İsmet YALVAÇ

31 Mart 2026 günü itibarıyla Sami Er, Malatya Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinde 2’nci yılını tamamlıyor.

31 Mart 2024’teki yerel seçimlerde Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı kazanıp göreve başlayan Sami Er, bana göre kendisinden önce çok kötü yönetilen bir belediyenin yanı sıra, 6 Şubat 2023 depremlerinde alt ve üst yapısı büyük hasar gören bir Malatya devraldı. ‘Üst yapı’ derken hepimiz ne olduğunu rahatça anlayabiliyoruz çünkü yıkılan binlerce bina her şeyi tüm yalınlığıyla anlatıyor. Ancak “yerin altında” olanı göremiyoruz. Malatya’nın su-kanalizasyon altyapısı da depremde büyük zarar gördü. Haliyle Er, fiziki koşulları itibarıyla 'felaket' durumdaki bir şehrin belediye başkanlığı görevini üstlendi.

50 yılı aşkın bir süredir gazeteci olarak bu kenti yaşayan, yazan, adeta kentin günlüğünü tutan ben, Sami Er’in Malatya belediye başkanlığı görevine 10 yıl gecikmeli geldiğini düşünüyorum. Maalesef Malatya, AKP’li yıllardaki kötü başkan adayı tercihleri, merkezden çeşitli etkilerlb belirlenen ‘yetersiz’ adaylar yüzünden isabetsiz ve şehir aleyhine işler yapan başkanlara mahkum olmuş; nitelikli başkan adayı seçiminde doğruyu ancak 2024 yerel seçimlerinde bulabilmiştir, bana göre.

Türkiye’nin en nitelikli mühendislik eğitimini veren okullardan Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünü bitiren, 1993’den itibaren yerel yönetim kademesinde belediyelerde çeşitli görevler üstlenen, Malatya’ya gelişi de, AKP’nin bugün bile sokakta karşılığı olan, dürüst ve çalışkan dönem milletvekili Ömer Faruk Öz’ün çabasıyla gerçekleşen Sami Er, 2008- 2011 yılları arasında Malatya’da İl Özel İdare Genel Sekreterliği görevinde bulunmuştu. Büyükşehir idari yapılanmasına geçilmeden önceki bu dönemde İl Özel İdaresi Genel Sekreterliği görevi bugünkü Büyükşehir Belediyesi görev kapsamına eşit nitelikte olduğundan, Er Malatya özelinde deneyim kazanma fırsatını yakalamış; 2011 Milletvekili Genel Seçimi öncesi AKP’nin aday adayları arasında gerçekleştirdiği, ön seçim olarak adlandırılan, aday yoklamasında (temayülde) ilk sırayı almıştı. Ne hikmetse Er milletvekilliği için tercih edilmemişti.

Özel İdare görevinin son bulması ve aday gösterilmemesinin ardından Malatya’dan ayrıldıktan sonra İstanbul- Üsküdar’da Belediye Başkan Yardımcılığı görevini üstlenen Sami Er, 2014’te yapılacak ve büyükşehir statüsüne kavuşan Malatya’nın da ilk büyükşehir belediye başkanını seçeceği yerel seçimler öncesi yine aday adayı oldu. Temayül Yoklaması da denilen aday yoklamasında yine ilk sırayı alan Sami Er, bir kez daha Malatya ve dışındaki çeşitli çevrelerin etkisiyle kaybeden oldu ve aday gösterilmedi. AKP, onun, yani ‘mühendis eğitimli, mühendis kafalı’ bir belediye başkan adayı yerine, imam hatip eğitimli iş adamı Ahmet Çakır’ı bir kez daha tercih edip, Büyükşehir Belediye Başkan adayı yaptı; sonra da başkanlığa gelmesini sağladı.

Bizim, AKP üst yönetiminin tercihi nedeniyle Malatya’nın kaybettiğini, dolayısıyla geçtiğimiz yerel seçime kadar olan 10 yıllık gecikme olduğunu söylediğimiz dönem, bu dönem.

AKP’nin iktidara gelmesinden sonra, gerek milletvekili, gerekse belediye başkanlığı ile diğer yerel meclisler için adayların belirlenmesinde liyakatten çok, çeşitli çevrelerin, cemaatlerin etkisi ve gücü, Malatya’da bazı istisnalar dışında güçlü bir parlamenter ve yerel siyasi kadro oluşumunu engelledi.

