Final

Örnek Resim


Arion

Malatya Haber -

Turgut Özal’ı Anarken

Turgut Özal’ı Anarken
  • 27.12.2015

Mustafa Bahadır ALTAŞ

SM.Mali Müşavir 

[email protected]

O bir  Malatyalı. O, İsmet İnönü’den sonra devletin en üst makamında görev yapan 2’nci Malatyalı. O resmi olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin  19’uncu Başbakanı, 8’inci Cumhurbaşkanı. O  vatandaşın gözünde ve gönlünde sivil, demokrat ve dindar cumhurbaşkanı. O Malatyalıların tontonu Turgut Özal’ı. 

Halil Turgut Özal, Türkiye Cumhuriyeti’nin 45. ve 46. dönem hükümetlerinde başbakanlık yapmış ve ardından sekizinci cumhurbaşkanı seçilerek, görevi başında hayatını kaybetmiş olan Malatyalı siyasetçi ve devlet adamı. 

1989 yılında Cumhurbaşkanlığı görevine geldiğinde, TBMM’de yaptığı teşekkür konuşmasında; “21. Yüzyıla doğru giderken, üç büyük, üç temel hürriyeti geliştirmenin, sımsıkı korumanın uygar dünyanın önde gelen devletlerinden biri olmamızın vazgeçilmez şartı olduğunu görmeliyiz.” diyen Turgut Özal, bunları düşünceyi ifade hürriyeti, din ve vicdan hürriyeti ve teşebbüs hürriyeti olarak sıralamıştı. Konuşmasının devamında canım pahasına da olsa yeminime sadık kalacağım. Tarafsız kalacağıma dair yemin ettim ama ben taraf tutacağım. Neyin tarafını tutacağım? Atatürk ilke ve inkılâplarının tarafını tutmaya devam edeceğim. Anayasal kuruluşlarımıza destek olmaya devam edeceğim. Türkiyemiz’in yakın vadede Avrupa Topluluğu’nun en seçkin üyelerinden biri olmasının tarafını tutacağım. Cumhurbaşkanlığı makamını, her türlü iç siyaset sorunlarının üstünde tutacağım ama halkımın içinde, mütevazı bir vatandaş olarak, halkımla birlikte yaşayarak… ve nihayet sözlerimi şu idrak içerisinde bitirmek istiyorum. Bu sımsıcak milletin, bu güçlü ülkenin ve bu büyük Cumhuriyetin Cumhurbaşkanı olmak, benim için şereflerin en büyüğüdür. Ne mutlu Türküm diyene! diye bilen, (http://www.tbmm.gov.tr) genel başkanı olduğu Anavatan Partisi’nin 2.olağan kongresinde (18 Haziran 1988) kendisine yapılan suikast girişiminde “Allah’ın verdiği canı, O’ndan başka alacak yoktur” diyebilen metanetli, aynı zamanda inançlı bir insan ve liderdi.

Hani bir söz vardır, geçmişle ilgili konular gündeme geldiğinde hep deriz ya; “keşke olmasaydı”. Turgut Özal’ın vefatının yirmi birinci  yıl dönümünde  bugün kim bilir kaçımız “ah keşke onu anlayabilseydik” diyoruz. Oysa 21. yüzyılın eşindeki bir Türkiye’nin gerçeğini bilmek onu hayata geçirmek bizler için hayal iken onunla hedef olması ne kadarda güzeldi.   

12 Eylül 1980 sonrası ekonomik olarak zor durumda bulunan ve demokratikleşme arzusundaki Türkiye için Özal’ın başbakan olarak işbaşına gelmesi büyük şanstı. Sahip olduğu vizyon ile liderliğin hem fiziki, hem de düşünce yapısı olarak en iyi yansımasıydı. Dünyanın önemli gelişim ve değişimlere açık olduğu dönemde, Onun en büyük hedefi, Türkiye’yi 21 yüzyılın başında dünyanın kalkınmış ilk on ülkesi arasına sokmaktı. 

Turgut Özal, hem cumhurbaşkanı olduğu dönemde hem de başbakan olduğu dönemdeki yaşamında, halktan biri görüntüsü ile toplumun gönlünde farklı bir yer edinmiştir.Tevazu ve hoşgörü sahibi bir lider olan Özal, Türk Milleti’nin sahip olduğu geleneklerin modern dünyanın gerekleri ile çatışmadan buluşmasını sağlamaya çalışmıştır. Özal toplumun manevi değerlerine kayıtsız kalmayan ve onu asla istismar etmeyen, kendisi ve değerleriyle barışık bir siyasetçiydi. Özal’ın bir başka özelliği de  cesur bir düşünce ve aksiyon adamı olmasıdır.  Tabuları yıkan reformcu kişiliği ve yenilikçi tavrı ile Türkiye’yi içine kapalı toplum olmaktan çıkarıp, ülkenin ufkunu açmıştır.

