Final

Final

Örnek Resim
İbrahim Yücel Reklam

Arion

Dugun
Malatya Haber -

‘Vicdanınız Yok mu Sizin?’

‘Vicdanınız Yok mu Sizin?’
  • 27.12.2015

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yeni üniversiteler kurulması ile ilgili konu görüşülürken, CHP Malatya Milletvekili Mevlüt Aslanoğlu, İnönü Üniversitesi’nin kadro sorununu bir kez daha kürsüye çıkarak gündeme getirdi, önerge verdi. Önerge, daha öncekilerde olduğu gibi yine reddedildi.

TBMM tutanaklarına göre, Aslanoğlu’nun konuşması, müdahaleler, karşılıklı söz atmalar, bakan yanıtı, önergenin akıbeti şöyle:

“CHP GRUBU ADINA FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Başkan, yüce Meclisin çok değerli üyeleri; hepinize saygılar sunuyorum.

Değerli milletvekilleri, bu çocuklar bizim çocuklarımız. Biz bu üniversiteleri çocuklarımızın en iyi eğitimi alması amacıyla kuruyoruz. Hepimizin çocuğu, hepimizin gözünün nuru ve hepimiz de onlar için çalışıyoruz. Ailemiz için, çocuklarımız için, ülkemiz için ve bu üniversitelerde yetişecek çocuklarımızın en iyi eğitimi alması hepimizin yüreğindeki bir özlemdir.

Tabii, dokuz ilimize üniversite kuruyoruz. Bir kere dokuz ilimizin üniversitesinin ve iki vakıf üniversitemizin Türk eğitimine, çocuklarımıza başarılar getirmesini diliyorum ve tüm illerimize de, bu dokuz ilimize de yine başarı dileklerimi iletiliyorum.

Değerli milletvekilleri, ancak, eğitim yasak savma değildir. Eğitim çocuklarımıza en iyi eğitimi vermekle koşullanmak gerekir. Tabii, çocuk doğmadan ölmez, doğdur, ama doğduğu zaman en iyi şekilde bakmalısın. Şimdi, soruyorum tekrar size: Hep söyleyeceğim. Biz, çağdaş, bilimsel, literatürü takip edecek, dünyayla entegre olacak çocukları yetiştirmezsek, bu çocuklarımız üniversiteyi bitirmiş ne işe yarar?

Değerli milletvekilleri, geçen de söyledim, yine söylüyorum. Eğer, biz, çocuklarımıza, ilkokuldan liseye kadar bir lisanı, liseden sonra üniversitede mecburu hazırlıkla ikinci lisanı öğretmezsek, biz çağdaş dünyayı, bilimsel dünyayı yakalayamayız. Ben bunu her zaman söyleyeceğim arkadaşlar. Artık, literatürü takip ederek, bilimsel dünyaya gitmenin bir tek yolu, burada gelip “Biz çağdaşız, biz çağdaş olacağız, bilimselliği yakalayacağız…” demekle olmaz. Bu çocuklara bilimsellik literatürünü takip edecek lisan eğitimini vermezseniz, bu çocuklarımızın hepsi, yarın, dünyayla entegre olamaz ve çok az bir zümre… Bugün, Türkiye’de, baktığınız zaman… Yabancı dille eğitim yapan demiyorum. Eğitim yabancı dille olmasın. Biz, kendi kültürümüzü, kendi dilimizi en iyi konuşan üniversiteler yaratmalıyız. Ama, biz, ilkokuldan liseye kadar, üniversitede ise bu çocuklarımıza birer yabancı dil öğretmek… Zor değil arkadaşlar. Benim çocuklarım aptal değil. Dünyanın her tarafındaki çocuklar bunu öğreniyorsa, ben de bunu öğretmenin bir yolunu bulmalıyım. Ama, bugün için demiyorum, dün da böyle, evvelsi gün de böyle. Millî Eğitim Bakanlığı, bu konuda… Bugün yapmayalım, planlayalım, on sene sonra yapalım, ama, bu çocuklarımızı dünyayla entegre etmenin bir tek yolu vardır. Lisan bilmeyen bir toplum, artık, bundan sonra, bu dünyada bir yere gidemez arkadaşlar. Eğer, dünyanın ticari pastasından pay almak istiyorsak, dünyadaki oluşan ticari dengelerden ülkemize bir katkı sağlamak istiyorsak, bunu yapmak zorundayız, Bu hepimizin görevi ve yine söylüyorum: Gidin Amerika’daki hastanelere, hasta bakıcısına bakın, doktoruna bakın, hemşiresine bakın, hepsi Hindistanlı.

Değerli milletvekilleri, bu konunun öneminin bir kez daha altını çiziyorum, bir kez daha yine burada söylüyorum. Yani “Millî Eğitim Bakanlığı suçludur.” demiyorum. Çocuklarımın adına yalvarıyorum. Dün de suçlu vardı, bugün de var. Yarın geç olmasın. Gelin, bir yerinden başlamak üzere, bu yüce Meclis -geçen dönem de aynısını söyledim- buna bir yerinden karar versin arkadaşlar, on sene sonra başlayalım.

