Final

Örnek Resim
İbrahim Yücel Reklam

Arion

Dugun
Malatya Haber -

‘Malatya Kasaba Oldu!’

‘Malatya Kasaba Oldu!’
  • 27.12.2015

İstanbul Üniversitesi Rektörü hemşehrimiz Prof. Dr. Mesut Parlak 18 Ocak 2005 tarihinde başladığı rektörlük görevini kısa bir süre sonra seçilecek yeni rektöre devredecek. 2005 yılında en yakın rakibine yaklaşık 2 kat fark atarak İstanbul Üniversitesi rektörlüğüne seçilen Prof. Dr. Mesut Parlak makamında arkadaşımız Niyazi Doğan’ın sorularını yanıtladı.

 

Kasım ayı içinde kendisini makamında ziyaret eden İsrail’in Türkiye Büyükelçisi ve İstanbul Başkonsolosu’nun korumalarını da görüşme odasında bulundurma isteğine çok sert tepki göstererek görüşmeyi başlamadan bitiren ve bu davranışı ile Türkiye, İsrail ve Arap dünyasının gündemine oturan Prof. Dr. Mesut Parlak, yaklaşık 2 saat süren söyleşi sırasında İsrail olayı, Türkiye, Malatya gündemi ve emeklilik sonrası yaşamına dair sorularımıza samimi ve çarpıcı yanıtlar verdi. Görev yaptığı süre içinde İstanbul Üniversitesi’ni 3 yıl üst üste Dünya’nın en iyi 500 üniversitesi arasına sokan Prof. Dr. Mesut Parlak, Başbakan Erdoğan ile son derece güzel bir diyalogu olduğunu belirterek, 4 yıllık görevi sırasında içinde ukde olarak kalan tek şeyin Başbakan Erdoğan’ın Olimpiyat Stadı yanında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi için üniversiteye tahsis etmek istediği büyük arazinin fakülte yönetim kurulunca reddedilmesinden kaynaklandığını ifade ediyor.

 

Prof. Parlak ‘’ Sayın Başbakanı severim sayarım, Tıp Fakültesi dekanlığımdan itibaren bana çok büyük destek verdi. Ama bize vermek istediği arazi konusunda ona karşı mahcubum, o konu içimde bir yaradır. Bazen Sayın Başbakanı gördüğümde bu mahcubiyetten dolayı ona görünmek bile istemem. O araziyi alsaydık tıp fakültesini tıp üniversitesine dönüştürecektik. Çok da güzel olacaktı, ama bizden kaynaklanan nedenlerle olmadı’’ diyor.

 

Tamamı TV Malatya’da Niyazi Doğan tarafından hazırlanıp sunulan Aklın Yolu Programı’nda yayınlanan söyleşinin Malatya ve Prof. Parlak’ın özel yaşamına ilişkin bölümünü aşağıda sunuyoruz.

 

Önce temel başlıklar :

 

– MALATYA’YA GİDERKEN ARKADAŞLARIMA ‘UMREYE GİDİYORUM ‘ DİYORUM

 

– MALATYA GERÇEK BİR KASABAYA DÖNÜŞTÜ. 

 

– VALİ BEY ÇOK İYİ İŞLER YAPTI AMA O YALNIZ BIRAKILDI

 

– BELEDİYE BAŞKANI 4 YILDAN SONRA ÇALIŞMAYA BAŞLADI

 

– SÜMERPARK’A ABDULLAH GÜL İSMİ YORUMU : TÜRKİYE’DE YAĞCILIK SEKTÖR OLDU

 

– SÜMERPARK’IN KARŞISINA YAPILAN İNŞAAT İHANET İNŞAATI

 

– BİRİLERİ SAPTIRILAN TÜRBAN KONUŞMAMDAN DOLAYI MALATYA’YA GELMESİN DEMİŞ…MALATYA BABANIZIN MALI MI?

 

– İSRAİL TAVRIMDAN DOLAYI MUAZZAM OLUMLU TEPKİLER ALDIM.

