Orhan TUĞRULCA
Tarihçi/Yazar
mailto:[email protected]
Cumhuriyet’in ilanından sonra Anadolu kentlerinde sistematik bir biçimde hayata geçirilen modernleşme projesi, yalnızca fiziksel bir imar faaliyeti değil, aynı zamanda yeni bir toplum ve yeni bir insan tipi yaratma ideolojisinin mekânsal yansımasıydı. Bu kapsamda hükümet konakları, cumhuriyet meydanları, istasyon caddeleri, halkevleri, anıtlar ve modern kamu binalarıyla şekillendirilen “Kemalist şehir” modeli, Osmanlı-İslam kent dokusunu tasfiye ederek ulus-devlet kimliğini kamusal alana hâkim kılmayı hedefliyordu.
Malatya, bu ideolojik şehir planlamasının en tipik örneklerinden biri olarak, Alman plancı Hermann Jansen’in yaklaşımı, İsmet İnönü’nün müdahaleleri ve yerel tartışmalar eşliğinde Cumhuriyet’in mekânsal ve kültürel dönüşümünün izlerini en belirgin şekilde taşıyan kentlerden olmuştur.
Bu araştırma ile Malatya’nın Cumhuriyet sonrası imar serüvenini, ideolojik arka planı, aktörleri ve kent elemanlarının sembolik anlamları üzerinden ele alarak, geleneksel kent kimliğinden “modern” Cumhuriyet kentine geçiş sürecinin hem fiziksel hem de kültürel boyutlarını amaçladık.
Cumhuriyet idaresi tarafından tasarlanan kent modelinin en belirgin yapıları şu şekilde karşımıza çıkmaktadır,
1- Hükümet Konağı, 2- Belediye, 3- Hükümet (Cumhuriyet) Meydanı, 4- İstasyon Binası, 5- Türk Ocağı – Halk evi binaları, 6- Anıtlar, 7- Telgrafhane (Postane), 8- Sinema veya şehir gazinosu, 9- Hapishane, 10- Kent parkı, ve 11- Memleket Hastanesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Malatya’da bu yapı elemanlarının doğudan batıya istasyon caddesi üzerinde nasıl anlamlandığına geleceğiz, ancak Ankara’da başlayan ve bütün Anadolu şehirlerinde uygulanan ve tam anlamıyla ideolojik şehir diyebileceğimiz bu planlamaların tek bir amacı vardı: O da yeni bir toplum yaratmaktı.

İstisnasız hemen bütün şehirlerde Hükümet Meydanı–İstasyon caddelerinin eksenel bağlantısı, kentlerin modernleştirici omurgası olmuştur. Söz konusu bu istasyon caddeleri üzerinde yer alan otel, lokanta, banka, okul, sinema ve gazino gibi yapılar bütünüyle hedeflenen sosyal ve kültürel değerlerin bireylere aktarılmasını amaçlayan uygulama alanları olmuştur. Hükümet konağı ve meydanı, kentin ortaya koyacağı değerlerin bir araya toplandığı simgesel bir anlam ifade ediyordu. Bu meydanlar ulus devlet kimliğinin toplum tarafından içselleştirildiği ve kamusal alan kavramının yönetici elit tarafından uygulamaya konulduğu yerler olmuştur.(1)
İstasyon Caddesi(leri)
Cumhuriyetin daha ilk dönemlerinde başlanmak üzere Anadolu kentlerinin belirlenen bir program dahilinde bütünleştirilmesi ve merkezle (Ankara) sıkı ilişkiler kurması yönetimin en önemli mekân stratejileri arasında yer almıştır. Bu bağlamda, kentleri Ankara’ya bağlayan istasyon ve caddeleri modernlik vurgusunun en fazla işlendiği yerler olmuştur.(2) Caddelerin boyutları, bağlandığı kentsel odaklar (Vilayet, Belediye, Halk evi, Sinema, Banka vs.) caddelere ve binalara temsili nitelik kazandırıyordu. Hatta söz konusu bu yapıların – binaların diziliminde ki anlam ideolojik bir amaca matuftu. Zira şehirlerde uygulamaya konulan imar planlarının başarısı aynı zamanda rejimin başarısı olarak algılanıyordu.

