yıldönümünden başka, ayrıca şehit edilişinden sonraki 40. günmatem merasimleri ile bir kez daha anılır. 

Bu anma merasimleri ERBAİN olarak adlandırılır. 

… 

Geleneksel takvim literatürümüzde 22 Aralık – 31 Ocak günleri arasına rastlayan 40 günlük kış dönemi de ERBAİN’dir. 

Zemheri günlerini bahara ulamak yolunda mesai harcayan bir zaman taşıyıcısıdır bu40 gün.

ERBAİN, 40 demektir / 40 gün / 40 ay / 40 yıl  

Necip Fazıl denilince ardınca gelen kelime ÇİLE’dir. 

ÇİLE de 40 demektir. 

Vahyin kutlu muhatabı…

‘Oku, yaratan Rabbinin adıyla’ vahyine 40 yaşında muhatap oldu.

Sezai Karakoç

Efsane Mona Rosa şairi…

 ‘HIZIRLA 40 SAAT’i yazdı.

Nazım Hikmet Ran…

Malatya Mapushanesi’ndeki Kemal Tahir’e ‘Kemal Tahir’e Mektup’ şiiriyle seslendi: 

Malatya diyorum,  senin çatık kaşlarından başka bir şey gelmiyor aklıma… Malatya’nın nesi meşhurdur, yemişlerinden ve böceklerinden hangisi, suyu mu havası mı?’  

40. YILIMIZ şiirinde; 

Hepimiz 40 yaşındayız, yirmisine basanımız da, altmışını geçenimiz de, atılıp ölenimiz de İstanbul’da Müdüriyet penceresinden…’ dedi. 

40. YAPRAK’ın da müellifidir şairimiz. 

Cemil Meriç…

Filozofinin edebiyatını, edebiyatın filozofisini yaptı. 

40 AMBAR’ı yazdı. 

Murathan Mungan…

Türkiye için tazeliğini, güncelliğini ve geçerliliğini her daim koruyan eşsiz cümleyi söyledi:

‘Türkiye’de her şey olunur, bir tek rezil olunmaz’ 

40 ODA’yı yazdı. 

Yani demem o ki…

Kırk / 40 / iyidir / güzeldir / deneyimdir / birikimdir / anlamdır / irfandır / kemale ermektir / üretmektir / tarihtir / kültürdür / içeriktir / bilgidir / acıdır / mutluluktur / çiledir / coşkudur / derinliktir / mücadeledir / eylemdir / zamandır / zamana – zamanın ruhuna tanıklıktır / zamanı kayıtlamaktır / kar-tipi-fırtınadır / bahardır / yaz güneşidir / insana yolculuktur / öyküdür / edebiyattır / şiirdir / sorumluluktur / erdemdir / geleceğin tarihini yazmaktır / varlıktır / tutkudur / yaşanmışlıktır / emektir / alın teridir / bağımsızlıktır / özgürlüktür / sorgulamaktır / cesarettir / hakikate sadık olmaktır…40 HARAMİLERE KARŞI BİR ŞEHRİ SAVUNMAKTIR… 

Kırk / 40 yaşına giren, Malatya gazeteciliğinin yüz akı GÖRÜŞ GAZETESİ bunların hepsidir.

P.S. Ortaokul 2. Sınıfı zamanıydı. İlk yazı çalışmam Malatya’nın daha o yıllardan itibaren beton cehennemine çevrilmesine karşı bir denemeydi. Malatya kültürünün abidevi şahsiyeti, kültür emekçisi merhum Ahmet Şentürk, o yazı denemesini yönettiği GÖRÜŞ Gazetesi’nin Kültür – Sanat sayfasında yayımlamıştı. Şentürk, o yazı denemesini yayınlamakla hayatımın sonuna kadar unutamayacağım değerde bir armağan vermişti. 

Ahmet Şentürk… Allah’ın rahmetiyle sarmalanmış / mekânı cennet olsun…

************************************************

 

GÖRÜŞ EKSİLMESİN PENCEREMİZDEN

Suat TAŞPINAR

Kısa süre önce, bu kez hüzünlü bir vesileyle -sevgili annemin hastalığı- Malatya’daydım. Her zaman haftalarca önceden geliş planı yaptığım, yolculuğun hayalini kurduğum, dostlarımla kucaklaşmanın sevinci burnumda tüterek geldiğim memlekete, bu kez acil bir telefonla, ilk uçağa atlayarak geldim…  Bu sefer günlerin çoğu hastanede geçti. Ama gün akşam olup da, birkaç saatliğine de olsa dertlerden azade olmaya ekmek kadar, su kadar, hava kadar ihtiyaç duyduğum sınırlı zamanlarda sığınağım yine Görüş’ün yazıhanesiydi.

