Final

Örnek Resim
İbrahim Yücel Reklam

Arion

Malatya Haber -

”Şampiyonluk da Düşme de Şaibeli..”

”Şampiyonluk da Düşme de Şaibeli..”
  • 26.12.2015

Futbol yorumcusu eski hakem Erman Toroğlu, son şike iddiaları ile ilgili olarak, Vatan Gazetesi’nin Pazar ekinde, gazetenin Spor Müdürü İbrahim Seten’in sorularını yanıtladı.

İşte o röportaj:


“Lig tarihindeki tüm şampiyonluklar küme düşmeler şaibeli”

Son günlerde Türk futbolundaki karmaşık ilişkiler ağı bütün netliğiyle ortaya çıkmaya başladı. Şike iddialarını ilk gündeme getiren ve günlerce manşetlerine taşıyan VATAN gazetesinin Spor Müdürü İbrahim Seten ile iddiaların ortaya atıldığı günden beri suskunluğunu koruyan sivri dilli köşe yazarı Erman Toroğlu Türk futbolunu enine boyuna masaya yatırdı

Son günlerde Türk futbolundaki karmaşık ilişkiler ağı bütün netliğiyle ortaya çıkmaya başladı. Şike iddialarını ilk gündeme getiren ve günlerce manşetlerine taşıyan VATAN gazetesinin Spor Müdürü İbrahim Seten ile iddiaların ortaya atıldığı günden beri suskunluğunu koruyan sivri dilli köşe yazarı Erman Toroğlu Türk futbolunu enine boyuna masaya yatırdı. 35 yıldır bu dünyanın içinde futbolcu,hakem, gazeteci ve TV eleştirmeni olarak yer alan Erman Toroğlu,yeni başlayan lig öncesi yine zehir zemberek açıklamalarda bulundu.

İbrahim Seten:Türk futbolunda 43 yılın pisliği, 2006’da temizlenmeye çalışılıyor. O kadar büyük ki pislik, şu örneği vermem lazım. Biz VATAN olarak Şike Dosyası’nı açtıktan sonra Hürriyet de Denizli-Malatya maçıyla ilgili skandali patlattı. Daha sonra Milliyet bir yazı dizisi yayınladı. Sabah Gazetesi de Milli Takım’ın uluslararası bir şampiyonaya katılması için verilen şike parasını kamuoyuna açıklayacaktı. Bunun için bir araştırma yaptılar. Olmadı, çünkü milli mesele kavramı ağır bastı. Ben de bunu yayınlamazdım. Yani düşünün, şu anda Türk futbolunu yönetenlerin çok yakından bildiği bir Milli Şike olayı var. Türkiye’yi dünyada temsil etmek için gözünü kırpmadan şike parası verenlerin, Türkiye’deki pisliği temizlemelerine imkan var mı? Şunu da unutmayalım, dünyada futbol kirli… O nedenle, bu anlayış liglerde yaşanan herşeyi olağan karşılıyor.

Erman Toroğlu:15 gündür olan şu, VATAN gazetesi ve ibrahim Seten bunları yazdı. Bir kısmı diyebilir ki, bunlar zaten biliniyordu. Bu bilinenleri futbol alemi kapalı devrede konuşuyor. Bizim basındaki büyük büyük yazarlar sanıyorlar ki, onların bildiklerini vatandaş da biliyor. Hayır! Bu tip dosyaların sık sık açılmasında fayda var. Çünkü, bu işlere giren utanmazlar öyle cesaretlendiler ki, bırakın bazı şeyleri kabul etmeyi, milletin namusuna kadar dil uzatmaya başladılar. Neden? Çünkü hesap soran yok. Yani bu vatandaşlar yaptıklarının faturasını ödemiyorlar. Türk futbolundaki en zayıf halka yönetici grubundan çıkıyor. Hepsi değil ama aralarında çürükler çok fazla… Sıkıştıklarında söyledikleri cümle net: Bu işleri herkes yapıyor. Yapmazsanız başarılı olma sansınız yok. Peki ben de onlara diyorum ki: Niye yönetici oluyorsunuz? Çoğunuz futbolu bilmiyor, bu işin hakemliğini, oyunculuğunu yapmamışsınız. O zaman bu iş size niye cazip geliyor. Cevabı gene net: Çıkar. Neyin çıkarı? Eğer bir kulüpte yönetici, özellikle de başkan olursanız siyasi idareyle içice olursunuz. Hele kulübünüz birinci ligdeyse, Başbakanla, Bayındırlık Bakanı’yla, Dişisleri Bakanı’yla 25 santim mesafeden maç izlersiniz. Bazı şeyleri peynir ekmek gibi konuşup isteyebilirsiniz. Bazıları basından bazılarına yemekler verip ağırlar, istediklerini yazdırırlar. Sonra iplikleri pazara çıkar, bütün pisliklerini bırakarak çekip giderler. Kim kaybeder? Türk futbolu… Bu vatandaşların kaybı ne olur? Hiçbir şey… Üstüne bir de isim sahibi olurlar, kulübe verdikleri 5 lirayı 15 lira olarak alırlar, hatta bazıları daha ileri gider, çaycısını, aşçısını, şoförünü kulübe üye yapar,” 3-5 milyon dolar getirirseniz kulübü size veririm bile ” der. Yani sistemin rezilliğine bakın. Adamlar kulübü sanki işyerleri gibi kullanırlar.

