You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


İbrahim Yücel Reklam
Örnek Resim
İbrahim Yücel Reklam

Arion

Dugun
Malatya Haber -

”Kadir Amca”nın Malatya’sı..

”Kadir Amca”nın Malatya’sı..
  • 27.12.2015

İstanbul merkezli Malatyalı İşadamları Derneği (MİAD)’ın son toplantısının konuğu Malatyalı hayırsever işadamı Abdulkadir Eriş (üstteki fotoğrafta sağda)’ti.. “Kadir Amca”, sinemalarından hamamlarına, eğlencesinden lokantalarına yaşadığı Malatya’yı anlattı..

İşte, MİAD’ın son Perşembe buluşması ve Eriş’in anlattıkları:

“MİAD 11. Perşembe Buluşmaları Toplantısı Abdulkadir ERİŞ’in katılımı ile gerçekleştirildi. MİAD dernek merkezinde düzenlenen toplantıya işadamları ve davetli çevresinden oluşan yaklaşık yetmiş kişi katıldı. A.Kadir ERİŞ tecrübeleri, iş yaşamı ve hayatıyla ilgili sohbet tadında bilgiler verdi.

Toplantının açılış konuşmasını yapan MİAD Genel Sekreteri Ahmet TURAN KOÇER, ciddi konuların yanı sıra kültürümüzden, tarihimizden ve bizlerle bunları paylaşacak büyüklerimizin fikirlerinden faydalanmamız gerektiğini belirtti. KOÇER, A.Kadir ERİŞ’in kısa özgeçmişini okuduktan sonra sözü kendisine bıraktı.

Toplantının devamını A.Kadir ERİŞ’in ağzından aktarıyoruz:

* Kemal Tahir ile Tanışma;
Ben Malatya’da şu anda Turfanda pasajının bulunduğu yerde doğdum. Evimizin yakınında hapishane vardı ve bu hapishanenin müdürü benim kirvem olan Mehmet efendi idi.Bir gün bize yemeğe gelmişti ve dönüşte kendisine bir fayton çevirdik.Çocukluk hevesinden dolayı dönüş yolunda Mehmet efendiyle birlikte faytona binmek istedim. Hapishaneye vardığımızda Mehmet efendi başgardiyandan günlük bilgileri aldıktan sonra aşık ile mektepli diye hitap ettiği kişileri yanına çağırttı ve mektepli diye hitap ettiği Kemal Tahir’den bir şarkı söylemesini istedi.Bunun üzerine Kemal Tahir;
Bağrıma taş basaydım, basaydım da susaydım
Sana yalvarmasaydım
Yazık oldu halime
Öksüz kalan sazıma…

Aşıktan da bir şarkı istedikten sonra hapishaneden çıktık. Kirvem aşık ve mektepliden bahsetti.Aşık sevgilisiyle birlikte sevgilisinin kocasını öldürmekten, Mektepli (Kemal Tahir) ise komünistlikten içerde bulunduğunu söyledi.İkisi de idama mahkum edilmişti ve kısa süre idam edildiler.Kemal Tahir ile tanışmam bu şekilde olmuştur.

Oturduğumuz yerin orda Sinan Otelinin karşısı saman pazarıydı. Yalçın KOREŞ’in rahmeti babası Kapı dere’den trenle saman getirirdi. Saman pazarı hala yerinde durur. Saman pazarının yanında mahkeme ve maliye binası vardı. Oralar yanmıştı ve hükümet binası yapılmıştı. Dolayısı ile mahkeme de hükümet binasına taşınmıştı. Talat KOÇTAŞ, Ahmet PARLAK’IN (Mesut PARLAK’IN babası) dükkânları hükümet binasının olduğu yerdeydi. Hükümet binasını yapan müteahhidin ismi Sait MERZECİ idi. Sait MERZECİ’nin başına gelen komik bir olayı sizinle paylaşmak isterim;

Bir gün Sait MERZECİ Hanımıyla çarşıda dolaşırken peşinden bir amelenin kendilerini takip ettiğini ve hanımını süzdüğünü fark eder ve sonunda dayanamayıp evli olup olmadığını sorar ve ameleden evet yanıtını alınca hanımını göstererek “ama bunun haftada yüz lira masrafı vardır, karşılayabilir misin?” diye sorar.Amele karşılayamam diyince; “O zaman neye peşimizdesin” diyerek çıkışır.

Eskiden Malatya’da su yoktu.Kuyular vardı.Her evin önünde harık dediğimiz suyun geçtiği kanallar vardı ve daha sonraları her köye bir çeşme bağlandı ve çok sonraları ise evlere kadar su çekilebildi.Eskileri düşününce o zamanın kadınlarının işinin ne kadar zor olduğunu tahmin edebilirsiniz.Bir çamaşır yıkamak bile eziyete dönüşürdü o zamanlarda.