Cumhuriyet Sonrası Malatya’da İmar Faaliyetleri
Cumhuriyet sonrası şehir planlamacılığının, Cumhuriyetin 29 Ekim 1923 yılında ilan edilmesinden hemen sonra başladığını yukarıda ifade etmiştik. Sosyal ve politik hayatı batı normlarına göre yeniden şekillendirmek için harekete geçen Kemalistler, Osmanlı–İslam kimliğine sahip olan şehirlerin kimliğini de batı normlarına göre şekillendirmek istiyorlardı. Bu maksatla 1923 yılı içerisinde Alman şehir planlamacısı Lörcher Ankara’ya davet edildi. Lörcher şehrin planı üzerinde çalışırken Cumhuriyet yöneticileri 1925 yılında Ankara’da büyük kamulaştırmalar yaptılar. 1928 yılında ise Ankara imar planı için bir yarışma düzenlenir. Yarışmanın birincisi yukarıda adını sık sık verdiğimiz Jansen olacaktır. Jansen’in adı Malatya’nın imar planının hazırlık aşamasında sık sık geçecektir.
Malatya’nın İmar Planı Tartışmaları
Malatya’nın Cumhuriyet sonrası imar süreci, 1933 yılında Vali İbrahim Etem Akıncı’nın Ankara’ya gönderdiği taleplerle başlamış, 1935’te kamuoyuna yansıyan şehir planı tartışmalarıyla belirginleşmiştir. Şehir Meclisi’nde Ankara’nın önerdiği plan ile yerel mimar Semih Bey’in planı arasında ciddi görüş ayrılıkları yaşanmış; özellikle Hükümet Konağı’nın yeri meselesi tartışmaların merkezini oluşturmuştur. Sürece müdahil olan İsmet İnönü, hükümet konağının şehir merkezinde kalması gerektiğini savunarak hem arsa spekülasyonunu önlemeyi hem de dağınık yapıdaki şehri daha bütünlüklü hale getirmeyi amaçlamıştır. Alman şehir plancısı Hermann Jansen de İnönü’nün bu görüşünü desteklemiş ve resmi yapıların mevcut şehir merkeziyle bağlantılı bir şekilde konumlandırılmasını önermiştir.
1936 yılında yapılan yoğun tartışmalar, belediye meclisi toplantıları ve ihaleler sonucunda hükümet konağı ile diğer kamu binalarının yeri netleşmiş; Hamikoğlu Hanı ile doğumevi arasındaki alan bu yapılar için belirlenmiştir. Süreç boyunca farklı aktörler arasında teknik, ekonomik ve ideolojik temelli tartışmalar yaşanmış; “Türk mimar–yabancı mimar” ayrımı üzerinden milliyetçi söylemler de öne çıkmıştır. Nihayetinde 1936’da başlayan inşaat süreci çeşitli aksaklıklara rağmen ilerlemiş ve 1941 yılında hükümet konağı tamamlanarak hizmete açılmıştır. Bu süreçte şehir merkezinde önemli yıkımlar gerçekleştirilmiş, yeni çarşı alanları ve modern yapılar inşa edilerek Malatya’nın fiziksel dokusu köklü biçimde değiştirilmiştir.
İmar planı tartışmalarının temelinde, resmi yapıların şehir merkezinde mi yoksa dışında mı konumlandırılacağı sorusu yer almıştır. İnönü ve Jansen’in merkezde yoğunlaşmayı savunan yaklaşımı kabul görmüş; bu tercihin hem ekonomik dengeleri koruyacağı hem de şehir bütünlüğünü sağlayacağı düşünülmüştür. Ayrıca Jansen’in “bahçe şehir” anlayışı doğrultusunda, yeni şehir düzeninde geleneksel unsurlar ile modern yapılar arasında görsel ve mekânsal bir ilişki kurulmaya çalışılmıştır. Tartışmalarda kullanılan terminoloji (hükümet kurağı, uray vb.) ise Cumhuriyet’in yalnızca fiziksel değil, dilsel ve kültürel bir dönüşüm hedeflediğini göstermektedir.(3)
Jansen’e göre resmi binaların merkezde yapılması ile hem eski şehir merkezine uzak düşmemiş olacak hem de yeni camiden bakınca resmi binalar görülmüş olacaktır.
Jansen’in yeni cami ile resmi bina grubunun birbirini görebilmesi isteğinin nedeni tam açık değildir. Jansen, yeni rejimin güç sembolü Hükümet Binası ile “eski rejimin” güç sembolü olarak algıladığı camiyi aynı konseptin içine alarak bir mesaj mı vermek istedi.?
