Fikri DEMİRTAŞ
Ziraat Yüksek Mühendisi ve TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Malatya Şube Başkanı Fevzi Çiçek ile bir söyleşi gerçekleştirdik. Söyleşiyi sunmadan önce sizlerle Malatya’ya görsel bir şölen sunan ayçiçeklerinden bahsetmek istiyorum.
Sarı Bir Denizin Kıyısında: Yazıhan ve Arguvan’da Ayçiçekleri
Ayçiçeklerini kaleme alma hikâyeme gelince... İstanbul’dan memleketi Malatya’ya gelerek bölgenin ruhunu kadrajına alan kıymetli üstadım Tahsin Aydoğmuş ile Yazıhan ve Arguvan yollarına düşmüştük. Yol boyunca kıvrılan güzergâhta aniden karşımıza çıkan o devasa sarı denizi görünce içimizden aynı şey geçti: “İşte bundan daha güzel bir konu olamazdı!”
Tahsin Abi hiç vakit kaybetmeden tripodunu kurdu; zamanı durduran o eşsiz anları kamerasıyla ölümsüzleştirmeye başladı.

Karşımızdaki manzara, âdeta dünyaca ünlü ressam Vincent van Gogh’un fırçasından çıkmış canlı ve ünlü bir ayçiçeği tablosunu andırıyordu. Arguvan’ın uçsuz bucaksız coğrafyasında sarıya boyanmış bu sarhoş edici manzara, uzaklarda Karakaya Barajı’nın durgun sularıyla buluşuyordu. Tam karşıda ise Elazığ’ın Baskil ilçesi, Abdulvahap Ziyareti ve tarihî Süryani Manastırı Mor Ahron, bu doğa şölenine zamansız birer tanık gibi eşlik ediyordu. Doğa, cömertliğini bütünüyle sergilemekteydi.
Etimolojik Bir Dokunuş: Güne Âşık Bitki
Peki, neden “ayçiçeği”?
Şaşırtıcıdır ki bu büyüleyici bitki, adını geceyi aydınlatan Ay’dan değil; eski Türkçede “avuç içi” veya “terazi kefesi” anlamına gelen “aya” kelimesinden alır. Çiçeğin geniş, yuvarlak ve tabağı andıran görkemli formu zamanında “aya çiçeği” olarak anılmış; bu ad, dilden dile süzülerek günümüzde “ayçiçeği” biçimini almıştır. Halk arasında başını güneşe çevirmesinden hareketle kullanılan “günebakan”, “gündöndü” veya “günçiçeği” adları da bu zarif bitkinin güneşle olan sadakat dolu aşkını ne güzel anlatır...
Bozkırın Dönüşümü ve Bereket
Yıllarca susuz tarımın cenderesinde yalnızca arpa ve buğdaya cömertlik gösteren bu kadim bozkır, yapılan barajlar ve sulama göletleri sayesinde nihayet sulu tarımın bereketine kavuştu. Bu değişim yalnızca toprağın kaderini değil; toprağa emek veren köylüyü, gökyüzünü şenlendiren yerli ve göçmen kuşları, patikalarda süzülen sürüngenleri ve börtü böceği de ihya etti. Arguvan’da doğa, rengârenk ve yaşam dolu muazzam bir dönüşümün masalını yazıyordu.
Malatya Ovası’nda Altın Çağ: Sarı Tarlaların İzinde Sulu Tarım Dönüşümü
Malatya denince akla ilk gelen simge şüphesiz kayısıdır; ancak son yıllarda hayata geçirilen sulama projeleri, kapalı devre sulama sistemleri ve iklim krizine karşı atılan stratejik adımlar, bölgenin ürün desenini köklü bir biçimde dönüştürüyor. Bu dönüşümün en somut ve görsel açıdan en büyüleyici örneklerinden biri ise Yazıhan Ovası’nı âdeta sarı bir deniz gibi kaplayan ayçiçeği tarlalarıdır.
