Orhan TUĞRULCA
Tarihçi/Yazar
otogrulca@hotmail.com
Bu çalışma ile Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinden Cumhuriyet’in kuruluşuna kadar geçen süreçte Malatya şehrinin hem mekânsal, hem sosyal hem de kültürel dönüşümünü incelemeye çalıştık. 1839 Nizip Savaşı sonrasında Eski Malatya’dan (Battalgazi) Aspuzu’ya taşınma süreci, Tanzimat reformlarının etkileriyle birlikte değerlendirilmiştir. Kentin batılı tarzda yeniden şekillenmesine, yönetim yapısının modernleşmesine, fiziksel planlamadaki değişikliklere ve eğitim kurumlarının dönüşümüne dikkat çekmeye çalıştık.
“Makarr-ı Hükümet” Modern Malatya (Aspuzu)
1839 Nizip Savaşı'ndan sonra Eskimalatya’nın yeniden imar edilmesi için temenniler ortaya konulduysa da, bunun başarılı olduğu söylenemez. Şehrin öteden beri resmen olmasa da fiilen Aspuzu’ya doğru kendiliğinden kaymış olması, yönetici kesimin zaten öteden beri konaklarının burada olması, Eskimalatya’nın ana kent merkezi olarak devam etmesi yönünde herhangi bir girişime gerek duyulmamıştır. Fiili bir durum söz konusu olduğundan, kentin resmi olarak taşınmasına yönelik 1884 yılına kadar herhangi bir belgeye de rastlanmamaktadır.
1839 yılından sonraki belgelerde sözü edilen “Nefsi Malatya” (Malatya Merkez) yahut “Malatya Kasabası” gibi ifadelerden kastedilen yerin Yeni Malatya mı (Aspuzu) yoksa Eskimalatya mı olduğu konusunda tereddütler var.
Ancak 1883-1884 yılına ait Mamüret-ül Aziz Salnamesinde “Vilayete Dair Bazı Malumat-ı Tarihiye” başlığı altında Malatya Sancağı ile ilgili tarihi bilgiler verilirken şu ifadelere rastlıyoruz: “… Ve elyevm makarr-ı hükümet olan Aspuzu Kasabası…” (1884, Mamürat-ül Aziz Salnamesi) Bu cümlenin bugünkü karşılığı şudur: “Bugün şehir merkezi (hükümet merkezi) olan Aspuzu” dur.

Hemen ifade edelim ki bu tarihten önce, yani 1883-1884’ten önce, Yeni Malatya’nın “Makarr-ı hükümet” olduğuna dair belgeler ortaya çıktığında bu bilgiler tadil edilmelidir.
Şimdilik bu belgeye dayanarak Modern Malatya’nın resmi olarak 1884 yılında idare merkezi haline geldiğini söyleyebiliriz.
Yeni Kentin Şehirsel Özellikleri
19. yy. Osmanlı toplumu için önemli değişimlerin yaşandığı bir yüzyıl olmuştu. Malatya açısından bu değişim çok daha köklü olduğu söylenebilir. Zira Malatya bir taraftan 1839 yılında, yaklaşık 1800 yıldan beri kullanmakta olduğu ana yerleşkesini harabeler halinde bırakıp Aspuzu’ya (bugünkü Malatya) taşınırken, aynı tarihlerde Tanzimat ile başlayan ve sonraki yıllarda devam eden yeni bir hayat yeni bir yaşam içinde yeni başlangıçlar yapıyordu.
Bütün Osmanlı şehirlerinde olduğu gibi Malatya’da da fiziki bakımdan en belirgin mekânlar şehir merkezinde yer almakta idi. Şehrin merkezinde yer alan ve meydan denilen alan, cami ve medrese, külliyeler, kilise, çarşı ve bedestenler, surlar, kışlalar, ana caddeye çıkan sokaklar ve nihayet mahalleler şehrin fiziksel mekânlarını oluşturmakta idi. Nitekim 19. yüzyılda olduğu gibi bugün hala Malatya’nın en önemli merkezi caddesinin adı Kışla Caddesi olması, Beşkonaklar ve İstanbulluoğlu Konağı’nın yanından bu caddeye çıkan sokakların varlığı bu fiziksel mekânların hala belirleyiciliğini göstermektedir.

Her mahallenin kendine özgü geleneği olup dini ve etnik bakımdan farklı olabildikleri gibi karma da olabiliyordu. Nitekim Malatya’da Niyazi Mahallesinde, Dabağhane, Yenihamam, Bendbaşı, Kavaklıbağ, Haraza, Küçük Mustafa Paşa, Büyük Mustafa Paşa, Şifa ve Çukurdere gibi mahallelerde Müslümanlarla Ermeniler bir arada yaşamakta idi.