Sırf Bülent Arınç’ın mektep arkadaşı olduğu, onun dışında da bazı cemaat ve gruplarla yakın ilgisi olduğu için 2004’te, AKP’nin ilk belediye başkan adayı yaptığı Cemal Akın dönemi, ‘kasaba’ yönetemeyecek bir zihniyetin, Malatya Belediye Başkanlığı görevini üstlenmesine ilk örnek oldu. Yardımcısını, avukatlık bürosunda getir götür işlerine baktırdığı, dönemin Köy Hizmetleri’nin bekçisinden seçen; depremden sonra ‘imar rezaleti’ tümüyle ortaya çıkan Malatya’da, belediyeden emekli dışarıdan lise bitiren bir işçiyi İmar Komisyonu başkanı yapan, bazı komisyonlarda mimar ve mühendis dahi bulunmayan Cemal Akın dönemi, çeşitli skandallarla geçti ve 2009 yılına gelindi. O dönemde de, bu kez il başkanlarının daha üst bir göreve taşınması geleneğiyle hareket eden AKP, eski il başkanı Ahmet Çakır’ı Malatya Belediye Başkan adayı gösterip seçtirdi. İyi bir insan olan, ancak donanımı itibarıyla Malatya gibi bir kentin belediye başkanlığı görevini dolduramayacağı bilinen, iki çapsız elemanının çabasıyla Malatya merkezde 2 binin üzerinde cadde ve sokak adını değiştirten, acayip, gülünç, anlamsız, yakışıksız sokak adları oluşturan, bu nedenle Malatya'nın sosyal ve kültürel kimliğine büyük darbe vuran Ahmet Çakır yetersiz ve basiretsiz bir yönetim anlayışına, Cemal Akın’dan devir ‘İmar Komisyonu’ rezaletini devam ettirmesiyle ilk 5 yılını geçirirken, 2014’te bu kez Büyükşehir statüsü alan Malatya Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday gösterildi ve seçildi. Malatya bu kez tüm il sorumluluk alanında olan bir belediye statüsüne, merkez ilçe belediyesi yönetiminde bile başarı göstermeyen Çakır’la girdi.

Görev döneminin sonuna doğru milletvekilliği için görevi bırakan Ahmet Çakır seçilip Meclis’e taşınırken, inşaat işlerinde ortağı olan çok tartışmalı bir başka isim Yeşilyurt Belediye Başkanı Hacı Uğur Polat, büyükşehir belediye başkanlığı görevini üstlendi.

2019’a gelindiğinde, adayının seçilmesi garanti olan AKP’nin elindeki güçlü aday adaylarından biri Hacı Uğur Polat, diğeri ise ilkokul öğretmeni kökenli Selahattin Gürkan idi.

2019 yerel seçimleri öncesinde, Malatya’nın kimyasını bozacak, örneğin gündüz havai fişeklerle İnönü Stadı ve Atatürk Spor Salonu yıkımı atraksiyonlarıyla hafızalara kazınan, radikal çevrelerin adamı, en çok da bugün, Sami Er’in yanında olduğu öne sürülen Meşale grubuna yakın olan Hacı Uğur Polat karşısında, biz de malatyahaber.com olarak, daha ‘az sıkıntılı’ gördüğümüz Selahattin Gürkan haberlerine ağırlık verdik.

Hatta bir süre sonra, yaptığı iş ve işlemlere dair Gürkan hakkında şikayetler artınca, 2019 seçimlerinde Selahattin Gürkan’a destek vermemize atıf yaparak bizi eleştiren, dönemin AKP Milletvekili Öznur Çalık’a, “Sami Er’i aday gösterdiniz de karşı mı çıktık! Hacı Uğur Polat, bize göre uygun bir isim değildi ve on kere Selahattin Gürkan’ı tercih ederiz, ettik” yanıtını verdik. Çalık, bunu hatırlayacaktır.

Ancak, kapasitesi Malatya Büyükşehir Belediyesi’ni yönetmeye kesinlikle yetmeyeceği kısa sürede ortaya çıkan, ilk birkaç ayından sonra yakınındaki birçok ismin de yakinen tanık olduğu gibi (örneğin Yaşar Karataş, örneğin Mehmet Mert) Selahattin Gürkan’ın bizzat kendisine eleştirilerimizi ilettik. Bugün tüm dünyanın ABD Başkanı Trump örneğinde gördüğü gibi,  evrenin merkezinin kendisi olduğunu, evrenin kendi etrafında döndüğünü, bilmediği ve uzman olmadığı bir konu bulunmadığını düşünen yüksek egolu, özellikle verdiği herhangi bir bilginin, rakamın çok abartılı olması nedeniyle doğrusunu öğrenebilmek için özel çaba sarf ettiğimiz Gürkan, kasaba ve ilçe belediye başkanlıkları döneminin çok ötesinde, baskıcı, kendisine baş eğenlerden oluşan çevreyle tahkim ettiği bir idare tarzı seçti.

