You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


Örnek Resim
Opel Reklam

Dugun
Malatya Haber -

Malatya’dan Malatya’ya.. ”Kes Sesini!..”

Malatya’dan Malatya’ya.. ”Kes Sesini!..”
  • 26.12.2015

İnönü Üniversitesi kadro kanununun genel kurulda öncelikle görüşülmesine ilişkin teklifin, 8 Haziran Perşembe günü öğleden sonraki oturumda görüşülmesi sırasında, yine bildik görüntüler yaşandı.. CHP Milletvekilleri Mevlüt Aslanoğlu ve Muharrem Kılıç ile ANAP milletvekili Süleyman Sarıbaş’ın yanı sıra Denizli milletvekili DYP’li Ümmet Kandoğan ve Ankara milletvekili CHP’li Yakup Kepenek destek konuşmaları yaparken, Münir Erkal muhalefetini sürdürdü ve kürsüden Aslanoğlu ile kapıştı.. Maliye Bakanı Kemal Unakıtan ne dedi?

* İŞTE MECLİS TUTANAKLARI..

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Başkan, Yüce Meclisin çok değerli üyeleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bundan tam üçbuçuk yıl önce, bu Mecliste grubu olan partilerden Adalet Kalkınma Partisi, CHP’den oluşan 15 tane arkadaşımızla birlikte, otuz yıldır kadro kanunu olmayan İnönü Üniversitesi için kadro kanunu teklifi verdik. 1976 yılında kurulmuş bir üniversitedir İnönü Üniversitesi ve Turgut Özal Tıp Merkezi, Türkiye’de kadro kanunu olmayan tek üniversitedir. Değerli milletvekilleri, bu öneriye, bu kanun teklifine her üç partiden, grubu olan üç partiden arkadaşlarım imza koymuştur ve iki yıllık bir süreçten sonra Plan-Bütçe Komisyonumuzdan 24.2.2005 tarihinde geçmiştir. Yani, birbuçuk yıl önce geçmiştir ve kanun, birbuçuk yıl önce basılmasına rağmen, hâlâ, bekletiliyor.

Değerli milletvekilleri, bu üniversite bizim üniversitemiz. Bu üniversitede sizin çocuklarınız da okuyor, bu üniversitede Türkiye’nin her tarafından gelen çocuklarımız, yeğenlerimiz, kardeşlerimiz okuyor. Sadece Malatyalı çocuklar okumuyor bu üniversitede. Kadro kanunu olmayan bir üniversitede nasıl hizmet verebilirsiniz?! Ayrıca, Turgut Özal Tıp Merkezine yaklaşık 200 milyon dolar bir yatırım yapılmış. Bu yatırım yapılmasına rağmen, burada 1 000 kişi, temizlik şirketi adı altında, 1 000 tane arkadaşımız, ebemiz, hemşiremiz, röntgen teknisyenimiz, bu arkadaşlarımız, temizlik şirketinde hizmet vermektedir.

Değerli arkadaşlarım, yılda 250 000 hasta tedavi ediliyor burada. Bakın, bir daha söylüyorum, yılda 250 000 hastaya bakılıyor ve yılda yaklaşık 15 000 tane ameliyat yapılıyor. Şu anda, 26 ameliyathanemiz bitmesine rağmen kadro olmadığı için 10 ameliyathaneyi açamıyoruz ve teslim edilen birkaç kattaki yaklaşık 250 yatağı ödenek olmadığı için, kadro olmadığı için 250 yataklık bölümleri hizmete açamıyoruz.

Değerli arkadaşlarım, hasta bizim çocuklar bizim. Bu, nasıl bir anlayıştır; ben, bu anlayışı takdirlerinize sunuyorum. Bu benim… Hayır efendim, Maliye Bakanım, Maliye Bakanlığım iki yıl önce onayını verdi. Millî Eğitim Bakanlığı Yükseköğretim Genel Müdürlüğünde norm kadroya bakın, bu üniversitenin norm kadrosu 3 000 öğretim görevlisi arkadaşlar. Arkadaşlar, biz, burada 1 100 öğretim görevlisiyle 20 000 çocuğumuza hizmet vermek istiyoruz, hizmet veriyoruz şu anda

Değerli arkadaşlar, bundan birkaç ay önce 15 yeni üniversite kuruldu. Bu 15 yeni üniversiteyi kurarken, o ilin milletvekillerinin sevinçlerini, hakikaten yüzlerinden okuyordum; iktidarı-muhalefeti, herkes el ele verdi. Tabiî, ilim yuvası, bu üniversiteler, bizim üniversitemiz. Biz, tabiî, Türkiye’de, her ilde bir üniversite olmasını çok arzu ederiz; ama, mevcut üniversitelere, acaba, aynı duyarlılığı gösteriyor muyuz ve o üniversitelere burada kadro verilirken, yeni açılacak daha 3 fakülteli üniversitelere 1 100 kadro verdik arkadaşlar.

Malatya İnönü Üniversitesinin 8 fakültesi ve 20 meslek yüksekokulu var arkadaşlar. Diş hekimliği fakültesinin izni 5 yıl önce çıkmasına rağmen, arkadaşlar, kadro olmadığı için ve ödenek olmadığı için, diş hekimliği fakültesini açamıyoruz. Çok zor koşullarda açılan eczacılık fakültesi ve güzel sanatlar fakültesi, çok zor koşullarda, tıp fakültesinin içinde hizmet vermeye çalışıyor arkadaşlar.

Arkadaşlar, biz, burada, bizim için bir şey istemiyoruz. Bizim çocuklarımız için istiyoruz, hastalarımız için istiyoruz değerli arkadaşlarım.

Değerli arkadaşlarım, Millî Eğitim Bakanlığı Yükseköğrenim Genel Müdürlüğünde 3 000 norm kadro gösterilmesine rağmen, acaba, bunu niye esirgiyoruz. Defalarca burada gündeme getirdik, defalarca, 3,5 yıldır, hakikaten, bu Meclisteki herkesle görüştüm, herkese rica ettik; “bu, bizim Malatyamızın, sadece Malatyamızın meselesi değil” dedik. Bu, sizin çocuklarınızın da meselesi; ama, her nedense, her nedense, bilemiyorum, itildi. Bugün, yine, Grup Başkanvekiliyle gittik; ama, her seferinde ötelendi. Neden getirilmiyor?

Değerli arkadaşlarım, Malatya bizim, bu çocuklar sizin, bu çocuklar bizim. Ben rica ediyorum; bu kanun teklifi, her 3 partiden 15 tane arkadaşın imzası var. En azından, ortak konsensüs sağlanmış bir şeye, yani biraz saygı gösterelim arkadaşlar. Demek ki had safhada, demek ki büyük sorun var
burada. Bu kadar haykırıyoruz, günlerdir haykırıyoruz; ama, neden haykırıyoruz, çocuklarımız için, hastalarımız için haykırıyoruz değerli arkadaşlarım.

Değerli arkadaşlarım, burada iki Cumhurbaşkanımızın ismi, Sayın İnönü ve Sayın Özal. Yani, en azından, Sayın İnönü ve Sayın Özal adına kurulmuş “İnönü Üniversitesi” ve “Turgut Özal Tıp Merkezi” birazcık saygımız varsa ve onları bırakın, bu çocuklarımız hepinizin çocuğu. Ağrı’dan, Kars’tan, Van’dan, Balıkesir’den, Manisa’dan, Türkiye’nin her tarafından geliyor bu çocuklar, bunlar sizin çocuklarınız arkadaşlar. Neyi esirgiyoruz, niçin esirgiyoruz?

