SON DAKİKA
SON DEPREMLER

"Olay Terör Koridorunu Yok Etme Meselesidir"

0
Güncellendi - 2018-01-23 04:01:05
A- A+ PAYLAŞ

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Tüm dünyaya milletin evinden ilan ediyorum, ülkemizin hiç kimsenin bir karış toprağında gözü yoktur, olmamıştır. Türkiye’nin bu operasyonlardaki temel amacı milli güvenliği yanında Suriye’nin toprak bütünlüğü ile Suriye halkının can ve mal emniyetine de katkıda bulunmaktır. Ne zaman iş biterse bizim orada durmaya merakımız yok, çekilmeyi biliriz. Bunun için birilerinden icazet almak gibi bir derdimiz yok” dedi.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde düzenlenen Ankara Sanayi Odası 54. Yıl Ödülleri töreninde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Afrin operasyonuna yönelik önemli açıklamalarda bulundu. Erdoğan bir askerin “Nereye gidiyorsunuz?” sualine “Kızılelma’ya gidiyoruz” dediğini hatırlatarak, “Evet, bizim bir Kızılelma’mız var. Biz o hedefe doğru gidiyoruz” diye konuştu.

”13 OSB üretimin her alanında Türkiye’ye ve dünyaya hizmet veriyor”

Ankara’nın sadece bir idari başkent olmadığını, aynı zamanda ülkede sanayinin ve ticaretin merkez şehirlerinden biri haline geldiğini belirten Erdoğan, “Dünyada Ankara gibi sonradan başkent ilan edilmiş şehirler genellikle sadece bürokratik kuruluşlardan ve onların destek unsurlarından ibarettir. Ankara ise en başından itibaren sanayide, ticarette, tarımda, eğitimde, kültür ve sanatta, her alanda iddia sahibi şehir olduğunu ispat etmiştir. Halen il sınırları içinde faaliyet gösteren 13 OSB üretimin her alanında Türkiye’ye ve dünyaya hizmet veriyor. Bunlardan 3 tanesi de doğrudan ASO tarafından kurulmuştur. Başkentimizin öne çıkan sanayi kuruluşlarına baktığımızda savunma sanayi, otomotiv ve enerji şirketlerinin özellikle dikkatimizi çektiğini görüyoruz. Demek ki Ankara, hepsi de geleceğin sektörleri olan bu alanda iyi bir damar yakalamış durumda, hele hele savunma sanayi noktasında. Önümüzdeki dönemde bu potansiyeli daha da geliştirerek Ankara’nın sanayi ve ticaretin de başkenti olma vasfını güçlendireceğimize inanıyorum” şeklinde konuştu.

“Olay Kürt koridoru meselesi de değildir. Olay terör koridorunu bizim yok etme meselesidir”

Türkiye’nin bir istiklal ve istikbal davası olduğunu, bu davada hudutların güvenliği ne kadar önemliyse, ekonominin güçlenmesi ve gelişmesinin de o derece ehemmiyete sahip olduğunu belirten Erdoğan, “Çünkü, güçlü bir ekonomik zemine oluşmayan özgürlük mücadelelerinin kalıcı zaferlere ulaşma imkanı da yoktur” dedi.

Güvenlik güçlerinin sınırlar içinde ve dışında yakın tarihin en büyük mücadelelerinden birini yürüttüğünün altını çizen Erdoğan, “Bir yandan bölücü terör örgütü ile diğer yandan FETÖ ihanet çetesi ile, aynı şekilde irili ufaklı bir çok terör örgütü ile mücadele ediyoruz. Sınırlarımız boyunca oluşturulmak istenen, milli birliğimizi ve toprak bütünlüğümüzü alenen tehdit eden terör koridoruna ilk hançeri Fırat Kalkanı Harekatı ile vurmuştur. Bazı yazar çizerler, özellikle bizim bu operasyonlarımızı Kürtlere karşı yapılmış operasyonlar olarak ilan edip hedeften saptırma gayreti içine giriyorlar. Önce şunu çok açık söylüyorum, bizim Kürt vatandaşlarımızla bir sorunumuz yoktur, olay Kürt koridoru meselesi de değildir. Olay terör koridorunu bizim yok etme meselesidir. Böyle bir anlayışı, böyle bir yazıyı yazan da gerçekten bu ülkede az çok mürekkep yalamış, hele hele askerin içinde görev almış birileri olursa bu bizi ciddi manada üzer. Kürt koridoru nedir, terör koridoru nedir, bunu ben burada anlatacak değilim, bunu kendilerinin anlaması lazım” diye konuştu.