Mahalle halkı ortak din veya diğer sebeplerle birbirlerine bağlıydılar. İbadethane veya pazar yeri mahallenin merkezini oluşturmakta idi. Her mahalle kent hayatının fiziksel merkezi olduğu kadar belirli bir millet, lonca ya da tarikatın bir ünitesi olabiliyordu. Genellikle kendi çeşmesine, okuluna, cami ya da kilisesine sahipti.
19. yüzyılda Malatya’nın sosyal, kültürel ve fiziksel durumunu anlamak için 1874-1875 yılında kente dair şu unsurlar bir fikir verebilir:
Hükümet konağı : 1 adet
Telgrafhane : 1 adet
Zaptiye merkezi (polis karakolu): 1 adet
Mapushane : 1 adet
Hane sayısı : 4670 adet
Dükkân sayısı : 1028 adet
Han sayısı : 8 adet
Meyhane : 4 adet
Hamam : 8 adet
Camii şerif : 34 adet
Müslüman Mezarlığı : 27 adet
Gayrimüslim mezarlığı: 5 adet
Gayrimüslimlere ait mektepler (Ermeni Mektebi: 3, Katolik Mektebi: 1, Protestan Mektebi: 1): 5 adet
Mescit sayısı : 44 adet
Rüştiye mektebi (ortaokul): 1 adet
Medrese sayısı : 5 adet
Mekteb-i İslam (?) sayısı: 4 adet
Çeşme sayısı : 43 adet
Köprü sayısı : 20 adet (A. Işık, Malatya 1830-1919) (A. Işık, Malatya 1830-1919)
19. yüzyılda Malatya’da şehirleşmenin unsurları arasında yer alan bu envanterin içerisinde batılılaşma ve yenileşmenin unsurları arasında yer alan Hükümet Konağı, Telgrafhane, Rüştiye Mektebi gibi yönetim, iletişim ve eğitim kurumları hemen dikkatimizi çeken fiziki mekânlardır.

Klasik dönemde Osmanlı şehirlerinde Hükümet Konağı yoktur. Hükümeti temsil eden Vali ya da Kadı’nın evi aynı zamanda hükümet işlerinin yürütüldüğü yerdir. Ayrı bir mekân yoktur. Telgraf diğer Osmanlı şehirlerinde olduğu gibi Malatya’da da iletişim devriminin bir sembolü olarak ortaya çıkmıştır. Rüştiye Okulları ise malumdur ki II. Abdülhamit’in batı karşısında Osmanlı toplumunu yeniden kalkındırmak için yine batı modelini örnek alarak yaygınlaştırdığı okullardır.
Kentin Batılı Tarzda Yeniden Kurulması
Batılılaşma ve modernleşme Türkiye toplumu için bir değişim ve dönüşüm serüvenidir. Bu dönüşüm serüveni kendini kentlerin yeni yüzünde de göstermiştir. Tanzimat yıllarından itibaren kurulacak köy, kasaba veya yerleşim yerinde her evin doğrudan caddeye açık olması, yerleşim planının geometrik bakımdan düzgün, caddelerin birbirine paralel yapılması hükümet tarafından istenmekte idi. Örneğin; 17 Mayıs 1839 tarihli bir belgede şu hususlara dikkat edilmesi istenmekte idi:
1- Kentin dar sokak çıkmazlarının kaldırılması,
2- Yapıların kargir olması (taş veya tuğladan yapılması)
3- Yeni yapılacak mahallelerde geometrik kurallara uygun bir sokak biçimlenmesinin yapılması,
4- Yolların 20,15,12,10 metre genişlikte olması,
5- Çıkmaz sokaklara yer verilmemesi (S. Çetin, a.g.e)
Ayrıca 1848 tarihinde Osmanlının ilk imar planı olarak gösterilen “I. Ebniye Nizamnamesi” (Binalar–Yapılar Nizamnamesi) ile ardından 1849 yılında “2. Ebniye Nizamnamesinin” yayınlanmasıyla;
1- Han, hane ve dükkânların belirli bir hiza tutturmalarını,
2- Hiçbir binanın diğerinin önüne çıkmaması,
3- Genişletilen ve düzleştirilen yollarda, yeniden yapılacak olan binaların geri çekilerek inşa edilmesini, aksi halde ruhsat verilmeyeceği gibi konular kesin hükümlere bağlanmıştır.