Bu üniversiteye, özellikle Turgut Özal Tıp Merkezine, bu sene, sıfır yatırım verildi; yani, yatırım için sıfır para verildi arkadaşlar; bir hastane neyle döner arkadaşlar?! Orada oluşan dönersermayenin, 1 100 tanesini “temizlik şirketi” adı altında verilen insanlara veriyoruz, bir şirkete ödeniyor yani. Üniversitenin dönersermayesinin en önemli kısmı, orada çalışan arkadaşlarımıza gidiyor.

Değerli arkadaşlarım, 1 hemşire normal kadrolu, 3-5 hemşire de, eğer, temizlik şirketi adı altında görev yaparsa, bu hastanede sosyal barış olur mu arkadaşlar, bu hastanede hastalara iyi bakılır mı?! Ben, hastalarım için, ben çocuklarım için istiyorum. Bu üniversite, Malatyamın üniversitesi.

Onun için, değerli arkadaşlarım, bu kanunun, bu yasama döneminde -üçbuçuk yıl oldu- bu yasama döneminde, sizlerin himmetleriyle, illa, 5 inci sıraya alınsın demiyoruz, bu hafta olmasın; yani, İktidar Partisi Grubunun belirlediği gündemi… Bugüne alın demiyoruz arkadaşlar; gelecek hafta ve bir sonraki hafta, Meclis tatil olmadan, himmet edersiniz.

Ben, burada, hakikaten, bu konuda çok yoruldum ve bu konuda, artık, tek söyleyecek söz bulamıyorum; çünkü, niçin olmuyor, niçin verilmiyor, hâlâ, anlamakta güçlük çekiyorum. Eğer, Türkiye’de, bir Meclis, kendi çocuklarını düşünmüyorsa, kendi hastalarını düşünmüyorsa, insanlar perişan oluyorsa, buna duyarsız kalıyorsa, hakikaten söyleyecek söz bulamıyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum; teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Aslanoğlu.

BAŞKAN – Şimdi, CHP Grup önerisinin lehinde söz isteyen Malatya Milletvekili Muharrem Kılıç; buyurun.

MUHARREM KILIÇ (Malatya) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 12.3.2003 tarihinde Cumhuriyet Halk Partisi Malatya Milletvekilleri olarak Mevlüt Aslanoğlu ve ben, yine Adalet ve Kalkınma Partisinden Ali Osman Başkurt arkadaşımız, Anavatan Partisinden Süleyman Sarıbaş arkadaşımız, yine İktidar Partisinden Fuat Ölmeztoprak, Cumhuriyet Halk Partisinden Mehmet Sevigen, Gülsün Bilgehan, Erdoğan Yetenç, yine AKP’den Nükhet Hotar, Anavatan Partisinden Hüseyin Özcan, yine AKP’den İbrahim Özal, İlhan Albayrak, Anavatan Partisinden Miraç Akdoğan, CHP’den Yakup Kepenek ve Zeynep Damla Gürel’le beraber 15 milletvekili, Malatya İnönü Üniversitesinin kadro kanununun çıkarılmasıyla ilgili bir kanun teklifi verdik. Bu kanun teklifimizde, 250 akademisyen, 878 de diğer personel için talepte bulunmuştuk; ancak, bu talebimiz, daha sonra Plan ve Bütçe Komisyonunda 250 akademik kadro, 450 de diğer personel olmak üzere 700 kadro olarak kabul gördü. Bu kabulden sonra da, yani, 20.5.2005 tarihinden bu yana da, bir yılı aşkın süre geçtiği halde, hâlâ, bu kadro kanunuyla ilgili Mecliste bir gelişme olmadı.

Değerli arkadaşlar, Malatya İnönü Üniversitesi, 1976-1977 öğretim yılında eğitim öğretime başladı; 9 fakültesi, 3 enstitüsü, 2 yüksekokulu, 10 meslek yüksekokulu, 11 araştırma merkezi, 5 bölüm başkanlığıyla, ülkemizin ve Malatyamızın gözbebeği olan bir üniversitedir ve bu üniversitemizde 20 000’e yakın öğrencimiz eğitim öğretim görmektedir. Değerli arkadaşlar, ancak, yeterli kadro olmadığından, yeterli kaynak sağlanmadığından, üniversitemiz büyümekte sıkıntı çekmektedir. Nitekim, üniversitemizde diş hekimliği fakültesinin de kurulmasına karar verilmesine rağmen, henüz, kadro ve kaynak sıkıntısı nedeniyle bu fakülte de açılamamaktadır.

Değerli arkadaşlar, üniversitemizi komşu illerin üniversiteleriyle kıyasladığımızda, örneğin, bir Fırat Üniversitesiyle, Erciyes Üniversitesiyle, Dicle Üniversitesiyle kıyasladığımızda, hem kadro olarak hem öğrenci sayısı olarak eşdeğer durumda olmalarına karşılık, Malatya İnönü Üniversitesinin kadrolarının daha az olduğunu görmekteyiz. Peki, değerli arkadaşlar, bu Malatya’ya yapılan, Malatya İnönü Üniversitesine yapılan bu haksızlığın nedeni nedir acaba? Yani, Malatya’ya karşı bu haksızlık niçin yapılıyor? Malatya’ya karşı, Adalet ve Kalkınma Partisi Malatya’dan yeterli desteği almadı mı acaba; öyle mi düşünüyoruz?! Yeterli desteği de aldı. Hatta, bu teklif, sadece Cumhuriyet Halk Partisinin teklifi de değil. Bu, bir anlamda, ortak, şu anki, Mecliste grubu bulunan tüm partilerin ortak bir önerisi mahiyetinde; ancak, bir türlü, maalesef, bir destek göremiyoruz.

Değerli arkadaşlarım, Malatyamızdaki Turgut Özal Tıp Merkezine yaklaşık 400 trilyon lira para harcandı; ancak, şu anda tam kapasiteyle çalışamıyor. Demin arkadaşımız da belirtti, 26 tane ameliyathaneden 16 tanesi şu anda faal, 10 tanesi faal değil, yatak kapasitesi düşük çalışıyor. Buna rağmen, 2005 yılında 250 000’e yakın hasta tedavi oldu, 10 000’in üzerinde, 15 000’e yakın hasta ameliyat oldu.

Değerli arkadaşlar, bu hizmetler yapılırken, İnönü Üniversitesinde Tıp Merkezinde hizmet yapılırken, kimsenin siyasî görüşü sorulmuyor, sen hangi partidensin denilmiyor, ki, zaten, bu mümkün de değil. Peki öyleyse, yeterli kaynak sağlansa, yeterli kadro verilse, o Tıp Merkezinde daha çok hasta tedavi görecek, daha çok ameliyat yapılacak. Bunları niçin esirgiyoruz değerli arkadaşlar?!

