You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


İbrahim Yücel Reklam
Örnek Resim
İbrahim Yücel Reklam

Arion

Dugun
Malatya Haber -

‘Lider Ülke Olmaya Adayız’

‘Lider Ülke Olmaya Adayız’
  • 27.12.2015

Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, AB üyeliği ile ilgili olarak “Bizim vatandaşımız isterken, endişe duyuyor. Onlar da istemedikleri halde Türkiye’nin üye olacağını biliyor. Çünkü Türkiye’nin potansiyelini onlar daha iyi görüyor. Bizim yapmaya çalıştığımız da o makası kapatmak” dedi.

Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, geldiği Malatya’da ilk olarak Vali Ulvi Saran’ı ziyaret ederek bir süre görüştü. Bakan Bağış buradaki konuşmasında, Avrupa Birliği sürecinin Malatyalı İsmet İnönü zamanında 1963 yılında Ankara Anlaşması ile başladığını, yine bir Malatyalı olan Turgut Özal’ın 1987 yılında Avrupa Birliği’ne üyelik sürecinin başlattığını belirterek ” Bu kapsamda 2010 yılının ilk ziyaretini Malatya’ya yapmaktan mutluyum” dedi. Vali Ulvi Saran, Bakan Bağış’a Malatya ziyareti kapsamında tepsi içerisinde kuru kayısı ikramında bulundu.

Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Valilik ziyaretinin ardından yaya olarak Ticaret ve Sanayi Odası’na geçerek burada Sivil Toplum Kuruluşları temsilcilerinin de katıldığı toplantıda ‘ Türkiye – Ekonomik İlişkileri’ ile ilgili açıklamalarda bulundu.

Bakan Bağış, toplantı öncesinde Malatya TSO Başkanı Hasan Hüseyin Erkoç’un ‘Türkiye’yi bölgesinin lider ülkesi olmasını istiyoruz’ sözlerine karşılık olarak, ” Biz bölgenin zaten lider ülkesiyiz. Bölgenin söz sahibiyiz. Dünyanın lideri ülkesi olmaya adayız” dedi.

Bakan Bağış, “Tabii ki AB üyesi birtakım büyük ülkeler, Türkiye gibi genç ve dinamik nüfusa sahip bir ülkenin, ekonomik potansiyele sahip bir ülkenin Avrupa Birliği’ne üye olmasını geçiktirmek istiyeceklerdir. Ama onlar da bize havlu attıramayacaklar” dedi.

Devlet Bakanı ve Başmüzekereci Egemen Bağış, Türkiye’de vatandaşların AB üyeliğini isterken çok endişe duyduklarını, bunun da sebebinin AB üyesi bazı ülke liderlerinin vizyonsuzluğundan kaynaklandığını belirterek, “Bugün Türkiye’de halkımıza ‘Ülkemizin AB üyesi olmasını ister misiniz?’ ya da ‘Bugün referandum olsa, AB üyeliği yönünde oy vermek ister misiniz?’ diye sorduğumuz zaman, yüzde 59,6’lık bir kesim Türkiye’nin AB üyeliğine evet diyeceğini söylüyor. Yaklaşık yüzde 30’u ise hayır diyeceğini söylüyor. Neredeyse yarı yarıya. Geri kalan vatandaşlarımız ise bu konuda kararsız. Ama soruyu farklı yönlerden sorduğumuz zaman çok farklı neticeler alıyoruz. Örneğin, ‘AB’nin Türkiye’yi üye olarak kabul edeceğine inanıyor musunuz?’ sorusuna yüzde 40’ı evet diyor. Yani yüzde 60 AB’yi isterken, yüzde 40’ı evet diyor. Bir güvensizlik var. Neden o güvensizlik? İşte birtakım vizyonsuz liderlerin, AB üyesi bazı ülkelerin vizyonsuz liderlerinin Türkiye’yi itham edici, Türkiye’nin hoşuna gitmeyecek bazı söylemleri, bizim vatandaşların üzerinde bir negatif etki oluşturuyor. Ama kendi halkımıza ‘AB sürecinin Türkiye’de demokrasiyi güçlendireceğine inanıyor musunuz?’ diye sorduğumuzda yüzde 70 evet diyor. ‘Türk ekonomisine katkı sunacağına inanıyor musunuz?’ sorusuna yüzde 68 evet diyor. ‘AB, insan haklarının daha evrensel standartlara gelmesini sağlar mı?’ diye sorduğumuzda yüzde 70’e yakını evet diyor. Çok enterasan bir rakamı daha sizlerle paylaşayım: Hani bizim vatandaşa soruyoruz, yüzde 60’ı AB üyesi olmasını istiyor ama yüzde 40’ı AB üyesi olacağımıza inanıyor dedim ya. AB üyesi ülkelerde ise tam tersi bir tabloyla karşı karşıyayız. AB üyesi ülkelerde ‘Türkiye’nin üye olmasını istiyor musunuz?’ dediğiniz zaman AB’de ortalama yüzde 40 evet diyor. ‘Peki Türkiye’nin AB üyesi olacağına inanıyor musunuz?’ sorusuna da yüzde 60’ı evet diyor. Bizim vatandaşımız isterken, endişe duyuyor. Onlar ise istemedikleri halde Türkiye’nin üye olacağını biliyorlar. Çünkü Türkiye’nin potansiyelini onlar daha iyi görüyorlar. Bizim yapmaya çalıştığımız da o makası kapatmak. Türkiye’nin gücünün biz farkına varırsak, başkaları da bizim gücümüzün farkına varır diye düşünüyorum. 2010 yılında da önemli başarıları hep birlikte yaşayacağız.

