“The Unique Malatya Kayısısı”
Prof.Dr. Bayram Murat ASMA
Yazının başlığını ilk bakışta yadırgamış olabilirsiniz. Öncelikle başlıkta kullanılan İngilizce kelimelerin anlamını açıklayalım. “The”, belirli ve tanımlanmış bir ürünü; “unique” ise “eşsiz”, “benzersiz”, “özgün bir niteliği” ifade eder. Türkçe anlamı “Eşsiz Malatya Kayısısı”dır.
Ancak başlıktaki “unique” kelimesi sadece “eşsiz” anlamında kullanılmamıştır. “Unique” aynı zamanda Malatya Kayısısı’nın yetiştiği coğrafyayı, üretim kültürünü ve Malatya ile kayısının birlikte oluşturduğu özel bağı vurgulamak amacıyla seçilmiştir. Başlığın İngilizce ve Türkçe kelimelerden oluşması, yabancı dile duyulan bir özentiden ziyade “Bugün Malatya Kayısısı dünya pazarında ekonomik ve marka değeri bakımından hak ettiği yerde midir?” sorusunu gündeme getirmek ve konuyu farklı yönleriyle derinlemesine analiz etmek amacıyla bilinçli olarak seçilmiştir.

Flora ve fauna bakımından olağanüstü bir biyolojik çeşitliliğe sahip Anadolu’nun verimli topraklarında yetiştirilen çok sayıda ürün, elleri nasırlı çiftçilerimizin özverili çalışmalarıyla ekonomik değere dönüşmekte; yurt içindeki ve yurt dışındaki sofraları süsleyerek damaklarda unutulmaz tatlar bırakmaktadır. Malatya Kayısısı, Aydın İnciri, Giresun Fındığı, Antep Fıstığı, Taşköprü Sarımsağı, Gemlik Zeytini ve Bayramiç Beyazı coğrafi işaretli ürünlerimizin akla ilk gelen örnekleridir.
Hiç düşündünüz mü, neden bazı ürünler bir bölgenin yerel ürünü olarak kalmayıp dünya pazarlarında tanınan güçlü bir markaya dönüşmüştür?
Bu soruya cevap verebilmek için Malatya Kayısısı’nı ekonomik değeri, marka gücü ve coğrafi kimliği bakımından dünyada tanınmış, bir adım öne çıkmış diğer ürünlerle karşılaştırarak incelemekte fayda var.