Yeterli kadro ve kaynak sağlanmayınca, Tıp Merkezinin ihtiyaçları, yani kadro ihtiyaçları, yardımcı personel ihtiyaçları temizlik şirketi bünyesinde sağlanıyor; temizlik şirketi bünyesinde sağlık memuru çalıştırılıyor, temizlik şirketi bünyesinde hemşire çalıştırılıyor, laborant çalıştırılıyor. Belki bu çok yasal da değil; ancak, zorluktan kaynaklanıyor. Peki, şunu diyebilir misiniz: Arkadaş, sen bu şirket bünyesinde eleman çalıştırma. Peki ne yapsın? Şu anda 1 000’e yakın eleman çalışıyor. Peki, o zaman, Tıp Merkezinin kapısına kilit mi vurulsun, Malatyamızın hastaları o zaman nerede tedavi olsun değerli arkadaşlar?! Yani, böyle bir mantıksızlık olamaz. Ancak, bazı arkadaşlarımız, hem bir taraftan Üniversitemizin kadro kanununu engellemeye çalışıyorlar, bir taraftan da diyorlar ki, temizlik ve ilaçlama ihalesi adı altında çalıştırılacak işçilerin temizlik ve ilaçlama işlerinde çalıştırılmayıp, büyük çoğunluğunun hemşire, laborant, şoför, teknisyen, sekreter, garson, aşçı, güvenlik görevlisi, ve saire yardımcı sağlık hizmetlerinde çalıştırılmaları yasal değil diyorlar. Bununla ilgili de rektörle ilgili araştırma önergesi istiyorlar.

Peki değerli arkadaşlar, buna tek kelime söylenebilir “pes” denebilir. Bir taraftan, üniversitenin kadrosunu kısacaksın, bir taraftan üniversiteye kadroyu esirgeyeceksin, bir taraftan da üniversite, zorunlu olarak kendi personelini döner sermaye kaynaklarından sağlamaya çalışınca da diyeceksin ki, bu üniversite niye yasadışı işlem yapıyor?

Değerli arkadaşlar, bunu da anlamakta gerçekten zorlanıyoruz.

Değerli arkadaşlar, artık, Malatyalının bu soruna tahammülü kalmadı; çünkü, bu sorun Malatya’nın eğitimini etkiliyor, Malatya’nın sağlığını etkiliyor, Malatya’nın ekonomisini etkiliyor. Eğer yeterli kadro sağlanırsa, şu anda 20 000 öğrenci varsa, yeni fakülteler açılacak, bu öğrenci sayısı 25 000’e, 30 000’e çıkacak. Yine, akademik personel olarak, diğer personel olarak arttığı zaman, Malatya’nın ekonomisine katkı sağlayacak değerli arkadaşlar. Oysa, biz ne yapıyoruz; eğitim üzerinden, sağlık üzerinden politika yapmaya çalışıyoruz. Oysa, gerek sağlık sistemimizi gerekse eğitim sistemimizi politik amaçlarımıza alet etmeyelim değerli arkadaşlar. Bundan sadece Malatya değil tüm ülkemiz zarar görür. Bu anlayışı, mutlaka, bırakmamız gerekiyor.

Değerli arkadaşlar, hangi siyasî parti görüşünden olursa olsun, şu anda tüm Malatyalılar bu kadro kanununun çıkarılması için tek yürek olmuş durumda.

Değerli arkadaşlar, eğer bu kadro kanununa engel olursanız, bunun hesabını zor verirsiniz. Bu, fazla bir şey değil. 3 gruptan da arkadaşlarımızın imzası olan bir kanun teklifi.

Yine, Plan ve Bütçe Komisyonunda -teşekkür ediyorum destek olan arkadaşlarımıza- İktidar Partisinden arkadaşlarımız da destek vererek, Plan ve Bütçe Komisyonundan da bunu geçirdiler; ancak, şu anda, eğer bu kanunu engellerseniz değerli arkadaşlar, Malatya’ya gerçekten yazık etmiş olursunuz. Malatya’ya iyilik yapmış olmazsınız.

O hastanede, o tıp merkezinde sadece Cumhuriyet Halk Partililer tedavi görmüyor. Oraya giden hastalara, sen hangi partidensin denilmiyor veya oradaki okuyan öğrencilerin veya öğrencisi okuyan vatandaşların siyasî görüşü sorulmuyor. Böyle bir kuruma siyasî anlayışla yaklaşmak yanlış olur.

Hepinizden tekrar istirham ediyoruz; bu konuyu biraz daha sağlıklı düşünelim, bu konuyu biraz daha kısır çekişmelerden, kişisel ilişkiler…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Kılıç, buyurun.

MUHARREM KILIÇ (Devamla) – …veya birilerine kızarak, birileriyle ilişkimiz bozuk diye, birilerinin siyasî düşüncesini, görüşünü benimsemiyoruz diyerek o üniversiteyi cezalandırma anlayışına gidersek, yanlış yapmış oluruz. Kişiler, kurumları bağlamaz. Kişiler gelip geçicidir; ancak, kurumlar bakidir. Biz, kurumları hedefliyoruz.

Ben, şu anda Yüce Meclisin çatısı altında bulunan değerli milletvekillerimizin bu olaya olumlu yaklaşacaklarına inanmak istiyorum; çünkü, bu olay, bir siyaset konusu değil, bu olay bir eğitim kurumunun konusu, eğitim kurumlarının sorunlarını çözme konusu.

Eğer o kadro kanunu çıkarsa, kadrolar sağlanırsa, üniversitemiz de döner sermaye kaynaklarından 1 000’e yakın elemana para ödüyor, o zaman o döner sermaye kaynaklarını başka ihtiyaçlara kullanarak, üniversitemizin daha rahat çalışması için imkân sağlanır.

Bu düşüncelerle, olumlu oy vereceğiniz düşüncesiyle, Yüce Heyeti saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Kılıç.

Grup önerisi aleyhinde söz isteyen, Ümmet Kandoğan, Denizli Milletvekili.

Buyurun Sayın Kandoğan.

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum. Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi aleyhinde söz aldım.

Malatya’da bir üniversitenin bir derdine derman olmaya çalışan bir kanun teklifinin niye aleyhinde söz alınır, onu açıklamaya çalışıyorum.

Şimdi, Sayın Meclis Başkanvekilimiz de, bir grup bir öneri getirdiğinde, uygun olanı, lehinde konuşmaları o grup önerisini getiren partiye bırakmak lazım gelir şeklinde bir düşünce içerisindeler. Ben de, Sayın Meclis Başkanvekilimizin o düşüncesine saygı duyarak, lehinde bir müracaatta bulunmadım; onu, Cumhuriyet Halk Partili milletvekillerimize bıraktım; ancak, önergenin aleyhine olmamın sebebi sadece bundan kaynaklanmıştır; onu, öncelikle, Türkiye Büyük Millet Meclisindeki milletvekillerimize ve Malatya’da bizi izleyen vatandaşlarımıza duyurmak istedim. (AK Parti sıralarından “Konuşmak zorunda mısın” sesi)

Konuşmak zorundayım. Onu kim söyledi, duymadım; ama, ben, bu meseleyle ilgili konuşmak durumundayım. Niye konuşmak durumundayım; şundan: Çünkü, bu önerinin altında, Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekillerinin de imzası var.