Bir başka ihtimal de Jansen’in “anti-urbanist” ve “anti- modernist” düşüncesinden kaynaklanmış olabilir. Zira Jansen, batıda bilhassa Almanya’da başlayan kentleşme modellerinin, modernleşmenin en acımasız yönünü temsil ettiğini, dolayısıyla insanın huzurunu esas almadığını düşünen akımın temsilcisidir.(4) Ankara’da örneklendirilen “Bahçe Şehir” düşüncelerinin mimarı da olan Jansen’in Malatya’da şehir planlamasını yaparken Osmanlı–İslam şehirlerinin en temel yapılarından biri olan camiyi (Yeni Camiyi) Kemalist Modernleşmenin sembolü olan Hükümet Konağı ile aynı konsept içine almış olması dikkat çekicidir.
Şehir meclisinde şehir planı tartışılırken “Türk mimar”, “yabancı mimar” tartışmasının yaşanmış olması, Türk milliyetçiliğinin şehir planlamasındaki tezahürü olarak görülebilir. Mecliste: “Jansen’in yabancı, Semih Bey’in Türk olduğu” ve “Türk bilgisine saygı göstermeliyiz” çıkışının yapılmış olması dikkate şayandır.
İmar planı tartışmalarında kullanılan dilde hayli dikkat çekicidir. Kemalist iktidar yeni bir şehir inşa ederken bu yeni şehrin dilini de belirleme çabasındadır. Türk milliyetçiliğinin bir tezahürü olarak ortaya çıkan bu kelimelerin bir kısmı şöyle:
- Hükümet Kurağı= Hükümet Konağı/binası
- İlbay(lık)= Vali(lik)
- Şarbay(lık)= Belediye reisi (Belediye binası)
- Uray Kurağı= Belediye Binası
- İnhisarlar Kurağı= Tekel Başmüdürlük Binası
Kemalist Şehrin İdeolojik Elemanları
Kemalist kadronun, mimar Jansen’in planlaması ile Malatya’da uygulamaya koyduğu imar düzenlemesinin sanıldığının da ötesinde ideolojik anlamlar yüklediğini görüyoruz. Şöyle ki,
1-Hükümet Konağı/Binası: Geleneksel Osmanlı–İslam mimarisinin egemen olduğu Malatya’da Cumhuriyet sonrası yeni rejimin en görkemli bina elemanlarının başında Hükümet Konağı (Valilik) gelir. Rejimin otoriter düzenini ve iktidarın gücünü sembolize eden hükümet konağı eski şehrin tam merkezine inşa edildi. Kentin tam orta yerine inşa edilen Hükümet Konağı hem mimari yapısı hem de mevcut bina elamanları arasında en büyük olma özelliği ile halkta saygı ile beraber korku ve sakınma hislerini uyandıracak nitelikte idi.(5)
2-Hükümet Meydanı: Birçok şehirde Cumhuriyet Meydanı olarak adlandırılan hükümet meydanı kentin modernleşme projesinin omurgasını oluşturmaktadır. Hükümet meydanı yeni rejimin ortaya koyacağı değerlerin bir araya toplandığı mevki olarak belirlenmiş ve simgesel anlamlar yüklenmiştir. Hükümet meydanı ulus- devlet kimliğinin toplum tarafından içselleştirilmeye çalışıldığı, Batı kökenli kamusal alan kavramının yönetici elit tarafından uygulamaya konduğu alanlardır. Hükümet meydanı aynı zamanda, çeşitli törenler ve mitingler ile rejimin siyasal gücünün halka sergilendiği yerler olmuştur.(6) Hükümet meydanları faşist uygulamalar olarak da değerlendirilmiştir.(7)
3-İstasyon Caddesi: Hükümet binası ile tren istasyonu arasında yer alan cadde birçok cumhuriyet kentinde istasyon caddesi olarak isimlendirilmiştir. Malatya’da Hükümet Konağından kavşağa kadar olan caddeye İnönü Caddesi, kavşaktan tren garına kadar olan caddeye ise istasyon caddesi olarak isimlendirilmiştir.
