Final

Örnek Resim


Malatyalife Residence

Arion

Malatya Haber -

Sürpriz Buluşma!

Sürpriz Buluşma!
  • 22.01.2018

İnönü Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Ahmet Kızılay, 2016’daki rektör seçimlerinde eski rektör Prof.Dr. Cemil Çelik’in desteğiyle rektör adayı olan Prof.Dr. Cafer Özkul ile, bilimsel çalışmalar konusunda bir istişare toplantısı yaptıklarını duyurdu.

Rektör Prof.Dr. Kızılay, 19 Ocak 2018 tarihinde sosyal medya hesabından attığı “Değerli bilim adamımız Prof.Dr. Cafer Özkul ile üniversitemizde 2018’de yapacağımız çalışmalarla ilgili istişare toplantısı yaptık” mesajıyla şaşırttı.

Nerede yapıldığı ve ayrıntıları ile ilgili bilgi verilmeyen toplantıya ilişkin, Prof.Dr. Kızılay ve Prof.Dr. Özkul’un yanı sıra üniversitede görevli bazı yöneticilerin de yeraldığı bir de fotoğraf paylaşıldı.

İnönü Üniversitesi eski rektörü Prof.Dr. Cemil Çelik, geçtiğimiz yılın sonlarında Boğaziçi Yayınları’ndan çıkan, yaşamını ve anılarını yazdığı “Yâdımda Kalanlar- Bir Bilim Adamının Hatıraları” adlı kitapta, 2012’de kendisinin karşısına rektör adayı olarak çıkan Prof.Dr. Ahmet Kızılay ile kendisinin iki dönemlik süresi dolduğu için yeniden aday olamadığı 2016’daki seçimde Prof.Dr. Kızılay’ın karşısına aday olarak çıkarıp desteklediği, ancak seçimi kaybeden yakın arkadaşı Prof.Dr. Cafer Özkul ile ilgili  yazdıkları nedeniyle, Prof.Dr. Özkul ile Rektör Prof.Dr. Kızılay arasında yapılan “istişare toplantısı” sürpriz olarak karşılandı.

ESKİ REKTÖR PROF.DR. CEMİL ÇELİK’İN KİTABINDAN CAFER ÖZKUL VE AHMET KIZILAY..
İnönü Üniversitesi eski rektörü Prof.Dr. Cemil Çelik’in, Bogaziçi Yayınları’ndan çıkan, 367 sayfalık kitabında, 2012 ve 2016’daki rektörlük seçimleri ile ilgili de yazmıştı.

Prof.Dr. Çelik’, 2012’de kendisinin karşısında mücadele eden Prof.Dr. Ahmet Kızılay, 2016’daki seçimde ise yine aday olan Prof.Dr. Kızılay’ın karşısına çıkardığı rektör adayı Prof.Dr. Cafer Özkul ile ilgili kitabında yazdıkları şöyleydi:

“(2012 Yılı) …KARŞIMA REKTÖR ADAYI OLARAK ÇIKARDILAR

Rektörlük seçiminden altı ay önce Tıp Fakültesine dekan olarak önerdiğim ve YÖK tarafından atanan bir arkadaşımızı (Ahmet Kızılay), bu kesime mensup olanlar ile bir takım menfaatçiler karşıma rektörlük seçiminde aday olarak çıkardılar. Bu koşullarda rektör adayı olmayı kendi anlayışınca uygun gören, dekanlık imkanlarını da seçim döneminde kullanan bu adaya, seçim sürecinde hiçbir şey söylemedim. Hatta seçim sürecinde, nemalanma üzerine uzmanlaşmış, gazeteci müsveddesi birisi, bu aday hakkında belden aşağı vurma girişiminde bulununca da, öğretim üyelerinin sadece akademik yönlerinin öne çıkartılması gerektiği yönünde açıklamada bulunarak kendisini korumuştum.