İbrahim Seten:Bence bu kadar bilgi ve belgeden sonra kimse kulağının üstüne yatamaz. Kulağının üstüne yatan da koltuğuna oturamaz. Federasyon ‘Şikeye kanaatla ceza veriliri neden kaldırdı?
Toroğlu:Bakın topu herkes birbirine atıyor. Yönetmelikleri biraz araştırın, Futbol Federasyonu kanaate dayanarak şikeyi cezalandırabilir. Ama Futbol Federasyonu yeni bir karar almış, maçlarda küfredeni küme düşürme cezasına çarptırmaya kadar bir madde koymuşlar. Ama “Şikeye kanaatle ceza verilir”! kaldırmışlar. Bu şunu gösteriyor. Bazı kulüpler işin üstüne gitmeye başlayınca, bari kendimiz okkanın altına gitmeyelim, yırtalım diyorlar. Topu “Spor Mahkemeleri kuruluşuna getiriyorlar. Çok net söylüyorum, Ankaragücü Başkanı bir beyanat verdi. Sizin gazetede çıkan yazıdan sonra olayı yalanlamadı, ama işi namusa getirdi. Peki Federasyon bu beyanata bir ceza girişimi yaptı mı? Yapamaz. Ali İpek (Denizlis-por Başkanı) müthiş şeyler açıklayacağını söyledi, Fenerbahçe maçından sonra küçük dilini yuttu. Federasyon ceza verdi mi? Ona da veremez. Hiç olmazsa göstermelik verselerdi bari. Neden veremezler? Federasyon seçimlerinde ben de Ankara’daydım. Neler olduğunu gördüm. Türkiye’de Futbol Federasyonu Başkanlığı Seçimi yandaşlara rant sağlayacak şekilde yapılmadığı sürece bu işler böyle gider.

Bülent Uzun’a önce bıraktırıp sonra gözlemci yaptılar!
Toroğlu:Şimdi İbrahim ben sana soruyorum! Geçen Futbol Federasyonu 3 hakeme işten el çektirdi. Somut deliller var mıydı? Hayır. Ne yaptılar? Hep aynı isimler üzerinde bazı şeyler odaklanınca kanaat getirdiler, ipi çektiler. Bence de doğruyu yaptılar. O hakemler de Ali İpek gibi “konuşacağız” dediler. Ama onlar da değil küçük dillerini, büyük dillerini yuttular. Mesela eski hakem Bülent Uzun. Bir iki kulüp başkanı, Uzun’a MHK’ye girmesi için çok baskı yaptı. Orayı halledemediler. Yani ceketi uyduramadılar. Bu sefer pantolon verdiler. Aldılar, Gözlemciler Kurulu’na soktular. Yani hakemlere not veren kurula. Peki nasıl bir iş bu? Neden hakemliği bıraktırdılar? Neden buraya tayin edildi?