Kenti merkezi otoriteye bağlayan istasyon ile hükümet konağını birbirine bağlayan caddeler genellikle “İstasyon caddeleri” olarak isimlendirilmiştir. Söz konusu bu istasyon caddeleri ulusal kimlik arayışında önemli rol oynamışlardır. Hükümet Konağı ile İstasyon Caddesi üzerinde yer alan Tekel, Bez ve İplik Fabrikası, Bankalar, Sinemalar, Fabrikalar ve bunlara ait lojman ve gazinolar kentin dönüştürülmesinde önemli işlevleri olmuştur. İdeolojik tercihlerle yeniden biçimlendirilen “bu caddelerin değişen sosyal ve kültürel değerlerin, çağdaş bireylere aktarıldığı, yeni yaşam pratiklerinin deneyimlendiği bir uygulama alanı olduğu söylenebilir.” (8)
Caddenin sonlandığı istasyon ise; lojmanlar, sosyal tesisler, atölyeler, parklar ve diğer binalar ile kolektif yaşam alışkanlıkları sunan unsurlar taşır. Dolayısıyla caddeler sadece istasyonu kent merkezine bağlayan sıradan bir yol olmadığı, modernite projesinin Anadolu kentlerindeki uygulama alanı olduğu söylenebilir.(9)

4-İstasyon Binası (Tren Gar’ı): 1934 yılında yapılan Malatya Gar Binası (İstasyon Binası) Cumhuriyetin modernleşme yüzünü yansıtan en önemli elemanlarından biridir. Cumhuriyetin bu yeni yüzünü daha iyi yansıtmak için yabancı mimar ve dekoratörler çağrılmıştır.
1930’lu yıllarda yapılan demiryolu istasyonlarının prototip tasarımı, merkezi devletin taşraya uzanmasını simgeleştiren, tekrara dayalı, kolayca taşınabilir modern bir yapıdır. Malatya, Sivas, Diyarbakır ve Manisa istasyon binaları söz konusu bu modernleşmenin örnekleri olarak gösterilmektedir.(10)
Sonuç itibariyle, Cumhuriyet’in ideolojik şehir modeli, Malatya örneğinde görüldüğü üzere yalnızca fiziksel bir imar faaliyeti değil, aynı zamanda yeni bir toplum ve kimlik inşasının mekânsal tezahürü olmuştur. Hükümet konağı, meydan, istasyon caddesi ve gar binası gibi yapılar, ulus-devletin otoritesini ve modernleşme iddiasını somutlaştırırken; tartışmalar, yerel aktörlerin ve milliyetçi söylemlerin bu sürece nasıl yön verdiğini de göstermektedir. Malatya’nın imar serüveni, Cumhuriyet’in erken döneminde şehir planlamasının ideolojik bir araç olarak kullanıldığını ve geleneksel Osmanlı-İslam kent dokusunun yerine modern bir Cumhuriyet kimliğinin yerleştirilmek istendiğini açıkça ortaya koymaktadır.(11)
Dipnot-Kaynakça
1-Sıdıka Çetin, Erken Cumhuriyet Dönemi İstasyon Caddelerinin Modernleştirici etkileri üzerine bir inceleme, www.az.itu.edu.tr
2-S. Çetin, a.g.e, Makalesi
3-C. Yalvaç, Vilayet Konağı, 11 Eylül 2011, Malatyahaber.com
Makalesi
4-Aykut Kansu, Jansen’in Ankara’sı için örnek bir “Bahçe Şehir” ya da SIEDLUNG:”Bahçeli Evler Yapı Kooperatifi”, 1934-1939 Toplumsal Tarih Dergisi, Temmuz 2009)
5-Levent Uluiş, Lörcher’in Ankara’sı: Anti Modernist ve Otoriter Eğilimlerini yansıtan bir şehir tahayyülü, Toplumsa Tarih, s.187, Temmuz 2008.
6-L. Uluiş, a.g.e, Makalesi; Neşe Gurallar, Ankara Bakanlıklar Üçgeninin Şekillendiği Toplumsal Tarih, Temmuz 2009.
7-Bülent Duru, M. Kemal Döneminde Ankara’nın İmarı (Cumhuriyetin Ütopyası, Ank. Ün. Yayınları, 2012 )
8-S. Çetin, a.g.e, Makalesi
9-S. Çetin, a.g.e, Makalesi
10-Neslihan Dalkılıç, (Yrd. Doç.) – F. Meral Halifeoğlu (Yrd. Doç.), Cumhuriyet Dönemi Mimarlığı Erken Cumhuriyet Döneminde Diyarbakır’da Kamu Binaları: 1923 – 1950 (Yıldırım, 2007,” Türkiye Demiryollarında İstihdam Edilen Yabancı Uzmanlar (1925- 1950)”, Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, Cilt: XXIII, Mart- Temmuz – Kasım 2007, Sayı:67,68,69)
11-Bu makale yazarın, “Malatya Geçmişten Günümüze ŞEHRİN SERÜVENİ” adlı eserinden derlenmiştir. Malatya Büyükşehir Belediyesi Yayınları, 2. Baskı: 2021