İlkbahar Yağışları Kayısıda Verimi Etkiler mi?
Prof.Dr. Bayram Murat ASMA
“Kork aprilin beşinden, öküzü ayırır eşinden”
İlkbaharda yaşanması muhtemel ani soğuk, fırtına, dolu gibi iklim olaylarına atfen söylenen bu atasözünü hepimiz biliriz. Bugün hayal dahi edemeyecekleri teknoloji olanaklardan yoksun atalarımız, deneyimlerine, nesilden nesle aktardıkları bilgiye dayanarak bu sözü etmişlerdir.
Atasözünde geçen (Batı dillerinde de kullanılan) april Nisan demektir. Eski takvimle yeni takvim arasında 13 gün fark olduğundan, “April 5” 18 Nisan’a denk gelmektedir.
Haliyle bu tarihe kadar yaşanacak hava olaylarının “çift süren öküzleri bile ayıracak kadar sert olduğu” benzetmesi yapılarak april soğuğunun vahameti anlatılmak istenmiştir.
Biz Malatyalılar ise, elbette her meyve için ama özellikle de kayısıyı kast ederek, 23 Nisan’a kadar ilkbahar geç donu tehlikesinin var olduğunu söyleriz.
11/12 Nisan 2025’de Malatya’da yaşanan don felaketi Anadolu çiftçisinin işte bu binlerce yıllık tecrübesine dayanan korkusunda, maalesef, ne kadar haklı olduğunu göstermişti. Hatırlanabildiği, kayıt altına alındığı tarih itibarıyla baktığımızda geçen yılki don felaketinin Malatya tarihinin en büyük iklim felaketi olduğunu söyleyebiliyoruz. Kayısı üreticileri 2026 yılına benzer endişelerle girdiler: Acaba aynı bir sorun yine yaşanır mıydı, verim ve kalite kayıplarına yol açan dolu yağışları olur muydu, 2025 felaketi ağaçları nasıl etkilemişti gibi sorular kafalarda dolaşıp duruyordu. Çok şükür, bu sene ciddi bir zirai don yaşanmadı ama 26 Nisan 2026’da bazı bölgelerde yaşanan dolu yağışları birçok üreticinin meyvesine, ağacına zarar verdi.

İklim değişikliği artık hayatımızın bir parçası; iklimin önünde hiçbir canlı duramaz, direnemez, sadece ona uyum sağlayarak hayatını idame ettirebilir. Yaşı yetenlerin hatırladığı üzere kayısı artık Malatya Ovasında mart sonu-nisan başı gibi değil çok daha erken çiçek açıyor. Haliyle ilkbahar geç donlarına karşı daha riskli bir çiçeklenme dönemi yaşanıyor.
Yağış düzeni de eskisi gibi değil. Çiçeklenme dönemindeki yağışlar ürünü etkiliyor. İşte bu dönemde yaşanan yağışlar, don, kuraklık ve diğer iklimsel anormalliklerin kayısı üretimini nasıl etkilediğini bilimsel olarak analiz edildiği bir proje başlatıldı. Projeden elde edilecek verilerin Malatya ekonomisinin belkemiğini oluşturan kayısı üretimine ve haliyle sektörden ekmek yiyen binlerce insanımıza katkı sağlaması hedefleniyor.
***
Son yıllarda iklim değişikliğinin etkisiyle kuru kayısı üretiminde ciddi verim kayıpları yaşanmaktadır. 2000 yılında meyve veren yaklaşık 6 milyon kayısı ağacından 78 bin ton kuru kayısı üretiminin yapıldığı Malatya’da, 2005’de rekolte 115 bin ton, 2011’de 127 bin ton (7 milyon ağaç), 2017’de ise 142 bin ton (7,6 milyon ağaç) olarak gerçekleşmiştir. Büyük zirai don felaketinin yaşandığı 11/12 Nisan 2025’de “yemeye dahi kayısı bulunmazken” 2024 yılı kuru kayısı üretimi kayıtlara 107 bin ton olarak geçmişti. Malatya ilinin kuru kayısı rekoltesi 2010-2019 döneminde ortalama 90 bin ton (7,3 milyon ağaç), 2020-2024 döneminde ortalama 86 bin tondur (8 milyon ağaç). Bir önceki döneme göre ağaç sayısının 700 bin artmasına rağmen kuru kayısı üretimin artmaması, hatta azalış göstermesi ciddiye alınması gereken bir konudur.
