Final

Örnek Resim


Arion

Malatya Haber -

“Oyunu Biz Bozduk”

“Oyunu Biz Bozduk”
  • 28.12.2015

Başbakan Ahmet Davutoğlu, bugün Kamu Yönetiminde Şeffaflık Reformunu’nu, Bakanlar Kurulu’nda ele alacaklarını belirterek, bunun yarın kamuoyuyla paylaşılacağını ifade etti. 

Başbakan Ahmet Davutoğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, geçtiğimiz haftanın yoğun bir gündemle geçtiğini belirterek, “Hem yurtiçinde hem yurtadışında son derece önemli toplantılara katıldı. Geçtiğimiz salı günü Bilim, Teknoloji Yüksek Kurulunu topladık. Bu, 62. hükümet programında altını çizdiğimiz ilgili bütün bakanlıkların yoğun istişare yaptığı önemli bir toplantı. Arge gelişmeden eğitim kadrosunun niteliksel ve niceliksel dönüşüm yaşamadan Tükiye’nin 2023 hedeflerine ulaşması mümkün değil. Yaklaşık 7 saat süren toplantıda, özellikle doktora derecelerinde neteliksel ve niceliksel dönüşüm için son derece önemli kararlar aldık” ifadelerini kullandı.

12 Eylül döneminde insanların kıyafetleriyle uğraşılırken bilimin geri plana atıldığına işaret eden Davutoğlu, her ay alınan kararlarla ilgili raporlandırma yapılıp bizzat kendisine arzedileceğini ifade etti. Zeliha Koçak Tufan başörtülü gerçek bir bilim insanının YÖK üyeliğine Bakanlar Kurulu kararıyla atandığını anlatan Davutoğlu, “Biz, insanların kıyafetleriyle inançlarıyla değil beyinlerdeki bilim anlayışıyla üniversitelerimizi ihya içindeyiz. Zeliha hanıma çalışmalarına başarılar diliyorum. Bundan sonra bütün kadınlar eşit haklara sahip olarak yan yana Yeni Türkiye için çalışacak” dedi.

BAHÇELİ’YE SESLENDİ

İkinci toplantının savunma sanayi icra komitesi toplantısı olduğunu belirten Davutoğlu, “Orada da çok önemli kararlar aldık. Milli muharip uçağı, milli savaş uçağı, şu andan itibaren savaş uçağı projemizin tasarım aşamasına geçilmiş bulunuyor. İnşallah 2023 yılında ilk prototif üretiminde kararlıyız. Milli piyade tüfeğinde de ilk aşamada 30 bin üretim olmak üzere seri üretime geiyoruz .F-35’ten önümüzdeki yıllarda toplamda 100 tane tedarik edeceğiz. Savunma sanayi artık millidir, milli olacaktır ve milli bekamızın altyapısını oluşturacaktır. Milliyetçilik, vatanperverlik, Ankara’daki kapalı toplantı odalarında nutuk atarak yapılmaz. Gerçek Cumhuriyetçilik ancak ve ancak Türkiye’nin milli savunma sanayisini kurmasıyla mümkün olur. Sayın Bahçeli’ye buradan sesleniyorum, grup toplantısında birtakım iddialarda bulundu. Kendisinin Başbakan Yardımcılığı döneminde ülkeyi bırakın kendi uçağını yapmayı hayal etmeyi başka ülkelerin envanterinden çıkan silahları almak için hibe peşindeydi” diye konuştu.