23 Temmuz 2026 Perşembe günü, Malatya İl Tarım ve Orman Müdürlüğünde bölge tarımının dününe ve bugününe yön veren, saha çalışmalarıyla akademik birikimini harmanlayan TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Malatya Şube Başkanı, Ziraat Yüksek Mühendisi Fevzi Çiçek ile bir araya geldik

Kuru tarımdan sulu tarıma geçişin hikâyesini, Boztepe Recai Kutan Barajı’nın toprağa kazandırdığı bereketi, boyu 2 metreyi bulan ayçiçeklerini, pazarlama imkânlarını ve bölge tarımının geleceğini ilk ağızdan konuştuk. Malatya’nın tarımsal vizyonuna ışık tutacak bu ufuk açıcı söyleşiyi siz değerli okurlarımızın dikkatine sunuyorum...
***
Söyleşiye geçmeden Fevzi Özçiçek’in özgeçmişinden bahsedelim:
1969 yılında Malatya’nın Doğanşehir ilçesine bağlı Söğüt Mahallesi’nde doğdu. İlkokulu ve ortaokulu Söğüt Mahallesi’nde, lise öğrenimini Malatya Ziraat Meslek Lisesinde tamamladı. 1993 yılında Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümünden mezun oldu. İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü ile Adalet Yüksekokulu mezunudur. Yüksek lisansını Tarım Ekonomisi Bölümünde tamamladı. Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde çeşitli kademelerde yöneticilik yaptı. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Malatya Şubesinin kurucu başkanıdır ve hâlen şube başkanlığını yürütmektedir.
1998-2006 yılları arasında Mera Kanunu uygulamaları ile mera ıslahı ve amenajmanı konularında görev aldı. Bu süre zarfında, mera ıslahı ve kanun uygulamaları konularında Bakanlık eğitimciliği, Danışma Kurulu üyeliği ve bölge koordinatörlüğü görevlerini yürüttü. 2008 yılından itibaren Malatya Tarımsal Kuraklıkla Mücadele Stratejisi ve Eylem Planlarının hazırlanması ve uygulanmasında il koordinatörlüğü yaptı; iklim değişikliğinin tarımsal üretim ve ürün deseni üzerindeki etkileri konusunda çalışmalar yürüttü. İklim değişikliği ve tarıma etkileri konularında çeşitli platformlarda düzenlenen konferans, panel ve çalıştaylarda görev aldı.

Yerel ve uluslararası kaynaklı projelerin hazırlanması ve uygulanmasında görev aldı; çeşitli projelerde paydaş olarak yer aldı. 2006-2009 yılları arasında AB fonlu DOKAP yatırım projelerinin hazırlanması ve uygulanmasında görev yaptı. İnönü Üniversitesi ve Turgut Özal Üniversitesi yürütücülüğündeki TÜBİTAK projelerinde yer aldı. Tarımsal projeler yürütmek ve incelemelerde bulunmak üzere Almanya, Macaristan, Çekya, Avusturya, Slovakya ve Özbekistan’da bulundu. Turgut Özal Üniversitesi Danışma Kurulu, Kent Konseyi, Toprak Koruma Kurulu ve Tarımsal Danışmanlık Teknik Komitesi üyeliklerinin yanı sıra birçok STK ile ortak proje ve faaliyetler yürütmektedir. Kayısı üreticilerinin korunması amacıyla üretim, kalite ve pazarlama politikaları; fiyat istikrarı; hastalık ve zararlılarla mücadele; dünya genelindeki kayısı pazarı talepleri ve kalıntı gibi konularda saha çalışmaları yürütmekte, rapor ve fizibilite hazırlamakta, üreticileri bilgilendirmekte ve olası pazar riskleri konusunda etkin çalışmalar yapmaktadır.
***
Malatya Ovası’nda Altın Çağ
2018 yılında işletmeye açılan Yazıhan Boztepe Recai Kutan Barajı, Malatya’nın Yazıhan ilçesindeki tarım arazilerine can suyu oldu. Barajla birlikte gelen kapalı devre sulama sistemi, bölgedeki ürün çeşitliliğini artırırken kuru tarımdan sulu tarıma geçişin de önünü açtı. Malatya Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Fevzi Çiçek ile bu büyük dönüşümü, sarıya boyanan ayçiçeği tarlalarını ve Malatya çiftçisinin yeni umutlarını konuştuk.