Karşıma rektör adayı çıkartanların Malatya’da ve Ankara’da kullandıkları önemli bir argüman benim başörtüsü yasağında ısrarcı olduğumu ileri sürmeleriydi. Bu sığ ve doğru olmayan yaklaşım artık modaydı ve pirim yapıyordu. Birisini karalamak istiyorsanız benzer yaftaları hemen yapıştırabilecek bir süreç başlamıştı. Tıpkı daha önceki dönemde birisi karalanmak istendiğinde Atatürk ve Cumhuriyet düşmanı denildiği gibi. Oysa ben, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Bey, üniversitemizi 2009 yılında ziyaret ettiğinde “Hocam başörtüsü meselesini ne yaptınız?” diye sorduğunda, üniversitemizin durumunu kendisine anlatma fırsatım olmuştu. Yöneticiliğine yaptığın üniversitede geriye doğru on iki yıl bu konularda bir gerilim yaşanmıştı. Ben de bu meselenin en ateşli olduğu bir dönemde görevi devralmıştım. Konuyu suhuletle halletmek niyetindeydim. Göreve başladığımda kampüs içerisinde kimsenin başörtüsüne karışmayacaksınız diye talimat vermiştik. Belirli bir süre geçtiğinde yemekhane ve kütüphanede de kimsenin kıyafetine karışmayın dedim. İlahiyat Fakültesine öğrenci kabul ettiğimizde kız öğrencilerin peruklu hallerini görünce buna üzülmüş, ilahiyat öğrencilerinin dışarıda ve derste başörtüsü takanlarına karışılmamasını söylemiştim. Bu işi kimseyi gerginliğe ve kutuplaşmaya sürüklemeden çözmek istiyordum. Başbakan’a da bu sorunun çözümünde takip ettiğim yöntemi, Peygamberimiz döneminde içki yasağının nasıl tedrici olarak kaldırıldığını hatırlatarak izah etmiştin. Anlaşılan bu çevreler Başbakan’a da konuşmuşlardı. Sahiden de biz başörtüsü yasağını hem çalışanlarımız hem de öğrencilerimiz için en erken kaldıran üniversitelerden birisi olmuştuk. Bu konudaki samimiyetimi birlikte görev yaptığımız arkadaşlarım ve diğer duyarlı öğretim üyeleri zaten biliyorlardı. Ancak gördüğüm manzara şuydu. Önceki dönem istismar edilen kutsalları vardı. Yeni dönemin de istismar edilmeye başlanan kutsalları oluşmaya başlamıştı. Yani birleşik kaplar gibiydik. Farklı siyasi kanaatlere sahip olsak da olayları algılamada sağ, sol, dindar olma ya da olmama pek fark etmiyordu. Meseleleri algılayış biçimimiz pek de farklılık göstermiyordu.

Seçim öncesinde rektörlük dönemimde üniversitede yapılanları hazırladığımız “2008’den 2012’ye İnönü Üniversitesi” başlıklı kitapçığı bastırmış ve bir ön yazı ile tüm öğretim üyelerimizi ziyaret ederek kendilerine taktim ediyordum. Hazırladığım seçim bildirgesinin girişinde; dört yıl önce İnönü Üniversitesi Rektörü olarak, öğretim üyelerinin desteğini alarak göreve başladığımı, üniversitesin bu süreçte birçok sorununu çözüme kavuşturduğumuzu söyleyerek bu göreve talip olurken vermiş olduğum sözlerin tamamını yerine getirdiğimi vurgulamıştım. Sizlerle birlikte dört yılda neleri başardığımızı ve hesap verebilirliğin gereği olarak dört yılda neler başardığımızı hatırlatmak istiyorum demiş, ayrıca bunun demokrat üniversite olmanın bir gereği olduğuna inandığımı da ifade etmiştim. Arkasından da yeni dönemde üniversite için önerdiğim projeleri sıralayarak onların bir kez daha desteğine talip olmuştum.