“BİZ YETİMLERE, MAZLUMLARA SAHİP ÇIKTIK VE SAHİP ÇIKMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

Türkiye’nin şimdi hiçbir namerdin önünde boyun eğmeyeceğini belirten Davutoğlu, “Milli savunma ve bu stratejik toplantılar yanında Türkiye’nin vicdanını yansıtan önemli bir toplantıya daha katıldı, AFAD’ın kuruluşunun 5. yılı. Şefkati olmayan devletler tiranlaşırlar, kudreti olmayan devletler acizleşirler. Savunma sanayi icra komitesinde aldığımız kararlar kudretli bir Türkiye Cumhuriyeti Devleti için alınan kararlardır. AFAD 5 yıl içinde daha önce birçok farklı bakanlıklara dağılan fonksiyonları birleştirerek oluşturduğumuz bir yapı ve bizim vicdanımızı, merhametimizi, mazlumlara dönük olarak bizim uzattığımız eli temsil ediyor. Elini açık olan Ahi Evran’ın, bir olun diri olun diyen Hacı Bektaşı Veli’nin felsefesini temsil ediyor. Kudret bir olmaktır, iri olmaktadır, diri olmaktadır. Merhamet ve şefkat, elini, kapını, sofranı açık tutmaktır. AFAD toplahtısında hepimizin gözyaşlarına boğulmasına yol açan Rua kardeşimizin hikayesinden size bahsedeyim. Tutup benim alnımdan öpen, o küçük çocuk Rau Hama’da doğdu, annesi Hama’da bir saldırıda gözünün önünde hayatını kaybetti. Babaannesiyle, 3 kardeşiyle Türkiye’ye sığındı. Babası ise Suriye’de geride kaldı. Mücadeleyi sürdürmek için. Türkiye’nin Suriye politikasını, insani bakan için eleştirmek mümkün mü. Biz yetimlere, mazlumlara sahip çıktık ve sahip çıkmaya devam edeceğiz” ifadelerini yer verdi.

“BIRAKINIZ BÖYLE BİR HİSSİYATI KAYBETMİŞ OLAN KILIÇDOROĞLU, BU MÜLTECİLERE NEDEN KAPIMIZI AÇTIĞIMIZI SORSUN”

Allah şahit olsun ki yetimlere sahip çıktık, sahip çıkmaya devam edeceğiz” diyen Davutoğlu, “Bu millette bu vicdan var. Allah şahit olsun ki nasıl kendi evladımızın başını okşamışsak Rua’nın da başını okşamaya bağrımıza basmaya devam edeceğiz. Bırakınız böyle bir hissiyatı kaybetmiş olan Kılıçdaroğlu, bu mültecilere neden kapımızı açtığımızı sorsun. Bu yetimlere sahip çıkan bütün vatandaşlarımıza takdirlerimi sunuyorum. Kobani’yi eleştirmeyi fırsat görenlere söylüyorum, yenidoğanlara verilen en fazla isim AFAD’dı. Gördüler ki Türkiye Cumhuriyeti AFAD diye yazı gördüler, minnet duyguları için AFAD ismini verdiler. Ben tekrar AFAD görevlilerine teşekkür ediyorum. Devlet hazır ve nazır olarak kendi vatandaşlarının yanında olacak, dünyada nerede bize yardım elini uzat diye seslenen olursa onun yanında olacak” şeklinde konuştu.

Büyükelçiler konferansının hatırlatan Davutoğlu, “Onlarla yeni Türkiye’nin vizyonunu paylaştım. nerede olursa olsun hangi konuda olursa olsun mutlaka aktif olacaksınız, uluslararası toplumda aktif olacaksınız, kim ne diyor demeden türkiye ne diyorsa haykıracaksınız. Biz, insanlığı arkasına takacak büyük bir geleneğin takipçisiyiz” dedi.

“ANNELİK DE VATAN GÖREVİ GİBİ KUTSAL BİR GÖREVDİR”

Her hafta değişik konularda ciddi reform hamlelerinin açıkladıklarına dikkati çeken Davutoğlu, “25 sektörel dönüşüm programıyla ilgili geçtiğimiz hafta aile ve çalışan kadınlarımızı için devrim mahiyetinde bir reform açıkladık. Petrol bitebilir, eldeki kaynaklar tükenebilir tükenmeyen tek bir kaynak var o da insan kaynağı. Eski Türkiye’de olduğu gibi aman nüfusun artmasını durduralım doğum kontrolünü teşvik edelim, ama problem çıkmasın bu eski Türkiye mantığı. Biz yeni Türkiye’de tam tersini söylüyoruz, genç nüfusumuz artsın dinamik yapıya sahip olsun. Mili gelir üzerinden kişi başına düşen milli geliri artıralım. Detaylı bir şekilde yaklaşık 2 ay gibi bir süredir bu reform paketi üzerinde çalıştılar. Aile sosyal destek programıyla 500 aileye sosyal hizmet görevlisi tahsis ediyoruz. 7 binlik kadro ihtas ediyoruz ki Türkiye’nin bütün bir haritasını en kısa zamanda çıkarabilelim. Biz bu paketi açıkladığımızda birçok çevreler peki bu kardın istihdamını artırmaz mı dediğinde aslında bu programı okumadığını gösteriyor. Biz, kadınlarımızın haklarını devlet hakları üzerinden kullanarak karşılayacağız. Kadınlarımız, günde yarı zamanlı çalışıp tam ücret alacaktır. Bu, devrim mahiyetinde bir reform. Bu izin süresinde kadınlarımızın kademe ve sosyal güvenlik haklarında ilerlemelerini devam ettirecek şekilde tanzim edilecek. Annelik de vatan görevi gibi kutsal bir görevdir” şeklinde konuştu.