“Kuru Tarımdan Sulu Tarıma Geçtik, Ürün Desenimiz Tamamen Değişti”
Boztepe Recai Kutan Barajı’nın sulamaya açılması Yazıhan’da neleri değiştirdi? Tarımsal üretimde nasıl bir dönüşüm yaşanıyor?
Fevzi Çiçek: Yazıhan Ovası, Boztepe Recai Kutan Barajı’nın yaklaşık yedi yıl önce sulamaya açılmasıyla birlikte kuru tarımdan yeşil tarıma, yani sulu tarıma geçti. Barajdan önce bu topraklarda yalnızca arpa ve buğday; kısmen de kuru şartlarda kavun ve karpuz üretiliyordu. Kapalı sistem sulama suyumuz gelince ürün desenimiz tamamen değişti. Özellikle şeker pancarı, ayçiçeği ve yem bitkileri olmak üzere geniş bir ürün yelpazesine kavuştuk. Tarımsal üretimde ürün deseninin doğru planlanması amacıyla 2016 yılında, Yazıhan bölgesinde yeni sulamaya açılacak alanlar da dâhil olmak üzere genel bir tarımsal potansiyel ve planlama raporu hazırlamıştım. Bu rapor, dönemin Belediye Başkanı Sayın Nevzat Öztürk tarafından doküman olarak yayımlandı. Raporda; bölgenin iklim, toprak ve topoğrafik yapısının yanı sıra çiftçi kültürü de dikkate alınarak yeni ürün deseninin tarla tarımına yönelik olması, endüstri bitkileri, sebzecilik ve diğer tarla ürünlerinin yaygınlaştırılması yönünde tavsiyelerde bulunmuştuk. Tavsiyelerimiz karşılık buldu ve bugün geldiğimiz noktada ürün deseni bu şekilde oluştu.

Bugün geldiğimiz noktada Malatya’da yaklaşık 11 bin dekar alanda şeker pancarı, 113 bin dekar alanda başta yonca olmak üzere yem bitkileri, 22 bin dekar alanda ise çerezlik ayçiçeği üretimimiz var.
Kısacası Malatya Ovası artık eski Malatya değil; çok daha renkli, çok daha verimli.
“Soğuk Su ve Modern Teknoloji Verimi Artırıyor”
Bu yıl özellikle ayçiçeği üretimi dikkat çekiyor. Yazıhan’da 15 bin dekarlık alan az değil. Ayçiçeğindeki bu başarının sırrı nedir?
Fevzi Çiçek: Aslında ayçiçeğinde geçen yıl da çok güzel bir verim ve ürün elde etmiştik. Bunun birkaç önemli sebebi var. Birincisi, ovamızın iklim şartları bu ürüne çok uygun. İkincisi, barajdan gelen suya kapalı sistemle erişimin kolaylaşması ayçiçeğindeki verimi doğrudan artırıyor. İlk yıllarda yağlık çeşitlere odaklanmışken son yıllarda özellikle çerezlik ayçiçeğinin pazar değerinin ve pazarlama imkânlarının daha cazip hâle gelmesi, üreticilerimizin bu ürüne ağırlık vermesine neden oldu.
Tabii, işi yalnızca doğaya bırakmıyoruz; çiftçilerimiz yeni başlamış olmalarına rağmen bütün modern tarım teknolojilerini uyguluyorlar. Su tasarrufu sağlamak için kapalı devre sulama sistemi kullanılıyor. Birçok alanda gübreler de sıvı tanklarla doğrudan sisteme verilmeye başlandı. Şu anda tarlalara baktığımızda ayçiçeklerimizin boyu 2 metreyi bulmuş durumda ve yeni çiçek açıyorlar. Bu yılki hasadımızın çok bereketli olacağını şimdiden görebiliyoruz.