Kuru kayısı üretimdeki bu dalgalanmaların başlıca sebebi, erken çiçek açan kayısı ağaçlarının çiçek veya küçük meyve döneminde ilkbahar geç donlarından sık sık zarar görmesidir. Ancak kuru kayısı üretiminde yaşanan rekolte dalgalanmalarını sadece ilkbahar geç donlarıyla açıklamak mümkün/yeterli değildir. O halde, ciddi herhangi bir zirai don yaşanmamasına rağmen bazı kayısı ağaçlarında meyve neden yok denecek kadar az? Ya da küçük meyveler neden kürkünden/çanak yaprağından çıkamamaktadır? Anormal meyve dökümlerinin sebebi nedir?
Son yıllarda, Malatya’daki kayısı üreticilerimizden sıkça duymaya başladığımız bu sorulara bilimsel cevap verebilmek amacıyla Malatya Ticaret Borsası ve Fırat Kalkınma Ajansının maddi destekleri ile Ziraat Fakültesi ve Kayısı Araştırma Enstitüsüyle ortaklaşa bir proje başlatıldı. “Malatya Kayısısının Ekolojisi ve İklim Değişikliğinin Kayısı Üretimine Olası Etkileri” başlıklı projenin lideri Prof. Dr. İbrahim Atalay.
Hocamız 56 yıllık tecrübesiyle mesleğinin zirvesinde, bitki ekolojisi konusunda yaptığı araştırmalar ve yazdığı kitaplarla dünyaca tanınmış, çok sayıda ödülün sahibi duayen bir akademisyen. Prof. Dr. Atalay ile birlikte altı araştırmacı bu konuda iki yıldan beri arazide, laboratuvarda ve bilgisayar başında ter döküyor, emek harcıyor. Projeden elde edilen sonuçların kitap haline getirileceğinin müjdesini şimdiden vermek istiyorum. Malatya’nın değişik ilçelerinde çekilmiş yüzlerce fotoğraf, harita, şekil ve tablolarla dolu bu kitabın Malatya Kayısıcılığının geleceğine ışık tutacağına inanıyorum.

“Meyvelerin En Güzeli, En Tatlısı Malatya Kayısısına” ne kadar hizmet edilse de yine eksik kalır, bunun farkındayım.
Proje ile ilgili biraz detay verecek olursak: Çalışmalara Ağustos 2024'de başlanıldı. Son yıllarda ağaç veriminde sorunlar yaşanan Kabaaşı çeşidinin (kontrol çeşit olarak Hacıhaliloğlu) bulunduğu beş alanda (Darende-Balaban, Akçadağ-Yağmurlu, Yazıhan-Eğribük, Eskimalatya-Yarımcahan, Eskimalatya-Merkez) ve kontrol amacıyla Kayısı Araştırma Enstitüsü Tecde Kampusundaki kayısı ağaçları mercek altına alındı. Arazi şartlarında izolasyon, açık tozlama, kendileme ve farklı tozlayıcılar ile melezlemeler yapıldı. Laboratuarda her çiçeğin polen sayısı, canlılığı, çimlenme durumu, abortif dişi organ ve diğer biyolojik özelliklerin analizi devam etmektedir.
Projeden elde edilen sonuçlar ile yurtdışındaki çalışmaların verileri birleştirildiğinde; yukarıdaki soruların bazılarına cevap vermesine rağmen, şimdiye kadar genetik kontrol mekanizması tam anlamıyla çözülememiş Hacıhaliloğlu ve Kabaaşı çeşitlerinin eşeysel uyuşmazlık durumları konusunda epeyce ilerleme kaydedildiğini belirtmekte fayda var.
Kayısının Çiçek Biyolojisi ile İlgili Sorunlar
Kayısı erselik çiçek yapısına sahip olup erkek ve dişi organ aynı çiçekte yer alır. Çiçekler 5 çanak, 5 taç yaprak, 20–35 erkek organ ve 1 dişi organdan oluşmuştur. Kayısı çiçek tozları 20–30 µ genişlikte, 50–60 µ uzunluktadır. Bağlantı durumu monad, por şekli kolpat, por sayısı ise tritremdir. Yaptığımız araştırmalarda sulama ve gübreleme gibi temel yıllık bakım işlerinde sorun yaşanan kayısı ağaçlarında polen sayısı, canlılığı, çimlenme sayısı ciddi anlamda azalmakta, çiçeğin meyveye dönüşümü için 16-17 mm uzunlukta olması gereken dişi organ ya hiç oluşmamakta veya 5-10 mm gibi kısa kalmaktadır (Çizelge 1, Şekil 3). Abortif dişi organ da denilen bu çiçekler meyveye dönüşmeyip, çiçek açtıktan kısa bir süre sonra dökülmektedir.