Bugün Sami Er’in gerisindeki güç olduğunu öne sürdükleri Meşale grubunun en mutemet adamlarından biri olan, seçimlerden hemen önce Hacı Uğur Polat’ın genel sekreterlik görevine getirdiği Cemal Nogay’la görev süresi boyunca çalışan isim, güya Meşale’ye karşı çıkan Selahattin Gürkan’dı! Nogay, kendi emekliliğini isteyinceye kadar Gürkan’la öyle bir muhabbetle çalıştı ki, birbirlerine doyamadılar. Gürkan’ın başkanlığı bırakmasından sonra gündeme getirilen yolsuzluk iddialarına konu eski Yimpaş satışı, Dünya Kayısı Ticaret Merkezi inşaatı konularında bu ikili hep beraber anıldılar. Gürkan’ın 5 yıla yakın birlikte çalışmayı tercih ettiği Nogay, 2024 seçimlerine çok kısa süre kala, emekli olup ayrılınca Gürkan’ın Meşale bağlantısı bitti!

Gürkan’ın görevi döneminde, bir kısım basına ayni ve maddi yardımlarıyla kurduğu ilişkilerin hiç uygun olmadığına dair eleştirilerimizi de iletmiştik. Bugün bile, o dönemki destekleri nedeniyle Gürkan bağlılığını sürdüren, göreve geldikten sonra Gürkan dönemine ait ciddi yolsuzluk ve usulsüzlük iddialarına dair somut deliller elde ettiği için çıngar çıkartarak korkutulup sindirilmek istenen, eski döneme dair araştırma ve incelemelerden vazgeçmesi hedeflenen Sami Er’e saldırtılan, Gürkan döneminde kurdukları menfaat ilişkileriyle ona yarenlik yapan ve bizim “Kumbara” diye nitelendirdiğimiz, jetonla (parayla, menfaatle) çalışan sözde basın mensubu tipler konusunu bizi bir ziyaretinde bizzat yüzüne söylemiş, bu “kumbaralara” en çok jeton atan kişinin de kendisi olduğunu belirtmiştik.

Bazı basın kurumlarıyla ve patronojıyla çok daha köklü ve özel bağlantılar kuran, onlara ayni ve nakdi destek sağlayan, basındaki felsefeleri, kendi iş ahlakı anlayışlarına uygun olduğunu düşündükleri marabaları bulan 'kahya'sına talimatı da “VURUNG!. PARA BULUNG!.” şeklinde olanlarla, bugün de devam edenlerde ‘köpek sadakati’ oluşturan Gürkan, Sami Er göreve başladıktan sonraki ilk dönemde ortaya çıkan, ‘yolsuzluk ve usulsüzlük’ iddialarına yol açan rakam ve olayların çok az bir kısmı kamuoyuna yansıyınca elinin altındaki maraba tayfasıyla Sami Er’e saldırıyı sürdürüyor. Ki belediyenin birilerini çok zengin eden geçmiş dönemine ilişkin iddialarla ilgili ‘böyle bir şey yok, olmaz’ diyen yok, “birşey çıkmaz” diyen çok. Konjonktür, AKP'nin AKP'liye işlem yapmasına engel!.

Sami Er, şeffaf bir yöneticilik anlayışı olan başkan. Gizlisi saklısı, hesabı kitabı, belediyeyi zenginlik kaynağı olarak görmediği için, 'besleme' gereği duymuyor, sıkıntı buradan çıkıyor.

Depremde harap olmuş Malatya’nın yeniden imar edilmesi döneminin başlangıcında, görevi olmadığı için Malatya’da bulunamayan Er’in, 2023 depreminden yaklaşık 1 yıl sonrasına kadar devam eden dönemde kentin yeniden imarı sürecinde yapılan kötülüklere herhangi bir dahli olamazdı.  

Gürkan belediye başkanıyken çarşı merkezinin adeta bir cezaevi kampusu gibi planlanmasına seyirci kaldı, hatta bizzat destek verdi. Konut yerleşimi için çok daha uygun olacak Şoför Okulu arazisinin yerine alelacele sanayi sitesi temeli attırdı, yerleşim birimi olarak İkizce’nin seçilmesinde de izleyici-destekçi oldu. Er görevde olsaydı, Malatya bugün bu sorunların hiçbirini yaşamayabilirdi.