Seten:Mutlu Çelik, Bülent Uzun, Çetin Sarıgül, Levent Bıçakçı Federasyonu göreve gelir gelmez işten el çektirildi. Nedenini sordum tabii ki. Diyorlar ki, “Bu adamların yaptıkları bir değil, 5 değil. Hiç kimse onlara güvenmiyor. Onları şikeyle suçlayacak delilimiz de yok. Bu nedenle resmi açıklama yapamıyoruz. Ama onların hakemlik kariyerini bitirmek zaten isteyene istediği mesajı verir.” Ha gelelim, bu hakemlerin nasıl geri döndüğüne… Eski tas eski hamam olmuş demek ki…

Hasan Doğan’ın dezavantajı Erdoğan’ın arkadaşı olması
Seten:Haluk Ulusoy Federasyonu’na güveniyor musun Erman Hocam? Çünkü ben çok net “Hayır” diyorum!
Toroğlu:Ben de güvenmiyorum. Çalıştıkları, beraber oldukları bazı isimlerde ısrar etmeleri bende bu intibayı uyandırıyor. Kimse hakkında şunu yaptı, bunu yaptı diyemiyorsunuz çünkü mahkemeye verip kazanıyorlar. Yüce Adalet diyorlar, aslında onlar zekiler. Kanunları, yönetmelikleri iyi araştırıyorlar, oradaki açıklardan giderek istediklerini yapıyorlar. Kıs kıs gülüp “Na-sil geçirdik?” diyorlar. Yani onlar akıllı, biz keriziz. Futbol Federasyonu Hasan’ın, Hüseyin’in adamı olamaz. Haluk Ulusoy’un babasının hastalığında 4 ay orada olması çok doğal. Bu sevgi meselesi. Kabulüm. Ama aynı İpek’e soruşturma açıp okkalı bir ceza vermemesi veya verememesi, Cemal Aydın’a (Ankaragücü Başkanı) da aynı uygulamayı yapamaması veya Samsun Baska-nı’nın VATAN’daki açıklamalarını aydınlatama-ması benim o Federasyon’a olan güvenimi zedeliyor. Bu konuda şartlı değilim. İyi şeyler yaparlarsa, onu da takdir ederiz. Levent Bıçakçı’yı da çok severim. Hasan Doğan’ı (Futbol Federasyonu eski başkan vekili) da çok beğenirim. Doğru işler yaptılar. İyi şeyler yazdık. Türkiye Kupası’na yeni bir hava getirdiler. Kulüplere daha fazla para kazandırdılar. Futbola daha fazla para döndürdüler. Güzel yazdık. Ama İsviçre maçından evvel dağlara taşlara pislediler. Eleştirdik. Yalnız şunun altını çiziyorum, Hasan Doğan Türk futbolu için faydalı bir isim. Kesin futbolun içinde olması gerekir. Ama İsviçre maçından önce o organizasyonda bulunması gerekirdi. Oradaki Emniyet görevlisi gibi, o meşhur Conrad toplantısında “Pardon beyler, bu iş olmaz” demesi gerekirdi. Onun da en büyük dezavantajı Tayyip Erdoğan’ın yakın arkadaşı olması. Hep ordan vurdular. Ama şunu net söylüyorum. Hasan Doğan hem cesur, hem düzgün, hem de tarafsız bir adam.

Ligin son maçı 16 dakika uzatıldı! Peki Ali İpek’e bir şey oldu mu?
Seten:Haluk Ulusoy “Türkiye’de şike yok. Kanıt sayılabilecek belge, ses kaydı veya görüntü olmadığı için bu suçlamaları ciddiye almıyorum. Türk futbolu da kirli değildir. İtal-ya’daki gibi bilgi ve belgeli mahkeme kararı getirsinler, o zaman üç büyükler de fark etmez, gerekeni yaparım. Aksi halde de koltukta oturmam. Anlamadığım şey, bu insanlar neden o an değil de, günler sonra böyle açıklamalar yapıyorlar?” dedi. Bu sözler sizi tatmin etti mi?
Toroğlu:Eder mi? İşte söylüyorum. Haluk Ulusoy’un en yakınındaki adamı Denizlispor Başkanı Ali İpek. Peki Haluk Ulusoy ne yaptı Ali İpek’e? Hikaye… Bir maç organize olarak diğer maçlardan, hem de son haftada, 16 dakika geç bitirilirse ve Futbol Federasyonu bunu seyrederse, o kulüp başkanının açıklamalarına karşılık bir şey yapmazsa ben o Federasyon’a nasıl güveneyim?