Bizler bastırılmış ve sindirilmiş siyasetin ezikliğini yaşarken, Türk ve Türkiyeli olmanın gururunu yeniden onunla yaşadık. Dünya gündemini onunla yakaladık. Türkiye’nin dışındaki dünyayı tanımanın zevkine onunla vardık. Din ve vicdan hürriyetini onunla tattık, teşebbüs özgürlüğünü onunla tanıdık ve neleri yapabileceğimizi öğrendik. Tartışılamayanı onunla tartıştık, tabuları ve statükoyu onunla yıktık. Sahip olduğumuz değerleri, kaynakları ekonomik ve kültürel yönden harekete geçirmeyi onunla öğrendik. Dayatmacı ekonomik ve kültürel baskının zincirini kırdık, genç nesillerin başarma arzularını eyleme dönüştürmek için çağdaş ve teknolojik bilimin enstrümanlarının kullanılmasını görmek hepimizin hayallerini süslerken bu gerçeği onunla yaşadık. O bize, çağdaşlığın sadece bilim ve teknolojik olarak şekilden ibaret olmadığını bunun mantalite olarak algı ve öngörü ile yaşanabileceğini gösterdi.

Özal, bulunduğu her ortamda sürekli olarak gündeme getirdiği ve önemini vurguladığı  “Düşünceyi ifade hürriyeti” ve “Din ve vicdan hürriyeti” ile “Teşebbüs hürriyetinin” sağlıklı bir şekilde uygulanması ile yaşam kalitesini yükselmiş bir Türk Milleti’nin, dünyanın şartları değişse bile kendi kaderini tayin etme konusunda daha güçlü olacağını savunuyordu.

Turgut Özal’ın aktif siyasi yaşamında “Adriyatik’ten Çin Seddi’ne” ülküsünü vurgulamış ve Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kadar uzanan bölgede yaşayan “Türk” ve “Müslüman” halkın sorunlarına duyarsız kalmayarak, onların sevgisini kazanmıştır. 1992 yılında haziran ayında toplanan 3. İzmir İktisat Kongresi’nde değişim programını açıklarken “Türkiye’nin büyük devletler arasında yerini alması müktesep bir haktır. Ciddi hatalar yapmazsak 21. yüzyıl Türk asrı olacaktır.” diyerek Türkiye Cumhuriyetinin 21.yüzyıl hedefini bizlere işaret etmiştir.

Geride kalan onca yıldan sonra Özal’la ya da Özal’sız günlerin farkı her gün biraz daha ortaya çıkmaktadır. Onu anlayabilmek; “Türkiye’yi sevmek demekmiş” olduğunu her gün biraz daha anladık. Bizler onu konuşurken aslında Özal’ın yaptıklarını konuştuk, tartıştık. Keşke neleri isteyip de yapamadığını tartışabilsek o zaman onu daha iyi anlardık.

Turgut Özal, yaşamının her döneminde demokrasimizin gelişmesi, ülkemizin refahı ve kalkınması için hep çalıştı. Özal’ın Türkiye için yaptıklarını birkaç satırda özetlediğimizde, demokratik gelişime engel görünen anayasadaki düşünce ile din ve vicdan hürriyetini kısıtlayan  maddeleri kaldırması başlı başına birer devrim niteliğindedir. Türkiye’nin ulaşılmaz mezralarını elektrik ve telefon hattı ile ulaşılır hale getirmiştir. Telekomünikasyon altyapısında Türkiye’yi batı standartlarına taşımıştır. Türksat uydu projesi bizzat Özal’ındır. Atatürk ve Karakaya gibi iki önemli barajda imzası vardır. Otoyolar onun eseridir. Kapalı ekonomiyi dışa açarak birçok Türk markasını dünya markası yapmıştır.Eğitimde standartları Fen ve Anadolu liseleri ile artırmıştır. Turizm alanında büyük yatırımların yapılmasına imkan sağlamıştır. Bu örnekleri sağlıktan, savunma sanayisine kadar  çoğaltmak mümkündür.