“Bu karşılıksız da kalmayacak. Bunun bedelini çok ağır ödüyorlar, ödeyecekler”

Suriye’nin kuzeyinden Türkiye’ye yönelik yıllardır devam eden tacizler olduğunu söyleyen Erdoğan, “Hatay’da oradaki enerji santralimizin olduğu yere attıkları havan ile bir şehidimiz var. Böyle bir mücadele içinde şehidimiz de olacak, gazilerimiz de olacak. Bu karşılıksız da kalmayacak. Bunun bedelini çok ağır ödüyorlar, ödeyecekler. Biz bu yoldan geri duramayız. Bu kanıdaki kararlılığımız ortadadır” şeklinde konuştu.

Daha önceden “Afrin hallolacaktır” dediğini hatırlatan Erdoğan, “Afrin’den geri adım atmak yok, biz bunu Rus dostlarımızla da konuştuk, mutabakatımız var, diğer koalisyon güçleri ile de konuştuk, Amerika ile de konuştuk. Ama biz Amerika’yı bir şeye ikna edemedik, biz kendilerine dedik ki, siz DEAŞ terör örgütü ile mücadeleyi niçin bir terör örgütü ile yapıyorsunuz, PYD-YPG-PKK gibi terör örgütü ile yapıyorsunuz, gelin bunu stratejik ortağınız olan Türkiye ile beraber yapın, biz buna varız, onları bir kenara koyalım, terörü güçlendirmeyelim. Dediler ki, ‘Bizim generallerimiz bize ‘Türkiye’nin bu işe tahsis ettiği ekip veya ordu yeterli değil.’ Sizin generalleriniz size yanlış söylüyor, bunları ikili görüşmede de heyetler arası görüşmede de Sayın Trump’a söyledim ama dinlemediler. Siz bilirsiniz dedim, siz yolunuza biz yolumuza. 5 bin tır silah getirdi Amerika bu bölgeye. Bütün bunlar bu terör örgütlerine dağıtıldı. Bugün Suriye’nin kuzeyinde 20 kadar Amerika’nın üssü var. Bunları tüm halkımın bilmesi lazım. Bilme si lazım ki ‘ülkemde neler oluyor, bizim haberimiz yoktu, biz bilmiyorduk’ deme lüksüne kimse sahip olmasın. Şuanda 2 bin kadar kargo uçağı ile ayrıca bu bölgeye silah taşınmıştır. Bütün bunlar söylendiği zaman bize doğru konuşmuyorlar. Biz bunların hepsini biliyoruz, bize bu noktada dürüst davranın. Şuana kadar bu dürüstlüğü göremedik. Bizde Rusya ile yaptığımız görüşme çerçevesinde yolumuza devam ediyoruz. Afrin’de Mehmetçiğimiz görevini ifa ediyor ve edecek.