Başta dedik ya, iyi bir mühendislik eğitimi alan, branşı ne olursa olsun ‘mühendis kafalı’ bir yerel yöneticinin izin veremeyeceği, seyirci kalamayacağı ne kadar olumsuzluk ve yanlışlık varsa, depremden sonraki 1 yıl içerisinde Malatya’yı katletme pahasına işlendi.

Dürüst kişiliğiyle bilinen, Türkiye’de en çok paranın döndüğü kurumlardan biri olan TOKİ’de üst düzey görevde bulunurken, adı tek şaibeye karışmayan, mütevazi kişiliği ve mal varlığı ile bazılarının aksine ortada olan, Malatya için gece gündüz gayret sarf eden, haftanın nerdeyse yarısını iş takibi için Ankara’da geçiren Belediye Başkanı Sami Er, tüm olumsuzluklara, engelleme çabalarına rağmen Malatya’ya hizmet vermeye çalışıyor.

Gerek bürokrat olduğu dönemdeki gerekse yerel yönetimdeki ilişkileri nedeniyle Ankara’da ciddi bir çevresi bulunan Sami Er, birçok konuyu, projeyi burada takip ediyor, ödenek buluyor. Bu çeşitli kurumların projesi olarak görülmesine karşın, gerisinde Er’in çabası var. Bugün Malatya’da yapılan işlerin tümü TOKİ, Emlak Konut, bakanlıklar işi olarak görülüp, Er’in herhangi bir katkısının bulunmadığını söyleyenler var. Çeşitli bakanlıkların, kurum ve kuruluşların projesi olarak görülen birçok işin gerisinde Sami Er’in çabalarının olduğunu bilen biliyor. Cumhurbaşkanıyla, bakanlarıyla, genel müdürleriyle.

Sami Er’in işleri takibi ve proje teklifleriyle birçok konunun yatırım aşamasına geldiğini söylerken, aksi bir örnek olarak şunu belirtelim. 6 Şubat depremlerinden sonra Dünya Bankası, depremden hasar gören illere ‘hibe’ olarak çok önemli miktarda ödenek tahsis etmiş. Hangi belediyenin ne kadar para aldığını öğrendiğimizde biz de şaşırmıştık. Depremde büyük hasar görmemesine rağmen, hibenin aslan payını Gaziantep Büyükşehir Belediyesi almış, en çok hasar gören 2. il olan Malatya ise 5 veya 6. sırayı almıştı. Seçildikten sonra Ankara’da temaslarda bulunan Er’e,  bu hibeleri aktaranlardan gelen yanıt, Dünya Bankası ödeneklerinin proje karşılığı olduğu, paranın gelen projelere göre dağıtıldığını, en çok projenin Gaziantep’ten geldiğini, Gürkan’ın başkanı olduğu Malatya Belediyesi’nden herhangi bir proje gelmediğini, buna rağmen düşük de olsa bir miktar hibenin Malatya’ya aktarıldığını söylemişlerdi.

Belediye başkanı seçildikten sonra, çeşitli çevrelerin desteğini alabilmek için belediyenin aleyhine olabilecek, örneğin personel alımı vs. gibi konularda, kendinden öncekilerin aksine, muhtarın, dernek başkanının, meclis üyesinin hısımı akrabasını belediyeye doldurmak yerine, işe alımlarda, ‘kura’ sistemini getirdi ve böylece önemli bir güç ve destek oluşturma istismarına son verdi. Kendinden öncekiler gibi, belediyeyi  onun bunun hatırıyla işe aldığı adamlarla doldurup, kendine bağlı bir çevre oluşturma yolunu seçmedi.  Buna kötü bir örnek vermek gerekirse, Selahattin Gürkan seçimin olduğu 2024 yılının Ocak ayında, yani seçimden 3 ay önce Büyükşehir Belediyesi’ne 350 kişiyi almıştı, hatıra gönüle..

Bunun yanı sıra, devraldığı kadrodan bazılarının şaibeli, kafa bulandıran engellemeleriyle de karşılaşmadı değil. Mesela, bir belediye iştirakinden 19 kişinin aynı anda belediye binasına büyük araçlarla gelip yönetime kafa tutmasına karşın geri adım atmadı. Bu kişilerin, maaşlarının çok üstünde fazla mesai aldıklarını tespit ettirip, bu çalışma süresi karşılığında örneğin 3 bin birimlik iş yapmaları gerekirken, sadece 500 birim iş çıkardıklarını belirledi ve bunların tazminatlarını ödetip belediye ile ilişkilerini kestirdi.