İKİNCİ OLAN ADAY ORTAYA DÜŞÜRÜLDÜ

Seçim son derece olgunluk içerisinde yapıldı. Ben 335, Ahmet Kızılay 186 ve Süleyman Çaylı ise 90 oy almıştı. Seçime katılan öğretim üyelerinin yarısından fazlası (%55) rektör olmam yönünde oy kullanmıştı. Seçim sonuçlarını YÖK’e gönderdik. Sonrasında YÖK’te rektör adaylarıyla yapılan görüşmeye çağrıldık. Bana oy veren öğretim üyelerimizden her türlü dünya görüşünden olanlar vardı. Bu benim için anlamlıydı. Öğretim üyeleri konuya siyaseten bakmamışlardı. Hepsine müteşekkirim. Ben üzerime düşeni yapmıştım. Ankara’da yeniden atanmam hususunda kimseyle görüşme ihtiyacı hissetmedim. Bu ülkenin ve bu üniversitenin rektör olarak bana ihtiyacı varsa atasınlar diye düşünmüştüm.

İkinci olan aday ortaya düşürülüp bazı milletvekilleri ve diğer destekçileri devreye girip Ankara’da başta YÖK Başkanı ve üyeleri olmak üzere ziyarette bulunup, hakkımda tezviratta (Yalan dolan şeyler. TDK)bulunmuşlar, çalmadıkları kapı kalmamıştı. Bunları daha sonra öğrenmiştim. Bütün bunlara rağmen YÖK’ten de birinci sırada Cumhurbaşkanlığına önerilmiş ve nihayetinde ikinci dönem için de İnönü Üniversitesine Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından rektör olarak atanmış oldum. Tekrar rektör olarak dört yıl daha görev yapmam uygun görülmüştü. Yaşanan bu süreç ve hakkımda yapılan iftira ve tezviratlar beni ciddi şekilde üzmüştü. Ben bunları hak edecek yanlış bir şey de yapmamıştım. Üniversitenin gelişmesi için gecemi gündüzüme katarak çalışmanın dışında. Maksat menfaat olunca ahlakın teferruat olduğunu yaşayarak öğrenmiş oldum. Rektörlüğe atanmam bu sefer Ağustos ayını beklemeden Temmuz ayı içerisinde olmuştu. Ancak yeni dönem yine 7 Ağustos 2012 tarihinde başlayacaktı…

7 Ağustos 2012, ikinci dönem rektörlüğümün başlangıcıydı. Birlikte çalıştığım rektör yardımcıları ile bir araya geldik. Yasal olarak onların görev süresi bitmişti. İkinci dönem birisi dışında diğer ikisine yeni dönemde görev vermedim. Onların yerine yeni iki arkadaşımızı atadık. Bu arada rektör adayı olan Tıp Fakültesi Dekanı Ahmet Kızılay da istifasını sundu. Ben de doğru olanı yaptığını söylemekle yetindim. Bunun dışında birinci dönem birlikte çalıştığımız, ancak seçimde bana açıktan tavır alan üç arkadaş da idari görevlerini bıraktı. Onların da yerlerine yeni arkadaşları atadık. Yeni dönem de sakin ve sıkıntıya neden olmadan başlamış oldu. Biz de aynı hızda görevimizi yürütmeye devam ettik.

(2016 Yılı) REKTÖRLÜĞÜMÜN SON GÜNLERİ VE CAFER HOCA

Doğduğum ve çocukluğumun geçtiği şehrimin üniversite üst yöneticiliği görevimin bitimine aylar kalmıştı. Sekiz yılda belki de en hızlı büyüyen ve devletten istediğimiz desteği alan bir üniversite olmuştuk. Fiziki yapılanma hemen hemen tamamlanmış, akademik birimler, fakülte ve yüksek okulların sayısı artmıştı. Üniversitede benden önceki dönemde var olan ideolojik kavga ve husumet ortadan kalkmıştı. Peki benden sonra ne olacaktı? Üniversitedeki bu anlayışın bir kesintiye uğramadan sürdürülmesi lazımdı. Üniversitenin altyapısı tamamlanmış olduğuna göre bundan sonra iş; akademik çalışmalara hız vermek, bilim ve teknoloji üretiminde üniversiteyi her gün bir basamak daha yukarıya taşımak olması gerekiyordu. İşte gerçek üniversite olmak bundan sonraki akademisyenlerin performansına bağlı olarak gerçekleşecekti.