 

– ERGUN BABAHAN’I 11 AY 20 GÜNE MAHKUM ETTİRDİM. YA AHMET ÇALIK’TAN YA DA ONDAN 100 BİN YTL DE TAZMİNAT ALACAĞIM

 

-TMSF BAŞKANI AHMET ERTÜRK TÜRKİYE’NİN TANIYACAĞI EN KALİTELİ BÜROKRATLARDAN BİRİ

 

– BİR SÜRE SONRA YÖK İLE İLGİLİ YAPACAĞIM AÇIKLAMALARDAN KAMUOYUNUN AĞZI AÇIK KALACAK

 

– EMEKLİLİK SONRASI BİR YOL HARİTAM YOK. ANILARIMI YAZMAYACAĞIM

 

Malatya’nın sizin için çok özel ve önemli bir anlamı olduğunu herkes bilir. Bu önemin boyutlarını bir de sizden dinlemek istiyoruz.

 

Memleketim Malatya. Malatya’nın benim yüreğimde tarifsiz bir yeri ve değeri var. Benim için çok çok önemli. Neden? Ben ümmi bir annenin, okuma yazması olmayan bir annenin çocuğuyum. Bunun için belki duygusalım memleketime karşı, belki bunun için bu kadar üzerine titriyorum.

 

Malatya’ya sık sık gidiyorsunuz. Ziyaretlerinizde yaşadığınız duygu dünyanızın kapılarını biraz olsun açar mısınız?

 

Ben Malatya’ya giderken arkadaşlarıma ‘’Umreye gidiyorum’’ diyorum. Arkadaşlarım da böyle dediğimde ‘’Ooo Allah hayırlı uğurlu etsin’’ diyorlar.  Sonra ‘’Memleketime Malatya’ya gidiyorum’’ deyince tabi şaşırıyorlar. Malatya benim memleketim, doğup büyüdüğüm topraklar, benim için orası da Umre sayılır. Yılda 6-7 kez giderim, akrabalarımı, dostlarımı ziyaret ederim, hasret gideririm.

 

Malatya için ‘’Keşke şu noktada olsaydı’’ dediğiniz bir nokta var mı ?

 

Yok, yok. Açık konuşacağım yine. Öyle bir Malatya tasavvuru bile kalmadı artık. Hiçbir Malatyalı Malatya’sına sahip de çıkmıyor, hiç kimse hiçbir şeyin hesabını da sormuyor. Böyle bir  vurdumduymazlık, bana dokunmayan yılan bin yaşasın anlayışı…Ama o yılan bir süre sonra böyle düşünenlere de dokunacak… Malatya gerçek bir kasaba oldu. Büyük bir kasaba…

 

Üzülüyor musunuz bu duruma?

 

Çok üzülüyorum çok…

 

 Siz yılda 6-7 defa Malatya’ya geliyorsunuz, Malatya’nın kasabalaştığına yani gerilediğine dair eleştirilerinizi yöneticilere aktarıyor musunuz ?

 

Ben kendi insanımı özlüyorum, şehir kimliğine sahip Malatyamı özlüyorum. Şu anda hakikaten çok değerli bir valimiz var. İnanılmaz güzel şeyler yaptı. Ama Vali bey, inanıyorum ki kendisi dile getirmiyor ama, sanıyorum ki o çok yalnız.

 

Belediye Başkanı Akın’ın çalışmalarını takip ediyor musunuz ?

 

Belediye başkanı sonradan çalışmaya başladı, çok geç kaldı. İstasyon Caddesi’ne çok güzel bir park yaptılar.

 

Sümerpark’ı kastediyorsunuz.

 

Evet

 

Abdullah Gül adı verildi o parka Malatya Belediyesi tarafından.

 

E ne diyelim, yağcılık artık bir sektör oldu Türkiye’de. Ben olsam kabul etmezdim Şimdi bakın, bundan haberim yoktu. Tabi ki Sayın Cumhurbaşkanı’nın adı bir yerlere verilebilir. Daha büyük yerlere de adı verilebilir. Helal hoş olsun. Ama…

 

Şeker Fabrikası arazisine yapılacak parka da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ismi verildi…

 

Tamam, insinler işte aşağıya doğru. İşte Hüseyin Çelik, Kemal Unakıtan diye sıradan gitsinler. İyi olur (!)  Çok iyi olur (!)  O parkın peyzajını da bizim Orman Fakültesi’nden bir profesör yaptı. Kurtulmuş oldu o alan. Karşı tarafa da bir ihanet inşaat yapılıyor. Ne inşaatı bilmiyorum. Getirdiler belediye binasını oraya koydular. Yapmayın ! Dünya kadar yer var şehirde. Şimdi bir bilgiye göre de Şeker arazisinin içine bir devlet hastanesi yapılması planlanıyormuş.