17 milyar TL borçlu bir belediye alan, maaş ödeyememe ile karşı karşıya kalınan günlerde yaptığı görüşmelerle bugün 24 milyara çıkan borçların vadelerini uzattıran Sami Er’in en büyük sıkıntılarından biri de, tepeleme şişirilmiş 'niteliksiz' kadrolar. Öyle ki, ortaokul lise mezunları masalarda otururken, sahada iş yapacak personel bulunamadığı, şişirilmiş kadroların yarısıyla bugün yapılan işin daha fazlasının yapılabileceği, ancak maddi açıdan çıkarılacak ‘gereksiz’ personelin tazminat tutarlarının yüksekliği nedeniyle ‘şimdilik’ böyle bir tasfiyeye gidilemediği belirtiliyor.

Er’in devraldığı belediyenin kadrosunun bir bölümünün, nitelikli hizmet üretme konusunda yetersiz olduğuna dair tespitler her geçen gün yeni örneklerle ortaya çıkıyor.

Diğer taraftan, belediyeyi objektif bir bakış açısıyla izleyenlerin, Sami Er’in dayandığı öne sürülen Meşale grubuna yönelik olarak ciddi eleştirileri var.  

Cemal Akın ve Ahmet Çakır döneminde belediyeye alınan, Gürkan döneminde nadasa çekildiklerini düşünen ve herhangi bir iş yapmadan ‘salla başını al maaşını’ personel durumunda 5 yılı geçiren, sözde Meşaleci sayıca önemli bir grubun ise, Sami Er geldikten sonra özverili bir çalışma temposuna  bir türlü ulaşmadıkları, MASKİ başta olmak üzere bulundukları birimlerde, pozisyonları maddi ve manevi olarak yükseltilmesine rağmen, bunun gereğini yapmadıkları belirtiliyor. Bunlar için,  “Gürkan döneminde de oturdular; bu dönemde, üstelik terfi etmelerine, birçoğu gelirlerini en başta fazla mesai yazarak artırmalarına rağmen hiçbir katkı sağlamıyorlar” eleştirisi yapılıyor. Yani bu Meşaleci denen grubun Sami Er’e iddia edildiği ya da beklendiği gibi bir desteği, katkısı yok. Sadece kendilerine çalışıyorlar.

Sami Er’in belediyenin tüm birimlerindeki ‘fazla mesai’ konusunu çok ciddi şekilde denetim altına alması da birilerinin tepkisine yol açıyor. Bir iş yapmadan oturdukları yerde maaşlarını ikiye katlayan bu isimlerin belediye bünyesinde iş huzurunu da bozduğu öne sürülüyor.

Belediye hizmetlerinde halkın tamamını memnun etme şansınız yok. Elbette, belediye kaynaklı hizmetlerle ilgili sıkıntısı, sorunu olan vatandaşlar, eleştireceklerdir. Mesela, depremden sonra 25 bin kamyon yükü 11 milyon ton hafriyat taşınırken, yollarda oluşan çukurlar, bozulmalara vatandaş tepkisi. Bundan şikayetçi olan vatandaş kendince haklıdır. Alt yapı sorunu nedeniyle suyu akmayan, kesilen ya da bulanık akan vatandaşın şikayeti olacaktır, 'işte deprem.. Bozuk altyapı..' vatandaşın beklediği cevap değildir; vatandaş çözüm ister, istemekte haklıdır. Yağışsız havada toz toprak, yağışlı havada çamurla kaplı caddeler, sokaklar ciddi sorundur. “Ne yapalım? On binlerce konut yıkıldı, yeni inşaatlar için binlerce hafriyat kazısı yapıldı” vatandaş için yanıt değildir. Dolayısıyla bu yakınmalar olacak, vatandaş halinden, yaşadığı sorunlardan şikayet edecektir. Burada, “sıkıntılı” bazı çevrelerin, farklı amaçlarla sorunları, sıkıntıları abartarak ya da çarpıtarak kötüleme kampanyasına dönüştürmesidir.

Bize göre, deprem sonrası yeniden imar aşamasının ilk bölümünde ciddi anlamda bir yerel yönetim yetersizliği, beceriksizliği ve talihsizliği yaşayan Malatya'da, bir önceki döneme göre kıyaslanmayacak çapta ve kapasitede, halis niyetli, belediyeyi kişisel zenginliğine kaynak yapmayan bir belediye başkanı, kendisine yar ve yardımcı bir 'kurmay' kadrosunu henüz  kuramamasına rağmen canla başla çalışmaktadır.

Malatya en azından Beytü'l-mal’a sahip çıkan bir 'Şehremini'ne sahiptir artık..