Çünkü üzerimde hayatın, kaderin, şu kavanoz dipli dünyanın hangi iflah olmaz  dertleriyle girersem gireyim, gecenin bir vakti oradan kuş gibi hafiflemiş olarak, hayat yoluna “Görüş Okulu”nda başlamış olmanın minnet duygusuyla çıktım hep. 

O çatının altında, gecenin geç vaktine kadar eksilmeyen demli çayın etrafında teyellenen o muhabbet, şu hayatta bir şeylere şükretmek için ne çok nedenim olduğunu hatırlattı bana. Gerçi hayatın rüzgarı beni bu “okul”dan alıp çok uzaklara savurmuş olsa da, zaten o minnet duygusunu hiç unutmadım ki hatırlamaya gerek duyayım!

Görüş’ün 40’ıncı yaş günü için bir kaç kelam etme derdiyle oturup boş sayfaya bakarken düşündüm. Kendi kendime sordum:  “Görüş bana şu fani ömrümde ne verdi?” diye…

Size gazetecilik namına otuz iki kısım tekmiliyle, bir pehlivan tefrikası gibi uzun uzun anlatabilirim, mesleğe dair sahip olduğum her güzel şeyin tohumunu Görüş’ün attığını… Celal Yalvaç’tan Cevdet Barış’a, rahmetli Erhan Kırçuval’dan İsmet Yalvaç’a kadar eşsiz öğretmenlerin rahle-i tedrisatından geçtiğimi… “Acar gazeteci” olmanın kolay; “namuslu ve vicdanlı gazeteci” olmanın zor ama “esas hedef” olduğunu iliklerime işleyene kadar öğrendiğimi… Bugün sadece gazetecilik yaparak,  kimseye muhtaç olmadan ekmeğimi kazanabiliyorsam bunu Görüş’e borçlu olduğumu… Daha 14-15’li yaşlarımdayken Görüş gazetesinde yaptığım kalite ve derinlikte gazeteciliği, Babıali’de çalıştığım namlı gazetelerde, TV’lerde bile bulamadığımı… Görüş’ün kelimenin tam manasıyla bir okul olduğunu ve basın-yayın mekteplerinin Görüş’ün eline su dökemeyeceğini…

Bunları uzun uzun anlatmak da güzel olurdu. Ama “malumu ilam” olurdu doğrusu. 40 yıllık tarihinin şu ana dek 30 yılında “Görüş mensubu” olmanın gururunu yaşamış bir gazeteci olarak başka bir sırrımı açacağım sizlere:

Ben Görüş’te iyi bir gazeteci olmaktan çok daha değerli bir şeyi öğrendim: İyi insan olmayı. Bunun ne büyük bir kazanç olduğunu, ulusal basında pek çok “iyi gazeteci” ama “vasat insan” ile çalışırken anladım. Çok iyi haber yazan, mükemmel röportaj yapan, harika fotoğraf çeken, muazzam başlık atan, sanat eseri gibi sayfa çizen ama insan olarak tartıya vurulduğunda “hava kadar” ağırlığı olmayan o kadar çok “insan” gördüm ki… 

“Önce insanım sonra gazeteci” sözü, yerli yersiz kullanılmaktan değeri azalmış bir çift lakırdı olmuşken, bunu tüm kalbimle söylemeliyim: Görüş’e 14 yaşımda her şekle sokulabilecek bir hamur olarak girip, oradan hakkı, hukuku, vicdanı, mesleği üç kuruşluk çıkar için satmamayı, sadece doğrunun önünde eğilmeyi,  emeğe saygıyı, Malatya’yı sevmeyi ve onun dertlerini dert bilmeyi, sana çok şey katan insanlara ve topluma borcunu ödemek için bencillikten arınmayı, ömürboyu sırtını dönebileceğin ve yüreğini açabileceğin dostların olması gerektiğini, güçlünün değil haklının yanında olmayı ve saymakla bitmeyecek pek çok hasleti bu “okul”da öğrendim…

Ve hala bu öğrendiğim derslerden, acımasız bir hayat çarkının içinde her gün defalarca girmek zorunda olduğum onca imtihandan geçmek için ter döküyorum. Başarıyorsam bu öğretmenimin “Görüş ve Görüş’ü Görüş yapan insanlar” olmasından; başaramıyorsam kendi eksikliğimden…

Biz öğrencileri, eksiklerimizi tamamlamak için yankısız vadilerde kaybolmaya razıyız; yeter ki Görüş eksilmesin penceremizden! 