 

Evet. Önce 800 şimdi de 400 yataklı bir hastanenin Şeker arazisinde inşa edilmesi planlanıyor.

 

Ya bıraksınlar bu işleri, bıraksınlar…

 

Neden karşı çıkıyorsunuz Şeker arazisine hastane yapılmasına ?

 

Kaşıkçı elması denen bir şey var. O cadde Malatya için Kaşıkçı Elması değerinde bir cadde. Yani şu anda Malatya’da büyük, modern bir kongre merkezi var mı, yok. İnsanların nefes alacağı, gezineceği, yürüyüş yapacağı, bir annenin çocuğunun elinde tutarak gezdireceği bir alan var mı, yok. Bir parkımız vardı, o da elimizden gitti. Sanat okulu filan yaptılar, bilmem ne yaptılar, halkın  parkını ticarileştirdiler.

 

Şimdi şu ağrıma gitti : Sayın Abdullah Gül’e saygı duyuyorum. Cumhurbaşkanımızdır. Saygı duyarım. Helal-i hoş olsun. Ama,..Sen Sümerpark’a Abdullah Gül adını vereceksin, diğer yandan da Yeni Cami önünde Nurettin Soykan Parkı’nın adını değiştireceksin. Yazıklar olsun…Yazıklar olsun…Yazıklar olsun… Bak, ben hayatta çok ender insanın elini öperim. Elini öptüğüm insanlardan biri de Nuretin Soykan’dır. Hani bir söz vardır ya;  Adam gibi adamdır Nurettin Soykan. Sen böyle bir insanın adını ordan kaldır… Demek öyle… Yazıklar olsun…

 

Peki bir tabela astılar mı Sümerpark’a?

 

Evet astılar, bir hayli büyük bir tabela. Ancak Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, kısa bir süre önce Malatya’yı ziyareti sırasında, parka adının verilmesinden dolayı teşekkür etmekle birlikte, Malatya Belediyesi’nin bu kararını iptal ederek parka doğal adı olan Sümerpark’ın verilmesi talimatını verdi. Fakat Belediye Başkanı Cemal Akın hala ‘’Belediye Meclisi’nin kararına saygı duymak gerekir’’ diyerek Abdullah Gül isminin değişmesinden yana olmadığını açıkladı. Abdullah Gül’e rağmen Abdullah Gül durumu yani…

 

Kutluyorum. Sayın Cumhurbaşkanını bu tavrından dolayı kutluyorum. Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül’ün bu hassasiyeti beni çok mutlu etti. Sayın Gül’ün bu hassasiyeti çok önemli. Ben Tayyip Bey’in de Şeker arazisine yapılacak parka adının verilmesini kabul edeceğini sanmıyorum. Benim tanıdığım Tayyip Bey ise kabul etmez.

 

Böyle bir yönetim anlayışı sizce Malatya’ya ne kazandırır, ya da kaybettirir?

 