Çizelge1. Farklı kayısı bahçelerinde alınan çiçek örneklerinin laboratuvar sonuçları
Çiçek Özellikleri | Sulama ve Gübreleme Problemi Olmayan Bahçeler | Sulama ve Gübreleme Problemi Olan Bahçeler |
Bir anterde polen sayısı | 4.500-5.500 | 1.000-2.000 |
Bir çiçekte toplam polen sayısı | 130.000-155.000 | 30.000-50.000 |
Polen canlılık durumu (%) | 52-69 | 15-24 |
Polen çimlenmesi (%) | 63-77 | 21-36 |
Kusurlu çiçek (%) | 10-22 | 51-83 |
Tozlanma, Döllenme ve Meyve Tutmada Dış Faktörlerin Etkisi
İlkbahar mevsiminde kayısıda tozlaşma, döllenme ve meyve bağlamayı etkileyen olumsuz ekolojik şartlar meyve tutumunu azaltmaktadır. Polen canlılığı ve polen çimlenme oranı sıcaklık ve nem gibi çevresel faktörlerden ciddi anlamda etkilenmektedir. Kayısıda iyi bir polen çimlenmesi ve polen tüpü büyümesi için sıcaklığının 12–25 °C, nispi nemin ise %60–80 dolaylarında olması gerektiği rapor edilmiştir (Vasiliakakis ve Porlingis 1984; Abacı 2011; Asma 2011).
Kayısıda çiçeğin tam olarak açıldığı ilk 1-3 gün son derece kritik bir dönemdir. Bu dönemde meydana gelen yağış, sıcaklığın 10 ºC'nin altına düşmesi, hatta gündüz havanın kapalı, nispi rutubetin yüksek olması ve zirai donlar gibi çevre şartları meyve tutumunu azaltmaktadır. Bilindiği üzere tozlaşmada hayati öneme sahip bal arıları yağmurlu/bulutlu havalarda, aşırı rüzgârlı günlerde, sıcaklığın 10 ºC'nin altına düştüğü saatlerde ve geceleri kovanlarından çıkmamaktadır.
Kayısının da içinde yer aldığı Rosaceae familyasındaki bitkilerin tam çiçeklenme döneminde stigma salgıları; başlıca glikoz ve fruktoz gibi serbest şekerler, polisakkaritler ve glikoproteinler, düşük miktarda serbest amino asitler (özellikle prolin ve asparagin), proteinler (S-RNazlar dahil), lipitler, fenolik bileşikler, ROS (reaktif oksijen türleri) ve NO’lar (nitrik oksit) ve çeşitli iyonlardan oluşan kompleks bir yapıya sahiptir. Bu sıvı polen tüpünün hızlı büyümesi için enerji kaynağı görevi gören bileşiklerin bir deposu olarak kabul edilmiştir (Pusey ve ark. 2008). Yağışlı havalarda bu sıvının azalması veya ortadan kalkması meyve tutumunu olumsuz etkilemektedir.
Hacıhaliloğlu kayısı çeşidinin kusurlu(sol) ve normal (sağ) çiçek ve pistilleri


Hacıhaliloğlu ve Kabaaşı Kayısı Çeşitlerinde Kısırlık ve Uyuşmazlık Paradoksu
Erkek ve/veya dişi üreme organı ve/veya üreme hücrelerinin birinin veya her ikisinin anormal olmasına bağlı olarak dölleme veya döllenme yeteneğinden yoksun kalmaya kısırlık denir.
Erkek ve dişi üreme organında herhangi bir sorun bulunmamasına rağmen polenin yumurta hücresini dölleyememesine gametofik eşeysel uyuşmazlık (In-compatibility=SI) denir. Elma, badem, kiraz, asma, erikte yaygındır.
Son yıllarda yapılan araştırmalarda kayısıda da kısırlık ve uyuşmazlığın sanıldığından çok daha fazla yaygın olduğu anlaşılmıştır.
