Final

Final

Örnek Resim


Arion

Arion

Malatya Haber -

Şöhret Olmuşuz Haberimiz Yok! (Hrozny Üstadın Katkılarıyla)

Şöhret Olmuşuz Haberimiz Yok! (Hrozny Üstadın Katkılarıyla)
  • 12.10.2017

Sadece dünya değil Türkiye ve Malatya tarihine eşsiz katkı sunan bilim insanı..

Bülent KORKMAZ 

[email protected]

Sanal âlemlerin patronu İsmet (Yalvaç) Ağabeyle 8 Ekim 2017 Pazar akşamı çay içmek üzere bir yere giderken, “Senin ‘Horoz Nuri’ sitemizi çökertti!” deyince bir an afalladım, sonra ‘Ya Hırozni yazın vardı ya..” diye ekledi. Aslında ilk anda neyi kast ettiğini de anlayamadım. İzah edince bahsedilen kişinin 1952 yılında geçinip (ölmüş) gitmiş Çek bilgin Bedřich (Friedrich) Hrozný (kendi dilinde böyle yazılıyor) olduğunu anladım.

Peki, nasıl olmuştu da olmuştu?

7 Ekim 2017 akşamı şahsımın fi tarihte yazdığı  “Malatya’yı Hrozny Çözdü de” başlıklı yazı tık üzerine tık almaya başlamış, bir anda günün en çok okunan yazısı olmuş. “Tarih-ölü bir dilin çözümü-arkeoloji-Malatya bağlantısı” vesaire içerikli bir yazının bir anda binlerce kez kadar sorgulanması, İsmet Abi de “Türkiye Norveç mi oluyor?” endişesi ve beklentisi yaratmadığından, “kesin bizim makene bozuldu” demiş ve bu işlerin uzmanı Osman (Karakaş) Abiyi arayıp teknik destek istemiş. Osman Abi bakmış ki ne göre? Bir arıza yok ama siteye, daha doğrusu yazıya, aşırı yüklenme var. Meğer aynı akşam ATV’de yayınlanan Kim Milyoner Olmak İster bilgi yarışmasında 125 bin liralık soru, Hititçede çözülen ilk cümleymiş. Sorunun cevabına geçilmeden canlı olmayan yayın “arkası yarın”  moduna geçince, cevabı merak edenler Internet’ten aramaya kalkmış ve olanlar olmuş.

Nasıl olmuşsa, benim de aklım almıyor ama, tarihi önemi yüksek bu bilgiye sanal ortamda pek kıymet verilmemiş olacak ki, neredeyse sadece benim yazdığım bir yazının içerisinde geçermiş. Haliyle Google aramasında ilk bu yazı çıkıyormuş.

Adımın Hrozny gibi büyük bir bilginle, bir tesadüf eseri, aynı cümle içerisinde geçmesinden kendime gurur payı çıkaracak değilim ancakkkk…

Hititçeyi çözerek sadece dünya değil Türkiye ve hatta Malatya tarihine eşsiz katkılar sunmuş bir bilim insanından bu kadar az seviyede bahsedilmesini üzücü buldum. Hrozny ve çalışmalarından akademik kaynaklarda mutlaka bahsedilmiştir ama bunun sanal ortamdaki Türkçe kaynaklara taşınamamış olması ciddi bir eksiklik olmalı. İngilizce kaynaklarda fazlasıyla var.

Ölüyü Diriltmek!

Günümüzde yabancı dil öğrenmenin, bilhassa uluslararası dil haline gelmiş İngilizceyi bilmenin ne kadar önemli olduğunu kabul ediyor; hatta bu önemi “yaşıyor”, “iliklerimizde hissediyoruz”. Çünkü dünyanın gidişatı ve ekonomisi bizi buna zorluyor. Dil öğrenmek için okul, öğretmen, Internet ortamında milyonlarca yazılı-sesli-görüntülü yayın, materyal var ama gerçek anlamda İngilizceye hâkim olmak neredeyse on yılınızı alıyor. Bu dili temel eğitimle yurttaşına layıkıyla öğreten ülkeler var ama bizde halen ve de maalesef –çok iyi eğitim alanlar ve özel çaba harcayanlar hariç- seviye “ay lav yu misis bırown but ayem efreyid of her bıradır”dan öteye geçmiyor.

