İsmet YALVAÇ

‘Şehir’ Malatya için çok emek vermiş, çalışmalar yapmış, ‘gerçek’ bir Malatya insanını, Ertaç Abiyi, Ertaç Önal’ı kaybettik, geçtiğimiz Salı gecesi.

Kaybettiğimiz sıradan biri değil, lise öğrenciliği dönemlerinden itibaren, daha uygar, kültürlü, sosyal yani yaşanabilir bir Malatya için emek vermiş, çaba göstermiş, bugün bile kültürel ve sosyal yönleriyle imajı yüksek dönemlerinden övgüyle bahsedilen şehre katkı sunan biri olmuştu.

Malatya’nın özellikle tarihi ve sosyal yapısı ile ilgili araştırmalarda, uzun yıllar amatörce yaptığı çalışmaları nedeniyle kaynak kişi olan rahmetli babam Celal Yalvaç’ın, 1960’lı yılların olanaklarıyla gündüz çektikleri bayram törenini akşam Renkli Sinema’da gösterecek koşulları çevresindeki heyecanlı ve yetenekli insanlarla yaratmış, daima kendi alanında bir ilki Malatya’ya getirmiş ‘Foto Spor’ Yusuf Usta’nın (Uğrar) yanında takılan gençlerden biriydi.

1970’li yılların başında çocuk yaşımda tanıdığım, babamın ‘benim büyük oğullarım’ diye bahsettiği, benim de büyük abilerim olarak gördüğüm, 1936 doğumlu babamın ve 1960 doğumlu benim aramızdaki kuşağın (1946 doğumluydu) yetenekli, karakterli, başarılı, memleket tutkunu gençlerindendi.

Lise dönemlerinden itibaren, bir kentin gelişmişlik seviyesini de ortaya koyan sosyal ve kültürel uğraşların içinde, organizatörlüğüyle birlikte tam içindeki insanlardandı Ertaç Abi. Tiyatro ile müzikle ilgilenirlerdi genç gruplarıyla. Şehit Kemal Özalper Erkek Sanat Okulu bünyesinde yayın yapan Malatya Radyosu’nun kurucu emekçilerindendi.

FOTOĞRAF: Ertaç Abinin de (sağ başta yana eğilmiş olan) bulunduğu tiyatro grubu, Cevat Fehmi Başkut'un ‘Buzlar Çözülmeden’ adlı oyununu başarıyla sahneye koymuştu. Bu eser, 1965 yılında ilk olarak aynı adla Fikret Hakan ve Selda Alkor'un başrol oyunculuğunda filme alınmıştı. Eser, 1986 yılında bu kez ‘Deli Deli Küpeli’ adıyla filme çekilmiş, başrollerde Kemal Sunal, Melike Zobu oynamış, İhsan Yüce ve Yavuzer Çetinkaya da rol almışlardı. 

Yüksek öğrenim için gittikleri İstanbul’da da, Malatya ve Malatyalıya yönelik etkinliklerin organizasyonunda hep başrollerde olurdu. 

1969 yılında İstanbul’daki üniversite öğrencisi bir grup arkadaşıyla organize ettikleri bir ‘Malatya Kayısı Gecesi’ ile ilgili anlattığı anısı hala belleğimde. Malatyalı bir grup işadamı ve bürokratın da destekleriyle Maksim Gazinosu’nda düzenledikleri gece için, ünlü bestekar, ses ve saz sanatçısı Malatyalı Fahri (Fahri Kayahan) ile anlaşmışlardı. Kendilerine, “tamam çocuklar gelirim, memnuniyetle” diyen Malatyalı Fahri’nin söz verdiği geceye gelmemesi, programda yarattığı boşluk morallerini alt üst ederken, bunun nedenini öğrenmek için evine gittiklerinde, Fahri Kayahan’ın o gece vefat etmiş olduğu haberini alarak, yaşadıkları üzüntüyü o günkü hissiyatıyla anlatmıştıı Ertaç Abi.

Üniversite öğrencilikleri döneminde yaz tatillerinde Malatya’ya geldikleri, hareketlenen sosyal ve kültürel etkinliklerle hissedilen insanlardandı.