Malatya kayısı çeşitlerinde hem fizyolojik kısırlık hem de eşeysel uyuşmazlık bulunmaktadır. Sıcaklığın yüksek olduğu temmuz, ağustos ve eylül aylarında iyi sulanmayan, toprakta yeterli organik madde ve makro element bulunmayan bahçelerde dişi ve erkek organlarda ciddi kısırlık problemi yaşanmaktadır.
Dünya genelinde yapılan taramalarında kayısı çeşitlerinde bugüne kadar 72 uyuşmazlık aleli tespit edilmiştir. Malatya’daki kayısı ağacı varlığının yaklaşık % 95’ini oluşturan Hacıhaliloğlu ve Kabaaşı kayısı çeşitlerinin uyuşmazlık alelleri S9S13'dur (Halasz ve ark. 2010; Yılmaz ve ark. 2014; Herrera ve ark. 2021).
Yani Hacıhaliloğlu ve Kabaaşı çeşitleri hem gametofik kendine uyuşmaz (Self In-Compatibility=SI) hem de karşılıklı uyuşmazdır (Cross In-compatibility=CI).
Peki o halde hem kendine hem de karşılıklı uyuşmaz olan yani %3-5'den daha fazla meyve vermemesi gereken Hacıhahaliloğlu ve Kabaaşı bazı yıllar dalları kırarcasına meyve bağlarken, bazı yıllar neden meyve tutma oranı oldukça düşük kalmaktadır?
Bugüne kadar bu soru cevapsız kalmıştır. Yaptığımız araştırmalarda geldiğimiz son nokta; Hacıhaliloğlu ve Kabaaşı kayısı çeşitlerindeki eşeysel kendine uyuşmazlık durumu hem çevre koşulları hem de genetik faktörlerin karşılıklı etkileşimi sonucu ortaya çıkmaktadır. Özelikle sıcaklığın 15-25 °C olduğu günlerde/durumlarda uyuşmazlık mekanizmasının çalışmadığı öngörülmektedir.
Çiçekte eşeysel uyuşmazlık mekanizmasının genetik kontrolü

Son yıllarda, eşeysel uyuşmazlık ile ilişkili stil ribonükleaz (S-RNaz) ve polen F-kutusu protein (SFB) genleri ile ilişkili epistatik modifiye edici genler (M-lokusu), epigenetik faktörler ve çevre şartlarının karşılıklı etkileşimiyle kayısı ve diğer Prunus türlerinde uyuşma/uyuşmazlık mekanizması tam bir kaosa dönüşmüştür (Company ve ark. 2015; Munoz-Sanz ve ark. 2017).
Kayısıda Düşük Verimin Sebepleri
1-İlkbahar geç donları kayısıda düşük verimin en önemli sebebini oluşturmaktadır. Çiçek ve/veya küçük meyve döneminde meydana gelen geç donları ciddi ürün kaybına yol açmaktadır. 14 Nisan 2026 tarihinde Balaban'da -3,7 °C, Doğanşehir'de -2,6 °C, Hekimhan'da -1,9 °C, Eskimalatya'da -1,4 °C şiddetindeki donlar ova ve çukur alanlardaki kayısı ağaçlarında farklı düzeyde don riski meydana gelmiş olabilir.
2- Malatya’da 700-1000 metre rakıma sahip alanlarda ilk ve tam çiçeklenmenin gerçekleştiği 19-24 Nisan 2026 tarihleri arasında kapalı yağışlı hava, yüksek nispi nem ve düşük sıcaklık arı faaliyetlerini kısıtlamış tozlanma ve döllenmede ciddi sorunlar ortaya çıkmıştır. Eksik tozlanma ve döllenmenin olduğu çiçeklerde oluşan meyve taslakları kürkünden (küçük meyveyi çepeçevre saran çanak yapraklar) çıkamamış veya çıkan meyveler döllenme sorunları nedeniyle bir süre sonra dökülmüştür.
3-Çiçeklenme döneminin yağışlı ve nispi rutubetin yüksek olması nedeniyle ilaçlaması eksik, hatalı, etken maddesi doğru seçilmemiş fungusitlerle veya ilaçlama zamanı doğru tespit edilmemiş bahçelerde monilya hastalığı ciddi zararlar vermiştir.