BAŞKAN – Sayın Kandoğan…

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) – Yani, Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri ile Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekilleri, birlikte, bir önergenin, bir teklifin altına imza atmışlar ve Bütçe Plan Komisyonundan, Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekillerinin çoğunlukta olduğu Bütçe Plan Komisyonundan da geçmiş, Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine gelmiş. Şimdi iki tane milletvekilimizi dinledik Malatyalı, feryat ediyorlar; haklı olarak feryat ediyorlar; ameliyathanelerin kapalı olduğundan bahsediyorlar. Şimdi, bir milletvekili olarak bu konuda bir duyarlılık gösteriyorsak, bundan niye rahatsız oluyorsunuz?! Bu mesele, hepimizin meselesidir. Milletvekilleri…

BAŞKAN – Sayın Kandoğan… Bir saniye Sayın Kandoğan

OSMAN KILIÇ (Sivas) – Nereden biliyorsunuz rahatsız olduğumuzu?

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) – İtiraz etti oradan.

BAŞKAN – Sayın Kandoğan, Başkanlığa verdiğiniz dilekçeyi okuyorum: “Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına. Cumhuriyet Halk Partisi Grup önerisinin aleyhinde söz istiyorum. Gereğini arz ederim. Saygılarımla. Ümmet Kandoğan. Denizli Milletvekili.”

Buyurun Sayın Kandoğan.

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla) – Doğru; ben de onu anlatmaya çalışıyorum Sayın Başkan. Niçin aleyhinde istedim; yani, bir milletvekili olarak, Malatya Üniversitesindeki bir sıkıntının halledilmesi meselesine bir milletvekili niye itiraz etsin?! Biraz sonra sizin milletvekilinizi de dinleyeceğiz, aleyhinde. Bakalım, sizin milletvekiliniz ne söyleyecek? Şimdi, oradan söylüyorsunuz da, sayın Malatya AK Parti milletvekili gelecek, burada konuşacak. Aleyhinde söz istedi. Dinleyeceğiz hep beraber; aleyhinde bir şey söyleyecek mi, söylemeyecek mi.

Şimdi, değerli milletvekilleri, bakınız, ben daha önce de, Malatya Üniversitesiyle ilgili ben daha önce de konuştum. Burada bir sıkıntı var arkadaşlar, burada bir problem var; bu problemin çözülmesi lazım. Siz, Malatya Üniversitesi rektörünün icraatlarından memnun olmayabilirsiniz, beğenmeyebilirsiniz, oradaki çalışmalardan siz huzursuzluk duyabilirsiniz; benim onlara saygım var. Ama, o konu farklı, Malatya Üniversitesinin sağlıklı bir şekilde hizmet yapmasının önündeki engelleri kaldırmak farklı. Bunu kaldırırsınız. Sizin probleminiz varsa, Malatya Üniversitesiyle ilgili sıkıntılarınız varsa, orada yanlış bir şeyler oluyorsa onu da hep beraber çözeriz. Zaten bir komisyon var, çalışıyor. Onunla ilgili bir sıkıntı varsa, Türkiye Büyük Millet Meclisi, biz, zaten onun gereğini yapacağız. Ondan dolayı bir endişe içerisinde olmayın; ama, altında imzanız var, Bütçe Plandan geçmiş, Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine gelmiş. Alıyor onu arkadaşlarımız öncelikli olarak, bir sıkıntının giderilmesiyle ilgili, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine bugün taşımak istiyorlar. Buna da saygı duymak lazım. Ama, bakınız, değerli milletvekilleri, şimdi, bu haftanın gündemini salı günü belirledik. Salı günü neler görüşüleceğini burada oyladık, kabul ettik. Şimdi, haftanın son çalışma günü bugün. Yurt dışındaki öğrencilerin mağduriyetiyle ilgili bir kanun teklifi var. Hepimiz üzerinde mutabıkız. Bizler de destekledik. Burada 330’un nasıl sağlandığını hepiniz biliyorsunuz. Buna rağmen, biz, sonuna kadar bu kanun teklifinin burada kanunlaşması için gayret sarf ettik. Ancak, bugün gelinen noktada, bakıyoruz, bir önerge, bir geçici madde… Bugün biraz sonra görüşülecek olan kanun teklifinin içerisine bir geçici madde sokuşturmuşsunuz. Ne olacak bu geçici maddeyle?! Çok teferruatına girmek istemiyorum; ancak, bu geçici maddeden dolayı 1 300 kişi, yıllardan beri bu kanun teklifinin burada kanunlaşmasını bekleyen insanlar, belki, bu geçici maddenin bunun içerisine yerleştirilmiş olmasından dolayı, meselelerin çözümü belki çok gecikecek. Yani, bunu niye yapıyorsunuz?! Bizim bu kadar samimî olarak desteklediğimiz bir kanun teklifinin içerisine, 330 oy gereken bir kanun teklifinin içerisine niçin bunu yerleştirmeye çalışıyorsunuz?! Geçmişte yaptınız, Sayın Cumhurbaşkanından geri geldi. Bugün niye o kanun teklifini, çok masum bir şekilde Türkiye Büyük Millet Meclisinin huzuruna getirilen bir kanun teklifinin içerisine bunu yerleştiriyorsunuz?!

…..

BAŞKAN – Grup önerisinin aleyhinde söz isteyen Münir Erkal, Malatya Milletvekili.

Buyurun Sayın Erkal. (AK Parti sıralarından alkışlar)

AHMET MÜNİR ERKAL (Malatya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; grup önerisinin aleyhinde CHP’nin söz aldım; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabiî, burada, değerli arkadaşlarımızı dinlerken gerçekten üzüntü duyuyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisinin seviyesinin bu noktalara çekilmesi, gerçekten üzüntü verici. Bir taraftan Yüce Meclis diyeceksiniz, bir taraftan da değerli milletvekillerimizi tahkir ederek…

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – Tahkir yok!

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – … zorla itiliyorsunuz tarzında, iradesine ipotek koyacaksınız, yorum yapacaksınız.

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – Yapacağım tabiî.

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – Siz bir hakkın suiistimalini bile anlatırken bu hakkın suiistimalini…

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – Aleyhinde ne söyleyeceksiniz şimdi?!

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) -… başka birine hakaret ederek ifade edemezsiniz. Bir kere, bu korkunç derecede büyük bir hata.

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – Hiç hakaret etmedim.

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – Bu Meclisin seviyesiyle orantılı bir şey.

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – Tutanaklar meydanda.

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – Lütfen sakin olun dinleyin.

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – Siz de sakin olun.

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – Lütfen, sakin olun dinleyin. Hakkın suiistimali, Meclisimizin değerli milletvekillerine onları tahkir ve tezyif noktasına çekerek mi ifade edilir?!

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – Evet, arkasından iterek çıkarıyorsunuz.

BAŞKAN – Sayın Kandoğan, lütfen…

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – Hakkın suiistimali varsa, burada bunun gerekçelerini doğru dürüst izah edersiniz size de kamuoyu, hem bizi dinleyin bu ülkenin kamuoyu hem de değerli Meclis hak verir.

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – Aynen öyle!

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – Ama, milletvekillerine bu tarzda bir davranış…

İkincisi konuşuyorsunuz 10 dakika, ben not alıyorum acaba ne dedi cevap verilecek diye. Öneri aleyhinde konuşuyorsunuz, aleyhinde bir şey söylemiyorsunuz; yani, bu nasıl bir yapıdır?!