Avrupa birliğine özveride bulunmadık. AB sürecinde çevre ile ilgili açtığımız fasılalarda bizim çocuklarımızın daha temiz bir çevrede yaşayabilmelerinin adımlarını attık. Gıda güvenliği faslını açacağız. Biz kendi gıda güvenliğimizi sağlarken AB’ye her hangi bir teveccühde mi bulunuyoruz. Bizim kendi içtiğimiz yediğimiz gıdaların daha güvenli olması için adımlar atıyoruz. Bunun için kanunlar yönetmelikler çıkaracağız. Bu konuda tarım bakanlığının yeniden yapılanmasını sağlayacağız. Bir kere üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizde Deniz Ürünleri Genel Müdürlüğü kuracağız. Bunun AB’ye değil kendi ülkemize faydası olacak.

AB sürecinin bazen Avrupalıların her dediğini yapılıyorlar gibi anlatmaya çalışan maalesef muhalefet liderlerimiz var. İşin aslı böyle değil. Evet. Türkiye Ab için önemli bir ülkedir, Ab için de Türkiye büyük bir ülkedir. Yani bir düşünelim 50 yıl evvel darbelerden sonra bu ülkede başbakanlar idam ediliyordu, 30 yıl evvel Kafka’nın Dostyoveski’nin kitapları toplatılıp yakılıyordu, 10 yıl evvel bu ülkede belediye başkanı ders kitaplarındaki bir şiiri okuduğu için hapsedilmişti. Bundan 7-8 sene evvel insanlar Kürdüm demeye korkuyordu ama şimdi devletin televizyonunda 24 saat anlayabildiği dilde kaliteli eğlence izliyor ve doğru bilgi alıyor. Bunlar Türkiye’den bir şey alıp götürmedi bunlar Türkiye’yi güçlendirdi. Bazen bana diyorlar ki, Hırvatistan, Türkiye ile aynı anda müzakerelere başladı ama onlar neden bizden daha fazla fasıla açtı? Peki onlar bizden daha fazla fasıla açtı da bizden daha fazla ilerleyen ülkelerde bir başbakan yardımcısına suikast iddiaları magazinleştirilebiliyor mu? O ülkelerde ‘Demokrasi lazım’ ama cümleleri kurulabiliyor mu? Demokrasinin, insan haklarının fakatlı, ‘ama’lı açıldığı ülkelerde fasılaların açılması mucizedir. Bizim fasıllardan evvel zihinleri açmamız gerekiyor.

Gerçekten de Türkiye şöyle bir geriye dönüp baktığınızda zihinleri açma konusunda çok önemli adımlar attı. Düşünün Nazım Hikmet, fikirlerini beğenirsiniz beğenmezsiniz, hakkını teslim etmek zorundasınız. Türkçeyi en güzel kullanan şairlerimizdendir. 40 yıl Nazım Hikmet’e vatandaşlığı çok gördük. Ta ki Ak Parti Nazım Hikmet’in vatandaşlığını iade etti.