Değerli milletvekilleri, bu konuyu bir kez daha, çocuklarımızın adına, gelecek adına dikkatlerinize sunuyorum.

Tabii, bir başka konu -Sayın Millî Eğitim Bakanım yok galiba, keşke olsaydı- yurtlar konusudur. Değerli milletvekilleri, tabii, bu çocuklar hepimizin çocukları. Ben tabii, hayretler içinde kaldım: “Elli yedi yurt yapıldı.” dedi Sayın Bakanım. Böyle, yüreğim… Demek ki, Sayın Bakanım, sizin öz evlat illeriniz, üvey evlat illeriniz var.

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) – Doğru, aynen katılıyorum.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Şimdi, biz, Malatya İnönü Üniversitesinde, arsayı vermemize rağmen Kredi Yurtlar Kurumuna yedi sene önce, elhak, niye yapmıyorsun? Niye hakkımızı yiyorsun?

MEVLÜT COŞKUNER (Isparta) – Yapılan başka şeyler var, tarikat yurtları…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Hangi ilin hakkı yeniyorsa, o il size hakkını helal etmez arkadaşlar!

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Tarikat yurtlarından bahset, boş ver hak hukuku.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Sivas’ta, bakın oradan “Sivas” diyor arkadaşlar.

Arkadaşlar, Kredi Yurtlar Kurumu yurtları, toplumumuzun, çağdaş, bilimsel ve Türkiye’deki Türk insanını her zaman çağdaş tutan bir… Ama tarikat yurtlarına bu insanları terk etmeyelim. Ama, acaba, diyorum ki: Bu mu?

Yine söylüyorum: Yine bazı arkadaşlarım burada teşekkür etti. Arkadaşlar, hakkını yiyenin bir gün hakkını yerler. Ben burada yedi yıldır Malatya İnönü Üniversitesinin kadrosunu yedi yıldır… Burada tutanaklar var. Ben devletime inanmak istiyorum, ben Bakanıma inanmak istiyorum, ben iktidar partisinin grup başkan vekiline inanmak istiyorum, “Onlar doğru söyler.” diye düşünmek istiyorum. Ama…

KEMALETTİN AYDIN (Gümüşhane) – Öyle, öyle.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Hayır, tutanaklar öyle demiyor, tutanaklar öyle demiyor arkadaşlar.

MEHMET EMİN EKMEN (Batman) – Müsterih ol, müsterih ol!

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Geçen dönem burada olan arkadaşlarım var.

Şimdi bakıyorum, beş tane üniversitemize kadro geliyor burada. Helal olsun, gelsin, kıskanmıyorum. Geçen dönemde Selçuk Üniversitesine ve Eskişehir Osmangazi Üniversitesine son gün kadro getirildi. Arkadaşlar…

AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) – Helal hoş olsun!

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – “Helal olsun.” diyorum.

KEMALETTİN AYDIN (Gümüşhane) – Siyasi değil, siyasi değil onlar.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Nasıl siyasi değil? Bal gibi siyasi, bal gibi siyasi! Siyasetin hasını yapıyorsunuz. Hayır arkadaş, siyasetin hasını yapıyorsunuz.
Evet, yine söylüyorum, benim İnönü Üniversitem kadro kanunumu hak ettiği hâlde, bu üniversitelerin bir gün kadro ihtiyacını ben duymadım burada. Yedi yıldır bağırıyorum, vicdanınız yok mu sizin? Bu Üniversitede arkadaşlar, senede yüz otuz tane karaciğer nakli yapılıyor. Gurur duymalısınız, “Ben bu Üniversiteye nasıl yardımcı olabilirim?” demelisiniz. (CHP sıralarından alkışlar) Ama sizde bu gurur yok, gurur duymuyorsunuz. Kendi kendine o Üniversite yapmaya çalışıyor. İki yüz elli yatak bitmiş. Ama bu Üniversite Türkiye’de bir numara oluyor karaciğer nakli konusunda. Azıcık vicdanınız varsa, azıcık bu ülkeyi seviyorsanız… Dünyanın her tarafından gelen insanlar orada ameliyat oluyor. Hakkımızı yemeyin arkadaşlar.

BURHAN KAYATÜRK (Ankara) – Türkiye’nin bütün üniversitelerinde ameliyat oluyorlar.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Hayır arkadaşlar. Tüm üniversiteler… Burada Türkiye’de spesifik.

BURHAN KAYATÜRK (Ankara) – Niye sadece Malatya Üniversitesi?

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Kardeşim sana da versin, sana da versin. Niye hakkını istemiyorsun sen? Niye istemiyorsun hakkını?