Devrim mahiyetinde bir adımla çeyiz hesabının ihtas edildiğini anlatan Davutoğlu, “Yüz bin lira biriktirmişse devlet ortalama yüzde 15 katkıda bulunarak anne babalara, genç ailelere teşvik ediyoruz. Aşkın, muhabbetin ne zaman geleceği belli olmaz, geldiğinde de çarpar. Yurtdışındaki vatandaşlarımız çeyiz hesabından bu haklardan hepsi istifade edecekler” dedi.

Bugün Bakanlar Kurulu’nda Kamu Yönetiminde Şeffaflık Reformu’nu ele alacaklarını belirten Davutoğlu, bunun yarın kamuoyuyla paylaşılacağını ifade etti.

Soğuk algınlığı ve grip nedeniyle haftasonu gitmeyi planladığı programlarının iptal edilmesine değinen Davutoğlu, “Bursa, Isparta, Yalova, Antalyalı gönüldaşlarımıza katılamadığımız dolayı özürlerimi iletmek istiyorum. Çok kısa sürede sağlığımıza bu aşk ve coşkuyla kavuştum. Bu şehirlerimize ilk fırsatta dava arkadaşlarımızla bizzat kucaklaşacağız” diye konuştu. 

“BİZİM ORADA OLMAMIZ..”

Başbakan Ahmet Davutoğlu, “Bazıları bizim İsrail Başbakanıyla niye orada olduğumuz sorguluyorlar, bugün sabah Bahçeli’nin yaptığı gibi. Biz meydanı onlara bırakmayız, insanlık neredeyse biz orada olacağız. Bizim orada olmamız ne kadar doğalsa ne kadar samimiyse İsrail Başbakanının orada olması o kadar anormal o kadar gayri samimidir. Bunu da dünyanın yüzüne haykırdık, haykırmaya devam edeceğiz” dedi. 

Fransa’nın başkenti Paris’te 1.5 milyon insanın katıldığı Charlie Hebdo katliamıyla başlayan ve 17 kişinin ölümüne neden olan terör saldırılarının protesto edildiği Cumhuriyet Yürüyüşü’ne katıldığını hatırlatan Davutoğlu, “Bu birçok açılardan önemliydi. Avrupa’dan ve dünyadan çok sayıda liderle birlikte teröre karşı sesimizi yükselttik. Bu konuda Türkiye’nin başbakan düzeyinde katılımının üç açıdan önemli olduğu kanaatindeyim. Bir, verdiğimiz küresel mesaj, iki Avrupa’daki kıtasına verdiğimiz mesaj, üçüncüsü de Avrupa’da yaşayan vatandaşlarımıza ve bütün Müslümanlara verildiğimiz mesaj. Küresel mesajımız şuydu: Terör nerede olursa olsun, kim tarafından yapılmış olursa olsun bizim için bir insanlık suçudur, teröre karşı her zaman her yerde sesimizi yükseltmeye, dayanışma içinde olmaya devam edeceğiz. Terörün herhangi bir şekilde İslam’la veya herhangi bir dinle yan yana anılmasına müsaade etmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

“HER TÜRLÜ TERÖRE, BARBARLIĞA, ZORBALIĞA, ZULME KARŞI ÇIKMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

“Norveç’te terör olduğunda ve genç bir kızımız hayatını kaybettiğinde biz buna Hristiyan terörü, Avrupa terörü ya da Norveç terörü demedik” diye konuşan Davutoğlu, şunları kaydetti:

