Mustafa Bahadır ALTAŞ

Yeminli Mali Müşavir

http://[email protected]

Depremin üzerinden yaklaşık 44 ay geçti; biz hâlâ yaraların sarılmasını, acıların dinmesini bekliyoruz. Malatya’nın deyimiyle “Ört ki ölem” türünden, iş bitiren basiretsiz ve beceriksiz yöneticilerin verdiği kararlar ile şehrin tüm değerleri ve dinamikleri yok oldu! Yaşadıklarımız ve şahit olduklarımız bizleri tarifi imkânsız bir duyguya hapsetti.

Bizler bu üzüntü içinde her geçen gün acılarımızı daha derin bir şekilde yaşarken maalesef mevki ve makamları kendilerine özel birileri; anlamsız bir şekilde, adını koyamadığımız ve tarif edemediğimiz bir yaklaşımla minnet duyma yarışına girdiler.

İçinde yaşadığımız bu şehrin yeniden inşası için, depremin yaşandığı ilk günden itibaren, daha güzel ve yaşanabilir bir şehir yerine çirkin ve tekdüze projelere karşı maalesef toplumsal kamuoyu oluşturamadık! Bu kasıtlı olarak engellendi ve bu engelleme şehri yönetenlerin, özellikle de Ankara'nın işini kolaylaştırdı. Oysa "Bir şehri yeniden inşa etmek sadece beton dökmek ve bina yapmaktan ibaret değildir. Bir şehri yeniden inşa etmek, o şehrin geçmişinden gelen yaşanmışlıklarını ve kültürünü geleceğe taşıyarak yaşatmaktır."

Kime minnet duyacağız?

6 Şubat depremi ile başlayan süreçte yönetimde yaşanan yetkisizlik karmaşası ve yönetenlerin yetersizliğine mi?

"Malatya’yı yeniden inşa ediyoruz." diyerek şehir merkezindeki yaşanmışlıkların, hatıraların bulunduğu cadde ve sokakları yok edip burayı ruhsuz ve kişiliksiz bir şehre dönüştürenlere mi?

Depremin izlerini siliyoruz diye şehrin hafızasını silenlere mi?

Malatya’ya aidiyet duygusunu yok edecek bu dönüşümle, kentin kültürel dokusunun ve demografik yapısının değiştirilmesine mi?

Alcatraz Hapishanesi'ni andıran yapılaşmayı "Modern Çarşı Projesi" diye sunanlara mi?

"Kruşçevka" tipi tekdüze yapılaşma ile şehrin estetiğini ve kültürel çeşitliliğini yok eden projeleri çizen mimarlara mı?

Kapalı Çarşı'nın üzerinde "Demir Parmaklıkların Sessizliği İçinde Cezaevinin Görünmeyen Yüzü" temasını hayata geçiren yöneticilere mi?

Asrın felaketine "asrın vekâleti" ile çözüm bulmayı tercih ederek depremin yıkımını ranta dönüştürenlere mi?

Rezerv alanlarında 600 konutluk yere 750 konut yapılan bölgede, konut ve işyerleri için çekilen (çekildiği söylenen) kuralar sonucunda kura dışı ve evsiz kalan vatandaşlara mı minnet duyalım?

Deprem sürecinde yolsuzluk yapan yöneticiler için soruşturma izni vermeyen mülki amire mi? Ya da "Bana kumpas kurdular." diye kendini savunan idarecilere mi?

Vatandaşa bozuk gıda maddesi satışının yapıldığı fuarlara izin veren yetkililere mi?

Koltuk sevdasına düşmüş, sosyal medya hesaplarında fotoğraf paylaşmaktan başka hiçbir marifetleri olmayan iktidar ve muhalefet partilerinin yöneticilerine mi?

Depremin enkazı altında kalan üyelerinin haklarını savunamayan sivil toplum örgütlerine mi?

Rezerv alanı çalışmaları sırasında keyfî olarak ara sokakları kapatan taşeron firmalara ve buna göz yuman şehir içi ulaşımdan sorumlu birimlere mi?

Yıkım ve yerinde dönüşüm esnasında oluşan hava kirliliği nedeniyle vatandaşa asbestli havayı teneffüs ettiren yetkililere mi?

Şehrin ana arterleri kapalıyken şehrin belirli yerlerinde, özellikle de şehir içinden geçen çevre yollarında ve kuşak yollarında vatandaşa meskûn mahal radar tuzağı kuran emniyet yetkililerine mi?

Türkiye Yüzyılı'nda bizler depremin yaralarını sarmak için çalışırken Malatya'da haftanın 2-3 günü keyfî ve plansız uygulamaları ile elektrik kesintisi yaşatan AKSA’ya mı? İnternet kesintisi yaşatan Türk Telekom’a mı? Ya da su kesintisi yaşatan MASKİ’ye mi?

Efsane Malatyaspor'dan sonra Malatya’mızı Süper Lig'de temsil eden Yeni Malatyaspor’un amatör lige düşmesine seyirci kalanlara mı?

Yaşayarak gördüğümüz cehaletin siyaseti esir aldığı bir zamanda, ölüm ve zulmün kaçınılmaz olduğuna mı?

… Hangisine minnettarız?

Mevkiler ve makamlar minnet duyulma yeri değil, hizmet yeridir. Herkes görevini yapıyor; kimisi eksik, kimisi tam, kimisi de fazlasıyla yapıyor.

Hangi yönetici görevini fazlasıyla yapıyor ki biz ona minnet duyalım…

Gün, birilerinin egolarını tatmin etme günü değil; Malatya’nın, vatandaşın derdine çare olma günüdür.

Son söz olarak kişiler gelip geçicidir. Biz “Allah devletimize ve milletimize zeval vermesin.” deriz. Ve bu süreçte devletin dışında hiç kimseye minnettar değiliz.

________

FOTOĞRAF: A. KARADUMAN