Tüm dünyaya milletin evinden ilan ediyorum, ülkemizin hiç kimsenin bir karış toprağında gözü yoktur, olmamıştır. Türkiye’nin bu operasyonlardaki temel amacı milli güvenliği yanında Suriye’nin toprak bütünlüğü ile Suriye halkının can ve mal emniyetine de katkıda bulunmaktır. Hepimizin gözü önünde Suriye topraklarının bir kısmı üzerinde bölge halklarının tarihi, kültürel ve sosyolojik gerçekleri ile uzaktan yakından ilgisi olmayan bir yapı inşa edilmeye çalışılıyor. Bu yapı Türkiye için ne kadar büyük tehditse Suriye için, Irak için, İran için, daha da genişletirsek tüm bölgemiz için aynı derecede hayati bir tehdittir. Şunda 3,5 milyon bizde Suriyeli var. Kuzey Suriye’de, Cerablus’ta, El Bab’ta, Rai’de 2 bin kilometrekarelik alan şuanda kontrolümüzdeyse, Cerablus’a 100 bin insan geri döndüyse, aynısı Afrin’de de olacak, İdlib’de de olacak. Bizdeki Suriyeli kardeşlerimiz kendi vatanlarına ve evlerine dönme imkanını bulacaklar. Biz kendimizle birlikte bölgemizdeki tüm kardeşlerimizin geleceğini, güvenliğini, huzurunu ve geleceğini de savunuyoruz. Halen ülkemizde hayatlarını sürdüren 3,5 milyon Suriyeli misafirimizin kendi evlerine dönebilmelerinin bizim sağlayacağımız huzur ve güven iklimi ile mümkün olduğunu biliyoruz. Fırat kalkanı Harekatı’nda bunu bizzat yaşayarak gördük. İdlib ve Afrin’de aynı huzur ve güven iklimini tesis ettiğimizde 100 binlerce Suriyeli kardeşimiz kenti yurtlarında hayatlarını sürdürme imkanına kavuşacaktır. Bu açık gerçeğe rağmen yaptığı meşru operasyonlar sebebiyle Türkiye’yi eleştirenlerin hiçbirinin deri Suriye halkının sorunlarının çözümü ve geleceği değildir. Yaklaşık 6 milyonu ülke dışında olmak üzere, 13 milyon Suriyelinin çektiği acılar başkalarının umurunda olmayabilir ama bizim umurumuzdadır. Bunların hepsi de bizim kardeşimizdir, tarih bunun şahididir. Türkiye Afrin’de Kürtlere karşı değil, oradaki terör örgütüne karşı mücadele etmektedir. Afrin’de yüzde 55 Arap, Yüzde 35 Kürt var, diğeri Türkmen. Orada bir terör örgütü var. Çok yakında görülecektir ki, terör örgütünün baskısı ortadan kalktığında bize en büyük teşekkür Afrin’deki Kürt, Türkmen ve Arap kardeşlerimizden gelecektir” ifadelerini kullandı.

“Bizim bir Kızılelma’mız var”

Türkiye’deki PKK gibi Suriye’deki PYD’nin de Kürtler için değil bölge üzerinde farklı emelleri, projeleri olan güçler için savaştığını belirten Erdoğan, “Bu hain projenin nihai hedefinin Türkiye olduğunu anlamamak için aptal olmak gerekiyor. Bu ülkede kimse saf da değil, aptal da değil. Zihnini ve ruhunu emperyalist güçlere kiraya vermiş bir avuç hain dışında hangi meşrepten, hangi görüşten, hangi kökenden olursa olsun tüm Türkiye Cumhuriyeti Devleti vatandaşları gerçekleri görüyor. Afrin operasyonumuza vatandaşlarımızın tamamı güçlü destek veriyor. Camilerimizden edilen dualardan, operasyona giden askerlerimizi durdurup alınlarından öpmeye kadar gözyaşları ile takip ettiğimiz nice güzel hadiseye şahit oluyor. ‘Nereye gidiyorsunuz’ sualine cevap ‘Kızılelma’ya gidiyoruz.’ Evet, bizim bir Kızılelma’mız var, bunu yaklaşık 1 ay kadar öncede Külliyede yaptığım bir konuşmada açıklamıştım. Biz o hedefe doğru gidiyoruz” dedi.

Kahraman askerlere Mehmet Akif Ersoy’un Ordunun Duası ile selamlayan Erdoğan, “el Bab’dan İdlib ve Afrin’e kadar, bilinen ve bilinmeyen pek çok yerde istiklalimiz ve istikbalimiz için ‘ölürsem şehit, dönersem gaziyim’ diyerek kahramanca mücadele eden tüm askerlerimize Rabbim’den kolaylıklar ve zaferler diliyorum. Rabbim Mehmet’imize dayanma gücü versin” diye konuştu.