Hıncal gelip şahitlik yapmadı Ben de davayı kaybettim!
Seten:Spor medyasının ağır topları şike ve teşvik primi iddialarına gereken hassasiyeti göstermedi. Örneğin siz ve Ahmet Çakar henüz bu konuda gazetelerinizde herhangi bir yorumda bulunmadınız. Bu meseleyi hafife aldığınızı mı gösteriyor, yoksa işin içinde başka bir neden mi var?
Toroğlu:Sevgili kardeşim, sen bunu genelde soruyorsan 1000 tane yazı bulursun. Ama son 15 gün için soruyorsan, Dünya Kupası’ndan sonra dinleniyorum. Biraz aküyü dolduruyorum. Bu olaylarla ilgili bayağı yazılar yazdım, TV’lerde konuştum, mahkemelere verildim. Ama arkamda kimseyi bulmadım. Mesela hakem Engin Kurt’la ilgili bir anektodu TV’de anlattım. Engin Kurt beni mahkemeye verdi ve kazandı. Bana bu olayı anlatan Hıncal Uluç’tu. Ama mahkemeye gelip şahitlik yapmadı. Engin Kurt da benim paraları çatır çatır yedi. Helal olsun, o zaten para yemeyi sever.

Seten:Hıncal Abi konusu ayrı bir başlık altında değerlendirilmeli benim tarafımdan. Onu çok severim ama kızarım da… Hıncal Abi, kendi yarattığı sürreal bir hikayeden dolayı bana kızmaktan vazgeçtikten sonra, bence bu işlere girer. Girmezse, sezon ortasında 90 Dakika’da Haşmet Abi’nin (Babaoğlu) karşısına geçtiğinde “Başbakan’a sesleniyorum” diye temizlik naraları atamaz. Atmamalı… Ama aynı şekilde Sansal Büyüka da bu konuya hiç girmedi. VATAN’da yazılanlar için özellikle, “Bunlar herkesin bildiği dedikodular” yorumunu getirdi. Sizce de bunlar bildik hikayeler mi? Spor medyası bu konuyu niye normal karşılıyor?
Toroğlu:Altını çizerek söylüyorum. 19 sene futbol oynadım. Bunun 13-14 senesi Birinci Lig’de… Çok insan tanıyorsunuz, çok şey biliyorsunuz. Bazı yazarlar için varsa yoksa amigoluk yaptıkları, tuttukları takımlar. Türk futbolu onların takımlarının etrafında dönüyor sanıyorlar. Milleti birbirine verip kırdırıyorlar. Şezlongta
oturup maç seyredip ahkam kesen Türkiye’nin Türk büyüğü yorumcuları, daha maça gidip statları görmüyorlar. Bazıları da var ki, ağırlanmaktan, kaldıkları otellerin, gittikleri restoranların yemeklerini ve oda güzelliklerini anlatmaktan futbola ayıracak vakitleri kalmıyor. Olsun, onlar da Türk futbolunun çeşnileri, ara sıcakları…

Bülent Yavuz’un söylediklerine kesinlikle inanmıyorum
Seten:Biz VATAN Gazetesi’nde Samsunspor eski Başkanı Adnan Ölmez’in iddialarına yer verdik. O iddialara göre. Futbol Federasyonu Asbaşkanı Mehmet Kemal Unsal, yanında Merkez Hakem Kurulu eski Başkanı Bülent Yavuz’la birlikte Adnan Ölmez’le Samsun-Ankaragücü maçını satmak için pazarlık yapmışlar. Toplam fatura 500 bin doları bulmuş, bunun 30 milyarı da elindeki 5-6 hakemi ayarlaması için Bülent Yavuz’a verilecekmiş… Siz bu hikayede hangi tarafa inanıyorsunuz?
TOroğlu:Kesinlikle Samsunspor Başkanı’na inanıyorum. Ve hiç tanımıyorum ama “Helal olsun adama” diyorum.

Seten:Bülent Yavuz, Santra programinda Ahmet Çakar’ın karşısına çıktı ve iddiaları reddetti. Ama Çakar tarafından da bir hayli hırpalandı. Programdan sonraki genel kanı, Bülent Yavuz’un söylediklerinde ve yaptıklarında pek güven telkin etmediği yönündeydi. Sizce Bülent Yavuz’a haksızlık ediliyor olabilir mi?
Toroğlu:Net olarak şunu söyleyeyim: Ben bu konularda Bülent Yavuz’a güvenmiyorum. Ahmet Çakar’a güveniyorum.

