You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.


Örnek Resim
Opel Reklam
Malatya Haber -

Şiddetin Malatya’daki Sonuçları

Şiddetin Malatya’daki Sonuçları
  • 27.12.2015

Eşinden dayak yiyen kadınların yarısının bu durumdan kimseye bahsetmedikleri belirtildi.
Malatya Emniyet Müdürlüğü tarafından düzenlenen Kadına Şiddete Hayır Sempozyumu sonrasında çıkarılan kitapçıkta yer alan bilgiye göre, Türkiye’de aile içi şiddet devam ediyor. Buna göre, her üç kadından biri eşinden dayak yediğini kimseye söylemiyor.
 
Yüksek öğrenim görmüş altı erkekten birinin eşine fiziksel şiddet uyguladığı belirtilirken şu bilgi veriliyor: “Kadınların aileye kocalarından daha çok gelir getirmesi, fiziksel şiddet riskini en az iki misli artırmakta, bu durumda olan her üç kadından ikisi şiddete maruz kalmaktadır.”
 
Çocukken tanık olunan veya maruz kalınan şiddetin, erkeklerin şiddet uygulama olasılığını, kadınların da şiddete maruz kalma olasılığını iki kat artırdığının gözlendiği belirten kitapçıkta, “öğrenim düzeyi arttıkça fiziksel şiddet gördüğünü söyleyen kadınların sayısının azaldığı, okuma yazma bilmeyen kadınlar arasında en az bir kez fiziksel şiddet gördüğünü söyleyenlerin oranı yüzde 43 iken, yüksek öğrenim görmüş kadınlar arasında bu oranın yüzde 12 olduğu” kaydedildi.
 
Malatya’da kadına yönelik şiddet konusunda şunlar belirtildi:
 
“Malatya’da şiddet gören 132 kadının örneklemini oluşturduğu araştırma bulguları şu şekilde; ‘Örneklemdeki kadınlara uygulanan şiddet türlerinin yüzde 66’ı fiziksel şiddet (dövme gibi), yüzde 25’i sözel şiddet (küfür gibi), yüzde 6’sı öldürmeye teşebbüs (fiziksel şiddet), yüzde 1’i cinsel taciz ve tecavüz. Şiddet sonrası hastanelik olanların oranı ise yüzde 70.”
 
Şiddet gören kadınlara göre, gördükleri şiddetin nedenleri şöyle:
 
“Yüzde 25’i bir neden yokken erkeğin şiddet uygulaması, yüzde 16; ekonomik yetersizlik, yüzde 16 kadının geleneksel kadın gibi davranmaması, yüzde 12; erkeğin gece hayatı yaşaması, yüzde 9; kadının kendi haklılığını savunması, yüzde 6; erkeğin eğitimsizliği, yüzde 6; kadının kocasına karşı gelmesi, yüzde 4’ü kadının cinsel görevini yerine getirmemesidir.”
 
Gelir düzeyleri düşük ailelerde kadının şiddet görme oranının yüksek olduğu belirtilirken, alkollü içki ve uyuşturucu madde kullanan erkeğin eşine şiddet uygulama oranının fazla olduğu, eğitim düzeyi düşük, ekonomik güvencesi olmayan ve çoğunluğu ev hanımı olan kadınlarda şiddete maruz kalma oranlarının daha yüksek olduğu kaydedildi. Eşinden şiddet gören kadınların daha sonra çocuklarını hırpalama oranının yüzde 42 olduğu, şiddet uygulayan erkeğin geçmişinde şiddet davranışını örnek aldığı kişinin mevcudiyetinin oranının yüzde 62 olduğu aktarıldı. 
 
“Kadına yönelik şiddetin önlenmesi için neler yapılabilir” sorusuna, şiddet gören kadınların verdiği cevaplar ise şöyle: “Örneklemin yüzde 90’ı kadınlara hakları öğretilmeli ve erkekler eğitilmelidir.” 
 
Buna göre, kadınların yüzde 6’sı kanunların uygulanması ve taviz verilmemesi, yüzde 2’si kadınlara sığınacakları yerlerin yapılması, yüzde 1’i psikolojik yardım verilmesi gerekmektedir.
 
Aile içi şiddeti etkileyen faktörlere de değinilen kitapçıkta şu bilgiler yer alıyor: “İstismarı uygulayan kişilerin genellikle özgeçmişlerinde yaşanmış şiddet olguları bulunmaktadır. İstismar eden bireylerin çoğunlukla şiddetin var olduğu ailelerde yetiştiği gözlenmektedir. Alkol veya madde bağımlılığı bulunması ile tanımlanmış kişilik bozuklukları ya da psikiyatrik hastalığı bulunan kişilerde daha yoğun sıklıkla rastlandığı gözlenmektedir.”
 
Bireyler arası dinamiklerin aile içi şiddeti etkileyen faktörlerden olduğu kaydedilirken, bunların, “Düşük düzeyde evlilik içi tatmin, bireylerin agresif hareketler sergilemesi, ideolojik, ırk ve din farklılıkları, bir eşin özellikle kadının mesleğinin diğerinden daha iyi olması, daha fazla gelirinin olması, iletişim kurma yoksunluğu (özellikle çocuk ve yaşlılar), evliliğe duyulan aşırı bağımlılık ve her tür güçsüzlük” olduğu ifade edildi.
 
Kitapçıkta, çevresel stres faktörlerinin de aile içi şiddette rol oynadığı ileri sürülürken, bunların; ekonomik stres, iş stresi, işsizlik ve sosyal izolasyon olduğu, tüm bunların yanı sıra konunun kültürel boyutu ele alındığında daha farklı yaklaşım ve faktörlerin ortaya konduğu, erkek egemen evliliklerin aile içi şiddete daha çok açık olmasına karşın eşitlikçi evliliklerde şiddete daha az rastlandığı bildirildi.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."