İşte belli, bir kasaba oldu Malatya. Büyük bir kasaba. Bu kafa, bu mantık neyi üretti ?  Bak şurda 4 yıl oturdum; Türkiye’deki ormancılık alanında, peyzaj alanında, çevre alanında Türkiye’nin en önemli, en büyük isimleri bizim üniversitemizdeydi, ama buna rağmen Malatya’dan bir gün bir talep gelmedi. Deyin ki ‘’Şu gelsin de şu Kernek’in dağına çıksın da bu şehir için ne yapılabilir ? Bir proje üretsin’’  4 yıldır buradayım, gelmedi böyle bir talep. Bak, benim akrabamdır Cemal Akın. Çok sevdiğim zarif bir insandır Cemal Bey. Ama gelmedi böyle bir talep. Büyük bir mutlulukla her türlü desteği verirdik isteselerdi. Ha, Cemal Akın böyle de diğerleri farklı mı, değil. Bir sektör oldu bu yağcılık. Zeytinyağında gerçi İtalya ile, Yunanistan ile yarışamıyoruz ama, maşallah bu sektör bizde çok iyi, çok hızlı. Şimdi tabi bana çok kızıyorlar, dilim çatallı diye. Ama bunları söylemeye devam edeceğim. Demokratik hukuk devletinde anayasal haklarımız var. Bu haklarımız bana bunları söyleme sorumluluğu yüklüyor. Memleketime, ülkeme karşı sorumluluklarımı da ne pahasına olursa olsun bugüne kadar olduğu gibi yerine getirmeye devam edeceğim. Şunu da bir kez daha vurgulamak istiyorum : Sayın Cumhurbaşkanımızı Sümerpark ismi konusunda gösterdiği hassasiyet için kutluyorum. Bu arada, belediye meclis üyelerini de kutluyorum (!)  Hiç kimsenin aklına gelmeyecek, böyle olağanüstü üretkenlik gerektiren bir karara imza attıkları için onları da yürekten kutluyorum (!) 

 

Biliyorsunuz şu saptırılan türban konuşmamla ilgili birileri beni Malatya’da hemşehrilikten atmaya da kalktı. Yani bir daha buraya gelmesin falan gibi laflar etmişler… Malatya babalarının malıydı sanki. Her zaman ve zeminde göğsümü gere gere giderim, orası benim memleketim, toprağım, anam babam, kardeşim, her şeyim.

 

Ama İsrail Büyükelçisi ve İstanbul Başkonsolosu’na karşı göstermiş olduğunuz tavırla gönülleri yeniden kazandığınızı gösteren bir atmosfer oluştu diye düşünüyorum.

 

Evet. Çok çok olumlu tepkiler aldım. Muazzam olumlu tepkiler. Mesut Parlak şimdi çok iyi. Ama bak, mesele Mesut Parlak’ın iyi olması kötü olması değil. Önemli olan bu ulusun kendisidir. Bu ulus globalleşen dünyada birinci ligde oynayamazsa sıkıntımız büyük olur. Benim bütün derdim işte bu.

 

İstanbul ve Ankara’daki Malatyalı işadamları ile ilişkileriniz nasıl ? Malatyalı iş adamlarının Turgut Özal’dan sonra Malatya’yı yalnız ve kendi kaderi ile baş başa bıraktığına yönelik bir kanı var, siz katılıyor musunuz bu düşünceye ?

 

Malatyalı hemşehrilerimle ilişkilerimde sıkıntı olmaz. Çünkü bu ilişkinin temelinde sevgi bağı var. Bizimkisi bir sevgi bağı. Benimle ilişkilerinde menfaat ilişkisi olmaz hemşehrilerimin, bu nedenle sıkıntı da olmaz. Bu birincisi. İkincisini anlatmak için ben size bir soru sorayım : Siz bir medya mensubu olarak Malatyalı işadamlarının Merhum Özal döneminde Malatya’ya daha yakın ilgi göstermesini neyle izah ediyorsunuz ?

 

Turgut Özal iktidardı. İş adamı doğası gereği gücü elinde bulunduran iktidar sahiplerinin yanında yer almak istiyordu ve bir Malatyalı olan Turgut Özal’ın gönlünü kazanmak için memleketine daha yakın ilgi gösteriyordu, ya da en azından böyle gösteriyordu.

 

Yerleri değiştirmeye devam ediyorum. Şunu mu anlamalıyım sizin sözlerinizden : Malatyalı gücün mü yanındadır?

 

İşadamı nereli olursa olsun doğal olarak iktidarın, gücün yanındadır, güçlünün yanında yer almak onu da güçlü kılar çünkü…

 

Bakın siz orda bir noktayı atlıyorsunuz. O dönemde Abdurrahman Yavuz diye bir TSO Başkanı vardı. Malatyalı işadamlarının Ankara’da, İstanbul’da, İzmir’de bir hedef etrafında birleştirilmesi, Malatya yararına organize edilmesi için gereken organik ilişkiyi o sağlıyordu. Abdurrahman Yavuz TSO başkanlığından gitti, iş bitti.