SALİH KAPUSUZ (Ankara) – Konuşmak için konuşma!

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – Bu nasıl bir zihniyettir?! Tamamen içi boş bir konuşmayı burada sadece popülizm kokan… Yani, değerli arkadaşlar, 3 Kasım 2002 tarihi popülizmin siyasî mezarlığa gömüldüğü tarihtir; bunu iyi bilin. (AK Parti sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – Siz ne söyleyeceksiniz aleyhinde?!

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – Bakın, bu popülizmi yapanlar barajda boğuldular, Meclis dışı kaldılar. Dikkat ediniz lütfen…

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – Siz ne söyleyeceksiniz aleyhinde?

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – Artık, biraz reel siyaset yapmayı, rasyonel siyaset yapmayı öğreneceksiniz.

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – Siz ne söyleyeceksiniz aleyhinde merak ediyorum.

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – Öğreneceksiniz burada bunu.

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – Buyurun aleyhinde ne söyleyeceksiniz?!

BAŞKAN – Sayın Erkan, bir saniye…

Sayın Kandoğan, aleyhe söz isteniz ve bir hakkı kötüye kullanarak hiçbir laf etmediniz; lütfen, oturunuz yerinize. (AK Parti sıralarından alkışlar)

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – Sayın Başkan, siz değil misiniz…

BAŞKAN – Lütfen… Oturur musun Sayın Kandoğan.

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – Yani, böyle itham edemezsiniz.

BAŞKAN – Oturur musunuz yerinize. Ederim… Oturun yerinize.

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – İtham edemezsiniz böyle.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Erkal.

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – Dün söz söylediniz kürsüde lehe konuşma talebinde bulunmayın diye.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Erkal.

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – Şimdi, değerli milletvekili arkadaşlarım, birtakım burada değerlendirmeler yapılıyor üniversite hakkında…

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – Siz, Malatya Üniversitesini söyleyin.

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – …bir arkadaşımız çıkıyor diyor ki, otuz yıldır kadro kanunu yok. Yahu insan bir mesele hakkında konuşurken biraz bilgi sahibi olur.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Kendi bildiğini konuş be, Yalan mı söylüyoruz?!

BAŞKAN – Lütfen Sayın Aslanoğlu…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Kendine gel!

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – Kes sesini…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Yok, kadro kanunuymuş…

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – Doğru dürüst ifade et burada…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Başkanım…

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – Dinleyeceksin bunu…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Sen kendini ifade et!

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – Dinleyeceksin beni…

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – Sataşmak için mi çıktın?!

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – Dinleyeceksin…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Kendini bil de konuş biraz.

BAŞKAN – Sayın Aslanoğlu…

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – Kadro Kanunu yok diyecek…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Ayıp!

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – İnsan utanır. Gider Maliye Bakanlığını, Bütçe Malî Kontrol Genel Müdürlüğünü arar, der ki: Üniversitenin kadro kanunu var mı, yok mu? O zaman cevabınızı alırsınız. Belki, bir daha da buralara gelip oturamazsınız.

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – 4 dakikadır ne söylüyorsun allahaşkına!

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – Bir daha da gelip oturamazsınız!

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – 4 dakika oldu ne söyledi bu arkadaş?!

SÜLEYMAN SARIBAŞ (Malatya) – Niye önerdi o kanunu Maliye Bakanı?!

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – Değerli arkadaşlar, üniversitemizin kadro kanunu var.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Sen niye rahatsız oluyorsun?!

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – Kadro kanunu çıkmış ve şu anda 300 öğretim üyesi burada görev yapıyor.

SÜLEYMAN SARIBAŞ (Malatya) – Peki, Maliye Bakanlığının yazısına ne diyorsun?!

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – Bunu bile bile, kalkıp da “kadro kanunu yok” diye, böyle buram buram popülizm kokan ve cehalet kokan bir davranışı burada sergilemeniz, gerçekten utanç vericidir.

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – Sayın Başkanım, yani, bu kadar da olmaz!

ABDURREZZAK ERTAN (İzmir) – Hakaret ediyor!

HÜSEYİN EKMEKCİOĞLU (Antalya) – Ayıp!

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – Değerli arkadaşlar, bu arkadaşımız, Cumhurbaşkanımızın ismini vurguluyor; diyor ki: “Burası Turgut Özal Tıp Merkezidir.” Ben soruyorum, lütfen, bu değerlendirmeyi yaparken, İnönü Üniversitesi uygulamalarını hiç gündeme getiriyor musunuz? (Gürültüler)

10-15 senedir Turgut Özal Tıp Dergisi adıyla çıkan dergiden, bu üniversitenin başındaki kişi “Turgut Özal” adını çıkaracak, silecek, atacak. Ben, 10 kere Malatya basınında bunu gündeme getireceğim, cevap vermeyecek ve bu arkadaş bir tek gün, bunu iddia edenler, çıkıp da “yahu, Sekizinci Cumhurbaşkanımızın hatırasını yâd etmek yerine, onu onore etmek yerine rencide ediyorsunuz” deyip, hesap sormayacak; ama, buraya geldiğiniz zaman…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Kapatalım o zaman!

BAŞKAN – Sayın Aslanoğlu, lütfen…

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – Buraya geldiğiniz zaman, seçmene selam mantığıyla bu davranışları sergileyeceksiniz.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – 250 000 hasta var kapıda.

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – Bu nasıl aleyhte konuşma Sayın Başkan!

BAŞKAN – Sayın Kandoğan, oturur musun lütfen.

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – Bu nasıl konuşma!

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – Değerli arkadaşlar…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Ayıp ya!

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – Değerli arkadaşlar, şimdi, biz, Hükümetimiz olarak, AK Parti Hükümeti olarak hep bilimsel bir tarzda, objektif bir tarzla üniversitelerimize destek olduk. Üniversitemizin potansiyelinin en yüksek seviyeye gelmesi için gayret gösterdik. Şu anda da, üniversitemizin hem kadro konusunda hem diğer işler konusunda bütün işlerini takip ediyoruz. Çok yakın bir dönemde, bir iki ay önce, geçici işçilerimizin -300’ün üzerinde- problemi olduğunu, bizzat kendim, geçen Genel Kurulda yine konuştum ifade ettim. Kendim takip ederek ve Sayın Maliye Bakanımızla görüşerek -ona buradan teşekkür ediyorum- olurunu alarak, 300 arkadaşımızın vizesini çıkardık ve işe başlattık. Yani, şimdi, bu husustaki tavrımızın ne kadar nötr olduğu, gerçekçi olduğu, üniversiteye yakın olduğu ortadadır; ama, bir taraftan, üniversitedeki uygulamalara bakıyorsunuz, gerçekten evlere şenlik; yani, Sayıştay raporları geliyor, vahim iddialarla dolu. Vahim iddialarla dolu Sayıştay raporları geliyor.

YAKUP KEPENEK (Ankara) – O, yargıya gider, senin işin değil!

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – Şimdi, bunlar gündeme taşındı ve çalışma bir taraftan sürdürülüyor.

Diğer bir taraftan bakıyorsunuz, üniversite halkla bütünleşmiş değil. Bugün, Muharrem Bey diyor ki…

MUHARREM KILIÇ (Malatya) – Siz, üniversiteye gittiniz mi Sayın Erkal?!

