"Sizin Allah'ınıza Gurban!."
Mustafa Bahadır ALTAŞ
Yeminli Mali Müşavir
mailto:[email protected]
Bundan yaklaşık otuz beş yıl önce 1992 yılının temmuz ayında üzerindeki siyası baskılardan kurtulmak üzere 16. kayısı festivaline katılmak için Malatya ya ziyarette bulunan Turgut Özal, havaalanından şehir merkezindeki miting alanına kadar kendisini karşılamaya gelen ve alanda kendisini coşku ve sevgiyle bekleyen ve sahip çıkan on binlerce Malatyalı hemşerisini görünce bu tablo karşısında onlara hitaben “çok sevgili çok aziz benim kıymetli hemşerilerim hani sizin bir tabiriniz var ‘Allah'ına gurban’ diyorsunuz” diyerek adeta kendisine gösterilen ilgilen duyduğu memnuniyeti dile getirmiştir. Bu tarihten sonra "Sizin Allah'ınıza gurban" sözü Turgut Özal ile Özdeşleşmiş ve bu hitap, siyasi tarihte hafızalarda yer etmiştir.
Bugün 17.Nisan Turgut Özal’ın aramızdan ayrılışının 33.yıl dönümü aradan geçen bu sürede geriye dönüp baktığımızda Türk siyasi hayatında önemli bir yeri olan Malatya’nın ve Malatyalı siyasilerin ve bürokrat yokluğu ciddi bir şekilde hissedilmektedir.
Depremin 3. Yılında depremin yaralarını sararken yaşadıklarımız, şahit olduğumuz çaresizlikler ve yönetenlerin yetersizliği ile bir kez daha anlıyoruz ki onun yokluğu ülkemiz kadar Malatya ve Malatyalılar içinde çok önemli bir kayıp oldu.
Turgut Özal’ın Başbakan ve Cumhurbaşkanı olduğu 1983-1993 yıllarını kapsayan on yıllık dönemde Türk siyasetinde ve ekonomisinde önemli değişim ve dönüşümler yapmıştır. Bu dönem Türk siyasetinde ve ekonomisinde “Özallı yıllar” olarak anılmaktadır. Özellikle "Düşünce Hürriyeti" evrensel anlamda "Din ve Vicdan Hürriyeti" ile "Teşebbüs Hürriyeti" konusunda atılan adımlar çağdaş demokrasi adına önemli kazanımlar olmuştur.
Özal "Ciddi hatalar yapmazsak, 21. Yüzyıl Türklerin ve Türkiye'nin olacaktır." Diyerek eğitim, sağlık, yüksek teknolojiyi gelecek için hedef olarak ortaya koymuştur. Bugün bölgemizde ve dünyada yaşanan siyasi ve ekonomik gelişmeleri gördükçe 35 yıl önce söylenen bu sözün kıymeti bugün daha iyi anlaşılmaktadır. Bu onun ileri görüşlü öngörüsünün, teknolojiye ve modernleşmeye olan ilgisinin en önemli göstergesidir.
Soğuk Savaş'ın bitimi, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliğinin (SSCB) dağılması sonrasında Türkiye'nin dış politikasını geleneksel yapısından çıkarıp SSCB içinde yer alan bağımsızlığını ilan eden Türk soydaşı ülkelerle yakından ilgilenmiş bu konuda ilk adımın atılmasını sağlamıştır. Türkiye'nin bölgedeki etkisini artırmak için Orta Asya ve Türk Cumhuriyetleri ile ikili kültürel, ekonomik ve siyasal ilişkilerin geliştirilmesinde etkin rol üstlenmiş ve Türk dünyası ile ilişkileri "egemen ve müsavi devletler" prensibiyle geliştirerek, Türk iş birliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığını (TİKA) kurarak Türk soydaşı ülkelerin liderlerini bir araya getirerek iş birliğinin kurumsallaşması için çaba harcamıştır. Türkiye'nin dünya siyasetinde aktif olarak rol almasına çalışmıştır.
Özal’ın Başbakan ve Cumhurbaşkanı olduğu dönemlerde Turgut Özal ve Malatya ilişkisi her zaman günlük siyasetin dışında geçmişte İsmet İnönü’ye gösterilen sevgi ve sahiplenme duygusu ile şekillenmiştir. Özal şahsında tipik Malatyalı özelliğini taşıyan yapısıyla birinci adam ve belirleyici olan kişi olma konusunda hiçbir şekilde taviz vermemiştir. Özal, İsmet Paşa ile başlayan Malatyalılık ruhunun, Malatyalıların bedeninde vücut bulmuş halidir. Bizim için Özal artıları fazla olan bir siyasetçi, bir devlet adamı ve hepsinden de önemlisi has ve samimi bir Malatyalıydı.
Unutmayalım “Geçmişe vefa duymak, bugüne ve yarınlara da saygı duymak demektir” Türkiye Cumhuriyeti'nin 8. Cumhurbaşkanı Merhum Turgut Özal’ı vefatının 33. yılında saygı, sevgi ve rahmetle anıyoruz. Ruhu şad mekanı cennet olsun.