Teknolojinin, iletişimin, paranın pulun görece bol olduğu dönemde, üstelik yaşayan, yani konuşulan-okunan-yazılan bir dili öğrenmek çok zorken; konuşup yazanlarıyla birlikte kara toprağın altında yitip gitmiş, unutulmuş uygarlıkların dilini çözmenin ne kadar zor olduğunu takdir edersiniz. Kaldı ki geçmişte birçok dil unutulup gitmiştir; muhtemel ki önemli bir bölümü hiç çözülemeyecektir.

1799 yılında bulunan Rosetta Taşından yola çıkarak eski Mısır dilini çözen Fransız Jean-François Champollion ve onun kadar olmasa da bu alanda büyük katkısı bulunan İngiliz Thomas Young ile Sümercenin çözülmesinde birçok dilbilimci-tarihçi-arkeolog-uzmanın çabaları olmasa bilhassa eski çağ tarihi efsane, söylence, bir de yalan-dolanın umuduna kalırdı.

Kilden ve taştan tabletlere, duvarlara, kabartmalara yazılmış Hitit dilini çözen Bedrich Hrozny ve niceleri sayesindeyse dünya tarihi yeniden yazılabilmiş, Anadolu’muzun tarihin en köklü uygarlıklarından birine yurt olduğu kanıtlanmıştır.

***

Bir bilgi yarışmasında sorulan soruyu fırsat bilerek ve de geçmişte karaladığımız yazılardan ve okuyup-araştırdıklarımızdan yararlanarak “Hititler-Hrozny-Malatya” bağlantılı bildiklerimizi özetleyelim:

* Yaklaşık 3 bin yıl önce ortaya çıkan, başkenti Hattuşa (Boğazköy/Çorum) olan Hititler, zamanla o dönemin süper gücü Mısırla kapışacak kadar güçlü bir devlet olur. Anadolu’nun ilk büyük krallığını ve en gelişmiş hukuk sistemini kuran onlardır; söylence ve öyküleri Yunan-Roma mitolojisini, edebiyatını, şiirini etkilemiştir. Hatta 1950-60lı yıllarda Nemrut Dağı ve çevresinde çalışan Amerikalı Theresa Goell Hitit etkisini arar Kommagene ülkesinde.

* İncil bahseder Hititlerden; Tevrat “Filistin’de küçük kavimlerden biri” der. Ancak Hitit’i çözmek için bunlar yeterli değildir. Hattuşa’yı 1834’de Charles Texier keşfeder. 20. yüzyılın başında yabancı heyetler gelip çivi yazıları bulurlar. 6 yıl içinde 10 binden fazla tablet yer üstüne çıkarılmıştır. 10 sene kadar sonra tablet sayısı 25 bini bulacaktır. MÖ 1274 senesi, bugün Suriye sınırları içerisinde bulunan Kadeş’te, Ramses’in komuta ettiği Mısır ordularıyla, Hattuşili sevk ve idaresindeki Hitit orduları kapışıyor. Her ne kadar Ramses sonradan Abidos’taki tapınak duvarlarına bu savaşı zaferle sonuçlandırdığını yazdırmışsa da, Hititçe’nin çözülmesiyle ortaya çıkan tarihi vesikalar karşılaşmanın berabere bittiğini gösteriyor. İşte bu savaş sonrası iki devlet arasında yapılıp kilden tablete yazılan Kadeş Anlaşması Boğazköy’de bulunmuştur. Kadeş, devletler arasında imzalanmış bilinen en eski anlaşma örneği ve bir kopyası halen Birleşmiş Milletler’in New York’taki merkezinde sergilenmektedir.