4- Çiçeklenme dönemi yağışlı hava ve düşük sıcaklıklar Hacıhaliloğlu ve Kabaaşı çeşitlerinde eşeysel uyuşmazlık mekanizmasını çalıştırmıştır. Bal arılarının çiçeklerden nektar toplamaması nedeniyle tozlanma ve döllenme eksik kalmış, meyve bağlama oranı ciddi oranda azalmış, döllenmemiş meyveler kürkünden çıkamadığından bir süre sonra dökülmüştür.
5- Haziran 2025 tarihinden itibaren Eylül ayına kadar mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklıklar özellikle beslenme ve sulama problemi olan bahçelerde kusurlu çiçek miktarını artırmıştır.
6- 11/12 Nisan 2025’de meydan büyük zirai don kayısı ağaçlarında sürgün ve dal kurumalarına yol açmıştır. Kabaaşı çeşidine göre Hacıhaliloğlu ağaçları ciddi zarar görmüştür. 2025 Yılı yaz mevsiminin aşırı sıcak geçmesi kurağa-sıcağa-dona hassasiyeti ile tanınan Hacıhaliloğlu çeşidinde kusurlu çiçek sayısını artırmıştır. Ancak, sulama ve gübrelemesine özel itina gösterilen Hacıhaliloğlu ağaçlarında kusurlu çiçek sayısının verimi etkilemeyecek düzeye düştüğü tespit edilmiştir.
Sonuç
Kayısı, farklı iklimlere adapte olma konusunda ciddi sorunları olan bir meyve türüdür. Malatya’daki kayısı varlığının yaklaşık %60-65ini oluşturan Hacıhaliloğlu, çevre koşullarına oldukça hassas bir çeşit olarak tanınmaktadır. Yüzyıllardan beri bu coğrafyada yetiştirilmesine ve çeşidinin orijin merkezi olmasına rağmen halen yetiştiricilikte ciddi sorunlarla karşılaşılması “Hacıhaliloğlu çeşidi düşük adaptasyon kabiliyetine sahiptir” hipotezini desteklemektedir. Zirai don, kuraklık, çiçeklenme dönemindeki yağışlar, aşırı sıcaklık gibi stres koşulları Hacıhaliloğlu çeşidinde ciddi ürün kaybına yol açmaktadır. Ayrıca Hacıhaliloğlu ve Kabaaşı çeşitleri eşeysel kendine uyuşmazlık S9S13 alellerine sahiptir. Tam çiçeklenme döneminde meydana gelen yağışlar tozlanma ve döllenmeyi engellemekte, özellikle serin ve nemli hava koşullarının etkisiyle eşeysel uyuşmazlık mekanizmasının çalışmasıyla ciddi ürün kayıpları yaşanmaktadır.
İLGİLİ KAYNAKLAR
Abacı, Z. T. 2011. Bazı Kayısı Genotiplerinde Eşeysel Uyuşmazlık Durumlarının Arazi Koşullarında ve Moleküler Tekniklerle Araştırılması (Doktora Tezi). İnönü Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, Malatya
Asma B.M. 2011. Her Yönüyle Kayısı. Uyum Ajans, Ankara
Company, R. ve ark. 2015 Mutations Conferring Self-Compatibility in Prunus Species: From Deletions and Insertions to Epigenetic Alterations. Sci. Hortic. 192, 125–131.
Halasz J. ve ark. 2010. S-Genotyping Supports the Genetic Relationships Between Turkish And Hungarian Apricot Germplasm. Journal of the American Society For Horticultural Science, 135(5), 410-417.
Herrera, S. Ve Ark. 2021. Molecular Characterization of Genetic Diversity in Apricot Cultivars: Current Situation And Future Perspectives. Agronomy, 11(9), 1714.
Munoz-Sanz, J. V. ve ark. 2017. Self-(İn) Compatibility in Apricot Germplasm is Controlled by Two Major Loci, S And M. BMC Plant Biology, 17(1), 82.
Pusey, P. L. ve ark. 2008. Characterization of Stigma Exudates in Aqueous Extracts from Apple and Pear Flowers. HortScience, 43(5), 1471-1478.
Yılmaz, K. U. ve ark. 2014. Yerli Kayısı Çeşit ve Tiplerinin Kendine Verimlilik Durumlarının Moleküler Yöntemlerle Belirlenmesi. Meyve Bilimi, 1(1), 34-40.
Vasiliakakis M.D. ve Porlingis I.C., 1984. Self- Compatibility in “Truoito” Almond and the Effect Of Temperature On Selfed And Crossed Pollen Tube Growth, Hortscience. 19: 659-661.