“Nasıl neonaziler 9 vatandaşımızı ırkçı bir saikle katlettiğinde buna Katolik terörü, Alman terörü demedik. Dünyada böyle bir insanlık suçu işleyen ve en fazla da İslam’a zarar veren böyle bir terör eyleminin İslam terörü diye adlandırılmasına hiçbir yerde müsaade etmeyeceğiz. Biz teröre, zorbalığa, tiranlığa, diktatörlüğe dünyanın neresinde olursa olsun karşı çıkmaya devam edeceğiz. Oradaki mevcudiyetimiz dünyada o liderler arasında en kalabalık nüfusla katılan Müslüman bir ülkenin başbakanı olarak mevcudiyetimiz küresel olarak verdiğimiz bu mesajla ilgilidir. Kim olursa olsun, nerede yapılmış olursa olsun, kimi hedef alırsa alsın her türlü teröre, her türlü barbarlığa, zorbalığa, zulme karşı çıkmaya devam edeceğiz. Aynı şekilde devlet terörü uygulayan kişilere ve devletlere karşı da sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz. Gazze’de yapılana, İsrail’in yaptığı zulme ‘devlet terörü’ demeye devam edeceğiz. Hama, Humus ve Halep’te Scout füzeleriyle, kimyasal silahlarla halkını katleden Beşar Esad’ın yaptığına da ‘devlet terörü’ demeye devam edeceğiz. Katılan o liderler ve ülkeler arasında böylesine ilkesel tutumu takınan tek ülke Türkiye Cumhuriyeti Devleti’dir. Bazıları eğer terör İsrail tarafından devlet terörü şeklinde yapılıyorsa sessiz kalıyorlar, bazıları Suriye’deki rejime destek veriyor ve onun yaptığı devlet terörüne, 300 bin kardeşimizin katledilmesine sessiz kalıyor, sükut ediyor. Bazıları DEAŞ’ın ya da diğerlerinin terörüne sükut ediyor. Bütün bu zalimlikler, barbarlıklar karşısında susmayan tek ülke Türkiye, susmayan tek hareket AK Parti hareketi oldu.”

“DÜNYAYA BARIŞ NE ZAMAN GELİR?”

Davutoğlu, Dünyaya barışın nasıl Fransa’daki terör karşısında, dünya liderleri omuz omuza yürüdülerse, bir gün Gazzeli çocuklar, Kudüslü, Mescid-i Aksa’da şehit edilenler için dünya liderleri bir araya gelip omuz omuza yürürlerse işte o zaman geleceğini vurguladı. Davutoğlu, şöyle devam etti:

“Eğer bir gün Pakistan’da öldürülen terörde öldürülen çocuklar için İslamabat’ta liderler bir araya gelirse işte o zaman dünyaya barış gelir. Eğer Somali’de o açlık ve zorluk karşısında bu dünya liderleri, bizim yaptığımız gibi bir sabaha bir uçakla Mogadişu’ya inerlerse işte o zaman dünyaya barış gelir. Eğer Suriye’deki rejime karşı DEAŞ’la olduğu gibi rejimi de eleştirmek üzere P-5, diğer ülkeler olarak Birleşmiş Milletlerin (BM) 5 daimi üyesi yanyana gelme erdemi gösterirlerse işte o zaman dünyaya barış gelir. Ama eğer katledilen Müslümansa, Afrikalıysa, Doğuluysa ve sessiz kalınıyorsa işte o zaman tek taraflı ve tek boyutlu bir mücadele söz konusu olur.

Biz her yerde adaletin, vicdanın sesi olmaya, Avrupa, Asya ve Afrika’da da Paris, İstanbul, Şam ve Saray Bosna’da tek yürekle konuşmaya devam edeceğiz. Çünkü bizim yüreğimiz insanlık vicdanının yüreğidir. Çünkü bizim yüreğimiz bütün insanlığı alacak kadar engin ve bütün çocukları kucaklayacak kadar müşfiktir. Bir gün, o gün gelecek ve İnşallah bugün ağırladığımız Sayın Mahmud Abbas şu an Türkiye’de, grup toplantısından sonra kendisiyle buluşacağım, dün de Sayın Cumhurbaşkanımızla görüştüler, orada da kendisiyle kucaklaştım. Bir gün özgür bir Filistin’in başkentinde bu dünya liderleri yürüdüğünde işte dünyaya barış o zaman gelecek. Başkenti Kudüs olan özgür Filistin kurulduğunda ve o başkent Kudüs’te Mescid-i Aksa’ya doğru bu liderler yürüdüğünde dünyaya barış işte o zaman gelecek.”

