Prof. Dr. Esin Emin ÜSTÜN

Atalarımın, köklerimin olduğu Malatya yanı sıra; 
Diğer kentlerimizin görünümleri, zorlukları, 
Orada yaşanan acılar beni paramparça etmeye devam ediyor.

Büyük bir felaketi yaşadığımız şu günlerde; 
'Keşkelerin' yerini 'İyikiler' alsaydı her şey daha farklı olabilirdi.

-Yirmi yıldır bilime, bilimsel düşünceye uzak, rant düşkünü ve vicdanı noksan;   Yöneticilere, görevlilere inanmasaydık.

-Deprem felaketini kadere, takdire, yazgıya bağlayan din insanları ve televizyon   kanalları olmasaydı.

-Beyinleri sürekli;
''Deprem kaderdir! Yazgıdır!'' diye bombalamak yerine, 
'Deprem öldürmez, bina öldürür!'' diye aydınlatsaydık.

-Fay hatları üzerine havaalanları yapmamış olsaydık.

-Felaketin yaşandığı günlerde; ayrıştırıcı, kırıcı ve yaralayıcı değil, birleştirici   konuşmalar yapan sorumlularımız olsaydı.

-Afet durumunda acil 'Sahra Hastaneleri' kuracak donanımlı 'Askeri Hastanelerimiz'   bulunsaydı.

-1999 depreminde olağanüstü çabası kanıtlanan 'Akut' ve donanımlı 'Mahruki' de   aramızda olsaydı.

-Afet anında bölgede 'Acil' bir plan ve disiplin içinde görev yapacak, 
Bu konuda eğitimli 'Mehmetçiklerimiz' hemen yanımızda olsaydı.

-İlkokul döneminde tanıyıp '23 Nisan Bayramlarında' boynumuza taktığımız teneke   kumbaralarda yakaya rozet takarak onun adına minicik paralar topladığımız 
'Eski Kızılayımız' olsaydı.

-Bu ağır felaketi yaşamamak ya da az hasarla atlatabilmek için;
Kayırmaları, rüşveti,
Dönen dolapları,
Ahbap ilişkilerini,
Kemikleşmiş rant oyunlarını,
Yönetim-Müteahhit bağını,
''Oylarımızla'' daha önce çözebilseydik,
Doğru gücü de yakalamış olacaktık işte o zaman.

Tarım alanlarına, börtü böceğin, canlıların yaşam yerine,
Beton yığınlarını diktiğimizde 'Doğanın' bir gün,
Bunun hesabını bizden soracağını da düşünmeliydik.

_________