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – …siz, Malatyalılardan tepki görürsünüz.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Üniversiteye gittin mi?!

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – Eğer öyleyse, gelin, beraber bir gezelim sizinle beraber de… Bana gelen mesajlar, bak üç klasör orada duruyor…

MUHARREM KILIÇ (Malatya) – Üniversiteye hep beraber gidelim!

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Hiç gittin mi?!

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – Sakin olacaksınız… Sakin olacaksın, dinlemeyi öğreneceksin!

ÖZLEM ÇERÇİOĞLU (Aydın) – Parmağını indir!.. Saygılı ol!

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Beraber gidelim!

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – Dinlemeyi öğreneceksin, dinlemeyi öğreteceğiz biz size… (CHP sıralarından gürültüler)

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Beraber gidelim!

BAŞKAN – Sayın Aslanoğlu…

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – Dinlemeyi öğreneceksiniz!

ÖZLEM ÇERÇİOĞLU (Aydın) – Parmağını indir!

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – Tam popülizm kokan bir konuşma yapıyor Sayın Erkal.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Beraber gidelim!

BAŞKAN – Sayın Aslanoğlu, niçin sabredemiyorsunuz?!

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – Değerli arkadaşlar…(CHP sıralarından gürültüler)

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – Aleyhinde bir şey söylesene bir daha!

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – Değerli arkadaşlar…

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – Aleyhinde bir şey söylesene!

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – Değerli arkadaşlar, Sayın Cumhurbaşkanımız, Turgut Özal Tıp Merkezini planlarken, ben, bütün süreçlerin içindeydim; vakfı kurulurken içindeydim Harbiye Orduevinde, para toplanırken içindeydim; mütevelli heyeti üyesiyim, bütün süreçlerin içindeydim ve Özal Tıp Merkezi kurulurken Sayın Cumhurbaşkanımızın hedefi, Ortadoğu’ya hitap edecek bir tıp merkezi kurmaktı, Turgut Özal Tıp Merkezini. 124 000 metrekare kapalı alanı var, 300 tane yoğun bakım ünitesi var, 30’a yakın ameliyathanesi var. Şimdi gelinen nokta nedir: Üniversite hastanesi olmaktan öteye gidememiştir. Bugün, bunu yönetenler, üniversiteyi yönetenler, önce bunun hesabını versin.

MUHARREM KILIÇ (Malatya) – Parası belli, bütçesi belli!

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – Ne alakası var?!

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – Rahmetli Cumhurbaşkanımızın hedefiyle niçin çakışmadıklarının hesabını versin.

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – Ne alakası var?!

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – Önce, bunun hesabını verin siz! Bunun hesabını verin! (AK Parti sıralarından alkışlar)

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – Ne alakası var bu önergeyle bunun?! Sen kadroyu verirsen iyi çalışır orası!

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – Değerli arkadaşlar, üniversitedeki uygulamalara bakıyorsunuz; rektör, işçilerin parasını ödemiyor zamanında, bunlara çıkışlar veriyor, zorla istifa ettiriyor. Sağlık-İş Sendikası mahkemeye veriyor, 4 trilyon zarara uğratıyor; basın mensuplarının orada var.

HALUK KOÇ (Samsun) – Sayın Erkal, Samsun’da da aynısı oldu, bir şey çıkmadı bundan, bir şey çıkmadı!

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – 200 milyarlık ana para 1,5 trilyona çıkıyor…

HALUK KOÇ (Samsun) – Boşa kürek çekiyorsunuz, boşa!

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – …ve üniversite 1,3 trilyon zarar ediyor. Görevini kötüye kullanmaktan…

HALUK KOÇ (Samsun) – Samsun’da yaptınız aynısını, rezil oldunuz!

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) -Hocam bir dakika…

HALUK KOÇ (Samsun) – Hocam yok!.. Hocam yok!…

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – Ver o zaman kadroyu!

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – Görevini kötüye kullanmaktan ve üniversiteyi zarara uğratmaktan…

HALUK KOÇ (Samsun) – Samsun’da yaptın aynısını, hiçbir şey çıkmadı.

BAŞKAN – Sayın Koç, lütfen…

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – Hocam, sakin olacaksınız, bu kadar sinirlenmeyin!

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – Kadroyu ver o zaman!

HALUK KOÇ (Samsun) – İtham edemezsin, kimseyi itham edemezsin!

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – Kadroyu verin işte!

HALUK KOÇ (Samsun) – yazıktır!.. Ayıplıyorum, ayıplıyorum! Kınıyorum…

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – Şimdi, görevini kötüye kullanmaktan, rektör ve şeyden, üniversite …

HALUK KOÇ (Samsun) – Üniversitelerle uğraşmaktan vazgeç…

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – … mahkemeye veriliyor, YÖK soruşturma izni vermiyor.

HALUK KOÇ (Samsun) – Hiçbir şey çıkmadı o Sayıştay raporundan… Samsun’da da yaptın aynısını…

BAŞKAN – Sayın Koç, lütfen…

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – Rektör, şu anda, Malatya halkının hassasiyetleriyle en küçük bir bütünlüğü yok.

HALUK KOÇ (Samsun) – Hadi, çıkarın, getirin o raporu!.. Hadi, getirin!..

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – Malatya halkının değerlendirmeleriyle en küçük bütünlüğü olmayan böyle bir yapı, Malatya halkı tarafından reddediliyor.

HALUK KOÇ (Samsun) – Rezil oldunuz, rezil!.. Hadi ordan!..

GÜROL ERGİN (Muğla) – Ali Dibo!..

BAŞKAN – Lütfen, sayın milletvekilleri…

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, üniversitede öğretim üyesi alımlarına bakıyorsunuz, elimizde örnekler var, ciddî belgeler var. Bakıyorsunuz, alımlarda, adrese teslim ilanlar var. Öyle bir ilan yapılıyor ki, diyor ki mesela “üniversitede çalışmamış olmak!..”

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – Ofer’e yapıldığı gibi mi…

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – Bir isim verilirken, üniversitede çalışmamış olmak…

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – Ofer’e verildiği gibi mi Sayın Erkal?!.

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – … ve adrese teslim…

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – Ofer’e verildiği gibi mi?!.

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – Siz alışkınsınız bunlara… Siz alışkınsınız bunlara…

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – Ofer’e verildiği gibi mi?!.

BAŞKAN – Sayın Kandoğan…

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – Ofer’e verildiği gibi mi?!.

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – Siz bilirsiniz, siz alışkınsınız…

BAŞKAN – Sayın Kandoğan…

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – Ofer’e verildiği gibi mi?!

BAŞKAN – Sayın Kandoğan…

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – Siz alışkınsınız, siz bilirsiniz bunları…

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – Evet… Ofer’e verdiğiniz gibi mi verdiniz?!

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – Adrese teslim ihaleler yapılıyor ve maalesef, bu antidemokratik yapı üniversitede devam ediyor.

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – Ofer’e verdiğiniz gibi mi?!

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – Elimde…

İLYAS SEZAİ ÖNDER (Samsun) – Düzeltin o zaman!..