BURHAN KAYATÜRK (Ankara) – Niye sadece Malatya Üniversitesi? Bütün üniversitelerde ameliyat yapılıyor.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Oradan laf atma. Ben hakkımı istiyorum. Ben hakkımı istiyorum, hakkımı istiyorum. Sen de gel buraya, sen de gel, sen de hakkını savun kardeşim!

BURHAN KAYATÜRK (Ankara) – Ayrımcılık yapmayın!

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Değerli milletvekilleri…

KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) – Sayın Bakan geldi.

BURHAN KAYATÜRK (Ankara) – Bölücülük yapmayın!

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Kardeşim, benim bağrım yanmış altı yıldır. Ben eğer kendi ilimin bir üniversitesini savunuyorsam, bu benim duyarlılığım, bu benim milletvekili duyarlılığımdır. Sen bunu yapmıyorsan, sen duyarsız bir insansın, tamam mı! (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

MUHARREM SELAMOĞLU (Niğde) – Sensin duyarsız insan!

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Evet… İçimden gelerek, öfkemle, altı yıldır burada ben yalvarıyorum, âdeta yalvarıyorum. Orada otur oturduğun yerde!

MUHARREM SELAMOĞLU (Niğde) – Orada bağırarak duyarlılık yapılmaz tamam mı!

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Otur oturduğun yerde! Benim ilimin hakkını…

BAŞKAN – Sayın Aslanoğlu…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Otur oturduğun yerde, ağzını açma!

BAŞKAN – Sayın Aslanoğlu, Genel Kurula hitap edin lütfen. Sayın Aslanoğlu…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Ayıptır ya!

BAŞKAN – Sayın Aslanoğlu, Genel Kurula hitap edin.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – İlimin hakkını, üniversitemin hakkını savunmak benim en temel görevim. Bu benim namus anlayışım, sorumluluk anlayışım.
Hepinize saygılar sunuyorum, teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Aslanoğlu. (CHP sıralarından “Sayın Bakan geldi” sesleri)

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Evet, böyle…

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) – Tamam.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – İşte böyle, insanı güldürürsün Sayın Bakan, şov yapıyor dedirtirsin işte. Yazıklar olsun!

MEHMET EMİN EKMEN (Batman) – Başkanım, doktor çağıralım.

BAŞKAN – Soru-cevap faslına geçiyoruz.

BAŞKAN – Sayın Bakan.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) – Sayın Başkanım, Sayın Paksoy’a şunu söylemek isterim. Dün “Tamam” dedim, şimdi yine “Tamam” diyorum. Sayın Mevlüt Aslanoğlu’na da “Tamam” dedim, yine “Tamam” diyorum. Bunların hepsi yerine getirilecek…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Daha inanmıyorum Sayın Bakan.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) – Bir dakika arkadaşlar, bir dakika müsaade edin.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – İnanmıyorum.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) – Bir şeye inanmazsanız o gerçekleşmez Sayın Aslanoğlu.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – İnanmıyorum, hayır.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) – İnanmamaya devam ederseniz gerçekleşmez.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Yedi yıl, yedi yıl.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) – Şimdi, değerli arkadaşlar, bakın “1996’da kurulan bir tıp fakültesinin hâlâ kadroları verilmedi.” Diyorsunuz. Benim size söylediğim şey şudur. Dün yine sorulara verdiğim cevaplar esnasında da bunu söyledim, AK Partili Kahramanmaraşlı milletvekili arkadaşlarım da bunu dile getirdiler. Dedim ki: Bakın, birçok üniversiteyle ilgili ortak bir çalışma yapıyoruz, bunu getireceğiz dedik, biz Hükümet olarak bu konuda söz veriyoruz, getireceğiz dedik. Onun için kederlenmeyin, bunu yerine getireceğiz.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Madde üzerinde bir önerge vardır, önergeyi okutuyorum:

T.B.M.M. Başkanlığına
Görüşülmekte olan 226 Sıra Sayılı yasa tasarısının 4. Maddesinin EK: 11. maddesine İnönü Üniversitesi’nin eklenmesini arz ederiz.

Saygılarımızla.

F. Nur Serter Ferit Mevlüt Aslanoğlu Şevket Köse
İstanbul Malatya Adıyaman
Kemal Demirel Tayfur Süner Hüsnü Çöllü
Bursa Antalya Antalya

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükümet katılıyor mu?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önergenin gerekçesini mi okutayım?

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Gerekçeyi okutun.

BAŞKAN – Buyurun.

Gerekçe:
Yıllardır çözülmeyen Malatya İnönü Üniversitesi kadro sorununa çözüm bulmak.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir…”

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici, saygısız ifadeler, cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, suçluyu ya da suçu övücü, uygunsuz gönderici adı, 'naylon- uyduruk' mail adresli, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır. Ayrıca, mesajların tüm yasal ve cezai sorumluluğu, mesajlarıyla birlikte IP numaraları da düşen göndericilere aittir."