Seten:Ben de aynen katılıyorum. Bu derece büyük suçlamalara muhatap olduğu halde kendisini aklamak konusunda sıkıntı çeken birinin 7 yılMHK’yı yönetmesi ve bütün hakemlerin hocası olmasını nasıl yorumlarsınız?
Toroğlu:Bunu bana sormayın. Önce Haluk Ulusoy’a sorun. Sonra da Bülent Yavuz’a, Ankaragücü Kulübü’nün idari kısmında görev verecek Cemal Aydın’a…
Hatta listeyi genişletelim. Eski federasyon üyesi Mukan Perinçek, Eskişehirspor’lu milli futbolcu Fethi Heper, Trabzonspor eski Başkanı, mahalle arkadaşım Sadri Şener’e sorun. İsterseniz Şenes Erzik’e de sorun ama adamlar ne diyecek ki!

Türkiye’de bu haliyle şike mike çözülmez
Seten:Bu şartlar altında Türkiye’de şike olgusu biter mi?
Toroğlu:Türkiye’de 6 ay hak mahrumiyeti cezası verilen tek hakem benim. Maç satan hakemlere bile bu ceza verilmedi. Ceza verilme sebebi şuydu: “Kasanın içindeki birkaç çürük elmayı atmazsanız, bütün kasayı çürütürsünüz” dedim, 6 ay yedim. 90’larm başında… Anlayın işte durumu…

Seten:Ligi şaibeli ve üzerinde gölge ile başlatıyorlar. Ben olsam, komisyon kurmak için 15 gün bekleyeceğime bu sürede çok net ve hiç unutulmayacak bir karar çıkartıp yapılacak duruşmaları bile naklen yayınlatırım. O zaman kamuoyu, hukuksal boşluktan yararlanıp kurtulmaya çalışanları nasıl yargılar, hep beraber görürdük. Siz olsanız ligi başlatır mısınız?
Toroğlu:Ligi başlatmama gibi bir lüksümüz olamaz. Biz, görsel veya yazılı medya bu malı satıyoruz. Aslında bizim bu malı allayıp pullayıp satmamız lazım. Ama artık öyle iğrenç pazarlıklar oluyor ki, “Kendi bindiğimiz dalı mı kesiyoruz” diye zaman zaman soruyorum. Ama hayır! Kesmiyoruz. Çünkü Türkiye’de o sessiz çoğunluk bu iğrenç olayları müthiş izliyor ve değerlendiriyor.

Hükümetin federasyon politikası: “Bırak sarhoşu kendi yıkılsın”
Seten:Erman Hocam, biz Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Ali Şahin ile kendisinin daveti üzerine Ankara’da bir görüşme yaptık. Bakan Bey sordu, ben de bildiklerimi anlattım. Hele bir hikaye var ki, onu duyunca “Bana bu konunun muhataplarını getir, hemen ligi durdurayım” dedi. Benim yanıtım “Sayın Bakan, iddia sahiplerini bulacağım, doğruluğunu araştıracağım, size gelip anlatmalar! için ikna edeceğim. Neden her şeyi bana yıkıyorsunuz? Hükümetin bu işe daha kararlı girmesi gerekmez mi? Yapın bir toplantı, konuşturun herkesi bitsin” dedim. Bakan ne yapsın aslında, mevzuat vs. elleri kolları bağlanmış. Ama Şahin ve Başbakan Tayyip Erdoğan bu konuda yanımızda olduklarını çok hissettirdiler. Bana koruma tahsis ettiler. Sonuçta Şahin’in Haluk Ulusoy’u görevden almaya hazırlandığını hissettim. Ve Şahin de benim gibi Adnan Ölmez’in (Samsunspor eski Başkanı) söylediklerine inanıyor.
Toroğlu:Şu anda hükümetin politikasının “Bırak sarhoşu, kendisi yıkılsın” olduğunu sanıyorum. Çünkü, Haluk Ulusoy, Cemal Aydın, Ali İpek üçlüsü “Biz hükümeti
bile yendik” havasına girdiler. Şimdi yendikleri hükümet kenara geçmiş, kıs kıs gülüyor.