Ayçiçeği tarlalarının görüntüsü sosyal medyada ve basında da oldukça ilgi görüyor. Hasat takvimi nasıl işleyecek?
FÇ: Ayçiçeği ekimi mart ayının sonları ile nisan ayının başlarında gerçekleştirildi. İnşallah temmuz ayından sonra da hasada başlanacaktır.
Sulu tarım, âdeta her yeri cennete çeviriyor. Bugün ilçemize baktığınızda her taraf yemyeşil, her taraf sapsarı... Bu manzara bize hem büyük bir mutluluk veriyor hem de Yazıhan Ovası’nı âdeta tanınmaz güzellikte bir çehreye bürüyor. Çiftçimizin emeğinin karşılığını alması en büyük temennimiz.
Malatya ve çevresinde nerelerde, kaç dekar alanda ayçiçeği ekimi yapılıyor? Üretim kaç ton, pazarın durumu nedir?
Son yıllarda sulama tesislerinin artması ve kıraç alanlarda sulu tarıma geçilmesiyle ürün deseni de değişmeye başladı. Bu kapsamda Malatya genelinde yaklaşık 22 bin dekar alanda ayçiçeği üretimi yapılmakta, yılda 7-8 bin ton ürün elde edilmektedir. Bu, önemli bir potansiyeldir.

Çiftçilerimiz ürünü satmakta veya hak ettiği fiyata alıcı bulmakta zorluk çekiyor mu? Bu konuda oda olarak bir girişiminiz var mı?
Tarımsal faaliyetler, geçmiş yıllardan farklı olarak artık geçimlik düzeyde değil, tamamen ticari amaçla yürütülmektedir. Böyle de olması gerekmektedir. Başta Yazıhan Ovası olmak üzere bölgede üretilen ayçiçeği, çerezlik olduğu için pazarda alıcı bulmaktadır. Bölgemizde son yıllarda büyük kapasiteli hayvancılık işletmelerinin artmasıyla kaba yem ihtiyacı da yükselmiş, bu da yem bitkilerinin alıcı bulmasını kolaylaştırmıştır. Şeker pancarında kontrollü ve alım garantili ekim modelinin uygulanması, pazar problemi yaşanmasını zaten önlemektedir. Bu nedenle üreticilerimizin pazarlama konusunda sorun yaşadığını veya yaşayacağını düşünmüyorum.
Ürün çeşitliliği ve üretim miktarı bu denli artmışken, Malatya’da bu ürünleri işleyecek tarımsal sanayi tesislerinin (paketleme tesisi, yağ fabrikası veya yem sanayisi gibi) kurulması gündemde mi?
FÇ: Geneli kapsamasa da tesis kurmaya yönelik münferit girişimler var; ancak bölgenin üretim kapasitesi ile talep düzeyi dikkate alındığında mevcut tesisler yeterli değildir.
Son yıllarda ciddi bir kuraklık ve iklim krizi yaşanıyor. Barajımız şu anki kapasitesiyle Yazıhan’ın gelecekteki su ihtiyacını tamamen karşılamaya yetecek mi? Vahşi sulamanın önüne geçmek için ne gibi önlemler alıyorsunuz?
FÇ: İklim değişikliğiyle birlikte yağış rejimleri değişti, sıcaklıkların artmasıyla suya duyulan ihtiyaç da arttı. Ayrıca son yıllarda sulu tarıma geçişin yoğunlaşması nedeniyle tarımsal sulamada kullanılan su kaynakları ve tesisleri ayrı bir önem kazandı. Son yıllarda işletmeye açılan Kapıkaya ve Boztepe (Recai Kutan) barajları ile Çat Barajı kaynaklı Çerkez Yazısı sulama sahalarında kapalı devre sulama uygulanmaktadır. Ancak daha eski yatırımlar olan bazı tesislerde açık kanal sulama devam etmektedir. Yazıhan bölgesinde iki farklı kaynaktan tarımsal sulama yapılmaktadır. Medik Sulaması, Yazıhan bölgesinin güney kesimine hizmet verirken Boztepe Barajı da tesisin tamamen hizmete açılmasıyla birlikte yaklaşık 120 bin dekar alanı sulayacaktır. Çok önemli bir kriz yaşanmadığı sürece bu bölgede su kısıtı yaşanacağını düşünmüyorum. Ancak bilindiği üzere su kaynakları tükenmez değildir. Bu nedenle suyun doğru ve tasarruflu kullanımının planlanması çok önemlidir.