Tanzimat sonrası bu planlamanın belki de en tipik örneği, geometrik olarak düzgün bir şekilde yapıldığından şüphe duyulmayan Malatya’daki Beş Konakları’dır. İstanbul’un ilk imar planı 1842 yılında Helmuth Van Moltke tarafından yapılmıştı. Yolların genişletilmesi yönünde önerileri olmuştur. Prusyalı bir askeri danışman olarak 1837-1839 yılları arasında Malatya’da görev yapan Helmuth Van Moltke’nin Hafız Paşa’ya askeri danışmanlık yanında Malatya’nın kentsel düzeni ile ilgili herhangi bir önerisinin olup olmadığını bilmiyoruz. Ancak Osmanlının son dönemlerinin bir eseri olarak bilinen Beş Konakların geometrik olarak düzgün bir şekilde yapılmış olması Tanzimat sonrası kentsel formlara uyduğunu söyleyebiliriz. Yine Tanzimat sonrası batılı anlamda yeniden yapılanmasının bir eseri olan ve ilk defa 1871-72 yılında kurulan Belediye Teşkilatının Malatya’nın Kentsel gelişiminde nasıl bir rol oynadığı konusunda da şimdilik bilgi sahibi olamıyoruz.
Tanzimat Sonrası Cumhuriyet Öncesi Kentsel Unsurları
Malatya’nın mekânsal bir değişikliğe gittiği dönemlerde önemli gelişmeler yaşanıyordu. Şehir, Eskimalatya’dan Aspuzu’ya (Bugünkü Modern Malatya’nın adı) taşındığı yıl Osmanlı İmparatorluğu tarihinde önemli bir dönüm noktası olarak kabul edilen Tanzimat Fermanı ilan edildi. Tanzimat’ın ilan edildiği 1839 yılında Malatya’nın Osmanlı mülki idare sistemi içerisindeki yeri şöyle idi:
Malatya, 35 vilayetten biri olan Harput Vilayetinin dört livasından biridir. Harput Vilayetine; Harput (Elazığ), Malatya, Besni ve Maden livaları bağlı idi. (E.Z. Karal, O. Tarihi, C:VI)
Vilayetlerin başında Vali, Livaların / şehirlerin başında Muhassıl/Kaymakam, Kazaların başında ise Müdür bulunuyordu.

1864 Vilayet Nizamnamesine göre Mülki İdare Sistemi şu şekilde değişti:
Vilayetler sancaklara, sancaklar kazalara, kazalar karyelere (köylere) bölündü. Vilayetleri valiler, sancakları mutasarrıflar, kazaları kaymakamlar, karyeleri (köyleri) ise muhtarlar yönetmeye başladı. Bu mülki idare sistemi önce 1865 yılında Tuna Vilayeti'nde uygulandı. Sonuçları olumlu çıkınca bütün Osmanlı ülkesinde uygulanmaya başlandı. Bu düzenlemeler ışığında 1876 yılında Malatya’nın da içinde olduğu mülki idare sistemi şu şekilde idi:
Malatya, Osmanlı devletinin 27 vilayetinden biri olan Diyarbakır vilayetine bağlı beş sancaktan biri haline getirildi. Diyarbakır Vilayeti, Diyarbakır, Mamüret-ül Aziz (Elazığ), Mardin, Siirt ve Malatya sancaklarından oluşturuldu. (E.Z. Karal, O. Tarihi, C:VI)
II. Abdülhamit Döneminde Mülki İdare’de Yapılan Son Değişiklik
Osmanlı İmparatorluk tarihinde mülki idare sistemindeki son değişiklikler II. Abdülhamit devrinde yapılmıştır. Dolayısıyla Malatya Cumhuriyet öncesinde son mülki idare değişikliğini bu dönemde yaşamıştır. Malatya Mamüret-ül Aziz Vilayetinin 1883-1884 tarihli salnamelerinde Diyarbakır Vilayetine değil Mamüret-ül Aziz Vilayetine bağlı olarak görülmektedir.
Buna göre 1908 yılında Osmanlı Mülki İdare Sistemi'ne bağlı 29 vilayet vardır. Malatya bu 29 vilayetten biri olan Mamüret-ül Aziz vilayetine bağlıdır. Bu sırada Mamüret-ül Aziz vilayetine bağlı üç sancak vardı. Mamüret-ül Aziz, Dersim (Tunceli) ve Malatya. (E.Z. Karal, O. Tarihi, C:VI)
Cumhuriyet öncesi dönemde Osmanlı eğitim sistemi ve Malatya özelindeki durum, Batılılaşma sürecinin yerel yansımalarını açıkça görmek mümkündür.