* Pütürge üzerine;
Malatyalı İş Adamlarının içinde çok Pütürgeli olduğu için Pütürge’den de bahsetmek isterim. Pütürge’de kış odlumu yollar kapanır.Aluçlu Mehmet efendi sahibi olduğu iki katır ile oraların posta işlerini görürdü.Çünkü başka türlü Pütürge’den Malatya’ya gidip gelme şansınız yoktu.

* Malatya’da Spor;
1939-1940 yılları arasında Malatya’da Fırat spor vardı. Şimdiki Sivas caddesinin köşesinde öğretmen lokalinin orada ise saha vardı.Başka Ahmet FIRAT idi.Hamido, Kör Ahmet, Kıllı Vahap gibi isimler ise bu takımın futbolcularından bazı isimlerdi.Sonrasında Sümer spor kuruldu ve futbolcuların .oğu buraya geldi.Nusret ZABÇI’nın da (Nam-ı diğer Deli Nusret) bir kulüp kurduğunu biliyorum.

* Hamamlar üzerine;
Malatya’da Belediye hamamı vardı ve Yalçın KOREŞ’in rahmetli babası işletirdi.Hacı Hüseyin,Arasa,Tahtalı Emin Han ve birde Gavur hamamı vardı.Gavur hamamını samanlı Şükrü çalıştırırdı.Turgut TEMELLİ’nin babasının yaptırmış olduğu hamamın ismi iste Yıldız Hamamıydı.Arasa hamamıyla ilgili olmuş bir hikayeyi sizinle paylaşmak isterim;

Zamanın Belediye Başkanı Nuri dayı aynı zamanda Arasa hamamını işletiyordu. Kendisi rakıyı severdi. Bir gün Orduzu-Pınarbaşında bir gazinoda eğlenirken arkasında bulunan bir bayanla sohbet eder. Sonrasında bu bayanın hamama davet ederler ve hamam da bir eğlence düzenlerler. Bu sırada emniyete bir ihbar gelir. İhbar 150 anarşistlerin arasa hamamında toplantı yaptıkları yönündedir. Durumu Valiye bildiren emniyet çok geçmeden Arasa Hamamına gelirler. Anarşistler yoktur ama Başkan ve beraberindekiler Emniyete götürülürler. Emniyet çıkışı dışarıda haberi alıp toplanan kalabalığa Nuri dayı “seçim zamanında neredeydiniz. O zaman gelseydiniz ya” der.

* Sinemalar üzerine;
Malatya’da ilk sinema Arap Osman’ın fabrikasına gelmiştir.Orada görev yapan Muzaffer bey Malatya’daki bütün sinema makinistlerini yetiştiren kişidir.Esas anlamda ilk modern sinema Hayri Bey ve kardeşinin Gazi okulunun yanında kurduğu sinemadır.Bu sinemada tiyatro ve konserlerde düzenlenirdi.

* Malatya’nın eğlenceleri üzerine;
Malatya’da sazlar vardı. İlk sazı Sarıoğlu İsmail getirmişti. Saman pazarında yüksek kahve vardı.Burası akşam 7 ye kadar kahve idi.Ondan sonra sazlı eğlence olurdu. Sarıoğlu İsmail daha sonra İstanbul’a gelerek Taksimdeki Kristal Gazinosunu işletti.Malatya da sazcılar Yeşil otelde kalırlardı.Kendisi tüccar olan ve bu işleri seven Mustafa ERBAŞ da 1942 yılında eğlence işine girdi ama kendisi daha sonra battı.

* Malatya’da hastaneler üzerine;
Tekelin karşısında bir doğum evi vardı. Vahap ŞEKERCİ’nin babasına aitti. Bir de Devlet Hastanesi vardı.Yazları en çok dolan yer göz hastanesiydi.Sebebinin de kara sineklerden kaynaklandığını düşünüyorum.

* Camiler üzerine;
Malatya’da o zamanlar Yeni camii ve söğütlü camii vardı.Burası ahşaptı ve yıkılıp tekrar yapıldı.Birde çınarlı camii vardı.

* Okullar üzerine;
Şimdiki Gazi Okulunun yanında bir ahşap bina vardı. Buranın bir kısmı ortaokul bir kısmı ise lise idi.Sene de en fazla 30 tane lise öğrencisi mezun olurdu ve bu 30 un en fazla 5 tanesi üniversite okurdu.O zamanlar sadece İstanbul,Ankara ve Malatya da üniversite vardı.İstanbula gelip okumak çok zordu.Bununla ilgilide kısa bir hikayem var ve onu sizinle paylaşmak isterim;

Adıyaman’dan gelen Yusuf Ziya YILMAZ isminde bir öğrenci Malatya öğrenci yurdunda kalıyordu. Sonradan hukuk u bitirdi. Bir gün babası Yusuf Ziya’ya bir mektup yazar ve zarfın üstünde adres kısmında olanı aynen aktarıyorum size;
“Bay Yusuf Ziya Yılmaz
Şehzade başında, cami karşında, talebe yurdun da
Kendisi benim oğlumdur
Aman aman postacı bu mektubu kendisine vereceksin
Vermezsen göreceksin”

O zamanlar bu mektup dile düşmüştü. Hidayet okulu, Fırat okulu vardı.Sonradan Sümer Okulu yapıldı ama burası sonra yandı.