Sulu tarıma geçişle birlikte ilçedeki istihdam oranları nasıl etkilendi? Tarımdaki bu hareketlilik, kentten köye tersine göçü tetikledi mi?
FÇ: İşlenen tarım arazileri artmış ve ürün deseni genişlemiş olsa da bu gelişmeler tersine göçü beklenen düzeyde artırmamış, ancak istihdamı olumlu etkilemiştir.
Önümüzdeki yıllarda Malatya Ovası’nda denemek istediğiniz, bölgeye yakışacağını düşündüğünüz yeni alternatif ürünler var mı?
İklim değişikliğinin etkileriyle birlikte son yıllarda kayısı üretiminin ekonomikliği tartışılmaya başlanmıştır. Bu durum, yeni ürün desenlerinin oluşmasına neden olmaktadır. Ürün deseninin genişlemesini ya da değişmesini kayısıya alternatif olarak düşünmemek gerekir. Bu süreç; iklim koşulları, üretim maliyetleri, işçilik ihtiyaçları ve pazar talepleri gibi birçok etkenin bir araya gelmesiyle doğal olarak şekillenecektir.
Malatya bu anlamda çok şanslı bir şehir; Turgut Özal Üniversitesi Ziraat Fakültesi, İnönü Üniversitesinin ilgili birimleri, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Kayısı Araştırma Enstitüsü gibi çok güçlü kurumlarımız var. Malatya Ziraat Mühendisleri Odası olarak bu kurumlarla bir iş birliğiniz var mı? Akademisyenler ve uzmanlar ayçiçeği ekilen tarlaları ve bu dönüşümü yerinde inceliyorlar mı?
FÇ: Kesinlikle çok sıkı bir dirsek temasımız var. Tarımda geleneksel yöntemlerle bir yere kadar gidebilirsiniz; kalıcı başarı için bilimin ışığı şart. Turgut Özal Üniversitesi Ziraat Fakültesindeki hocalarımızın yanı sıra Tarım İl Müdürlüğü ve Kayısı Araştırma Enstitüsündeki uzmanlarımızla sürekli iletişim hâlindeyiz. Sağ olsunlar, yalnızca masa başında değil, Yazıhan’daki tarlalarımızda da bizzat incelemeler yapıyorlar. Yeni ürün denemeleri ve demonstrasyon çalışmaları her dönem yapılmaktadır.
Toprak analizlerinden doğru gübreleme tekniklerine, kapalı sistem soğuk suyun ürün üzerindeki biyolojik etkilerinden hastalıklarla mücadeleye kadar her aşamada bu kurumlarımızın bilgi birikiminden yararlanıyoruz. İl Tarım ve Orman Müdürlüğümüz de saha personeliyle her an çiftçimizin yanında. Bu ortak akıl, Malatya’nın tarımsal vizyonunu büyütüyor.
Başkanım, ayçiçeği hasadı bittikten sonra geriye ciddi bir bitkisel kütle kalıyor: odunsu gövdeler, dallar ve başak kısımları... Hasat sonrasında geriye kalan bu sap ve başak atıkları herhangi bir şekilde değerlendiriliyor mu, yoksa tarlada mı bırakılıyor?
FÇ: Son yıllarda toprağın yapısını korumak ve su tasarrufu sağlamak amacıyla anıza ekim uygulamaları başladı. Bu konu, sürdürülebilir tarım için çok önemli. Ayçiçeğinin hasat sonrasında kalan o sert, odunsu gövdesi ve başak kısımları kesinlikle ziyan edilmiyor. Biz, çiftçilerimizi anız yakmama konusunda zaten çok sıkı uyarıyor ve eğitiyoruz.