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – Şimdi, bazı milletvekili arkadaşların…(CHP sıralarından gürültüler) Bazı milletvekili arkadaşların, Malatya İnönü Üniversitesiyle… (CHP sıralarından gürültüler)

Bir dakika değerli arkadaşlar…

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – Ofer gibi mi?!

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – Sayın Başkan, Sayın Başkan…

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – Ofer gibi…

BAŞKAN – Sayın Kandoğan…

GÖKHAN DURGUN (Hatay) – Her taraf yolsuzluk dolu!.. Kokuşmuşsunuz!..

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – Sayın Başkan, bu tarzda konuşmam mümkün değil.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Erkal.

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – Ofer gibi mi olmuş?!

OSMAN KILIÇ (Sivas) – Ümmet, seni buraya getirenlere saygılı ol!

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – Ben saygılıyım her zaman…

OSMAN KILIÇ (Sivas) – Buraya getiren millete saygılı ol…

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – Merak etme, merak etme…

SALİH KAPUSUZ (Ankara) – Sayın Başkan, arkadaş çok agresif davranıyor…

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – Değerli arkadaşlar, uygulamalara bakıyorsunuz, buradaki Malatya uygulamalarında üniversitenin bilimsel potansiyeli artırılacağı yerde, akademik potansiyeli artırılacağı yerde, bir beyanat geliyor. İşte, bakıyorsunuz, 4.3.2005’te, İnönü Üniversitesi Senatosu orduyu göreve davet ediyor, “gelin, Türkiye’de birtakım şeyler var, gelin müdahale edin” diyor. Bu antidemokratik yapı, maalesef, Türkiye’nin başına bela bir yapıdır.

GÖKHAN DURGUN (Hatay) – Van’da ne oldu?!

YAKUP KEPENEK (Ankara) – Konuya gel…

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – İşte, diğer taraftan, bakıyorsunuz, başka bir beyanat… Burada, gündemde, Avrupa Birliğine…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Erkal, lütfen, toparlar mısınız.

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – Sayın Başkan, konuşmamın tümü bu şekilde geçti.

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – Şu kanun teklifinin aleyhinde birkaç cümle söyle de, öğrenelim!

BAŞKAN – Lütfen, Sayın Erkal..

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – …üye olmak adına çıkarılan uyum yasaları devam ediyor, diyor ki, Atatürk’ün kurmuş olduğu Türkiye Cumhuriyetinin bu yasalarla yıkılması amaçlanmaktadır. Siz böyle bir yaklaşımı, böyle bir zihniyeti…

MUHARREM DOĞAN (Malatya) – Bu yüzden mi kadro kanunu çıkarmıyorsunuz?

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – Bu, İnönü Üniversitesinin Senato kararıdır.

GÖKHAN DURGUN (Hatay) – Aferin o senatoya, alkışlamak lazım.

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – Bu okuduğum, İnönü Üniversitesinin senato kararıdır.

Şimdi, değerli arkadaşlar, böyle bir yapıyı gündeme getireceksiniz, tamamen, üniversitede güzellikleri yetiştirmek adına, gençlerimize gerçekten bilimsel hedeflere ortaya koymak adına, Malatya’daki bu akademik potansiyeli, KOBİ’lerle, organize sanayiyle, işadamlarıyla buluşturmak adına bunu kullanmanız gerekirken, Turgut Özal Tıp Merkezini Ortadoğu’ya şifa dağıtacak bir merkez haline getirmeniz gerekirken, alacaksınız hadiseyi başka bir yere saptıracaksınız, ideolojik bir körlükle hareket edeceksiniz…

MUHARREM DOĞAN (Malatya) – Sensin kör olan!

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – … ve maalesef, bu yaklaşımla da, bu bayatlamış sloganları kullanarak Malatya’yı üzeceksiniz, Malatya kamuoyunu rencide edeceksiniz. Ben on yıl Malatya Belediye Başkanlığı yaptım, 4-5 tane rektörle çalıştım.

SÜLEYMAN SARIBAŞ (Malatya) – En kötü dönemiydi Malatya’nın.

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – Her türlü, her görüşten rektör geldi.

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – Senin derdin rektörle mi kardeşim?!

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – Ama, hiçbirisiyle, yaptığımız çalışmalarda bir diyalog noksanlığımız olmadı, meseleleri görüştük…

YAKUP KEPENEK (Ankara) – Rektör başka, kadro başka!

GÖKHAN DURGUN (Hatay) – Reklamı bırak, konuya gel!

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – … ve en büyük yardımı Malatya İnönü Üniversitesine Malatya Belediyesi yapmıştır. Suyunun getirmesinden, yeşil alanından, otobüs duraklarına kadar, benim dönemimde yapıldı.

SÜLEYMAN SARIBAŞ (Malatya) – Görevin o!..

GÖKHAN DURGUN (Hatay) – Reklam yapıyorsun!

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – Hatta, dışarıdan gelen hocalara villa yapılması için taahhütlerde bulunduk biz Malatya Belediyesi olarak.

GÖKHAN DURGUN (Hatay) – Senin derdin rektör!

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – Tabiî, bu hadiseleri…

GÖKHAN DURGUN (Hatay) – Çok iyi anlatıyorsun kendini, çok iyi… Reklam yapıyorsun…

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – Hayır reklam değil, bir yerel yönetimin Malatya İnönü Üniversitesine yaklaşımıdır; ama, siz Malatya’nın gerçeklerinden bihaber olduğunuz için bu espriyi anlayamazsınız, buna muhatap olamazsınız.

SÜLEYMAN SARIBAŞ (Malatya) – Su vermeyeceksin su!..

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – Değerli arkadaşlar, netice olarak şunu söylemek istiyorum; İnönü Üniversitemiz ve Turgut Özal Tıp Merkezimiz bizim için her türlü değerin üstündedir, onu en yüksek seviyeye taşımak bizim aslî görevimizdir.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Bravo!..

GÖKHAN DURGUN (Hatay) – Taşıyamazsınız, taşıyamazsınız, üniversiteyle kavgalısınız siz.

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – Ama, bu yaklaşımın doğru zamanda yapılması gerekiyor.

BAŞKAN – Sayın Durgun, lütfen…

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (İstanbul) – Doğru zaman ne zaman?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Erkal, lütfen; teşekkür için açıyorum.

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – Bitiriyorum.

Bu yaklaşımın doğru zamanda yapılması gerekiyor.

ALİ KEMAL KUMKUMOĞLU (İstanbul) – O zaman hangi zaman?

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla) – Zamanı gelince, İnönü Üniversitesinin kadrosu da, diğerleri de en uygun şekilde gerçekleştirilecektir; ama, burada, bu hususta destek verenlerin, Malatya’nın gerçekleriyle ve hassasiyetleriyle, altını çiziyorum, Malatya’nın hassasiyetleriyle lütfen bütünleşmeniz gerektiğini vurguluyorum.

Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Erkal.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Başkan… Sayın Başkan… Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Aslanoğlu.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Başkanım, beni cehaletle suçlamıştır.

BAŞKAN – Sayın Aslanoğlu, tutanakları getirteceğim…

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – Çok açık Sayın Başkan, yani, tutanağı getirtmeye gerek yok.

BAŞKAN – Başkanlığı siz mi yönlendireceksiniz Sayın Kandoğan?!

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – Yani “cehalet” dediğini duymadınız mı?! Duymadınız mı yani bunu?!