İstanbul’da Gazetecilik Yüksek Okulu’nda öğrenimini tamamlayan, bir süre TRT’de çalıştıktan sonra Malatya’ya dönen, yakışıklı Malatya delikanlısı Ertaç Abi’yi çakı gibi bir yedek subay olarak gördüğümü hatırlıyorum. Komando asteğmeni olarak Kayseri’deki Hava İndirme ve Komando Tugayı’nda askerliğini tamamladıktan sonra döndüğü Malatya’da Petrol Ofisi’nin Elemendik’teki Askeri Nato Tesisleri (ANT) İşletmesi’nde çalışmaya başladı ve bir süre sonra oranın yöneticisi oldu.

1974’te günlük olarak Malatya’da yayına başlayan, 6 Şubat 2023 depremlerine kadar aralıksız 49 yıl yayınlanan, kuzenim ve eniştem Cevdet Barış’ın patronajında, rahmetli babamın Yazı İşleri Müdürü olduğu Görüş Gazetesi’nin müdavimlerindendi. Gazetenin bel direkleri olan Orhan Apaydın ve merhum Raşit Kısacık, merhum Erhan Kırçuval’la yakın dost ve ‘Malatya için hizmet’ arkadaşı idiler.

Malatya’da bulunduğu 1970, 1980 ve 1990’lı yıllarda, birçok faaliyetin içerisinde etkin bir şekilde yer aldı. Nurettin Soykan’ın başkanlığı döneminde Malatyaspor’da yöneticiydi. Malatya’da, kayısı şenlikleri başta olmak üzere birçok etkinliği organize eden derneklerde yönetici oldu. 

Petrol Ofisi’nin genel müdürlüğünde görev alınca Ankara’ya taşındı. Daha sonra Turizm Bakanlığı’na geçti, daire başkanı ve genel müdür yardımcısı olarak görev aldı.

FOTOĞRAF: Deprem sonrası Ankara'daki Malatyalıların buluşma yeri olan Mahmut Cücemen'in ‘Mişmiş 44’ adlı kafesinde Ertaç Abi, ben, bir hemşehrimiz ve sağ başta Atilla Özdemir..

Lobiciliği, sıkı Malatyalılığı, Malatyacılığı ile Ankara’da da Malatyalı camiasının önde gelen isimleri arasındaydı. 

Yine herkesin yardımına koşan, tanıyan herkesin Ankara’ya gittiğinde, mutlaka buluştuğu, görüştüğü, bir sorununu çözmek için yardım istediği insanlardandı.

Sıkça Malatya’ya gelirdi. O ziyaretlerinde ortak konu hep Malatya idi, geçmişteki ve bugünkü Malatya. Geçmişteki Malatya’nın kentli özellikleri çok ileride bir yerde iken, bugün Türkiye’nin geneline göre sosyal konumu çok gerileyen, insanlarına yaşadığı yerin sahiplik duygusunu veren temel insan özelliğinin giderek daha dar, köylülük- ilçelilik, cemaatçilik sınırlarına gerilemesini, insanların yaşadığı toplum için kollektif çaba göstermekten uzaklaştığına dair gözlemlerimizi konuşurduk.

İşte o buluşmalarımızın birinde, ‘Gazeteci’ eğitimli Ertaç Abi’nin, derin hafızasından, kentin tam orta yerinde (Arasa) yaşanmış bir çocukluk ve gençliğin çok önemli, çok candan, çok içten gözlemlerini dile getirmesiyle, bunları malatyahaber.com’da yazması fikri gelişti. ‘ARASA’ ve ‘BİR ZAMANLAR MALATYA’ ana başlıklarının yanı sıra daha birçok anısını, titiz araştırmalarıyla, yazı konularının hafiye gibi takipçilikle ulaştığı fotoğraflarının eşliğinde yazmaya başladı.

Onu, çok ilgi gören, çok okunan yazılarını derlediği, içerik olarak daha da zenginleştirdiği haliyle ve kapak tasarımını yukarıda gördüğünüz "Geçmişten Günümüze Malatya- ARASA' adıyla kitaba dönüştürme fikrini gerçekleştirmenin son aşamasında, yakasına yapışan amansız hastalık bizden aldı.

Ertaç Abi’nin vefatıyla, merhum babam bir büyük oğlunu, benim büyük abimi, Malatya çok değerli bir evladını kaybetti. 

Nur içinde yat büyük abim.