* I. Dünya Savaşı sırasında Avusturya-Macaristan ordusunda yedek subay olarak ülkemize gelen Asurolog-arkeolog-dilbilimci Hrozny, tarih sever kumandanı Kammegraber’in sayesinde cephe gerisine alınır ve İstanbul’da Hitit çivi yazılarını çözmek üzere çalışmaya başlar.

* Hititçenin çözülmesi Akadca ve Sümerceye göre daha kolay olacaktır. Çünkü Akadlı ve Sümerli yazıcılar sözcük arasına boşluk bırakmaz, “köy seyrine” ardı sıra yazarlarmış. Hititliler, tam tersini yaparak, sözcüklerin arasını açmış, paragraf bile koymuşlar.

* 1915 yılında Hititçeyi çözmek için çalışmaya başlayan, bu dilin İngilizce-Almanca gibi gramer özellikleri gösterdiğini fark eden Hrozny, metinlerden birinde ilk “ekmek” (ninda) sözcüğünü çözer. İçerisinde ekmek sözcüğü geçen cümlenin “yemek-içmek” ifadelerini de içereceğini tahmin eder. Nitekim çözdüğü ilk cümle şu olur: Nu ninda-an ezzateni watar-ma ekkuteni. Türkçe manası şöyledir: Şimdi ekmek yiyeceksin, ardından su içeceksin. Hititçenin Hint-Avrupa kökenli bir dil olduğu anlaşılmıştı. Öyle ki bu çözülen ilk cümledeki sözcüklerin birçoğu akrabası dillerde halen kullanılmaktadır. “Ezzat” (Almanca essen) yeme-içme anlamına gelmektedir. “Teni” sen öznesini (Latince teni sen demektir; Fransızca Tu, İngilizce You olmuştur) karşılarken; “watar” hepimizin bildiği sudur (İngilizce water, Almanca wasser).

* Hrozny, sadece bu cümleyi çözmekle kalmıyor, arkası çorap söküğü gibi geliyor. Hititlere dair birçok konu aydınlığa kavuşurken Malatya’mız da bundan nasibini alıyor. Kayseri-Kültepe’deki çivi yazılı tabletlerde bahsi geçen “Melita” (Malazia, Malita olarak da geçiyor) ülkesinin Malatya olduğunu ortaya koymuştur. Hrozny, bu sözcüğün “bal” anlamına geldiğini söylüyor. Artık başlangıçta şehrimize “temiz havası, suları ve leziz meyveleri ile dağlarındaki çiçekleri sayesinde arıların yaptığı leziz baldan mı” yoksa “bal kadar tatlı” olduğundan mı Melita denmiş; bilemiyoruz. Kargamış kitabesi hiyerogliflerinde şehrimiz “öküz başı ve ayağı” ile temsil edilmekte. Lütfen, öküzü bir hakaret ifadesi olarak almayınız. Öküz, o yılların en kıymetli hayvanı-aracıdır; tarlada tapanda bugünün traktörüne eşdeğerdir. Kibar Feyzo filminden kulağımıza yapışmış “o paraya öküz alırız”  lafı boşuna edilmiş değildir!

* Hitit uygarlığı M.Ö. 12. yüzyıl civarı yıkıldıktan sonra mirasıyla varlığını sürdürmeye devam ediyor. Malatya’da ise Melid Krallığı kuruluyor. Bu devletlere “Geç Hitit” (yabancı kaynaklarda Neo-Hitit, Yeni Hitit) deniyor. Bu şehir devletlerinin Hititlerle ilgisi yok ama onların hukukunu, yönetim sistemini dinini, sanatını kullanmaya devam ediyorlar. Ta ki Asur Kralı II. Sargon şehri M.Ö. 732’de “kilden bir vazo gibi ezene” kadar. İşte Orduzu’daki Arslantepe höyüğüne gittiğinizde sizi kapıda karşılayan kral Tarhunza, iki aslan ve çok sayıda tablete işlenmiş resimler (gerçi bunlar kopya; asılları Ankara, İstanbul ve Paris’te) o dönemden kalma.