Seten:Sayın Bakan’ın bence bu konudaki refleksleri zayıf ama kendisi iyi niyetli ve şike konusunda bilgili…

Melih Gökçek Başbakan’ın tarafında mı, yoksa?
Toroğlu:Bakan ne yapsın? Senin yaptığın röportajda Şahin diyor ki “Haluk Ulusoy Federasyonu’nu bana şikayet eden, ‘Bunların gitmesi lazım’ diyen kişi Cemal Aydın. Aradan bir sene geçmeden Haluk Ulusoy ile Cemal Aydın kolkola federasyon seçimindeler.” Bunu sana söyleyen Bakan Şahin değil mi? O zaman bu kadar cambazın olduğu yerde Bakan ne yapsın?
Bakın burada önemli bir ismi unutuyorsunuz. Melih Gökçek (Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı) nerede? Gökçek kimden yana? Et mi, tavuk mu, balık mı? Çünkü, bu işlerin Sheraton Oteli’nde pazarlıkları yapılırken Melih Gökçek kimden yana tavır koydu? Biz spor basını olarak bütün bu pislikleri temizlesin diye Başbakan’a çağrı yapmadık mı? Ama Haluk Ulusoy ekibi. Cemal Aydın ve Ali İpek’le beraber ters kepçe yaparak bu işi kazandılar. Bu kadar ayak oyununun olduğu yerde birebir düzgün maç olur mu?

Seten:Akçaabat-Kayseri maçıyla ilgili de geçen sezon Gökdeniz’in başını çektiği bir skandal patladı. Sonuçta Gökdeniz’e verilen ceza indirime tabi tutuldu ama belki de ilk defa bir olay sonuca bağlanmış oldu. Ama bence o skandalda da | gereken şeyler yapılmadı. Bir de Abdullah Gül’ün memleketi olduğu için Kayseri bu işten çok çabuk sıyrıldı.
Toroğlu:Bence de yapılmadı. Gökdeniz’in oradaki olayı bahis değildi. Oynadığı takımın Galatasaray’la yaptığı maçın kaybedilmesi üzerineydi. Ama olay patlak verince çıktı, oynadı, bir de gol attı. Ben Trabzon’da yönetici olsam Gökdeniz’i Trabzonspor’da oynatmam ve Gökdeniz’e Milli Takım forması giydirmem. Her şey para pul değil hocam. Her gün öleceğine )ir defa ölürsün.

Cemal Aydın “Benim koydurduğum adamı attırmak yürek ister” demişti
Seten:Şike skandalına adı karışan Ankaragücü Başkanı Cemal Aydın, yaptığımız haber sonrası benimle yaptığı konuşmada çok dikkatli konuştu. Ama satır aralarını okuyup da sözlerini tehdit olarak algılamamak imkansız. Üstelik şöyle bir cümlesi vardı Aydın’ın, bunu da ilk kez söylüyorum: “Bütün federasyonu ben kurdum. Seçim sabahı 01.00’de Haluk Ulusoy’un yanında bir tek ben vardım. Listedeki isimleri teker teker ben yazdım. Benim koyduğum adamı (Mehmet Kemal Ünsal’ı kastediyor) federasyondan istifa ettirecek adamda ben yürek (aslında başka bir şey söyledi ama) isterim.” Beni tehdit etmesini boşverin, adam Futbol Federasyonu’nun bütün yönetimini tehdit ediyor. Samsun skandalinin patladığı ve Mehmet Kemal Ünsal’ın federasyondaki kaderinin belirleneceği gün, Haluk Ulusoy’un da yanından ayrılmıyor ve resmen etkiliyor. Bunun üstüne daha konuşacak bir şey var mı?
Toroğlu:Cemal Aydın, amatör federasyonda ceza kurulunda çalışmış. Sonradan onu Gençlerbirligi yönetiminde görmeye başladım. Gençlerbirliği’nde başkanlığa oynamış, İlhan Cavcav onu kapıya koymuş. Sonra Ankaragücü’ne geldi. Şu anda Ankaragücü’nün Başkanı. Bir hafta evvel Bodrum’da bir gece kulübündeyim. Bir büyük takımın taraftarı Ankaragücü için ağır bir laf söyledi. “Hangi taşı kaldırsam altından Ankaragücü çıkıyor” dedi ve 2 cümle daha söyledi. Adama yumruğu vuracaktım, araya girdiler. Peki bütün bunları benim gibi Anka-ragücü’nde o formayı ıslatan, o formada kanı ve teri olan kişilere yaşatan kimler? Her kimlerse yazıklar olsun. Ben Ankaragüçlüyüm. Ama bu yönetim devam ettiği müddetçe taraftarlığımı donduruyorum.