Bizler çok kısa sürede birçok değişimi ve gelişimi onunla yaşadık Özal’la geçen yılları ondan önce ve onsuz geçen yıllarla kıyasladık. Önümüzdeki en büyük engelin yine bizim yarattığımız bürokrasi olduğunu keşfettik. Devleti küçültüp güçlü kılmayı, gelişmenin önündeki engeller olan güç odaklarını ve halkın iradesi dışındaki etkin güçlerin farkına Özal’la vardık. “Yanlışın doğruya örnek olmadığını, doğruya ulaşmanın her zaman iyi örneklerle mümkün olduğunu bizlere anlattı. O halkına güvendi, bizler de geleceğe güvenle baktık” 

Şimdi artık geriye Özal’lı yıllara dönmek mümkün değil ama yapılacak tek şey var: onun ideallerini hayata geçirmek. İşte bu konumda özellikle genç nesillere ve bizlere büyük görev düşmektedir. Bu noktadan hareketle yapmamız gereken katılımcı ruhumuzu ekonomik ve siyasi olarak harekete geçirmektir. Otuz yıl önce tartışılmasının bile sakıncalı görüldüğü bireysel özgürlüklerin, hür teşebbüsün, din ve vicdan hürriyetinin, özelleştirmenin ülkenin içinde bulunduğu olumsuz koşullardan kurtulması için olmazsa olmazları olarak görülmesi bunun en belirgin ifadesidir.  Özal bizlere çağdaşlığın ve çağın gereğini, bilim ve teknolojinin şekilden ibaret olmadığını, bunun ancak zihinlerde ve ruhta yaşanabileceğini gösterdi. 

 “Beni görmek demek; behemehal yüzümü görmek değil, fikirlerimi hayata geçirmektir.”  diyen, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün işaret ettiği muassır medeniyetti yakalamak için 21. yüzyıla adım atarken ezilmişliğin zincirini Özal’la kırdık. Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti için arzu ettiği ‘Modernleşme’ yı onunla yeniden başlattık. Bizler, Doğu Bloku’nun çöküşünü seyrederken, Özal 1991 yılında Malatya Hükümet Meydanında yaptığı açık hava toplantısında gelecek yüzyılın Türkler’in ve Türkiye’nin olacağının müjdesini bizlere verdi, bizim buna hazır olmamızı istedi. O gün kendisini dinlemek için hükümet meydanını dolduran binlerce Malatyalıya bir Malatya deyimi olan ve Malatyalıların çok sevdiği “Sizin/Senin Allah’ınıza Kurban” diyerek bu sözü Türk siyasi hayatında ilk defa o söyledi ve  bu söz siyasi tarihe geçti.

Özal’ın Malatya için yaptıklarını baktığımızda proje aşamasından finansmanının takibine kadar bizzat ilgilendiği, Turgut Özal Tıp Merkezi, yapıldığı dönemde kendi alanında dünyanın ilk on en iyi sağlık merkezi arasında yer alması planlanan, sağlık alanında Türkiye’ye çağ atlatacak, Malatya’yı ve Türkiye’yi sağlık turizminin merkezi yapacak önemde bir projeydi. Özal bu proje ile Ortadoğu, Balkanlar ve Kafkaslar da Özal Tıp Merkezi ayarında bir hastane olmayacağından “Özal Tıp Merkezi’nin getireceği teknolojik ve bilimsel sıçrama sonucu bilimsel ve tıbbi toplantılar merkezi Malatya inşa etmeyi tasarlıyordu. Bugün günde binlerce hastanın şifa aradığı, en çok karaciğer naklinin yapıldığı bu alanda dünyada 2.sırada bulunan Turgut Özal Tıp Merkezi onun eseridir. Çat Barajı; Malatya’daki 21 bin 464 hektarlık tarım arazisini sulamak amacıyla “Çelikhan ilçe sınırları içerisindeki bulunan Abdülharap Çayı üzerinde inşaatına 1985 yılında başlanılan dünyanın sayılı (11 kilometre)  uzunluğundaki iletim tüneline sahip olan ve yaklaşık 280 milyon dolara mal olan Çat Barajı.” Çat barajının bugünkü maliyetinin Türk lirası karşılığı 590 Milyon Türk Lirasıdır. ve 1.Organize Sanayi Bölgesi onun döneminde gerçekleştirilen önemli yatırımlardır. 

Turgut Özal döneminde hükümetlerde her zaman Malatyalı en az bir bakan bulunmuş, Malatyalı bürokratlar önemli devlet görevlerinde yer almışlardır. 