“Ne zaman iş biterse bizim orada durmaya merakımız yok, çekilmeyi biliriz”

Afrin operasyonunun Fırat kalkanı Harekatı gibi hedeflerine ulaştığında sona ereceğini kaydeden Erdoğan, “Bazıları diyor ki, bunu diyen de enteresan, Amerika, ‘süre belli olmalı, fazla uzun olmamalı.’ Bende Amerika’ya soruyorum, Afganistan’da sizin süreniz belli oldu mu, ne zaman bitecek o? Biz iktidara gelmeden önce siz Irak’a girdiniz, Irak’ta bitti mi bu süre, hala Irak’tasınız. Şimdi kalkıp buraya da girdiniz, koalisyon güçleri ile buradasınız, bunun süresi olur mu, böyle bir savaş matematik bir olay değil, nasıl böyle bir şeyi sorarsın. Ne zaman iş biterse bizim orada durmaya merakımız yok, çekilmeyi biliriz. Bunun için birilerinden icazet almak gibi bir derdimiz yok. Bölgenin gerçek sahibi olan kardeşlerimizin huzur ve güven içinde yaşayabilecekleri bir yer haline getirilmesi konusunda gereken çalışmalara başlanacaktır. Kendi sınırlarına dayanan 3-5 mülteci karşısında dehşete kapılıp ortalığı ayağa kaldıranlardan, bu coğrafyada alçakça öldürülen 1 milyon insan için de birazcık hassasiyet göstermelerini istiyoruz. Uluslararası sistem bu bölgede ve dünyanın çeşitli yerlerinde yaşanan zulümlere gözünü kapatmaya devam ederse kendi meşruiyet zeminini ortadan kaldıracaktır. Onun biz ‘dünya 5’ten büyüktür’ diyerek tüm ülkeleri ve kuruluşları ikaz etmeye, kendilerini derleyip toparlamaya davet ediyoruz. BM Güvenlik Konseyini, bölücü terör örgütü Afrin’de kendisine tabi olmayanları vahşice infaz ederken toplantıya çağırmayanların böyle bir girişimde bulunmaya asla hakkı yoktur. Türkiye olarak bizim hiçbir yeri işgal etmek gibi bir amacımız yoktur. Bizim tek gayemiz var, oda gönülleri fethetmek. Bizim ecdadımız bu işi böyle yapmış, bizde böyle yapacağız. Ecdadımızdan böyle gördük, evlatlarımıza miras bırakacağımız anlayış da budur. Kendi geçmişleri sömürge ve ölümle örülü olanlardan gönüllerin fethi gibi bir inceliği anlamalarını beklemek belki biraz zorlama olacak ama en azından her fırsatta dünyaya telkin ettikleri demokrasi, insan hakları ve özgürlükler gibi değerler üzerinde bir anlayış birliği oluşturabileceğimizi ümit ediyoruz. Dün DEAŞ için seferberlik ilan edenlerden bugün bölücü örgüt konusunda sadece hakkaniyetli yaklaşım talep ediyoruz. Terör örgütleri karşısında ilkeli bir tutum sergilemeyenlerin çok uzak olmayan bir gelecekte bunun acısını çekmek zorunda kalacağını hatırlatmak istiyorum. Sınırlarımız boyunca bir terör koridoru oluşturmak için getirilen 5 bin tır ve 2 bin uçak dolusu silah bugün sadece bize karşı kullanılıyor olabilir. Biz parayla bu silahları bunlardan istedik, vermediler. Ama terör örgütüne ücretsiz olarak bu silahları veriyor. Pek biz nasıl oluyor da stratejik ortak oluyoruz, model ortak oluyoruz? Bunu anlamak mümkün değil. Hiç kimsenin kuşkusu olmasın ki yarın bu silahlar onlara gönderen ülkelere de dönecektir. Dün Reyhanlı’yı hedef alan roketlerin yarın hangi Amerika veya Avrupa şehrini vuracağını kimse bilemez. Terörün karakteri böyledir. Biz bu terör dalgasının da üstesinden geliriz. Sınırlarımız içindeki ve dışındaki teröristleri etkisiz hale getirme konusunda çok büyük tecrübe sahibiyiz. Suni bir güven ve refah duvarı içinde yaşayan ülkelerin benzer şoklara aynı derecede dayanıklı olup olamayacaklarını hep birlikte göreceğiz. Türkiye olarak tıpkı DEAŞ meselesinde olduğu gibi uluslararası camiaya gereken her türlü bilgi desteğini vermeye, mücadele katkı sunmaya devam edeceğiz. Suriye’de DEAŞ’a en büyük darbeyi Türkiye vurmuştur. Irak’ta DEAŞ ile mücadele Türkiye’nin oradaki üslerinde eğittiği güçler en ön saflarda yer almışlardır. Şuana kadar DEAŞ ile bağlantısını tespit ettiğimiz 56 bin kişiye ülkemize giriş yasağı koyduk. 6 bine yakın kişiyi de sınır dışı edip ilgili ülkeleri bilgilendirdik. Bunu rağmen sınır dışı ettiğimiz veya DEAŞ ile bağlantısı konusunda ikazda bulunduğumuz isimlerden bazılarının Avrupa’da ellerini kollarını sallayarak eylem yapabildiklerini gördük. Demek ki terörle mücadele konusunda diğer ülkelerin hassasiyeti bizimki kadar değil. Bizi asıl üzen ise ortadaki bu gerçeklere rağmen bazı çevrelerin hala ülkemizi terör örgütleri ile irtibatlı göstermeye çalışıyor olmasıdır. İnşallah endişelerimiz gerçekleşmez. Dünyayı daha güvenli ve huzurlu bir yer haline getirmek için kendi inisiyatiflerimiz yanında bölgesel ve küresel tüm oluşumlara katkı vermeye hazır olduğumuzu belirtmek istiyorum” diye konuştu.