İlk örneğimiz, Avrupa Birliği tarafından coğrafi işaret tescili 21 Kasım 2002’de yapılan koyu renkli kuru erik “Pruneaux d’Agen”dir. Kökeninin 12. yüzyılda Haçlı Seferleri’ne kadar uzadığına inanılmaktadır. Rivayete göre Şam yöresinden getirilen erik tohumları Clairac Manastırı’ndaki rahipler tarafından meyve özellikleri iyileştirilip “d'Ente” çeşidi ortaya çıkmıştır. Fransa’nın güneybatısında; Dordogne, Gers, Gironde, Lot, Lot-et-Garonne ve Tarn-et-Garonne departmanlarında yetiştirilen “d’Ente” çeşidinden elde edilmektedir. Yaklaşık 10 bin hektar alanda 700-800 erik üreticisi tarafından yıllık 35-45 bin ton kuru erik üretimi yapılmaktadır. “d’Agen” kuru eriğinin yıllık ticari hacmi yaklaşık 200 milyon avro olup bu gelir, üretici, işleme, paketleme ve perakende sektörü arasında paylaşılmaktadır. Dünya kuru erik üretiminde ABD’nin Kaliforniya eyaleti ile Şili, Fransa ve Arjantin diğer önemli üretici ülkelerdir.
İkinci örneğimiz, Ege bölgesinden meşhur “Aydın İnciri” ise Avrupa Birliği tarafından 17 Şubat 2016’da menşe adı olarak tescil edilmiştir. Büyük Menderes Havzasında, Aydın'a bağlı ilçe ve köylerindeki “Sarılop” çeşidine ait meyvelerin kurutulmasıyla elde edilmektedir. Yaklaşık 40 bin hektar alanda yıllık 50-60 bin ton incir üretimi çiftçi kayıt sistemine kayıtlı 1.500-2.000 üretici tarafından yapılmaktadır. 2024 yılı FAO verilerine göre Türkiye 87 bin ton kuru incir ihracatından 419 milyon dolar gelir elde edilmiş olup ihracatın yaklaşık %60-65'lik bölümü Aydın iline aittir.
Üçüncü örneğimiz Ege'nin karşı kıyısından, komşu Yunanistan’ın “Kalamata Zeytini”dir. AB tarafından 1996'da menşe adı olarak tecil edilmiştir. Kalamata zeytini, Mora Yarımadası Peloponez Bölgesi'nde yer alan Messenya (Messinia) sınırları içerisinde yetiştirilen ağaçlardan elde edilmektedir. Kalamata Zeytini’nin en önemli özelliği oldukça iri ve etli yapısıdır. Genellikle koyu mor renkli ve yoğun bir aromaya sahip olan bu zeytin, yüksek lif ve sağlıklı doymamış yağ değerleri içerir. Kalamata Zeytini Akdeniz tarım kültürü ve Yunanistan'ın gastronomi kaynaklarının güçlü örnekleri arasında yer alır. Dünyanın diğer bölgelerinde bu çeşitle aynı özelliklere sahip üretilen zeytinler genel olarak “Kalamon” adıyla pazarlanmaktadır. Üretim alanı ve üretici sayısı konusunda net bir bilgi bulunmayan Kalamata zeytinin büyük bölümü ihraç edilerek yaklaşık 200 milyon avro gelir sağlanmaktadır.
Bu örneklere dünyaca tanınan Hindistan Darjeeling çayı, Japonya Aomori elması, A.B.D. Kona kahvesi ve Çin Pinggu şeftalisi ve daha birçok ürünü ekleyebiliriz.
Tekrar Malatya Kayısısına dönecek olursak…
“Malatya Kayısısı” 26 Şubat 2002'de ulusal ve 7 Temmuz 2017'de ise Avrupa Birliği tarafından “Menşe Adı” olarak tescil edilmiş üründür. Malatya Kayısısının coğrafi sınırları; Malatya ili ve ilçeleri, Baskil (Elazığ), Gürün (Sivas), Gölbaşı (Adıyaman), Elbistan’ı (Kahramanmaraş) kapsamaktadır. 2024 Yılı verilerine göre yaklaşık 117 bin hektar kayısı üretim alanı, 13,5 milyon kayısı ağacı ve yaklaşık 50 bin üretici 80-100 bin ton kuru kayısı üretimi yapmaktadır. Dünya kuru kayısı üretiminin yaklaşık %60-75’i ve dünya kuru kayısı ihracatının ise yaklaşık %55-65’ni bu toprakların üreticileri tarafından karşılamaktadır. 2024 yılında ihraç edilen 77 bin ton kuru kayısı ihracatından elde edilen gelir 411 milyon ABD dolarıdır.
Gerek üretim alanı ve ağaç varlığı, gerekse üretici sayısı ve ticaret hacmi dikkate alındığında Malatya Kayısısı’nın üretim ve ihracatta ne kadar güçlü ve stratejik bir ürün olduğu açıkça görülmektedir. Ancak tüketici tarafından “Malatya” adı, ürünün gerçek değerini karşılayacak ölçüde yerleşmiş midir? Ya da dünya pazarlarında “Malatya Kayısısı” güçlü bir hikaye, doğru isim, uygun ambalaj ve yüksek bir imajla tüketiciye ulaşmakta mıdır? Mesela, Malatya’dan ihraç edilen kuru kayısılar Almanya, Fransa veya ABD marketlerinde satılırken ambalajlarında “Malatya Kayısısı” ibaresi yer almakta mıdır? Malatya Kayısısı’nın menşe adı veya Avrupa Birliği coğrafi işaret logosu ambalajlarda kullanılmakta mıdır? Yoksa ürün, kökeni belirtilmeden yalnızca “kuru kayısı” adıyla mı tüketiciye sunulmaktadır?
Bu soruların cevabını bulmak için erişebildiğim kaynaklarda, Malatya adının tüketici zihnindeki karşılığını doğrudan ölçen bir araştırmaya rastlamadım. Kapsamlı bir araştırmanın yapılması, konunun ayrıntılı şekilde analiz edilmesi gerekmez mi?
Kısacası, üretim ve ihracat gücü başka bir şeydir, marka algısı başka bir şeydir.
“Malatya Kayısısı çok kaliteli bir üründür” söylemini artık bir kenara koyalım; kayısımızın kalitesi tartışma dışıdır, tadan herkes kalitesi konusunda zaten hemfikirdir. Asıl konuşulması ve tartışılması gereken konu, bu kalitenin dünya tüketicisine doğru hikâye, doğru ambalaj, doğru isim ve doğru marka diliyle anlatılıp anlatılamadığıdır.

Malatya Kayısısı’nı yalnızca bir kuru meyve olarak görmek; onun arkasındaki coğrafyayı, iklimi, kayısı çeşitlerini, üretici emeğini ve yüzyıllara dayanan kurutma kültürünü eksik okumaktır.
Yeri gelmişken önemli bir hatırlatma yapalım. 2023 yılında “Malatya Kayısısı” isimli kitap İsveç'te düzenlenen “Gourmand World Cookbook Awards 2023” (Gourmand Dünya Yemek Kitabı Ödülleri 2023) yarışmasında E11–Fruits/Meyve Kitapları kategorisinde birincilik ödülüne layık görülmüştü. “Malatya Kayısısı”nın uluslararası platformlarda üretim süreci, kültürü ve gastronomisiyle tanıtım fırsatı ne yazık ki iyi değerlendirilemedi.

Cevabını merak ettiğim asıl soru şudur:
Sizce Malatya Kayısısı, bugün dünya tüketicisinin zihninde hak ettiği ölçüde “unique”, yani eşsiz ve kendine özgü bir ürün olarak yer alıyor mu?
Ne dersiniz?
_______
KAPAK FOTOĞRAFI: Hacıhaliloğlu çeşidi Malatya Kayısısı