Turgut Özal döneminde, Malatyaspor 1.ligde mücadele ederek çok büyük başarılara imza atmıştır. Özal Malatya sporu yakından takip ederek sürekli destek olmuştur. Bu konuda pek bilinmeyen bir Özal ve Malatyaspor anısı “1987-1988  futbol sezonunda Kahraman Maraş spor 2.lige şampiyonluk mücadelesi veriyor, K.Maraşlı spor yöneticileri maddi destek almak için Dönemi Kahraman Maraş Belediye Başkanı Hacı Ali Özal ve Kahraman Maraşsporlu yöneticiler Ankara’ya Başbakan Turgut Özal ile görüşme gidiyor, yapılan görüşmede dönemin parası ile Kahramanmaraş spora belirli bir miktar para yardımı alınmasını sağlıyorlar. Görüşmenin sonlarına doğru Turgut Özal Kahramanmaraş sporlu yöneticilerin yanında talimat verdiği bürokratı tekrar arayarak    hemşerilerim şimdi benim Kahramanmaraş spora yardım yaptığımı duyarlarsa bana sitem ederler diyerek Kahramanmaraş spor yapılan maddi destek kadar Malatyaspor’a da yardım yapın talimatını veriyor.” (Arif Şen Dönemin K.Maraşspor bşk. yrd.) 

Özal’ın varlığında siyaseten ona karşı duranlar şimdilerde başta olmak üzere onun vefatından sonra Özal’ın siyasi mirasına konmak isteyen birileri Malatya için yaptıkları yükte ve pahada çok basit icraatları için “Özal’ın rüyasını biz gerçekleştiriyoruz” diye katıldıkları her platformda topluma nutuk attılar. Bu kişiler her ne hikmetse Özal’ın vefatı üzerine Malatya belediye meclisinde 1993 yılında bu konuda alınan karar olmasına rağmen o dönemde görevde olan Malatya Belediye Başkanı tarafından Özal’ın İsminin verildiği cadde ve bulvarlardan Turgut Özal ismi kaldırılırken devekuşu misali saklandılar, süt dökmüş kedi gibi sustular. (Malatyalılar 17.04.1993 günü Özal’ın vefatında Bir çok Malatyalı esnaf kepenk kapatırken, ticari araçlar başta olmak üzere hemen hemen her Malatyalı arabalarına  siyah kurdele bağlayarak hemşerilerinin yasını tutmuşlardı.) 

Bu insanlar 2010 yılı Nisan ayında İnönü Üniversitesi’ndeki Turgut Özal Müzesi’nin açılışı için Malatya’ya gelen Cemil Çiçek’in “Merhum Özal, hayatta iken, Özal’ı tenkit eden sorumsuz siyasetçiler oldu” sözüne alkış tutarken, geçmişte  bir partinin İstanbul il başkanı iken  Özal hakkında “…….ama bunlar, uşak uşak! Neyin uşağı? Batı’nın uşağı, ABD’nin uşağı! Tabii uşaktan baba olmaz!” diyen insanlara Malatya’da ‘biz Özal’ın devamıyız’ dedi diye  meydanlarda Malatya’lıdan intikam alırcasına yandaşlarına  onu alkışlattılar. Bugün Türkiye’de ve Malatya’da, Özal’ın devamıyız, diyenler geçmişte 1996 yılında “Özal, rantla geçinen bir zümrenin oluşmasına vesile oldu”, ” Artık Özal misyonu da tamamlanmıştır, “Özal’ın Kalesine RP Bayrağı” diktik diyenler değil midir? (ANAP iktidarda iken. Özal döneminde başka partilerde il ve ilçe başkanı, aynı zamanda da belediye başkanıydı. Özal’ın devamı olabilmesi için o dönemde  Özal ekolü benimsemiş ve Özal’ın yanında olması gerekirdi.)

Bu insanlar bilmediler ki  “Geçmişe vefa duymak, bugüne ve yarınlara da saygı duymak demektir.” 

Her insan gibi Özal’ında eksileri ve artları vardı, bizim için Özal artıları çok fazla olan bir siyasetçi, bir devlet adamı ve hepsinden de önemlisi bir Malatyalıydı. 

Bizler başta Malatyalılar olarak Özal’la çok şeyler yaşadık ama ona, onu anladığımızın mutluluğunu yaşatamadık.

Özal, seni unutmadık unutmayacağız… 

17 Nisan 1993’te kaybettiğimiz Turgut Özal’ı vefatının 21. yılında sevgi ve rahmetle anıyoruz. Ruh Şad Mekânı Cennet Olsun.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."