Ekonomideki hedeflere ulaşmak için gereken her türlü tedbirin alındığını, her türlü adımın atıldığını belirten Erdoğan, Türkiye’nin geçmişte yaşadığı büyük krizlere bakıldığında hepsinde siyasi istikrarsızlıkla birlikte ekonomik zayıflığın rol oynadığını belirtti. Erdoğan, “3-5 milyar dolarlık manipülasyonlarla ekonomisi alt üst edilebilen bir ülkenin siyasi ve diplomatik bakımdan etkin güç haline gelebilmesi mümkün değil. Bu kredi derecelendirme kuruluşlarının yaptıkları açıklamalara sakın aldanmayın. Bunlar tamamen adeta birer siyaset kurumu gibidir. Bunlar kendilerine göre siyasi kararlar vermek suretiyle Türkiye’yi çökerteceklerini sanıyorlar. Onlar ne denli aleyhte açıklamalar yaptıysa işte büyüme açıklandı, yüzde 11.1. Dünyada bir numara Türkiye. Hani kredi derecelendirme kuruluşları, özür dilediler mi, yok. Bunlarda yüz yok ki özür dilesinler. Geçtiğimiz 15 yılda demokrasimizle birlikte ekonomimizi ayağa kaldırmanın mücadelesini verdik. Attığımız her adımda önümüze akıl almaz engeller çıkartıldı. Nasrettin Hoca’nın o meşhur ‘parayı veren düdüğü çalar’ hikayesi var ya, onu biz bizzat yaşadık. Ülkemize hibe bile değil, kredi veren, yani faizle borç veren kuruluşların seçilmiş hükümeti bir kenara bırakıp devleti yönetmeye kalktıklarını gördük. Hani benim o meşhur Davos hikayem var ya, orada IMF’nin başındaki adam bize akıl veriyor. Sen paranı alıyor musun, alıyorsun, sen paranı almak için adamlarını gönder. Siyaset dersen bu ülkeyi yöneten benim, ülkeyi siz yönetemezsiniz dedim. Ondan sonra o da siyasete soyunda ama pek dayanamadı gönderdiler. 2013, bizim IMF ile işimiz bitti, bütün borç ödendi ve Türkiye yoluna kararlı bir şekilde devam ediyor. Daha sonra bizden 5 milyar dolar borç istediler, arkadaşlar ‘verelim mi’ deliler, verin dedim, baktılar ki Türkiye kararlı sonra vazgeçtiler. 2013 yılında milli gelirimiz 950 milyar dolara kadar çıkmıştı, bu rakamı biraz daha yukarıya çektiğimizde gelişmiş ülkeler sınıfına geçme yolunun çoğunu da kat etmiş olacağız. İşte bu noktada Türkiye tarihinin en büyük saldırı dalgaları ile karşı karşıya kaldı. Gezi olayları, bu zincir işte bugüne kadar geldi. Buna rağmen darbe girişimi gibi bir felaketi yaşadığımız 2016 yılını dahi 863 milyar dolarlık milli gelirle ve 2,9 büyüme oranı ile kapattık, bütün bunlara rağmen. 2017 yılının ilk üç çeyreğinde yüzde 7,4’lük büyüme oranına ulaştığımızı düşündüğümüzde milli gelirimiz de buna uygun bir artışla yeniden bizi hedeflerimize yaklaştıran seviyeye gelecektir” diye konuştu.