Osmanlı Genelinde Eğitim (1897-1908 verileri)
Osmanlı ülkesinde 1897’de yabancı okulların sayısı 313 olup, bu okullarda 31.541 öğrenci eğitim görmekteydi. Özellikle lise düzeyinde eğitim veren idadi ve ilkokul düzeyinde eğitim veren iptidai düzeyde yabanrcı okulların etkinliği dikkat çekicidir.
Buna karşın 1908’de Osmanlı genelinde medreseler hariç toplam 9.704 okul bulunmaktaydı: Bunların 600 tanesi ortaokul düzeyinde eğitim veren rüşdiye, 104 tanesi lise düzeyinde eğitim veren idadi ve 9.000 tanesi de ilkokul düzeyinde eğitim veren iptidai okullardı.
Malatya’da Eğitim Durumu (1883–1893)
Müslüman okulları: 12 medrese (303 öğrenci), 1 rüşdiye (100–118 öğrenci), 2 iptidai (115 öğrenci), 40 sıbyan mektebi (1.075 öğrenci) ve Abdullah Efendi Mektebi (188 öğrenci). Toplamda 56 okul ve 1.800 öğrenci varken,
Gayrimüslimlerde; 4 Ermeni, 1 Protestan, 2 Katolik ve 1 Latin mektebi olmak üzere toplam 8 okul ve 867 öğrenci eğitim görüyordu.
Müslim ve Gayrimüslim nüfus ve okullaşma oranları;
Bu dönemlerde Malatya merkez nüfusu ile ilgili farklı rakamlar verilmekle beraber Cuinet’in verilerini esas aldığımızda Malatya merkez nüfusu 1880–1890 arasında 26.880 Müslüman ve 3.120 gayrimüslimden oluşuyordu.
Müslümanlarda bir okula düşen nüfus yaklaşık 480 kişi, öğrenci oranı ise toplam nüfusun %6,6’sına tekabül ederken, gayrimüslimlerde bir okula düşen nüfus 390 kişi, öğrenci oranı ise toplam nüfusun %27,7’sine tekabül ediyordu.
Okul çağına gelen “çağ nüfusu” nu bilmiyoruz. Mevcut bu veriler, Cumhuriyet öncesinde Malatya’da gayrimüslimlerin okullaşma oranının Müslümanlara göre belirgin biçimde yüksek olduğunu ortaya koymaktadır. Batılılaşma sürecinin etkisiyle yabancı ve gayrimüslim okullarının eğitimde daha etkin olduğu, Müslüman halkın ise geleneksel medrese ve sıbyan mekteplerine dayalı bir eğitim yapısına sahip olduğu görülmektedir. Bu durum, 19. Yüzyılda Malatya’nın sosyal ve kültürel dokusunun Batılı tarzda yeniden şekillenmesinde önemli bir gösterge olarak değerlendirilebilir.
Sonuç olarak 19. yüzyılda, Malatya’nın Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçiş sürecinde yaşadığı mekânsal ve toplumsal dönüşüm, sadece yer değişikliğini değil, aynı zamanda bir medeniyet dönüşümünü simgelemektedir.
Aspuzu’nun yeni merkez olarak belirlenmesi, Tanzimat’la gelen imar düzenlemeleri ve Batılı eğitim kurumlarının etkisiyle Malatya şehir kimliğinde yeni bir dönemin başlangıcı olmuştur. Bu süreç, Osmanlı modernleşmesinin taşra kentleri üzerindeki etkilerini anlamak açısından örnek teşkil etmektedir.
İLGİLİ KAYNAKÇA
1-Adnan IŞIK, Malatya 1830-1919, İstanbul 1998,
2-Diyarbakır ve Mamürat-ül Aziz Vilayet Salnameleri
3-Sıdıka Çetin, Geç Osmanlıda Erken Cumhuriyete İç Batı Anadolu’da Kentsel Yapının Değişimi: Manisa, Afyon, Burdur ve Isparta Kentleri üzerine Farklılaştırmalı Bir İnceleme, METU JFA, 2012/2 (29:2) 89-126)
4-Enver Ziya Karal, Osmanlı Tarihi, Cilt: VI, s.127-128
5-Vitali Cuinet, La Turquie d’Asie: Géographie Administrative. Paris.( Adnan IŞIK, Malatya 1830-1919, İstanbul 1998)
_________
KAPAK FOTOĞRAFI: Eski belediye binasının yanında Emlakbank iken Ziraat Bankası şubesine dönüştürülen binanın bulunduğu yerdeki Malatya Mutasarrıflık Sarayı.. Saray Mahallesi, adını bu binadan dolayı almaktaydı