* Lokantalar üzerine;
En iyi lokanta merkez lokantasıydı. Sinan otelinin arkasındaydı.Lokantanın sahibi rahmetli Hüseyin Bey bütün malzemeleri bizzat kendisi alırdı ve şehrin bütün üst düzey insanları buradan yerlerdi.Bir de Abuzer Dayı vardı ve ben orda aldığım kebabın lezzetini hiçbir yerde tatmadım diyebilirim

* Gazeteler Üzerine;
İlk gazete Fırat gazetesi idi. Bu gazeteyi Fırat matbaası çıkarırdı.Yazan arkadaşlardan biri Rahmetli Doğan beydi.Demokrat Malatya Gazetesi vardı ve onun yazarı Celal BİLGİLİ idi.Gayret gazetesini Hüseyin ağabeyimiz çalıştırırdı.Selami TURGUT ise Gazeteciler Vakfı başkanıydı.Birde Alman Hacı vardı ve Alman Hacı Fıkralar yazardı.

* Sümerbank Fabrikasının Yapılması üzerine;
1930-1940 yılları arasında yapılmıştır. Malatya ya çok faydası olmuştur diyebilirim. Sonra şeker fabrikası kuruldu. Malatya da şeker pancarı yetişmediği için Elbistan’dan gelirdi.Ama Menderes oy almak için şeker fabrikasını kurmuştu.

Ben İlkokula Gazi Okulunda başladım ve Hidayet okulunda öğrenim hayatımı bitirdim. Küçükken bütün gayet avukat olmaktı. Hatta bir gün İstanbul’a seyahat eden bir büyüğüme para vererek bana avukat rozeti almasını rica etmiştim.Rozet sadece tesellimiz olmuştu.İlkokulu bitirdikten sonra babam benim lise okumamı istememiş ve esnaf olmamı istemişti.Büyüklerimin babama ricası ile sanat okuluna gittim ama babamın rahatsızlığı nedeniyle okulu yarım bırakmak zorunda kalmıştım.Sonrasında Sümerbank .Fabrikasında kısa bir iş tecrübem oldu.Ama aklım hep acente işinde idi.Sümer banktaki kısa iş tecrübemden sonra manifaturacı dükkanı açtım.Dükkanı açarken bol miktarda el ilanı bastırdım ve iki üç kişi vasıtasıyla bütün evlere dağıttırdım.Bu anlamda Malatya ya reklam işini ilk getiren kişi benim diyebilirim.Manifatura işi yaparken aynı zamanda komisyonculuk işlerine devam ediyordum.1957 de trafik kanununun çıkması ile sigorta acentesi açmak istedim ve açtık.Paranın büyük bir bölümünü reklama yatırıyorduk.Bir süre sonra Acenteyi devrettim ve lastik işine girdim.Şehrin girişinden her yerini reklamlarımızla doldurmuştuk.İşlerin böylesine içinde iken sosyal faaliyetlerimize de devam ediyorduk.Malatya da birçok kişinin Kirvesi de olmuşumdur.

* MEV in kuruluşu hakkında;
MEV’i 32 arkadaş kurduk. Birçok talebe MEV’in yardımları ile okumaktadır. Bugüne kadar bir çok okul, dispanser gibi yerler ya kurduk yada kurulmasına ön ayak olduk. Benim kendi yaptırdığım 4 tane okul, bir verem savaş kliniği bir tane de cami vardır. Abdulkadir ERİŞ Vakfını da kurduk ama MEV deki görevime devam etmekteyim. Milletin başına her türlü kötülük cehaletten geldiği için benim sizden ricam gücünüz ölçüsünde öğrencilere yardım etmenizdir. Müslümanlıkta zekât önemlidir ve zekat verince paranızdan eksilmez ve sizi ayakta tutar.

Üç türlü dost vardır. Bunlardan birincisi selam dostudur ve sadece selamınızı paylaşırsınız. İkincisi kelam dostudur ve selam vermenin yanı sıra iki çift laf edebileceğin, hal hatır sorabileceğin kişidir. Üçüncüsü ise muhabbet dostudur. Muhabbet dostu çok önemlidir ve çok iyi seçilmelidir. Muhabbet dostu ile ailenizle yâda eşinizle paylaşamayacağınız şeyleri paylaşabilirsiniz. Muhabbet dostunuzu seçerken çok dikkat etmelisiniz.

Toplantının sonunda tecrübelerini ve yaşadıklarını paylaştığı için Ahmet Turan KOÇER A.Kadir ERİŞ’e teşekkürlerini iletti. Toplantı sonunda misafirler ile A.Kadir ERİŞ ayaküstü kısa bir sohbet yaptılar.”

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."