Hasat bittikten sonra özel parçalayıcı makinelerle (sap parçalama) bu bitki kalıntıları tarlada ufalanıyor ve toprağa karıştırılıyor. Bu yöntem, toprağın organik madde miktarını inanılmaz derecede artırıyor ve âdeta doğal bir kompost vazifesi görerek toprağı besliyor. Hem toprağın nem tutma kapasitesi artıyor hem de bir sonraki ekim dönemi için toprak daha verimli hâle geliyor. Yani ayçiçeğinin yalnızca çekirdeği değil, gövdesi de toprağa can veriyor.
Tarımdaki bu devasa üretimin arkasında şüphesiz çok büyük bir insan emeği var. Ayçiçeği tarlalarında, ekimden hasada kadar sürecin yükünü sırtlayan tarım işçilerimizin çalışma koşulları, barınma ve sosyal imkânları ne durumda? Oda olarak işçi refahını artırmak adına ne gibi adımlar atıyorsunuz?
FÇ: Çok hassas bir noktaya değindiniz. Bu başarı hikâyesinin asıl kahramanları, 2 metrelik ayçiçeklerinin arasında temmuz sıcağında çalışan tarım işçilerimizdir. Onların emeği ve alın teri bizim için kutsaldır. Malatya Ziraat Mühendisleri Odası olarak işçilerimizin çalışma ve yaşam koşullarının insani ve sağlıklı olması için azami gayret gösteriyoruz.
Bilindiği üzere içinde bulunduğumuz dönem, başta kayısı hasadı olmak üzere tarımsal faaliyetlerin ve dolayısıyla tarım işçilerinin en yoğun olduğu dönemdir. Bu kapsamda, mevsimlik işçilerin yaşam alanlarının düzenlenmesi amacıyla Valilik koordinasyonunda ve ilgili kurumların iş birliğiyle METİP (Mevsimlik Tarım İşçileri Projesi) Projesi uygulanmaktadır. Bu proje, mevsimlik tarım işçileri için belirli bölgelerde merkezler oluşturarak insani yaşam standartlarının sağlanmasına ve ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik çalışmalar yürütmektedir. Önümüzdeki yıllarda bu merkezlerin daha geniş bölgelerde yaygınlaştırılacağını ve sayılarının artırılacağını düşünüyorum. Mevsimlik tarım işçilerimizin barınma alanlarının iyileştirilmesi, temiz suya ve elektriğe erişimleri, çocuklarının eğitim süreçlerinin aksamaması gibi konularda kaymakamlıklar ve ilçe tarım müdürlüklerimizle koordineli çalışıyoruz. İş sağlığına dikkat ediyoruz. Çiftçimiz kazandıkça işçimizin koşullarının da aynı oranda iyileşmesi için sahada sürekli denetim ve rehberlik yapmaya çalışıyoruz. Onlar mutlu olursa toprağımızın bereketi de artar.
Malatya’nın yalnızca kayısıyla değil, doğru planlanmış sulu tarım hamleleriyle de nasıl devasa bir tarım merkezine dönüşebildiğini Sayın Fevzi Çiçek’in akademik birikimi ve saha tecrübesiyle bir kez daha yerinde idrak ettik. Kuru topraklara suyun ulaşmasıyla boy veren 2 metrelik ayçiçekleri, hem üreticimizin yüzünü güldürmekte hem de toprağımızın potansiyelini gözler önüne sermektedir. Yoğun çalışma temposu arasında bizleri ağırlayan, Malatya tarımının dününe, bugününe ve geleceğine dair kıymetli birikimlerini ve vizyonunu bizlerle paylaşan Sayın Fevzi Çiçek’e şahsım, okuyucularım ve Malatya tarımına gönül veren herkes adına sonsuz teşekkürlerimi sunarım.
Toprağa emek veren çiftçimizin nasırlı ellerine, temmuz sıcağında ter döken emektar tarım işçilerimize ve bilimin ışığını sahaya yansıtan tüm ziraat mühendislerimize selam olsun. Toprağımızın bereketi ve suyumuzun tasarruflu kullanımı daim olsun.