MUHARREM KILIÇ (Malatya) – Bize hakaret etti; söz talep ediyorum.

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – Yani, bunu duymadınız mı allahaşkına?!

BAŞKAN – Sayın Kandoğan, ayağa kalkar mısınız. Söyleyin…

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – “Cehalet” lafını duymadınız mı?

BAŞKAN – Tutanakları getirtip inceleyeceğim.

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – Ya ne gerek var; duymadınız mı?!.

BAŞKAN – Duymadım Sayın Kandoğan sizin gürültünüzden.

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – Tamam, duymadıysanız, o zaman tamam.

BAŞKAN – Sizin gürültünüzden duymadım.

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – Siz dinlemiyorsunuz o zaman demek ki!

BAŞKAN – Oturur musun lütfen!

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – Konuşmacıyı dinlemiyorsunuz demek ki!

MUHARREM KILIÇ (Malatya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Kılıç, buyurun.

MUHARREM KILIÇ (Malatya) – Söz talep ediyorum efendim.

BAŞKAN – Niye Sayın Kılıç?

MUHARREM KILIÇ (Malatya) – İdeolojik körlükle suçladı, hakaret etti; söz talep ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Kılıç, Sayın Aslanoğlu’na da bildirdim, tutanakları getirtip inceleyeceğim, ona göre değerlendireceğim.

Teşekkür ediyorum.

ALİ TOPUZ (İstanbul) – Hâlâ ne tutanağı Sayın Başkan?!.

SÜLEYMAN SARIBAŞ (Malatya) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Sarıbaş.

YAKUP KEPENEK (Ankara) – Yani, çok açık…

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, bir saniye…

SÜLEYMAN SARIBAŞ (Malatya) – Mevcut kanun teklifinde imzam var. Biraz önce anlatılanlar ile görüşmekte olduğumuz, yani, gündeme almak istediğimiz kanun teklifi arasında hiçbir alaka yok.

BAŞKAN – Sayın Sarıbaş, yerinizden 1 dakikalık kısa bir açıklama yapmanız için mikrofonunuzu açıyorum.

Buyurun Sayın Sarıbaş.

SÜLEYMAN SARIBAŞ (Malatya) – Sayın Başkan, bu kanun teklifinin altında benim de imzam var. Biraz önce konuşan arkadaşımızın rektörle olan şahsî meselesine veya şahsî kaprislerine bu kanun teklifi heba edilmemeli.

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli) – Bravo!

SÜLEYMAN SARIBAŞ (Malatya) – Üniversitenin ne rektörüyle, ne rektörünün uygulamalarıyla hiçbir ilgisi yok bu kanun teklifimizin. Orada bir hastanemiz var. Devlet 250 000 000 dolar para har-camış, o hastaneye laboratuarlar yapmış, ameliyathaneler yapmış. 250 yatak, sırf ebe, hemşire kadrosu olmadığı için hâlâ kapalı duruyor, açılamıyor 2 senedir.

Şimdi, rektör şu olur, bu olur, siyasî görüşü de beni ilgilendirmiyor, uygulaması da; ama, o hastane Malatya’nın hastalarına hizmet veriyor.

Bizim teklifimiz, bu hastanenin ebesi, hemşiresi, kadrosu tamam olsun; çünkü, o rektörün ba-bası, annesi ameliyat olmayacak, onlar tedavi edilmeyecek, Malatya’nın hasta insanları tedavi edilecek.

Maliye Bakanlığımızın uygun görüşü var, kadroyu yetersiz bulmuş. Sayın Mehmet Ali Şa-hin’in, bu kadroya, elzemdir, ihtiyacı var diye yazısı var; ama, tahmin ediyorum Sayın Münir Bey, ne Maliye Bakanının yazısını, ne Mehmet Ali Şahin’in yazısını ne de kanun teklifinin içeriğini okumamış, tamamen rektörle olan şahsî kaprisini kürsüye yansıttı.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

SÜLEYMAN SARIBAŞ (Malatya) – Diyor ki: “Üniversiteye su verdim.” Elbette vereceksin; belediye reisisin. Yani, üniversite susuz mu olacak?!.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Sarıbaş.

SÜLEYMAN SARIBAŞ (Malatya) – Ben teşekkür ediyorum efendim.

BAŞKAN – Grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri reddedilmiştir.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Başkanım, oturum bitiyor bak. Sayın Başka-nım, bu oturumda söz vermezseniz geçiyor bizim hakkımız.

BAŞKAN – Sayın Aslanoğlu, lütfen oturur musunuz.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Ama…

BAŞKAN – Lütfen oturur musunuz Sayın Aslanoğlu.

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyo-ruz.

…..

YAKUP KEPENEK (Ankara) – Çok teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Maliye Bakanının burada olmasından da yararlanarak… Yıllardır sürüncemede kalan iki üniversitemizin kadro sorununu -biri Malatya İnönü, öbürü de Eskişehir Osmangazi Üniversiteleri- bir türlü çözüme kavuşturamadık. Sayın Bakanım, yeni üniversiteler kuruyoruz, onlara binlerce kadro tahsis ediyoruz; ama, bu iki üniversitemizin, yani, Malatya ve özellikle de Osmangazi Üniversitesinin kadro kanunları ne zaman çıkacaktır? Hükümetimizin bu konudaki tutumu nedir? Bunu öğrenmek istiyorum.

Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Kepenek.

Sayın Bakan, buyurun.

MALİYE BAKANI KEMAL UNAKITAN (İstanbul) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Sayın Kepenek’in Eskişehir Osmangazi ve Malatya İnönü Üniversitelerinin kadrolarıyla ilgili sormuş olduğu suale cevabım şöyle: Şimdi, bildiğiniz gibi, kadro, bizim Başbakanlıkta Devlet Personel ve orası da Sayın Başbakan Yardımcımız Mehmet Ali Şahin’e bağlı. Bize de bu konularda vize olarak gelir, Maliye Bakanlığına da; yani, Maliye Bakanlığı… Onun kadroları birlikte baştan yapılır; ama, birlikte çalışılır, oradan gelir bize, ondan sonra biz de vizelerini uygun görürüz veya görmeyiz. Bu konuda, müsaade ederseniz, ben tekrar Sayın Mehmet Ali Şahin’le de konuşayım ve size bu konuda gerekirse yazılı olarak da bilgi vereyim Sayın Kepenek.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

….

* ÖZÜR KONUŞMASI..
Daha sonra, Erkal’ın “cehalet suçlaması” nedeniyle 2 dakika süreyle söz verilen Milletvekili Mevlüt Aslanoğlu, bir Malatya milletvekilinin, meclisteki bazı üyeleri “cehaletle” suçlamasından dolayı, “bir başka Malatya milletvekili olarak meclisten özür dilediğini” bildirdi.

Malatya ile ilgili bir konuda 3’ü lehte, 1’i aleyhte 4 Malatya milletvekili tartışmanın içerisinde yeralırken, AKP’li diğer iki milletvekili Ali Osman Başkurt ve Fuat Ölmeztoprak ile ANAP’ın diğer milletvekili Miraç Akdoğan’ın, “lehte ya da aleyhte” sesleri duyulmadı. Bu 3 milletvekilinin bu görüşmeler sırasında mecliste olmadıkları sanılıyor..

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."