 

Özal döneminde iş dünyasının Malatya yararına kanalize edilmesinde görünmeyen kahraman Abdurrahman Yavuz mudur diyorsunuz yani ?

 

Evet. Tabi. Şimdi bildiğim kadarı ile şehre de pek çıkmıyor, OSB’deki fabrikasında daha çok. Güzel adamdır, iyi adamdır. Hakikaten iyi adamdır, bütün o organizasyonları yapan adamdır Abdurrahman Yavuz. Bir de şu var TSO gibi sivil toplum kuruluşlarının başında oturanlar bir süre sonra Ankara hesapları yapıyor.

 

Evet TSO ve benzeri kuruluşlar atlama taşı olarak kullanılıyor. Mücahit Fındıklı bu konuda son örnek.

 

Ben isim vermek istemiyorum. Genel görünüm anlamında konuşuyorum. Bu tür makamları siyasete atlama taşı olarak kullanırsanız başarılı da olamazsınız. Başarı nerde biliyor musunuz n? Ben şu rektörlük makamına oturdum. 4 yıldır İstanbul Üniversitesi’ni yönettim. Bu 4 yılda bir gün olsun  buradan başka bir yere atlama düşüncesi içinde olmadan hizmet ettim ve bu zihniyetle hizmet ettiğim için başarılı oldum. Başarılı olduğumu iddia ediyorum, çok iyi işler yaptım ben burada. İddia ediyorum, kim gelirse gelsin tartışırım ben bunu. Burada oturup da başka bir yerin hesabını yaparsanız başarılı olamazsınız. Ama şunu da söyleyeyim, şehrin en güzel yerlerine Sayın Cumhurbaşkanı’nın, Sayın Başbakan’ın adlarını verirseniz çabuk zıplarsınız. Yani o da güzel bir şey esasında (!) Yani sana, bana ters işler ama…Güzel işler onlar için…

 

Yani parklara Sayın Gül’ün Sayın Erdoğan’ın isimlerini vererek siyasi istikballerini kurtarmış oluyorlar…

 

Bak, ben son ders yılı açılış konuşmamda çok önemli gördüğüm bir konuya vurgu yapmıştım Demiştim ki : ‘Sesi duymayanlara sağır denir. Ama gerçek sağır, vicdanının sesini duymayandır’. Bir ünlü düşünür şöyle söyler : ‘Eğer bir ülkede cücelerin gölgesi çok büyüyor ise o ülkede güneş batıyor demektir’ Bu cüce boy cücesi değil.

 

Malatya’nın güneşi batıyor mu ?

 

Hayır, ben bir durum değerlendirmesi yapıyorum. AKP’lilerin güzel bir sözü var : ‘Hayırlara Vesile Olsun’. Çok güzel bir laf, ben sık sık kullanıyorum artık. Malatya, sadece yöneticileri ile değil halkı ile de davasına sahip değil. Malatya halkı bu değil…Bu değil idi…Malatyalı aydındır, Malatyalı çağdaştır. 1948 yılında Yeşilyurt kazamızın belediye başkanı papyon kravat takıyordu. Merhum Turgut Özal’ın annesi Hafize Hanım şapkalıydı. Bunu söylerken her şeyin kılıkla kıyafetle ilişkili olduğunu söylemek istemiyorum. Kılıkla kıyafetle ilgisi yok. O insanlar aydındı, çağdaştı, aynı zamanda manevi değerlerine de sımsıkı bağlıydı. Ama o insanlar yok artık…Zaten bir dernek kurulmuş, Malatyalıları Koruma Derneği…

 

Malatya’da Malatyalılar Derneği’ni kastediyorsunuz…

 

Evet. Yüzde 26 kalmış. Bu kültür uyuşmazlığını ortadan kaldıracak bir şey de yapmadılar. Yapılmadı, yapılsaydı göç eden adam da uyum sağlardı. Sonuçta gelen vatandaş da Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, Türk.

 

Malatya Milletvekilleri ile ilişkileriniz nasıl ?

 

Benim kimseyle kavgam yok. Bir kavga yaparsam da memleketim için, ülkem için yaparım.