Samuha Akçadağ’da mı?

Hitit-Malatya bağlantısında Samuha şehrine değinmeden geçemeyeceğiz. Samuha, Hititlerin dini merkezi ve burasının Akçadağ’ın Samah köyü olma ihtimali yüksek. Hitit kaynakları “1400 yılında Kral Telipinu’nun ölümünden sonra komşu devletlerin saldırısıyla Hattuşa’nın çöktüğünü, yüz yıllık kriz süreci çıktığını, bu dönemde Kral Şuppililiuma ile babasının Samuha’ya sığındığını ve orduyu tekrar toparlayıp durumu düzelttiğini” yazıyor. Malatya tarihinin en geniş kaynağına sahip emekli Gazeteci-Araştırmacı- Yazar Celal Yalvaç amcamızın aktardığına göre, Türkiye arkeolojisinin önemli isimlerinden Hamit Zübeyir Koşay 60ların sonu veya 70lerin başı gibi Malatya’ya gelmiş. Günümüzde Çatalbahçe adıyla anılan Akçadağ’a bağlı bu köyü gezen Koşay’ın gezisinin amacı Hitit kaynaklarında “bir nehre bakan (Tohma), dini merkez” diye tarif edilen yerin Samah (Samuha) olup olmadığını anlamakmış. Urartu saldırısı sonrası Arslantepe’den kaçan Malatya Kralının da Samuha’ya sığınmış olabileceği düşünülüyor. 1909 yılında Malatya’dan geçen İngiliz kadın seyyah Gertrude Bell’in de Samah’a uğramışlığı var ama bu meyanda bilgi vermiyor.

Etraflıca, yıllara yayılacak şekilde, özen ve sabırla bilimsel araştırma-kazı yapmadan Samuha-Samah ilişkisini kanıtlamak mümkün gözükmüyor.

Umarız, belki, ileride…

_______________________________

Gerek bu yazı gerek geçmişte aynı konuda yazdıklarımız belirli kaynak, araştırma ve emeğe dayanarak yazıldı. Katkılarından dolayı Celal Yalvaç’a, Prof. Dr. Marcella Frangipane’nin şahsında Arslantepe kazı ve araştırmalarına bir tuğla koymuş tüm tarihçi-araştırmacı-arkeolog ve uzmanlara, “Malatya Şehir Adı ve Şehrin Tarihi Süreçleri” makalesinden yararlandığım Dr. Göknur Akçadağ’a  http://isamveri.org/pdfdrg/D03921/2016_9/2016_9_AKCADAGG.pdf, Hititler belgesiyle önemli bir işitsel ve görsel-bilgilendirme boşluğunu dolduran yönetmen Tolga Örnek’e ve bu alanda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Yarışma programıyla tekrar gündeme gelen yazıya şu linkten erişebilirsiniz: http://malatyahaber.com/haber/malatyayi-hrozny-cozdu-de/

Son olarak Samuha mevzusuna şu yazıda da değindiğimizi belirtelim: http://malatyahaber.com/haber/ingiliz-kadin-seyyah-ve-malatya/

FOTOĞRAF: Çek bilgin Bedřich (Friedrich) Hrozný

Etiketler: / / /

Yorumlar
  1. servis dedi ki:

    Güzel bir yazı olmuş emeklerinize sağlık , siteyi zenginleştiren ögelerden biri bu tür yazılar…

  2. Salih dedi ki:

    Emeğine sağlık , Bülent

  3. Göktürk dedi ki:

    Güzel bir yazı kaleme almışsınız teşekkür ederiz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."