Prof. Dr. Esin Emin ÜSTÜN

Kaç yaşına gelirseniz gelin yaşam için çaba göstermek ve asla bundan vazgeçmemek gerekiyor.

Aslında yaşam her gün yeni başlayan bir savaş.

İçimizde ortaya çıkabilecek karanlığa göz yummak değil ışığa ve aydınlığa izin vermeliyiz ki, bu savaşın içinde yer alsın o da bizim için.

Sahte bir yaşamın zamanla tükenmesine karşın gerçek yaşam asla tükenmez.

Bir gün bizi sırtüstü yere yapıştırsa bile, üstümüzde parlayan yıldızlar olduğunu bildiğimizden kalkıp yeniden başlarız.

Yaşamda insanın kendisine iyi bir isim sağlaması, bu ismi sürdürebilmesi ve gerektiğinde herkes için her şey olabilmesi ne güzel bir insanlık davranışı.

Yaşamdaki sevinç, kendi dizginlerimizin kendi elimizde olduğunu bilmektir.

Düşünsel gücümüz yaşamda kendimizden emin olup ödün vermememiz gerektiğini açıklar bize.

Hayatı kaybetmekten daha acıdır yaşamın anlamını kaybetmek. Dünyaya gelmek seçimimiz olmadığından sunulan ve bize verilen yaşama anlam katmak zorundayız.

Katacağımız anlam paylaşım, dürüstlük, doğruluk ve kin değil içten sevgi olmalıdır.

Bazen bu yaşamda o denli büyük sorun yumrukları yiyoruz ki, kocaman denilen gerçekte küçük bir yumruk büyüklüğündeki yüreğimiz bile bunlara dayanabiliyor.

Kolay değil yaşamak aslında...

Bunu çocuklukta çözmeye başlayanlar ve insanın başına ileride her şeyin gelebileceğini erken öğrenenler sorunlara daha kolay çare bulabiliyor belki de.

Bazı insanlar kendi paylarına düşen çabayı göstermeden başkalarının onlar için bir şeyler yapmasına çaba göstererek yaşamlarını boşa harcıyorlar.

Bu yaşamak değil. Üst akıl ise, gerçek yaşamı bulma gerekliliğidir.

Yenilgilerimizi ve bir yaşam boyu biriktirdiklerimizi birlikte taşıdığımızda bu bıktırıcı ağırlıkların bizi özel birisi değil yalnızca üzgün ve mutsuz bir yapmaya yaradığını kavramamız gerekiyor.