 

Sizinle iletişimleri iyi midir yani ?

 

İyidir. Hepsi saygın insanlar. İçlerinden bana kızarlar. Ama…

 

Neden kızarlar size ?

 

İdeolojik.  İşte o açılış konuşmasını baştan siz söylediniz. Benim bir şey söylememe gerek yok zaten siz söylediniz.

 

İnönü Üniversitesi Vakfı kurucu üyesisiniz. Buradan ilham alarak sorayım, İnönü Üniversitesi yeni bir yönetime kavuştu. Yeni bir rektör atandı. Siz takip ediyor musunuz Rektör Sayın Cemil Çelik’in çalışmalarını ?

 

Başarılı olması için dua ediyorum. Çünkü başarılı olursa hem İnönü Üniversitesi, hem Malatya hem de akademik dünya kazanmış olacaktır.

 

Rektör Prof. Dr. Cemil Çelik ile tanışıyor musunuz? ,

 

Bir-iki kez TÜBİTAK toplantılarında karşılaştık. Sanıyorum ki herkes gibi o da kendi kurumunu daha ileriye taşımak için üstüne düşen görevleri yapacaktır. Buna inanıyorum. Ama şehirle olan organik bağlarını çok güçlü kılması lazım. Eğer siyasi birtakım şeylerle yola çıkmaya uğraş verirse sonunda üzülür. Bunu öneririm. Üniversitenin siyasetle ilişkisinin olmaması gerekir. Herkesin kafasında bir ideolojisi vardır, benim bir oyum vardır seçim günü geldiğinde gider atarım. Ama oturduğum şu makamı siyasete malzeme yapılmasına asla izin vermem. Herhangi bir kimse ‘Mesut Parlak şu partilidir’ diyebilir mi?  Veya siz, gözlediniz, en yakın gözleyen insanlardan biri sizsiniz, ‘Şu partilisiniz’ diyebilir misiniz? Ben ulusumu seviyorum. Ulusumu aydınlığa, çağdaşlığa taşımanın yöntemlerini artı bunu taşıyacak insanların önünü açabilmek için akademisyenlerin önüne her türlü olanağı seviyorum, sermek zorundayım. Benim Türkiye’deki üniversite rektörü arkadaşlarıma önerim budur. Belki haddim değil ama aklımdan geçen budur. Üniversite siyasi olmamalı, siyaset bulaşmamalı.

 

Peki siyasetin gücüyle gelen bir rektör siyasete bulaşmama şansına sahip olabilir mi sizce ?

 

Öyleyse şansı yok. Siyasete bulaşmama şansı yok böyle bir durumda. Sizin ifade ettiğiniz gibiyse, yani Mesut Parlak siyasetçilerin gücü ile şu makama gelmişse, Mesut Parlak hayırlara vesile olsun…

 

Sizin İstanbul Üniversitesi’ndeki kimi uygulamalarınız zaman zaman çok sert eleştirilere sebep oldu. Bu eleştiriyi yapanların başında da Malatyalı bir işadamı ve sizin de yakın dostunuz olan Ahmet Çalık’ın sahibi olduğu Sabah Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ergun Babahan geliyordu. Hemşehriniz ve yakın dostunuz Ahmet Çalık’ın gazetesinde eleştirilmek sizi üzdü mü, Ahmet Çalık ile bu konuda konuştunuz mu, bu konuda Çalık’a karşı bir kırgınlığınız, kızgınlığınız var mı?

 

Kesinlikle kırgınlığım, kızgınlığım yok, olamaz. Ahmet Bey aynı zamanda benim akrabamdır. O biraz ürkmüş olabilir ama…Ahmet Bey çok akıllı ve çok sevdiğim bir insandır. Kendisiyle konuştuğumda ‘ Bu bir profesyonelliktir. Sakın Mesut Abi’ne böyle yazdı diye asla bir kızgınlığım yoktur. Bak sen benim kardeşimsin’ dedim. Ergun Babahan o gün öyle yazmıştır ama 11 ay 20 gün de hapis cezasına da mahkum olmuştur benimle ilgili yazdığı yazıdan dolayı. Nereye gitsem ‘Ya Ergun Babahan bana da şunu yazdı, bunu yazdı’ diyorlar. ‘Peki neden yargıya gitmiyorsunuz?’ diye soruyorum. ‘Aman abi medyaya bulaşma filan’…Onlara dedim ki ‘Bakın ben medyaya bulaşayım Ergun Babahan yazsın’  11 ay 20 güne mahkum ettirdim. 100 bin YTL de tazminat alacağım. Ya Ahmet Çalık’tan alacağım ya ondan. 100 bin YTL’lik tazminat davamız var. Bu da eli kulağında, yakında sonuçlanacak. Öyle yok…