Öğretim üyeleri beni rektörlüğüm döneminde herhalde biraz rehavete kapılmışlardı. Çalışmaya duyarlı olanların sayısı sınırlıydı. Proje yapan ve bu kültürden nasiplenen öğretim üyelerinin sayısı toplamın belki %10’u kadardı. Ortam müsait olduğunda yeniden ideolojik kamplaşmaya pirim verirler miydi? Bu kuşkuyu taşıyordum. Bu duruma yol açmadan üniversitenin bilimsel olarak daha ileri taşınması hususunda aklıma öğretim üyelerine benden sonra rektörlük yapacak bir alternatif isim gelmişti. Dokuz yıl Rouen Üniversitesi/Fransa’da rektör olan ve 44 yıldır akademisyen olarak bu ülkede çalışan Ord.Prof.Dr. Cafer Özkul’a bu konuyu açtım. Gerek akademik ve gerekse bilim ve teknoloji yönetimi konusunda tecrübeliydi. Cumhuriyet tarihi boyunca, bugüne kadar bir Avrupa ülkesinde rektörlük yapan başka bir bilim insanımız da mevcut değildi. Teklifimi kabul etti. Oradaki rektörlük görevinin bitmesine birkaç ay kala görevinden ayrıldı ve İnönü Üniversitesinde Biyofizik Ana Bilim Dalına öğretim üyesi oldu. Kendisini YÖK Başkanı Prof.Dr. Yekta Saraç Hoca’ya da taktim ettim. Rektör olmasının iyi olacağını söyledi. Daha önce bir toplantı münasebetiyle de tanışıklıkları vardı. Cafer Hoca, öğretim üyelerini, rektör adayları belirleme seçimine iki ay kala ziyarete başladı. Beni üniversite rektörü olarak bir adayı desteklemem uygun olmayacağından, ben sadece öğretim üyelerine alternatif rektör adayı olarak Cafer Hoca’nın çıkmasına yardımcı olmuştum.

DESTEKLEYENLER SONRA VAZGEÇTİLER

Neticede öğretim üyelerimiz Cafer Bey’e yeterli desteği vermediler. Üniversiteye uygun rektör adayı olacağı konusunda daha önce kanaatlerini aldıklarım da bu görüşlerinden daha sonra vazgeçtiler. Anladığım şuydu; kişisel algı ve siyasi kaygılar, akademik ve bilimsel endişelerin önünde yer alıyordu. Henüz ne öğretim üyeleri ne de bu işe karar verecek üst merciler ideolojik anlayıştan sıyrılıp ehliyet ve liyakatin öne çıkartıldığı bir üniversite yöneticisi atanmasını düşünecek durumda değillerdi. Kâmil bir üniversite ve toplum olmamız için daha nice yılların geçmesi gerekiyordu…”

2016 TEMMUZ’DAKİ REKTÖRLÜK SEÇİMİ VE ATAMA
Prof.Dr. Cemil Çelik’in 4’er yıldan 2 dönemlik görevini tamamlaması ve yasa gereği yeniden aday olamadığı Ağustos 2016- Ağustos 2020 dönemi için; 12 Temmuz 2016 günü İnönü Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hacı Bayram Kaçmazoğlu, İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyokimya Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aysun Bay Karabulut, İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Kızılay, İnönü Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Matematik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlhan İçen, İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. Cengiz Ara, İnönü Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof.Dr.Kemal Duruhan, Fransa Rouen Üniversitesi’nde 2 dönem rektörlük yapan ve geçtiğimiz aylarda kadrosu İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne alınan Prof.Dr. Cafer Özkul’un aday olarak katılımlarıyla, üniversite sıralamasını belirlemek üzere seçim yapılmıştı.