Senelerce 1 Mayıs’ı işçilerimize çok gördük. Geçen sene ilk kez 1 Mayıs’ı resmi bayram olarak ilan ettik. Ne kaybettik?

Bu AB’ye verilmiş bir özveri miydi? Hayır bizim kendi içimizdeki bütünleşmemizdi. Herkesin tartıştığı bir konu var. Milli Birlik ve Kardeşlik Programındaki Demokratik açılımdır. Demokratik açılım nedir biliyor musunuz? Malatya’nın on yıllardır sağladığı kardeşliğin Türkiye genelinde de paylaşılmasıdır. AB üyesi ülkelerde bir Fransız vatandaşın ne hakkı hukuku varsa, İtalya’daki bir vatandaşın ne hakkı hukuku varsa Türkiye Cumhuriyeti içinde de dini inancına, siyasi fikrine, milliyetine bakılmaksızın, herkese aynı hakkın verilmesidir. İnşallah Türkiye bir yandan AB yolunda ilerlerken bir yandan da kendi özüne dönüyor. Kendi özüne dönüyordan, şunu kastediyorum. Kendi kültürümüzle dünyaya çok önemli açılımları sağladığımız bir dönemde, dünyanın en önemli gücü olduğumuz bir dönemde Osmanlı’nın tek bir parolası vardı. İnsanı yücelt ki devlet yüceltsin. İnsanı yüceltmeden devleti yüceltemezsin.

Şu anda Türkiye’de yüce kavramını devletten alıp bireye, insana vermeye çalışıyoruz. Çünkü bugünkü Anayasa’da yüce olan devlettir. Açıp bakarsanız, yüce devletten bahsedildiğini görürsünüz. Yüce olan bireydir, insandır. İnsanlarımızın demokrasisini genişletebilirsek, insanın özgürlüklerini arttırırsak, insanlarımızın ekonomik potansiyellerini daha da arttırırsak o zaman devletimiz zaten yücelir zaten yükselir. Gerçek demokrasiyi benimsemiş bütün insanların zengin oldukları bir tesadüf müdür?

İnsanımızın ‘benim Anayasam’ diyerek benimsediği bir Anayasamız olmalı. Ben muhalefet partilerine ‘Her parti birer tane Anayasa taslağı hazırlasın’ dedim. Herkes kendi Anayasa taslağını hazırlasın ki, kimin ne kadar demokrasi istediği, kimin ne kadar laik olduğu ortaya çıksın. Ama iki hafta geçti bana bugüne kadar cevap veren olmadı. Bana cevap vermeyenler bir gün tarihe cevap vereceklerdir.” şeklinde konuştu.

Bağış, Türkiye’nin Avrupa’nın 6. , Dünya’nın ise 17. büyük ekonomisine sahip olduğunu, 2003 yılında yabancı yatırımın 450 Milyon Euro iken, 2007 yılında bu rakamın 9 Milyar Euro’ya çıktığını da belirtti. Bağış, Doğalgaz boru hattı olan ‘ Nubucco’nun bir süre önce Ankara’da imzalandığını ve 5 bin kilometre uzunluğundaki doğalgaz hattının 3 bin kilometresinin Türkiye’de olduğunu, ülkemizin 72 milyonun yarısının 30 yaş altı genç nüfusun oluşturduğunu da kaydetti.

Bakan Bağış, “Türkiye’de 81 ilde bir vali yardımcısı aynı zamanda AB’den de sorumlu vali yardımcısı olacak” dedi.

Gümrük Birliği anlaşmasının da bazı maddelerin değiştirilmesi ile ilgili bir çalışma yaptıklarını da söyleyen Bakan Bağış, okullarda da AB süreci hakkında eğitim verilmesi ile ilgili olarak Milli Eğitim Bakanlığı ile birlikte çalışma yürüttüklerini söyledi.

TSO’da yapılan toplantıya Vali Ulvi Saran , AKP Milletvekilleri Mücahit Fındıklı, Ömer Faruk Öz, Öznur Çalık, İhsan Koca, Fuat Ölmeztoprak ve Mehmet Şahin, Belediye Başkanı Ahmet Çakır, Bakan Bağış’ın eşi Beyhan Bağış ile Sivil Toplum Örgütlerinin başkan ve yöneticileri de katıldı.

HABER-FOTO: Selahattin GÖKATALAY

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."