 

Ahmet Çalık’ı çok seviyorsunuz, akrabanız ve aranızda ağabey-kardeş ilişkisi var. Buna rağmen Ahmet Çalık’tan illaki o 100 bin YTL’lik tazminatı alacağım diyorsunuz yani…

 

Alacağım. Alacağım çünkü Malatya’da yaptıracağım anaokuluna para lazım. Hani Malatya’da bir söz vardır : Köpeksiz köy buldular değneksiz geziyorlar. Böyle bir şey olamaz. Yok öyle. Burası demokratik hukuk devleti. Bunu öğrenecekler. Ben dua ediyorum, Allah yargıçlarımızı başımızdan eksik etmesin. Bağımsız yargımızı, yargıçlarımızı Allah başımızdan eksik etmesin.

 

Malatyalı ünlü bürokratlardan biri de TMSF Başkanı Ahmet Ertürk. Ertürk de bugünlerde hükümetle sıkıntılı bir pozisyonda. Başbakan, Sabah-ATV Grubu’nu Ahmet Çalık’a pahalıya sattığı iddiasıyla Ertürk’e fırça atmış. Ertürk de hükümetin bu baskılarını medyada anlatınca AKP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Gedikli bir açıklama yaparak ‘’Haddini aşıyorsun, haddini bil’’ diyerek ultimatom verdi adeta. Malatyalı bir üst düzey bürokratın yine Malatyalı bir işadamından kaynaklanan baskı altına alınmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Ahmet Ertürk Türkiye’nin tanıyabileceği en kaliteli bürokratlardan bir tanesidir. Ahmet Ertürk bir vatansever. Doğru, düzgün, dürüst ve son derece başarılı bir bürokrat. Geçen günlerde televizyonda katıldığı programı izledim. O bu ulus için ne gerekiyorsa yaptı. Televizyondaki konuşmasında çok da güzel bir örnek verdi : İnsanlar bu hayatlarının hiç bitmeyeceğini sanıyorlar. Dedi ki; ‘Bizim toplantı salonumuzun penceresi Zincirlikuyu Mezarlığı’na bakar’. Bu çok önemli ve çarpıcı bir örnek. Çok önemli bir uyarı.  Hükümetle Ahmet Ertürk  arasındaki sorunun Ahmet Çalık’la ilişkili olduğu konusunda ise bilgim yok. Gündemimiz o kadar yoğun ki her konuyu bütün ayrıntıları ile takip etme şansımız olmuyor maalesef.

 

Rektörlük görevini devrettikten sonra neler yapacaksınız, emeklilik sonrası bir yol haritanız var mı, anılarınızı yazacak mısınız ? İstanbul’da mı yaşamaya devam edeceksiniz, zamanınızı daha çok ailenize mi ayıracaksınız ?

 

Doğrusunu söylemek gerekirse emeklilik sonrası bir yol haritam yok. Genel cerrah olduğum için ve kendimi mesleğime vakfettiğim için çok yoruldum, hiç dinlenmedim dersem abartmış olmam. Biraz dinlenmek istiyorum. Anılarımı da yazmayı düşünmüyorum. Zaten Türkiye’de kim sizden deneyimlerinizden, birikiminizden yararlanmak ister ki…Böyle bir talep yok. Benim iki kızım iki de torunum var. İstanbul’da yaşamaya devam edeceğim ama, ağırlıklı olarak da Malatya’ya gidip geleceğim. Zaman zaman da Malatya’da kalmaya özen göstereceğim. Çok seviyorum çünkü Malatya’yı, hakikaten çok seviyorum. Kızıyorum bazı gelişmelere, insanların yaptıklarına filan ama, Malatya’ya kızamam tabi. Şimdi Türkiye’de olan şu olaylardan dolayı Türkiye’ye kızabilir misin ? Kızamazsın. Allah sağlık verdikçe burada yaşayacağım.