“İSRAİL BAŞBAKANININ ORADA OLMASI GAYRİ SAMİMİ”

Başbakan Davutoğlu, “Bazıları bizim İsrail Başbakanıyla niye orada olduğumuz sorguluyorlar, bugün sabah Bahçeli’nin yaptığı gibi. Biz meydanı onlara bırakmayız, insanlık neredeyse biz orada olacağız. Bizim orada olmamız ne kadar doğalsa ne kadar samimiyse İsrail Başbakanının orada olması o kadar anormal o kadar gayri samimidir. Bunu da dünyanın yüzüne haykırdık, haykırmaya devam edeceğiz” dedi.

İkinci mesajı Avrupa’ya verdiklerini belirten Davutoğlu, “Bizim coğrafyamız çok boyutludur ama aynı zamanda tarihi, stratejik ve kültürel kimliğimiz de çok boyutludur. Biz Asyalı olduğumuz kadar Avrupalıyız. Balkanlı olduğumuz kadar Evlad-ı Fatihan olarak, Evlad-ı Resül olarak Ortadoğuluyuz, Hoca Ahmet Yesevi’nin çocukları olarak Orta Asyalıyız, Kafkasyalıyız. Bu kimliğimiz birbirinden ayrılamaz bir bütündür. Kim ki bizim Avrupalı kimliğimiz ihmal edip Asyalı kimliğimize atıfta bulunur, kim ki bizim Asyalı kimliğimizi Hoca Ahmet Yesevi’yi ihmal edip, evlad-ı Fatihan’ı ihmal etmek pahasına Avrupa kimliğimizi öne çıkarır o da aynı ölçüde tarih cahilidir. Biz Asyalı olduğumuz kadar Avrupalı, Afrikalı, Balkanlı, Orta Asyalı, Kafkasyalı, Ortadoğulu, Akdenizli, Karadenizli ve Hazarlıyız. Onun için Paris’te bulunduğumuzda Avrupalı olarak konuşuruz. Semerkand’da Hoca Ahmet Yesevi’nin torunları olarak konuşuruz, Saraybosna’da Üsküp’te evladı fatihan olarak konuşuruz. Biz onun için büyük bir mirasın sahipçileriyiz” ifadelerini kullandı.

“HOLLANDE VE MERKEL’E TEŞEKKÜR EDİYORUM”

“Biz Avrupalıyız, Avrupalı olmaya devam edeceğiz, Avrupa’nın meselesi bizim meselemizdir” diyen Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Biz orada bulunmakla şunu haykırdık, İslam Avrupa’ya dışarıdan gelmiş bir din değildir, Avrupa’nın asli dinidir, Endülüs’te ve Osmanlı’da çok kültürlülüğü altın harflerle yazmış bir binin temsilcileriyiz. Bu anlamda İslam Avrupa’nın asli unsurudur. Burada gerek Fransa Cumhurbaşkanı Hollande’a gerekse Almanya Başbakanı Merkel’e teşekkür ediyorum. Fransız Cumhurbaşkanı Hollande, İslamın Fransız kimliği ile bütünleşik olduğunu ve terörün İslamla özdeşleştirilemeyeceği vurgusunda bulundu. Merkel de ”İslam Almanya’ya ait dindir, ben de herkesin başbakanıyım” dedi. İşte görmek, duymak istediğimiz söz bu sözdür.”

Birileri çıkar, PEGİDA gibi Dresden’de Avrupa’yı İslamlaşmadan koruyacak vatanperverler gibi… PEGİDA ve Dresden’deki cahiller bilmelidirler ki, Avrupa tarihi Osmanlı arşivleri olmadan yazılamaz, Endülüs tarihi anlaşılmadan, aydınlık yüzü bilinmeden okunamaz, anlaşılamaz. İbni Rüşt’ün aydınlatıcı yüzü olmasaydı Avrupa’da Rönesans olmazdı. İbni Rüşt ekolünü takip eden Batılı düşünürler Avrupa’da Rönesans’ın reformun önünü açmıştır. Avicenna İbn-i Sina, Avrupa’ya ışık saçmıştır. İşte Avrupa’nın kültürünün, düşüncesinin, felsefesinin uyanmasında İslamın doğrudan katkısı vardır.”