*********************************************************************************************

 

GÖRÜŞ OKULU

İsmet YALVAÇ

8 Mayıs 1974 Çarşamba..

O günü çok iyi hatırlıyorum. Cevdet Abi’nin (Barış), kısa bir süre önce satın aldığı, PTT binasının yan tarafındaki sokağın Halep Caddesi’ne bakan köşesindeki kerpiç binada bulunan matbaada, sabaha karşı baskı bitmiş, ilk GÖRÜŞ Gazetesi Malatya kamuoyuna sunulmaya hazır. Tek tek elle dizilen harflerden oluşan kalıpla hazırlanmış haber ve yazılarla dolu ilk GÖRÜŞ, o günün koşullarına göre de hayli eski bir teknolojinin ürünü makinede basılmış, daha mürekkebi kurumamış halde. Sabahın ilerleyen saatlerine doğru ilk dağıtım başlıyor. Cevdet Abi, koltuğunun altına aldığı gazetelerle, Hükümet Konağı’na gidiyor, ilk GÖRÜŞ’ü devlet ricalinin nazarına sunmak için.. Bir miktar gazeteyi de, ben alıp Renkli Sinema tarafına doğru çıkıyorum, işyerlerine giriyor, Malatya’nın yeni gazetesi, ister misiniz? diye soruyorum.. Bendeki gazeteleri dağıtıp, son sınıfında öğrenci olduğum Hasan Varol Ortaokulu’na doğru yola çıkıyorum. Giderken, birkaç gazete de okul yöneticilerine ve öğretmenlere vermek üzere yanıma alıyorum, gururla dağıtıyorum, bu bizim gazetemiz, diyerek..

O gün, GÖRÜŞ’ün birinci sayısının yayınlandığı o gün, aslında ben de geleceğime dair bir kararı vermişim. Mesleğimi seçmişim. 

Sonraki günlerde, okul dışı zamanlarda sürekli matbaadayım, hemen önündeki ahşap  yazıhanedeyim. Haber veya diğer yazılı metinleri alıp, dizgi kasasının başında, kumpas dediğimiz aparata tek tek harfleri dizerek, kelimeleri, cümleleri, sonra da haberin bütününü oluşturuyor, merhum baş mürettibimiz Erkan Usta’ya veriyorum. Yanlışsız dizdiğim için takdir ediyor beni hep. Diğer mürettiplerin hızına ulaşamıyorum ama, benimki fazladan bir katkı olduğu için ses çıkarmıyorlar.

Kısa bir süre sonra, babamın Malatya tarihine ilişkin araştırma metinlerini derliyorum; “Babamın Notları’ndan Malatya Tarihi” adıyla yayınlanmasını uygun görüyor, ağabeylerimiz. Ve birkaç gün sürecek yazı çıkmaya başlıyor, üstünde imzam var. İlk imzam, basında..  Yaş 14..

Bundan bir yıl sonra, 1975’te Turan Emeksiz Lisesi birinci sınıf öğrencisiyim. O ders yılının yaz tatilinde, Cevdet Abi’nin de  destek taahhüdü ve kefaletiyle Hürriyet Malatya Muhabiri oluyorum. Bu, “profesyonel” gazeteciliğimin de başlangıcı aynı zamanda.

GÖRÜŞ’ün 40. yılına ulaşan bu yolculuğu, benim de kâh GÖRÜŞ’te, kâh onun hemen yanı başında süren, 40 yıllık meslek yolculuğum. Birlikte yürüyoruz.

Mensupları olarak, “Malatya’nın Günlüğü”nü tuttuğumuz bilinç ve sorumluluğuyla hazırladığımız, katkı sunduğumuz binlerce sayının her bir satırında, Malatya var, Malatyalı var, biz varız.

Bu gazetede Cevdet Barış’ın; dürüst, ilkeli, baş eğmeyen, eğdirmeyen patronajı, çalışanları olarak bizim en büyük şansımızdı. O’nun mesleki sorumluluk duygusu, Malatya’ya saygısı ve titizliği, bu gazetenin çatısı altında hep iyi insanları biraraya getirdi. Ağabeyler, gençlerin ustasıydı aynı zamanda. İyi insanlara, iyi gazetecilik yapmayı öğrettiler.

Yine GÖRÜŞ’te patronajın bütünüyle yansıdığı, yön verdiği bir gazetecilik meslek anlayışının, ne kadar değerli olduğunu,  basının saygınlığının, güvenirliğinin tartışıldığı bu dönemde çok daha iyi anlıyoruz.

GÖRÜŞ’ün kendine özgü koşullarında oluşan bağlar, bu gazeteyi bizim için aynı zamanda sıcak bir yuva yaptı. Hâlâ, eski- yeni her GÖRÜŞ’çünün buluştuğu, biraraya geldiği, nefes aldığı bir yuvadır, bu gazetenin bürosu.

Teşekkürler GÖRÜŞ.. İyi ki hayatımızda varsın.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."