Komisyon başkanı futboldan anlamayan eski bir subay
Seten:Yılmaz Tokatlı’nın başkanlığında kurulan komisyonun nasıl bir karar vereceğini düşünüyorsunuz?
Toroğlu:Yılmaz Tokatlı eski bir subay, futboldan hiç anlamaz. Bu olaylardan bir şey çıkarmasını hiç beklemiyorum. Bu işi bilenlerin, bu alemde görev alması lazım. Tokatlı bu işi çözemez. Bu işi çözecek merci Futbol Federasyonu. Bu işi komisyona atmak demek bu işi sulandırmak demektir. Federasyon yönetimi toplanır, istediği her türlü kararı alır, kimse de bir şey diyemez. Futbol Federasyonu işine gelince özerk, her haltı yiyor, işine gelince genel… Eğer özerksen kapalı devre boynu koparırsın. Genelsen o zaman karar ver… Yani işin sonunda “Yersen”e gelme…

Seten:Yılmaz Tokatlı, A.Gücü’nü 2. Lig’e düştüğünde Kenan Evren marifetiyle Vinci Lig’e çıkaran Federasyon Başkanı… Futbol Adamları Derneği üzerinden 3 ayrı kez Haluk Ulusoy Federasyonu’ndan mali yardım almış. Bu iki bilgi benim güvenimi sarsmadı değil. Hocam 43 yıllık lig tarihindeki bütün şampiyonluklar temiz mi?
Toroğlu:Bütün şampiyonluklar da bütün küme düşmeler de temiz değil. Şampiyonlukları futbolcular mı, teknik direktörler mi, yöneticiler mi kazanıyorlar? Eğer futbolcular ile teknik adamlar kazandılarsa bu şampiyonluklar helal… Ama yöneticiler gönderdikleri paralarla kazanıyorlarsa haram. Helal ile haram arasındaki çizgi çok ince. Bana sorarsan, ki soruyorsun, futbol takımlarındaki büyük yöneticiler futbolculara ve teknik adamlara göre daha etkililer.

Bana da Galatasaray’dan teşvik primi teklifi gelmişti
Seten:Teşvik, size hiç teklif edildi mi? Futbolcuyken mesela…
Toroğlu:Bir defa teşvik primi geldi. Mağlup olduk alamadık. Hem de Galatasaray’dan geldi teşvik… Ben Ankaragücü’ndeyim, Fener’i yenmemiz için parayı çantanın içinde soyunma odasına yolladılar. O gün Fener bize bir gol attı, çanta aynen geriye gitti.

Bu sene Fener favori Galatasaray devredışı kalır
Seten:Bu sezon ne olur hocam? Bence Fenerbahçe şampiyon, Beşiktaş 2’nci olur. Galatasaray ise bu ikilinin arasına biraz zor girer. Galatasaray’ın mutlaka transfer yapması gerekiyor.

Toroğlu:Galatasaray için şunu net söyleyebilirim: Geçen seneki havayı yakalayamayacaklar. Bülent Tulün, Gerets, Erdal Keser üçlüsü iyi bir aşıydı, tuttu. Adnan Polat geldikten sonra Adnan Sezgin, Gerets, Erdal dörtgeni şeytan üçgeni gibi olur. Çok patlak verir. Bu takıma yansır. Bu demektir ki, Galatasaray devredışı kalır. Fenerbahçe yöneticileri şanslı, çünkü Roberto Carlos Real Madrid’de kaldı. Belki de tonla para vereceklerdi boş yere, onu kurtardılar. Şu anda Fenerbahçe Beşiktaş’a göre daha oturmuş birtakım. Dinamo Kiev’i geçemezlerse, o lige yansır. Dinamo Kiev’i geçme şansları da yüzde 30. İnşallah geçerler, çünkü biz bu işten para kazanıyoruz. Ne kadar çok takımımız Avrupa’da boy gösterirse biz o kadar fazla iş yaparız. Biz derken, at gözlüklü, şezlongçu spor yazarlarını kastetmiyorum..”

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."