“BİZ AVRUPA’NIN PARÇASIYIZ, BİZ AVRUPA’YIZ, AVRUPA BİZİZ”

İslam’ın Avrupa’nın tarihi unsuru olduğuna işaret eden Davutoğlu, “Sadece tarihi değil şu anda Avrupa’da 45 milyon Müslüman yaşıyor. Bu Avrupa Birliği’ne (AB) üye 15 ülkeden daha fazla nüfus demektir. İşte onun için bizim oradaki mevcudiyetimiz en güçlü şekilde bunu haykırmak için vardı. Biz Avrupa’nın parçasıyız, Avrupa biziz, biz Avrupa’yız. Hiçbir şekilde Avrupa’dan dışlanılmasına izin vermeyeceğiz. Avrupa’da Müslümanlara yönelik ırkçı yaklaşıma izin vermeyeceğiz” dedi.

Her türlü yabancı düşmanlığına karşı aynı teröre karşı olduğu gibi seslerini yükseltmeye devam edeceklerini vurgulayan Davutoğlu, “Ama yabancı düşmanlığı ve Avrupa kıtasında Müslümanlara yönelik yanlış uygulamalara sahip çıkabilmek için Paris’te teröre karşı da aynı resim içinde yer almak biz zarurettir ve evvelsi gün Parisli oluşumuz Avrupalı kimliğin ayrılmaz bir parçasıdır. Her yerde önümüzdeki günlerde ziyaret edeceğim Brüksel’de daha sonra Londra’da da İsviçre’de de Davos’ta da bu gerçekleri haykırmaya devam edeceğiz. Avrupa için en büyük tehlike yabancı düşmanlığı, ırkçılıktır. Buna karşı biz Avrupa’nın her yerinde görüşlerimizi ifade etmeye, Avrupalı dostlarımızı, liderleri uyarmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

BAŞBAKAN DAVUTOĞLU’NDAN RUPERT MURDOCH’A SERT CEVAP

Üçüncü önemli mesajının Avrupa’da yaşayan Türk vatandaşlara ve 45 milyon Müslümana olduğunu dikkat çeken Davutoğlu, “Bu mesaj çok açık ve netti: Sahipsiz değilsiniz, garip değilsiniz, yalnız değilsiniz. Arkanızda hakkınızı, hukukunuzu koruyacak şefkatli ve kudretli Türkiye Cumhuriyeti devleti var” dedi.

Davutoğlu, “Bu saldırıyı yapanlar kimlerin piyonlarıysa en büyük zararı İslam’a vermiştirler. Bu saldırıyı yapanlar üzerinden İslam karşıtlığını körükleyenler ise tam da Müslümanların olmadığı bir resim istediler Paris’te. Öyle bir resim olsun ki hiçbir Müslüman lider olmasın dolayısıyla dönüp kendi o çağdışı, ırkçı ideolojilerine sahip olanlara şöyle seslenebilsinler, ‘Bakın Müslümanlar aslında örtülü olarak bu saldırıyı sahipleniyorlar dolayısıyla bütün Müslümanlar kolektif bir suçun parçasıdırlar.’ İşte adını anmaya bile tenezzül etmediğim bir büyük Batılı bir medya patronu ‘Aralarındaki cihatçıları temizlemedikçe bütün Müslümanlar suçludur’ gibi bir twit attığında aslında bu mantığı yansıtmıştır” ifadelerini kullandı.