 

Müzikle aranızın iyi olduğunu biliyoruz, hatta bir mini konserde şeflik de yaptınız. Müzik sizin hayatınızda ne kadar önemli ?

 

Ben Türk Sanat Müziği’ni çok seviyorum. O konser de planlı bir şey değildi. Baktık ki o meşhur Türk büyükleri böyle orkestra yönetiyorlar biz de çubuğu elimize aldık bir defaya mahsus olmak üzere.

 

En çok ne tür müzik dinlersiniz?

 

Ben daha önce de söyledim Türk Sanat Müziği’ni çok severim. Öbürünü anlamıyorum. Anlamıyorum çünkü, ‘Kapat şu gavur şeyini’ sözleri ile büyüdük çocukluğumuzda. TSM konusunda kulağım da iyidir. İyi müziği, kötü müziği ayırt etme yeteneğim de vardır yani.

 

Dost meclislerinde sevdiğiniz TSM parçalarını okur musunuz arada bir ?

 

Arada bir mırıldanırım. İlhan Şeşen de müzikle çok geç yaşta meşhur oldu, bakarsın birgün bizim de elimizden tutan olursa şöhreti biz de yakalarız. Veya menejerliğimi kabul ederseniz Popstar’da filan çıkar söyleriz (Gülerek)

 

Öyleyse bir gün sizi ekranlarda şarkı söylerken gördüğümüzde şaşırmayalım.

 

Sayın Hocam Malatyaspor’u konuşmadan bu söyleşi eksik kalır diye düşünüyorum. Malatyaspor’a dair duygu ve düşüncelerinizi herkes bilir. Malatyaspor için çok şey yaptınız, her zaman elinizi taşın altına koydunuz. Şimdilerde Malatyaspor sefilleri oynuyor. Nasıl kurtulur Malatyaspor ?

 

Malatyaspor yıllardır kurumlaşmayı konuşuyor ama kurumlaşamadı. Malatyaspor kurumsallaşmasını tamamlamadan kurtulamaz. Bir kere bizim Türk insanı çok enteresan. Ya ben şu makamdaki görevimi tamamlamışsam o makama yeni oturacak adamın elini sıkmalıyım ben. Ama maalesef böyle bir geleneğimiz yok. Diyalog geleneğinin olmadığı gibi. Malatyaspor zamanında bazı şansları kaçırdı. Tabi bu ekonomik krizde bir kaynak da yok. Belki bir holdingin etiketini yapıştırarak bir çıkış olabilir, buna da bakıyoruz ama bu ekonomik kriz ortamında çok zor tabi. Çok zor.

 

Haşim Karadağ’ın yönetim tarzını beğeniyor musunuz?

 

Haşim başkanla birkaç defa görüştüm. Haşim başkan çok iyi. O, bu işi öğrendi. İnşallah başarılı olacak. Malatyaspor’un başarısı beni çok mutlu edecektir. O başarıyı da bekliyoruz. Beklemekle de kalmıyoruz, elimizden gelen her türlü desteği vermeye çalışıyoruz.

 

Sayın hocam çok teşekkür ederiz. Yunanistan’daydınız, geldiğiniz gün yoğun gündeminiz arasında bize yaklaşık 2 saat gibi uzun bir zaman ayırdınız. Bu arada sizinle iletişimimizi sağlayan Sayın Hasan Özhan’a da sizin huzurunuzda teşekkür ediyoruz.

 

Ben teşekkür ediyorum. Sanırım bugüne kadarki en uzun söyleşiyi sizinle gerçekleştirdim. Tabi Türkiye, Malatya ve üniversite sözkonusu olduğunda akan sular duruyor. Bu nedenle, ben de keyif aldım bu söyleşiden çok teşekkür ediyorum, Malatyalı kardeşlerime de selam, sevgi ve saygılarımı iletiyorum sizin aracılığınızla…

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."