“Ekonomimize en küçük olumsuz bir yansıması olmayacaktır”

İstihdam konusunda yapılan çalışmaları anlatan Erdoğan, iş adamlarından artı 2 kişi istihdam sözü aldı. Erdoğan, “Bu 2, 2 kat demektir, 2 kişi değil, bunu bilesiniz. Bunu yaptığımızda Türkiye işsizlikte tek haneli rakamlara inecektir” şeklinde konuştu.

Türkiye’nin bölgesel ve küresel krizlerin arasında ekonomisi için kendisine korunaklı bir alan oluşturmayı başardığının altını çizen Erdoğan, “Bu sayede en ağır saldırıların bile üstesinden kısa sürede gelebiliyor, hemen toparlanıp 2023 hedeflerimize odaklanabiliyoruz” ifadelerini kullandı.

15 Temmuz gecesi yaşananları anlatan Erdoğan, yerli ve milli para ile uluslararası ticarete başlandığını söyledi. Erdoğan, “Savunma sanayinde, enerji sektöründe bunun adımlarını attık. Ülke adı vermeyeceğim, yakın zamanda onu da duyacaksınız, ciddi manada yoğun bir şekilde bu rakamlar devreye giriyor. TL uluslararası para birimi olarak devrede olacak. Şuanda Rusya’dan bir kredi aldık ama Rus rublesi ile aldık. ES-400’lerle alakalı. Aramızdaki bu ekonomik güven bizi farklı yerlere de taşıyor” dedi.

Tüm dünyanın gündeminde ilk sırada yer alan tarihi operasyona işaret eden Erdoğan, “Bunun ekonomimize en küçük olumsuz bir yansıması olmayacaktır. Biz şuanda ekonomide güçlü olduğumuz bir dönemde bu adımı atmış bulunuyoruz. Herkes Türkiye’nin güvenlik konusundaki hassasiyetleri için demokrasisinden taviz vermediği gibi ekonomisini de aynı titizlikle koruma iradesine sahip bir ülke olduğunu biliyor” diye konuştu.

İş dünyasını yakından takip ettiğini belirten Erdoğan, 2018 yılında da gözünün iş dünyasının üzerinde olacağını kaydetti.

Erdoğan, Bitlis’teki çığ felaketinde şehit olan 5 askere rahmet dileyerek ailelerine ve Türk milletine başsağlığı diledi.

İhracat, vergi, ar-ge, katma değer ve istihdam kategorilerinde 54 iş adamına ödüllerini Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın verdiği programa Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, Vali Ercan Topaca, eski Ekonomi Bakan Zafer Çağlayan, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, ASO Başkanı Nurettin Özdebir ve Ankaralı iş adamları katıldı.

Ankara, iha

UYARI: Sitemizde çoğunlukla muhabir arkadaşlarımızın imzalarıyla ya da mensubu oldukları basın kuruluşları kaynak belirtilerek yayınlanan üstteki haber benzeri araştırmalar, haberler, röportajlar, maalesef “emek hırsızı” –özellikle de biri sürekli olmak üzere- sözde bazı internet yayıncıları tarafından, ya aynen ya da küçük bazı değişiklikler yapılarak, kendi özel araştırmaları ya da haberleriymiş gibi kendi yayın organlarında yayınlanabilmektedir. Haber kaynağıyla ya da araştırmasıyla, istihbaratıyla uzaktan yakından ilgisi olmayan, sadece gerçek gazetecilerin ‘kamuoyunun bilgisine sunulmuş’ emeğinin üzerine ‘çöküp’, gazetecilik- habercilik yaptıklarını zanneden ve böylece kamuoyunu da aldatanların bulunduğuna bir kez daha dikkat çekerken, söz konusu unsurları da ‘gerçek gazetecilerin emeğini çalmamaları’ konusunda uyarıyoruz.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.

Yorum yazın

İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
Yorum yazmalısınız

1 yorum yapılmış

  • Malatyam (6 yıl önce)
    Rabbim seni ülkemizin ve devletimizin başından eksik etmesin.
    0
    0
    Yanıtla