“MÜSLÜMANLARA KOLEKTİF SUÇ İSNATI YAPILMAK İSTENDİ, BU OYUNU BİZ BOZDUK”

“Biz bu oyunu bozduk” diyen Davutoğlu, “Kolektif suç anlayışı, nazi hareketinin çıkmasına sebep olan anlayıştır. Biz insanların tümünün doğuştan itibaren masum olduğuna inanırız. Daha sonra kendi tercih ve iradeleriyle yaptıkları seçimle iyi veya kötü olabiliriler ama doğduğu anda kim hangi dine mensup, hangi anne babadan doğmuş olursa olsun masumdurlar. Bizim kültür ve medeniyetimizde kolektif suç isnadı yoktur. Ama maalesef geçmişte öylesine ideolojiler türetilmiştir ki kolektif suç ihdas edilmiştir. Maalesef 11 Eylül sonrasında dünyada öyle bir hava estirdiler ki, tam belki o saldırıları yapanların istediği şekilde adı Muhammed olan, Ahmed olan, Ali olan, Hasan olan, Hüseyin olan sanki potansiyel suçlu gibi uzun yıllarca muamele gördü. Şimdi Paris saldırısı üzerinden yine Avrupa’da adı o güzel Muhammed olan, Hz. Peygamberin adını taşıyan herkese suç isnadı peşinde olan bir karanlık zihniyet var. Biz orada bulunmakla vatandaşlarımızın ve 45 milyon Müslümanın böyle bir kolektif suçla itham edilmesine izin vermedik.

Pazartesi günü sabahı eğer vatandaşlarımız ve Müslümanlar işyerlerine gittiklerinde bir Fransızla karşılaştıklarında başlarının eğilmemesi için, ‘Bu insanlık dışı saldırıda Müslüman liderler de var’ diyebilmeleri için, başlarını dik tutmaları için, onlar için biz Paris’teydik. Orada da söyledim, Berlin’de vatandaşlarımıza hitap ederken de söyledim. Fransa İslam Konseyi yetkililerine de söyledim. Gün başımızı dik tutma günüdür. Gün insanlık vicdanı adına sesimizi yükseltme günüdür. Başınızı önünüze eğmeyin, taşıdığınız Ahmet, Muhammed ismiyle gurur duyun. Çünkü bu katillerin öldürdüğü polislerden bir tanesinin adı da Ahmet Merabet’ti. Ama onu görmeyenler sadece bu teröristlerin kimliğine bakarak bütün Müslümanları töhmet altında bıraktıklarında Müslümanlar da diyecek ki ‘Biz kendi liderlerimizi sizinle dayanışma içinde gördük ve şimdi sizin de bizimle dayanışma içinde olmanız lazım.”

“DOĞRU OLANI YAPTIK”

Berlin’de Mevlana Camii’ni ziyaret ettiğini hatırlatan Davutoğlu, “Ağustos ayında bir yatsı namazından sonra kundaklanan, yakılan Mevlana Camii. Bundan sonra ne zaman yurtdışına gidersek, bakanlarımıza da söyleyeceğim, yakılan cami ister Fas ister Cezayir’de olursa olsun, hangi cami olursa olsun, gidecekler ve dayanışma gösterecekler. Ta ki Avrupa’daki hiçbir Müslüman kendini sahipsiz, kendini garip hissetmesin. İşte küresel mesaj olarak teröre karşı insanlık vicdan olarak oradaydık. Avrupalı kıtasına mesaj olarak Avrupalı kimliğimizle oradaydık. Avrupa’daki vatandaşlarımız ve oradaki Müslümanlara mesaj olarak da onların temsilcisi, onların sözcüsü, onların hamisi olarak oradaydık. Doğru yaptık ve bundan sonra da nerede vicdanımız, medeniyetimiz ve irfanımız neyi gerektiriyorsa onu yapmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Davutoğlu, Almanya Başkanı Angela Merkel ile görüşmelerinde aldıkları en önemli kararın Almanya ile Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi kurma kararı olduğunu belirtti. Almanya ile ticaret hacminin 50 milyar dolara çıkarılması hedefini açıklayan Davutoğlu, Alman yatırımlarının da Türkiye’de artması konusunda mutabık kaldıklarını dile getirdi.

Başbakan Davutoğlu, son bir haftalık dönemde yaptıkları yurt dışı ziyaretlerini hatırlatan Davutoğlu, “Bu yaptıklarımız ‘Türkiye yalnızlaşıyor’ diyenlerin kulağına küpe olsun. Anlayabilirlerse ne ala anlayamazlarsa onlar kendi yoluna biz kendi yolumuza. Çünkü bizim yolumuz hakikat, onur, gurur ve milleti temsil yoludur. Allah bu yolda hepimize güç ve kuvvet versin” dedi. 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."