Üniversitedeki oylama sonucu; Prof.Dr. Ahmet Kızılay 359, Prof.Dr. Aysun Bay Karabulut 181, Prof.Dr. Cafer Özkul 90, Prof.Dr. Cengiz Ara 35, Prof.Dr. İlhan İçen 35, Prof.Dr. H.Bayram Kaçmazoğlu 19, Prof.Dr. Kemal Duruhan 6 oy alırken, 5 oy geçersiz sayılmıştı.

YÖK, Malatya’daki oylama sonucu ilk 6 sırayı alan adaylar içerisinden ilk 3’teki isimleri, aynı sıralamayla rektör adayları olarak Cumhurbaşkanına sunmuş, bunlardan Prof.Dr. Ahmet Kızılay 28 Temmuz 2016 günü rektörlüğe atanmıştı.

Güler HAZAR, Yeni Malatya Gazetesi- malatyahaber.com

FOTOĞRAF: ‘İstişare’ toplantısına ilişkin sosyal medyada yayınlanan fotoğrafta Prof.Dr. Cafer Özkul (önde soldan 2.) ve Rektör Prof.Dr. Ahmet Kızılay (önde soldan 3.) görülüyor. Alttaki fotoğrafta Özkul ve Kızılay.

Etiketler: / /

Yorumlar
  1. Hasan dedi ki:

    Cafer hoca öyle bir insan ki geçenlerde akşam mesaj attım sabah hemen cevap verdi akademisyen sıfatının vücud bulduğu kişi

  2. Vatansever dedi ki:

    Resim gösteriş. Cafer hoca şu anda İTÜ’nün danışmanı. Giderken teşekkür dahi edilmedi. Hocanın yerinde olsam daveti kabul etmezdim. Avrupada iki dönem rektörlük yapmış tek TÜRK beyler. Hocadan talebim siz gazeticilere avrupada rektörlük nasıl yapılır anlatsın. Makam arabası varmı, saray yavrusu makam odası varmı, makam odası hastası dekanlar varmı, şucu-bucu (sözde) bilim adamı varmı, çalışmayan günde 1 saat mesaiye gelen bilim adamı varmı vesaire vesaire…… Burhan bey lütfen bu konularda Cafer bey ile program yapın ve yayınlayın. Saygılarımla

    1. Murat Bey dedi ki:

      Cafe hoca ITU de danisman degil, ogretim üyesi..Ayni zamanda danismanlik yapıyor rektore…bir yanlislik olmasın diye belirtmek istedim…

  3. ordinaryus dedi ki:

    Cafer hoca ordinaryüs profesör keşke İstanbul üniversitesine gitmeden bu ilgiyi alakayı gösterseydinizde Malatya’da kalsaydı adam Malatya sevdalısı gerçek bir akedemisyen ama Malatya da bilen Yok adamı hemen İstanbul üniversitesi kaptı Malatya için kayıp

  4. Murat Bey dedi ki:

    bu foto daki abiler niye sanki zorla oraya getirilmiş, zorla gulumsetilmis gibi poz vermişler Cafer Hoca hariç …

  5. Ahmet dedi ki:

    Ne oldu 2. Universite sozu

    Eeeeeeyyyyyyyyy akpliler

  6. Batu dedi ki:

    Rektörün aklı başına gelmeye başladı mı ne? Bu tecrübeye sahip bir insana rektör yardımcılığı ya da danışmanlık teklif etseydi ya. Cafer hocayı kaçırmadan. Örnekleri de var Cemil hoca daha önce aday olmuş iki kişiyi rektör yardımcısı olarak atamıştı. Helal olsun Cafer hocaya, yüce gönüllü bir insanmış, başkası olsa bunlara selam bile vermezdi.

  7. Veli Koşar dedi ki:

    Rektörde Malatya’daki marjinal yapının balon olduğunu 1.5 yıl içinde anlamış. Bu fotoğrafa iyi bakın. Çıkan tabloyu iyi okuyun. Çok şey anlatıyor.

    1. urfalı dedi ki:

      pek fazla bişey anlamadık ne anlatıyor

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."